Ana içeriğe atla

Kayıtlar

insan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Elif'in İnziva Sayfası

 Uzun bir aradan sonra ''Merhaba'' En son yazımı ne zaman girdiğimi bile hatırlamıyorum ama bu gün yazmak istedim yeniden...Yine içime konuşma dönemlerinden birindeyim galiba! 😌Yine bir yabancı müzik frekansı açık radyoda , karşımda ışıl ışıl İstanbul manzarası ve gece tüm gizemi ve sessizliğiyle... yoldan geçen arabaların sesi bile engel olamıyor bu sessizliğe! Güzel bir gece ... Kavramlar kargaşası dünyadan sıyırılıp kendi köşesine çekilmiş, sessizce çalan radyodaki caz müzik kadar yabancıyım bu aralar bulunduğum ortamlara ,insanlara ,gördüklerimize duyduklarıma hatta konuştuklarıma...laf olsun diye gezmek torba dolsun diye konuşmak misali... Beni birilerinin anlamasını hiç beklemedim,  biliyorum ki beni benden başkası zaten anlayamaz, anladığını söyleyenlerinde  önyargıları (hüsnü zan ya da sui zanları olur)var onun için ne sizi ne de beni kendimizden başkası anlayamaz. ''Anlamıyorlar'' diye kızmanın da anlamı yok anlayacağınız ! Bu gün uzun uzun hay...

İnsanları Sevin ,Sevmeseniz Bile İzleyin !

L isede herkes arabesk ya da ilahi dinlerken ben New kıds on the block,George Mıchael ve Tarkan dinlerdim (düşünün İmam-Hatip'teyim) ve bunlar yıllar yıllar önceydi zamanını da göz önünde bulundurun...Arkadaşlarım kitap okumayı sevmek yerine kafelerde vakit geçirmeyi tercih ederken ben Sofinin Günlüğü'nü okuyordum (okumaz olaydım)sınıftaki erkek arkadaşlar ''Entel2diye dalga geçerlerdi onları bile ciddiye alıp kızmazdım..Ama teee o zamanlar da bile laobaliliği sevmezdim (kararlılığım ve asabiyetim çocukluktan kalma yani)  U niversite zaten trajikomik seçimlerimin zaman dilimiydi...Başörtü zulmü damgasını vurmadan önce orada da garip bir tiptim. Dedemden kalma eski (belki de ikinci dünya savaşından kalma :D )bir deri montu tamir ettirmiştim onu giydim yıllarca... pardon bir de asker çantam vardı ...Gözünüzde gayet silik garip birini çizin işte... millet süslü püslü gezerken herkesden farklı kötü giyinen, onlar eğlenirken sinemada kitap evlerinde vakit geçiren biri iş...

Az bi Düşün !

Öyle koca koca diploması olan biri değilim aaman aman kitap okuyan biri de değilim sadece meraklı biriyim ve koca kafamı düşünmeye yoran dağdaki çoban abim gibi biriyim ama izlemeyi de çok severim.. Gözlemlemek hoşuma gidiyor yapacak bişey yok ! Yurtdışına hiç çıkmadım onun için Belgesel çok izliyorum ülkeler ve tarihleriyle ilgili Belgeseller çok ilginç mesela herkese tavsiye ederim ... Gördüğün anladığım kadarıyla dünyanın bir yerlerinde Allahın nimetlerinin hakkını verip çalışıp çabalayan ve bulunduğu herleri kendine Cennete çevirmeye çalışan birileri var ; evet tarihleri kan ile yazılmış olabilir hatta kendi refahları için başkalarını ezip geçen ve tüm nimetleri kendilerine kullanan birileri ! Onlar sefayı sürerken biz de akılsızlığımızın cefasını sürüyoruz maalesef olan bu ! İyi de adamlar dünyanın da Ahiretin de kendilerine ait olarak görüyor bu durumda seni beni insan yerine koymaması gayet doğal değil mi ? Asıl mesele, dünyanın fani bir imtihan mekanı olduğunu bilen...

İnsan En Güzel Kendini Kandırır!

Şimdi  dış cephe diye birşey çıktı evinizi sıcaktan ve soğuktan koruyan sentetik bir kaç kat koruma şekli. Hem ısı koruması yapıyor hem de evlerinizin daha güzel/bakımlı görünmesini sağlıyor bir nevi makyaj anlayacağınız!.. inşaallah işlerine giriş yapmayacağım ben çok farklı bir yönden dalış yapacağım bu dış  cephe makyajlamaya ! Bizim buralarda deprem görmüş (7.3 şiddetinde deprem görmüş evlerin bir dahaki depreme ne kadar dayanıklı olabileceğini varın siz hayal edin!) evleri dışcephe makyajlarıyla genç kıza döndürdüler (!) bir görseniz hayran kalırsınız o biçim yani ...Bir depremle o makyaj akınca ortaya çıkacak durumdan endişe duyuyorum ; benim duyduğum endişeyi inanın o binalarda yaşayanlar duymuyor ! Gerçi depremden sonra yapılmış binalardanki evlerin fiyatını görünce deprem bile görmüş olsa evlerinde kalıyor olmalarına da şaşırmıyorum ya neyse ,o apayrı bir konu ! Diyeceğim o ki hadi hasarlı ya da depremi yaşamış o koca koca binalarda kendiniz yaşayacak kadar cesu...

Güçlü Falan Değilsin !

Seni birinin birilerinin anlamasını beklemek bu dünyanın en trajikomik hayali bence ! Seni kim anlayabilir ki Allah aşkına ,birileri anlayabilseydi bir de sıkıntılarına çare olaiblirdi ama yok öyle birşey en iyi ihtimalle sıkıntılarını biraz ötelemene yardımcı olabilir en sevdiğim dediğin kişiler de.. Senin senden başka dostun mostun yok arkadaş,sen kendini iyi etmezsen kimse senin için bişey yapamıyor al sana beni haklı çıkaracak bir durum ! Moralin bişeyden dolayı bozuk diyelim ;sen de kafanı dağıtacak şeylerle meşgul olur ya da seni mutlu edecek kişilerle takılırsın bir süre ..Sonra moral bozukluğunun o bulutları dağılır gibi olur ama moralini bozan sebep taş gibi yerinde duruyordur yine sana kalmıştır tüm iş ; sen ve senin sabrınla beslenen iradene yani !! Bazen çalışır çabalarsın sevdiklerin mutlu olsun diye  ya da en büyük hayalin budur onları en güzel şekilde yaşatmak ya da ne bileyim evladındır en güzel şekilde yetiştirmek istersin ama ne uğraşların anlaşılır ne yap...

Kibirlenme İnsanoğlu !

neyse ben yine de masum bir foto kullandım yazıda Söylem başkadır nefreti,icraate geçirmek başka... gerçi devamlılığı olan nefret söylemi bir şekilde icraate de bürünür o da ayrı bir tehlike!... Birşeyden nefret ettiğinizde onu çağrıştıran herşey nefretinizi kabartır çünkü şeytan böyle şeyleri sever ve verdikçe verir gazı ki alevlensin nefret eteşi ve yayıldıkça yayılsın . Hele hele de nefretiniz bilmediğiniz bir şeyeyse kulaktan dolma bilgilerle beslemişseniz zanlarınızı ve sağır olmuşsa kulaklarınız hakikatlere ,size sizden büyük düşman olmamasının delilidir bu ! Mini etekli bir bayanın birine ne gibi zararı olabilir ? Ya da başıuı örten bir bayanın ya da tüm vücudu dövmelerle dolu küpeli bir genç erkeğin... Hatta bir rahibenin ya da cüppesiyle gezen herhangi  birinin...Özellikle de  size gelip sizi kendi gibi giyinmeye zorlamıyorsa neden korkarsınız da nefret edersiniz bir insanın dış görünüşünden dolayı ?  Hadi hoşlanmazsınız anlarım da niye saldırırsınız si...

Okumak !...

Okumak sadece bir fiil midir ? Okumak birinin gözlerindeki bakışı anlamanın da adıdır Sizi can kulağıyla dinleyen birinin samimiyetini hissedebilmektir mesela ! Size aşık olduğunu zanneden kişinin yüreğindeki sevgisizliği dolduruyor olmanızı görebilmektir bazen de ... Kısacık bir muhabbette yüreğini ısıttığınız kişinin tebessümünden teşekkürüne dokunabilmek ya da ! Birinin  ''İyi ki varsın!'' sözünün içinde kendinizi görebilmek, İhtiyaç sahibi kişiyi halinden anlamaktır okumak... Nefretini kusan kişinin içinde kalmış insani yanını okuyabilmek . Kuşların davranışlarından kendinize dersler çıkarabilmek , İnsanlığın kendi kendini yok edişini izleyip göz yaşı dökmek gidişatı düzeltemeyeceğini bile bile ümitle... İyi niyetinizin  hissedilememesinin anlaşılmamasına üzülmek, Çaresizlik karşısında dua için yürek açmaktır okumak... Zirve ile zerre arasında hiç ile hep olmanın farkında olmaktır belki de okumak!... Sevgi ile bakmak herşeye rağmen sevgi ile yaşamaktı...

Başaramadık !...

Hepimiz siyah olsaydık, aynı dili konuşsaydık, fikirlerimiz hep aynı olsaydı ,zevklerimiz de seçimlerimiz de bir olsaydı...Olmasaydı birimizin diğerlerinden farkı !.. Bir tek insan olduğumuzu kabullenemedik, yoktu bir birimizden üstünlüğümüz, farklarımızla güzeldik bilemedik be dünya ......çirkin sesi olanın o güzel bakışlarını göremedik tıpkı ayrı diller konuşsak da sevgi dilinin anlaşmak için yettiğini göremediğimiz gibi... Bırakmadık ki insanlar kendi hayatlarını yaşasınlar istedikleri gibi inansınlar... ne yaşattık ne de kendimiz yaşadık !... Bırakmadık ki Allah ile aralarında kimseler ve kimselerin kirli düşünceleri olsun !...İnsan olmanın anlamı çözemedik ki kıymetimizi bilelim kıymet bilelim... Bİz, hep yanlışlar yaptık da yanlışın yanlış olduğunu bilemedik.... Tutamadık dilimizi ,temiz haliyle koruyamadık yüreğimizi...kin ile nefret ile  lekeledik üzerini de önyargıyla mühürledik ....Yalan üstüne yalanlar söyledik sevgilermizi ayaklar altına aldık. Gülümsemeler...

Tefekkür !

Hiç kimseyi ve hiç kimsenin inancını sorgulamam ..Kimi tefekkür için deniz kenarına gider dalar uzaklara, kimi alır eline tesbihini çeker(!) sabahlara kadar ,önemli olan yapılan değil yapılan şeyin insana hissettirdikleridir... Bilim insanı olmayı çok isterdim (bunu yaşım ilerlediği dünyanın maddi şeylerinin çok da önemli olmadığını idrak etmeye başladığı zaman söylüyorum!) eğer yaratılan tüm şeyler bizi O'na götürmüyorsa kayıbımızın tarifinin adı Cehennem olabilir ! Ümitsizliğe kapılmışlığım öyle çoktur ki canlıların bir birlerine zarar verdiklerine şahit oldukça !...Ne bitkilere ne hayvanlara ne de insanlara saygımız (!) kalmadı böyle bir ortamda yaşamaya çalışıyoruz insanlık olarak...Din için öldürüyoruz, para için menfaat için öldürüyoruz, daha çok yemek için sömürüyor kibrimizi taçlandırmak için yok ediyoruz Allah'ın yarattığı ayetlerin üzerlerin basıp geçiyor hiç düşünmeden yolumuza devam ediyoruz...ah biz insanlık kendi felaketimize koşuyoruz ! Dünya ile ilgili en ...

Kayıp Aranıyor !

Sanki bir duman gelmiş solukla insanların bünyesine yerleşmiş ve düşünme melekelerini kullanamaz hale getirmiş gibi ! Önemli olanlar ötelenmiş, en boş şeyler önemli olmuş ! İnsanlığın ciddi anlamda tatil(!) ihtiyacı var öyle böyle değil adam akıllı bir tatile (ıssız adalarda kafasını iki elinin arasına alıp düşünecek şekilde)ihtiyacı var ! Dünyayı ne hale getirdiğine uzun uzun bakmalı ''insanlık!'' Var olan tüm canlılara  dünyayı nasıl da yaşanmaz kıldığını görmeli !... İnsan olmasa, Dünyanın tüm canlılara Cennet olduğunu ve Şeytanın Rabbine verdiği sözü nasıl da usanmadan tuttuğunu fark etmeli ve aklını başına almalı ''insanlık!'' Gerçi ''İnsanlık''diyorum ama yanına bir de ünlem işareti koyuyorum varlığından şüphede olduğum için ! İnsan/lar var ama insanlık yok gibi ; yanılıyorsam bunca zulüm neden nasıl işleniyor ? Bu olanlar asla bitkilerin ya da hayvanların suçu değil tek suçlu nefsini ilah edinmiş, varlığını üçbeş kuruşa, dünya me...

Nev-i Şahsına Münhasır

Sevgili Günlük (kendi kendime korkusuzca konuşabildiğim tek mekan !) Nassın bakem ! (yazar burada Türk dil kurallarına gasp etmeye başlar!) Günler günleri kovalıyor ve hızına kimseler yetişemiyor ve biz de ihtiyarlıyoruz (daha bi ihtiyatlı oluyoruz ) be günlük ... Güzel günler olmuyor da değil ama gün geçtikçe dünyadan daha bi hızlı kopmaya başlıyoruzda ; yok yani çok iyi şeyler oluyor da biz mi bağlanmıyoruz !!! Bak şimdi S.Günlük sırf içimdeki enerji canlı kalsın da yazıyı bitirebileyim diye abudik kubidik pop müzikler dinliyorum düşün halimi (çaktın sen durumu ;) ) İlk sırada Demek Akalın var ; var git düşün haleti ruhiyemi vuuuuu ! Neyse az bi ciddiyetimi takınayım da senin de olmayan moralini bozmayayım Günlük...Dünya bildiğin dünya  ; adaletsizlik, zulüm, zenginle yoksul arasındaki uçurumun hiç durmadan devam ettiği ,güçlünün (biz ona zalim diyelim) güçsüzü elini kolunu sallaya sallaya ezdiği bu duruma ''Dur!'' diyeceklerin sayısınında tek tük çıktığı Dünya...

Belgesel İzlememek Lazım Akla Zarar !

  Belgeselkolik (!) biri olduğumu bilmeyen kaldı mı bilmiyorum kaldıysa da şimdi öğrenmiş oldu işte.. Özellikle kainatla( uzay, gezegenler, yaratılış...) ilgili belgeselleri izlemeyi seviyorum.Ve tabi ki bir de kuşlarla ilgili belsegelleri....  Konuyu yine dine bağlayacağım ama benim suçum yok(!) her konu beni dinime götürüyor .   Şimdi yüreği güzel ,niyetleri temiz ,iyilik yapmak için fırsatları kaçırmayan dostlar , Belgesel izledikçe daha asabi biri oldum çıktım... Neden mi? Şundan dolayı; şimdi adamlar öyle şeyleri araştırmaya ömürler harcamışlar ki biz onları zaten düşünce dünyamıza almamışız bile !   Adamlar kainatın yok oluşuna dair yıllar süren araştırmalar yapmışlar ve bunu dünya ile paylaşmışlar.Sonra başka birileri çıkmış atomu incelemiş, ilk patlamayı (Big Bang) araştırmış ... Birileri çıkmış nanoteknolojiyi bulmuş başka birileri Ay'da Mars'ta hayat var mı onu araştırıyor ... Karıncaların yaşamını inceleyenleri mi istersiniz , Hipopotamların ala...

Nasıl mıyım ?

İnsan, haykırmak istiyor içinde ne var ne yoksa!... Bir umut sanki, kurtulur sanıyor içindeki biriktirdiği hüzünlerden ama nafile... biriktirmeye alışmış bir kere bünye, acısına alışmış ağırlığını benimsemiş yaşayıp gitmekte... Sağına dönsen haksızlık, soluna dönsen adaletsizlik ileriye baksan ümitsizlik ..ne yöne dönersen dön bir çıkmazlar yumağı..''İnsanlık'' mı dedi biri! Yok ulaşılamıyor kendisine, size onun yerine nur topu gibi menfaat canavarı versek ! Hoşlanmadınız değil mi ama bu yaşamın bir gerçeği; hoşlansanız da hoşlanmasanız da ... Önce güveni kapattık köhne köşelere sonrada menfaati saldık meydanlara sonrası bitmek bilmeyen dram dizi serisi...Çık çıkabilirsen içinden... Akrabalıklar,arkadaşlıklar ve ne acıdır ki dostluklar da menfaatlerin sınırına kadar gidip orada zombileşmeye başlar oldu. Şikayetlerimiz de kâr etmiyor bu gidişatı düzeltmeye, her şey beyhude ! Cehalet, her devirde şeytanın sağ kolu; insanları kuru yaprak misali rüzgarın estiği yöne s...

Çok Özelim !

Benim gibi bir tane daha yok; çok özelim ! Ve senin gibisi de yok ,onun gibisi de yok; siz de özelsiniz.. Şu var ki;  Ben/Sen/O olmasa bizim yerimize bir başkaları olacaktı ve bu düzen sürüp gidecekti tıpkı şimdiki gibi. Onun için, özel olmakla hiç olmak arasındaki bağı iyi anlayıp haddimizi bilmemiz gerekir!

Sahte İnsanlar Sahte İyilikler !

Merhaba Günlük, Her şeyimiz sahte ; buna neden zamanın acımasızlığı mı yoksa biz zaten bu muyuz karar veremiyorum! Sevgilerimiz sahte, yardımlarımız, iyiliklerimiz,sözlerimiz ... Nereden mi geldi aklıma ? Çünkü bizler egomuzu tatmin için sevmeyi deniyor sevilmeye talip oluyoruz.Sevgilerimiz merhametten ve samimiyetten uzak...Çabuk unutulan cinsten ve sabır denen nimeti zerre barındırmıyor içinde.En ufak tartışmada ''Sen zaten hep böylesin..'' , ''Sen önceden de buna benzer bir şey yapmıştın'' diye saklanan nefretleri kusuyor bizim sevgilerimiz sevilmelerimiz.. Evet sevgi nedensiz olmaz ama nedenlerimiz de çok önemli! Maddi beklentilerin olduğu hislerin adı kesinlikle sevgi değil bu konuda anlaşalım günlük manevi beklentiler de  duruma göre değişiyor ve sevginin boyutunu belirliyor..Ben'i büyütmek için sevmeler, ben'in aradan çekildiği (çekilmek zorunda kaldığı anlarda ) çirkin yüzünü gösterir ve biriktirdiği negatif düşünceleri kusar durur...

Hidayet

HİDAYET Kelime anlamı olarak  hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmek, doğru yola iletmek, dalâletten ve batıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak, yol gösterici, Kur’an, tevhid gibi anlamlara gelir. İlk bakışta hidayet küçük bir kelime gibi gözükse de aslında öyle değil derine inildikçe değişkenleşen yani göreceli bir kavram. Hidayeti verme yetkisi sadece Allah CC ye aittir. Kimse kimseye hidayet veremez sadece doğru yolu gösterebilir. En doğru yol gösterici ise tabiî ki Kuranı Kerimdir. Bakara suresinin 2. Ayetinde şu şekilde yazar. BAKARA: 2  İşte bu içerisinde hiçbir uygunsuzluk olmayan bir kitaptır. Muttakiler (rablerinden sakınanlar) için bir hidayet rehberi, bir yol göstericidir.  Hidayeti yalnızca Allah verir. Sadece ona teslim olmalıyız. Korunmak için muska , cevşen takanlar nazar boncuğu taşıyanlar Rabbimizin gücü ve kudretini inkar etmiş olurlar. Açıkçası şirk koşarlar. Hidayete ermek için ilk önce tam teslimiyet gerek...

Kolay Gelsin !

Bazen bir şeyi çok istersiniz ama Allah o istediğiniz şeyi öyle bir zamanda verir ki aradan çok zaman geçmiş olur ve elde ettiğiniz zaman o şeyin aslında çok da önemli olmadığını anlarsınız. Ve şöyle dersiniz :'' Rabbim iyi ki o zaman vermedin bu istediğimi'' Ya da istediğiniz gerçekleşmedi diye şükredersiniz. Nasılda bilmeden kendimiz için hiç de hayırlı olmayacak şeyleri ısrarla isteriz ! Neden ''hayırlısı'' deyip tevekkül edemeyiz ki! ..... Başına her gelen şeyi ders olarak alıyorum ,karşıma çıkan herkesi de öğretmen olarak görüyorum ;kimi nefsimi terbiye için çıkıyor kimi kalbime sevgi yüklemesi yapmam için, kimi eksik kalmış şükürlerimi hatırlatmak için kimi de bildiğimi/bilmediğimi/doğrumu/yanlışımı görebilmem için ayna olmak için....Sebepsiz bir şey yok ;bize sadece okumak ve ders çıkarabilmek düşüyor. Hayatını kim anlayabilmiş ki ben anlayacağım ama benim de kendimce ufak tefek çıkarımlarım var o da; insan sabrederse hiç ummadığı şeylerle ...

A Bak İyi İnsan !

Bazen insanların hatta insanlığın beyninin dumanlanmış olduğunu düşünüyorum! Nasıl acınacak hale geldiysek; iyilik yapan birini gördük mü hayret ediyor, mutlu oluyoruz (insanın insani özelliklerine şahit olmak lüksümüz olmuş haberimiz yok) Bir genç yaşlı birini karşıdan karşıya geçirdi ''vayyy!'' Şu kişi çok iyi biri biliyor musun ? Mahallede yaşlı biri var onun alış verişini yaptı geçen gün 'vayyy!'' Bizim orda bir kadın var mahalledeki universiye öğrencilerine ara sıra yemek yapıp gönderiyor ''Vaayyy!'' Ne muhteşem özellikler değil mi !!! La bunları insansak zaten yapmamız gerekiyor ,yapanların sayısı azaldıysa (ki siz buna nesli tükenmişlik de diyebilirsiniz) oturup da halimize ağlamamız gerekiyor ! Hiç tanımadığınız birine anlık bir iyilik yapın:  ne bileyim otobüs de ücretini ödeyin, ekmek kuyruğunda ekmek parasını ödeyin ya da hadi daha cömertseniz her hangi birinin faturasını ödeyin ve sonra surat ifadesini gözleyin o şok halini ...

Herkes Aynı Hayatta

Uzaktan bakınca hepimiz aynı gibi görünsek de farklıyız... Farklı zamanlarda benzer şeyleri (az ya da çok) yaşayan ,farklı insanlarız aslında.Hepimiz mutlu olduğumuz gibi acı da çekiyoruz..Güldüğümüz kadar ağlıyor,düşündüğümüz kadar düşünülüyor,çalıştığımız kadar kazanıyoruz...Kaybediyoruz, hüzünleniyoruz,seviyoruz,yanılıyoruz,kırılıyoruz,sinirleniyoruz..Hepimiz aynı dünyanın aynı duygularını yaşayan farklı insanlarıyız sadece...Yaşananlar aynı bakışlar farklı, sebepler benzer ama hissedilenler farklı... Bazen kibrimiz bize olması gerekenleri unutturuyor, kimimiz bunun farkına varıyoruz kimimiz de kibrimize uyup ilerliyoruz.. Bilmiyoruz bizi bunaltan nedenleri ve sürekli birilerini suçluyoruz.Sürekli birilerinde kusur buluyor onları eleştiriyoruz.Bir şeyi unutuyoruz,belki de en önemli şeyi unutuyoruz:Kendimizde eksik olan şeyleri ! Neler mi onlar ? Herkesin eksiğini yine en iyi kendisi bilir ama çoğumuz işimize gelmediği için bunu da öteliyoruz.. Gerçi eksiklikler hatalar i...

Böyle Bir Yolculuk Fena Olmazdı!

Dünyayı seviyorum.Çünkü çok güzel yaratılmış..Bir çok hayat zinciri var izlemeye değer.İnsanlar yalnız bırakılmamış binlerce canlı türüyle paylaşmış dünyasını;kendine benzemeyen ama kendi gibi canlı binlerce yaratılmış toplumların düzenini göz ardı ederek hem de... Hayatta hırsla istediğim bir şey oldu o da universitede gazetecilik okumaktı ve o da olmadı.Hırsın ve aşırı isteğin, hayatta kendini bir okul/iş/maddi şeyler için adamamak  gerektiğini de kana bulanmış yastığımı gördüğümde anladım!... İçerisinde hırs barındırmayan bir isteğim de var o da hala gerçekleşmedi gerçekleşir mi bilemiyorum onu da..Hayatı tamamen boşvermiş biri moduna girdim sanırım (!) Dünyayı sevmeme rağmen üzerinde ona dair elle tutulur hiç bir beklentim kalmadı.Ama hala seviyorum çünkü aklın alamayacağı bir düzen içerisinde ,muhteşem bir şekilde yaratılmış.İnsan gezdikçe,izledikçe, O'nun büyüklüğünü,güzelliğini hissediyor.Aklının anca belli bir bölümünü kullanabildiği şekliyle görebildiklerinde nutku t...