Ana içeriğe atla

İç Ses Başladı Yine !

Mehmet Erdem açık yine onun şarılarıyla tebessüm ediyorum dünüme ve şimdime... Benim ruh halime en çok etki eden ses ve şarkıların sahibi...buğulu ve farklı bir ses ve yüreğe dokunan benden şarkılar... Güzel be güzel... Arabaya atlayıp Mehmet Erdem şarkıları atıp flasha yüzlerce km gidebilirim bir an bile sıkılmadan , doğayı izle ,hızın heyacanına kapılırken tuhaf bir hüznün sardığı bir yolculukla yüreğimi dinlendirmek isterim ...ki yola devam edebilmem kolaylaşsın !

Öyle bir boşvermişlik halindeyim ki Cennetten kovulmuş insanın endişesi ile aklını kullanmaktan bihaber insanın arasında gitgellerdeyim ... İnsanların yorduğu bir insan ,en kopmuşundan...

Sevdalarının içinde ama daha başka sevdalara göz dikmiş nankör insan hali ....Şımarık da değil doyumsuz da değil sadece daha çok daha çok güzelliklere şahit olma arzusu bu ; olumsuzluklardan yorulmuş yüreği canlandırma talebi belki de... Başkalarına ışık verirken dibini aydınlatamayan ışık gibi ... yüzü gülerken içi ağlamaya yüz tutmuş bir oyuncak gibi !... Rüzgara kapılmamak için direnen ama kapılmanın rahatlığını da kıskanan güz yaprağı gibi..

Kendi kendini anlatmak değil aslında bu ,kendini Rabbine anlatmak gibi.. Yazmayı öğretene Yarattığının halini bildirme azmi mi desem nankörlüğü mü desem öyle karışık bir hal ama huzur veren cinsinden... Anlamaz kimse anlayamaz da bir tek O ve aczinden başka elinde bişeyi olmayan sen arasında ...

Bir sürü yapmak istediğin şeyin ardından yapabildiğin tek şey kıytırık da olsa yazabilme kabiliyetim ,içindekilerin fazlasını saklayıp azını ifade edebildiğin yazma işi... Hep filmlerde göl kenarındaki gözlüklü yazarlara hayranlığımdan oldu bu da  ;tembelliği , sukuneti, doğayı, gizemli gölleri, kuru yaprak hışırtısına olan ilgim sevgim çekti beni buraya....yine tembelliğim ve cesaretsizliğim de elime bir tek bunu verdi!...

Dünya öyle bir hızla dönüyor ki hiç bir şeye yetişemiyor insan ve bazı bazı da kendi kendini dinliyor işte.. sonrası tam tebessüm edecek gibi olcaksın bir hüzün kaplıyor yüreği hangisi gerçek hangisi yüreğinde sakladığın fark edemiyorsun ...Hayat üzerine yazılan denilen ne varsa bilmek okumak isterdim çünkü hepsi ayrı bir dünya... Amaaaannn işte hayat üzerine roman serisi yazılır da hala yazacak seriler kalır hepsi bir birinden renkli hepsi bir birinden gizemli ...

Mehmet Erdem onuncu defa dönüyor yazıyı bitireyim o da dinlensin... Güzel şarkı tavsiye ederim Sevgili okuyucu (varsa öyle biri/leri) https://www.youtube.com/watch?v=Ngo5tqcCYOY 

Kendine iyi bak ve kendini iyi tanı bu çok önemli emin ol....

Yorumlar

Ramazan dedi ki…
Öyle güzel bir yazıkı söylenebilecek her şeyi anlatmışsın bana sadece okumak düştü.İçindeki seni yazıya aktarmışsın çok güzel ifadelerle yazını okuyan var ara ara dolaşıyorum bloger sayfanı sıkı bir takipcin olarak yazmak duyguları en güzel dışa vurma yoludur.Bu yöntemi ilk defa bir cami imamında denedim hocamla hala görüşüyoruz mektubumu hiç unutmamış aradan 34 yıl geçmesine ragmen.Kardeşimle her vakit namaza giderdik kardeşimin sesi güzel oldugu için ezanı hep ona okuturdu her defasında bir bahane bulup minareye ezan okumaya kardeşimi gönderirdi ramazanda caminin anahtarını bize verirdi akşam ezanlarını okumamız için bir kere minareye çıkamadım ve bir gün aldım kalemı kagıdı elime döktürdüm ne varsa ve kardeşime dedim bunu hocaya ver.Ertesi gün öglen hoca gülerek beni çagırdı ramazan çık bakalım minareye heyecandan elim ayagıma dolaştı minareye nasıl çıktıgımı hatırlamıyorum o gün ilk ezanımı okudum minareden.Bazen yazmak konuşmaktan iyi gelir.Gecen cuma yine hocamla karşılaştım emekli olmuş nasılsın mektupcu ramazan diye karşıladı beni :-)
Elif Kararlı dedi ki…
Ergenlik döneminde nasıl bir dönem geçiriyorduysam artık annem bana bir mektup yazmış defterimin arasına bırakmıştı ... bana ders olmuştu o mektup :) Annemi okutmamışlar okutsalar eminim şimdi yüksek yerlerde olurdu hep diyorum kabiliyetlerimi ve muhalefet yanımı annemdem almışım duygularımı da babamdan... yazmak benim için de terabi gibi ...

Teşekkürler Ramazan Hocam,yazılarımı okumaya değer bulup bir de yorum bıraktığınız için...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...