Ana içeriğe atla

Tefekkür İnsanı Doğruya Yaklaştırır!

Şimdi eğri oturup (herkes eğri bi otursun hele!) doğru konuşalım !
Arkadaşlar bi deyiverin hele Atatürkü neden bu kadar kötülüyorsunuz ,gerçekten tahmin ettiğniz kadar kötü birimiydi ? Herkes herşey eleştirilebilir şüphesiz ama ifrat ve tefrit konusundan hep sınıfta kaldığımızı düşünüyorum!
Mesela;
-"Atatürk dedi ki:" denilen , "Atatürk şunları şunları yaptı bizi gavurlara teslim etti!" denilen şeylerin ne kadarı doğru olabilir ya da yalan?
- "Atatürk tüm İslam alimlerini astı ,Kuranı yasakladı!" deniliyor ne kadarı doğru ve ne kadarını gerçekten Atarürk astırmışdı  !
-"Şeriat ile devleti yönetmek yerine Batının kanunlarını getirdi, koca imparatorluğu yıktı!" deniliyor. Osmanlı Şeriata göre mi yönetiliyordu ya da Türkiye gerçekten şeriate (ki şeriat Kuran hükümleridir) göre yönetilebilir miydi ? şimdi durumumuz ne olurdu ? "Hani her işte bir hayır var"dı o söze ne oldu !
- Çoğumuz tarihin abartı ve yalanlarla dolu aktarıldığını düşünüyoruz peki aynı şeyler Atatürke o zamanlarda bile karşı olanlar için de geçerli değil mi onlar da abartı ile aktarmış olamazlar m; ssevenler de nefret edenler de geçerli aynı şeyler...
-Ya da şimdi bile Cumhurbaşkanımızın yaveri bir hain/ikiyüzlü/ajanken o zamanlar Atatürkün etrafındakilerin hain olmadığını ve "Atatürk" adı altında kötülüklere imza atmadıklarını nereden biliyoruz !
- Farzı misal bu gün idam çıksa ve RTE fetö ve Apoyu assa yarın öbür gün onların taraftarları RTEyi nasıl aktarırlar yarınlara !! Biz bu gün biliyoruz ki terörist başları ve onların hizmetkarları birer vatanhaini ve 15 Temmuz günü vatanımızı ele geçirmeye çalıştılar peki okuma yazma oranının çok çok düşük, kağır kalem miktarının çok çok az oldu bir ortamda bunların yarına taşınırken ne derece doğru aktarılabileceğini bi düşünün ! 
Amacım kıyaslama falan değil asla, sadece en azından ifrat ve tefrit konusunda biraz tefekkür edelim niyetindeyim ... Hiç kimse eleştirilemez değil (kanunlarla korunuyor olsa da Gazi Mustafa Kemal Paşa da buna dahil) ve hiç kimse kusursuz değil şüphesiz... Ama nefret etmeden önce herkes objektif olarak dinlenmeyi ve tanınmayı hak ediyor. Hüküm verirken neye neyimize güvenebiliriz ki : üstelik yazılı aktarımların doğruluğundan şüphedeysek ! 

Bir taraf iyice yüceltip korkuya dayalı saygı oluşturmaya çalışıyor bir taraf nefretine körü körüne köle oluyor ! Hiç kimse orta yolda düşüneyim demiyor gibi ! Sevgide de nefrette de hep hata yapmışız aynı hatada da ısrar ediyoruz gibi !

Yorumlar

Begonvil Sokağı dedi ki…
Akıl ve vicdan, kullanıldığında hele beraber kullanıldığında şaşmaz terazi. Kulaktan kulağa oynar gibi tarih aktarımı veya durum analizi yapılmaz. İnanç bile olsa kimse kimseye neden deme hakkına sahip değil, en fazla diyalog ortamında halisane fikrini paylaşır. Ocu bucu haline getirilerek herşeyi ayrışma noktasına taşımak ciddi bir tehlike. Bu şekilde hedef şaşırtarak ancak toplumlara zaman kaybettir daha da kötüsü toplumlar erir. Vatanın holiganı olur mu herkes taraftar.
Profösör dedi ki…
Sadece taşa toprağa, güneşe ineğe tapılmıyor, basbayağı bir insana tapılıyor ve bütün meydenler puta çevriliyor. Ne yazık ki Komünizmde de, faşizimde de ve bütün izimlerde putperestlik vardır. Tagut rejiminde adalet ve ahlak anlayışı yoktur. Dediğiniz gibi bir taraf rejim üzerinden saldırırken, doğal olarak bir taraf da kendini savunacaktır. Bir taraf zulmederken, diğer taraf sadece zulme karşı çıkmayacak aynı zamanda adalet ve ahlak için savaşacaktır. Atatürk de fanidir. Nitekim ölmüştür. 1938' in sekizi yere yatmıştır. Boydan boya uzanmıştır. "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır" derken "Her nefis ölümü tadacaktır" hakikatini ölmeden önce müdrik olmuş bir insandır. Atatürk her fani gibi ölmüştür.
Ramazan dedi ki…
Güzel bir konu,bizler Atatürk ü din düşmanı olarak tanıdık çünkü imam hatipliyiz.Okul yıllarımda (imam hatip) her 10 kasımda sabahları kaçardım hafta içine rastlarsa bana hep ters gelirdi putculuk olarak görürdüm saygı duruşunu.Hiç unutmam şehrin göbeginde yakalandım siren seslerine herkes bir anda oldugu yerde kaldı komigime gitmişti hiç umursamadım yürümeye devam ettim yıl 84 yada 85 net degil yani 15 yada 16 yaş.Demekki o zamandan varmış elalem ne der umursamazlıgı.Atatürk ün hocaları astıgı hapsettigi anlatılırdı ve hala kullanılıyor bu argumanlar.Şimdi düşünüyorum o zamanın Türkiyesinde acaba kaç tane cübbeli gibi şarlatan vardı ya feto gibi hain yada din taciri eger bunları temizlemeye kalktıysa malesef başarılı olamamış.Elmalılı Hamdi yazırı insanların anlayacagı dilde Kuran meali yazması için görev vermesi ilginç ve manidar keza ben elmalılı mealinin genelde daha güvenilir buluyorum genelde onun mealini okuyorum hata var ayrı bir konu.Tekke zaviyeleri kapattıgı söyleniyor ama kimse tekke ve zaviyelerin ilim irfan yuvası olmaktan çıkıp tarikat yuvalarına dönüştügünü anlatmıyor.Hülasa o dönemleri daha saglıklı bir düşünceyle önyargılardan uzaklaşarak tekrar irdelemek gerekir bunu irdelerken kemalizm mantıgıyla ve yobaz diye tanımladıgımız kesimlerin düşünce ve yorumlarını Kuran ışıgında tekrar sorgulamamız gerekmektedir her iki kesimin söylem ve iddialarının kontrolüde Kuran bize ışık tutacaktır.Ve unutmayalımki gerçek tarih yalanların arkasında gizlidir ve şunuda unutmamaliki nasıl o dönemde din tacirlerinin masumiyeti sorgulanırken Atatürkünde masumiyetini sorgulayabilmeliyiz.Yoksa bir kısır döngü gibi ataput ve yobaz kavgası hiç bitmez ve toplum kamplaşma kavgasıyla düşmanımın düşmanı dostumdur diye memleketi satar farkına bile varmaz.
Elif Kararlı dedi ki…
Kişi bilmediğinin düşmanıdır bunu kendimden biliyorum ...
Ve biz cidden tefekkür okumak araştırmak konusunda dünyanın sınıfta kalmış çocuklarıyız !
Ramazan dedi ki…
Aynen zanlarımız ve önkabullerim zihnimize kazınan doneler yüzünden düşünmeyi sorgulamayı tefekkürü işin uzmanlarına(!)bırakıp sorumlulugu onlara yıkmışız.Okul yıllarımda sorgulama hevesimi "fazla düşünme kafayı siyırır sapıtırsın ne söylendiyse ona uy"uyarısıyla önümüze setler çektiler.Keşke onları dinlemeyip tefekküre sorgulamaya daha önce başlasaydım.Yıl 2006 mekke medine sorgulama orda başladı 2010 da tavan yaptı artık bütün ögretileri sorgulamaktan korkmuyorum kimin ne dedigi umurumda degil anlamıyorsa sorgulamaktan çekiniyorsa susuyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...