Ana içeriğe atla

Herkes Hoca Olmuş !

                  

  ''Herkes alim olmuş herkes Hoca olmuş!'' diyor birileri ama şunu unutuyorlar, kimsenin (gerçek alimler konu dışı) alim olma derdi falan yok.İnsanlar akıllarını kullanıyorlar düşünüyorlar ve fikirlerini paylaşıyorlar.Birileri gibi hüküm vermiyorlar, helalleri haramları Kur'ana danışmadan sağa sola savurup durmuyorlar. Birileri pek memnun olmayacaklar ama ''Artık İnsanlar uyanıyor ve OKUyorlar'' neyi mi ? Tabi ki kitaplarını rehberlerini ''Kur'anı'' . Bunu kendilerinden hükümler vermek için değil; ''Allah  nasıl biri olmamızı istiyor ve nasıl yaşamamızı istiyor''u öğrenmek ve iyi bir kul olmayı öğrenmek için yapıyorlar.

  Hepimiz şahidiz insanların ne kadar da rahat hükümler verdiğine; böyle yaparsan/yapmazsan namazın kabul olmaz, orucun kabul olmaz gibi şeylere. Saçımızın bir kılı gözükünce namazımızın kabul olmadığı öğretildi bize yıllarca. Peki bu gerekten doğru muydu ? Ya da kadınların saçlarını kesmesinin günah olduğu söyleniyordu ? Bu doğru muydu dersiniz ? Bu örnekleri çoğaltıp yine canımızı sıkabiliriz ama ben daha fazla örnek vermeyeceğim siz beni anladınız... Biz(!) böyle yaparak neye sebep olduğumuzu hiç bilemedik maalesef ! İnsanları dinden uzaklaştırdığımızın, din karşısından ne kadar komik duruma düştüğümüzün , Allah adına hükümler verdiğimizin,dinde olmayan şeyleri dine soktuğumuzun..kısaca hadsizliğimizin hiç farkına varamadık! 

  Şimdi doğru bildiğimiz çoğu şeyin yanlış olduğunu Kur'an okuyarak dinimizi yeni baştan doğru şekilde öğrenmeye başladıkça görüyoruz.Ve herkes de görsün ve yanlışlarını düzeltsin diye dile getirmeye başladık. Bu sefer de fasıklıkla suçlanmaya başladık; sonuçta alışılagelmiş şeylere karşı çıkıyoruz ve insanların alışkanlıklarına laf etmek büyük tehlike ! Atomu parçalamaktan daha zor olanı başarma derdindeyiz ''Ön yargıları yıkmak'' yerleşmiş bir geleneksel inanış karşısında sizin sadece ''Ayet''ile cevap vermeniz insanlara yetmiyor artık !!! Ve bunun ne büyük bir tehlike olduğunu fark edemiyor büyük çoğunluk...Hele sizin(önce kendi nefsim) gibi alim olmayanların birilerine dinden bahsediyor olması pek inandırıcı olmuyor maalesef ; söz konusu ayetler bile olsa !

  Son zamanlarda dikkat ettim ki nerede olursa olsun ben sürekli konuyu bir şekilde Kur'ana getiriyorum.Ve karşımdaki insanların çoğu :'' Sen kafamı karıştırıyorsun, biz yıllardır böyle bilmiyoruz ki!!'' diyor. Ben de diyorum ki :'' Allah aşkına kendinize meali de olan bir Kur'an alın ve onu okuyun, kendiniz görün doğruyu yanlışı '' Ben bilir kişi değilim ben sadece üzerime kul olarak düşen görevi yapmaya çalışıyorum ve okuyorum ve tefekkür edip öğrendiklerim doğrultusunda yaşam sürmeye çalışıyorum.Lütfen siz de okuyun ve Allah'ın doğruları çizgisinde yürüyün yolunuzda...Ve lütfen insanlara sürekli yaptıkları hataları söylemeyin; onlara doğruları söyleyin ,onları Cehenneme gidecek olmakla korkutmayın Cennete nasıl gidiliri anlatın...

  Selam ve dua ile dostlar...



Yorumlar

Serkan Aydemir dedi ki…
Ne kadar da güzel bir düşünce. Düşünmek işte bu ya inanmayı bitirmezdi. Tabi ben senden biraz farklı düşünüyorum. Yani işte daha soğuk davranıyorum da diyebilirim. İnanmak ya da inanmamak bir seçenektir, ama inanırken düşünmek zorunluluk olmalıdır. Aslında ben deistim bunu da söylemeden geçmeyim. :)
Elif Kararlı dedi ki…
Serkan Aydemir,
Düşünmek zaten bir zarunluluk ki Allah kitabında bunu bir çok kere tekrarlamış.Biz Müslümanların en büyük vazifesi düşünmek ve okumak ve biz bu iki büyük/önemli şeyi yapmıyoruz.Yapmadığımız için de sürünüyoruz zulüm görüyoruz ümmet olarak...
Serkan Aydemir dedi ki…
Sonuna kadar katılıyorum Pabuç, ama bence dinin kuralları kendi içinde de çelişki yaratıyor. Bu yüzden dünyada ümmet bu durumda. Dine eleştirel bakabilmek aynı anda günah sayılıyor ayetlerde.. düşünmeyi erdem sayan Müslümanlık dininde. Çok karışık çok... Dediğim gibi keşke herkes senin gibi inansa, asıl gerçek inanca sahip olsa. Din dogmatiklikten kurtulurdu...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Sorularım!!

S iz de çabuk sinirlenen biri değil misiniz ;) ?  G ülmeyi çok mu seversiniz? O kumak vazgeçilmeziniz mi? P eki , karşınızdakini(saçmalamadığı sürece tabi) dinlemek sizi sıkmaz mı? D eniz tutkunuz var mı ,boğulma korkunuza rağmen? Ç ay ve simit nostaljiniz mi? S izi ilk görenler sizi sert ve kibirli sanıyor mu ? H ayatta her yaşananın bir hikmeti olduğuna inananlardan mısınız? Hayat hikayerine saygınız sonsuz mu ? B üyük konuşmamak gerektiğini zamanla öğrenenlerden misiniz? İ nsanların herzaman hata yapabileceği gerçeğini hiç aklından çıkarmayanlardan mısınız? K endinizle dalga geçebilir misiniz ? İ nsanlara onlarla ilgili neler düşündüğüzü söylemekten kaçar mısınız siz de? R eelde olmadığınız kadar umursamaz mısınız sanalda ? S iz de trip atanlardan boğuluyor musunuz? D ağa küsen tavşandan haberiniz olmadığı oluyor mu , sizin de? P eki,birilerinin sizi anlamasını beklemektense, isteklerinizi açıkça söyleyenlerden misiniz? İ nsanlara karşı güven sorununuz yok mu mesela , güvendiğin...

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Anlamak ya da Anlamamak Yüreğimizin Ucunda !

İnsanların,yaptıkları şeylerin anlaşılmadığını zannetmelerini anlamıyorum!  Yüreğin, gözünden hal dilinden anlaşılıyor, niye dilinle riyakar gülüşler sevgi gösterileri yapıyorsun ki; karşında  okumayı bilmeyen cahiller mi var ?  Dil yalan söyler, hatta öyle yalanlar söyler ki sahibinin kulakları bile buna inanır ama okumayı bilen yüreği ile bakan insanlar... inanmaz hatta inanmak istese bile inanmaz, inanamaz çünkü dinleyen yürektir ve yürek her yalanı hisseder !  Onun için hep derim insan sadece kendini kandırır karşı tarafı ise kaybeder, yalanlarla riyalarla hak etmediği sevgileri suistimal edişleriyle... İnsanlar sizi yüreklerinden çıkarır, size sıradan insanlar gibi davranır ve siz yürekten düştüğünüzü anlamazsınız bile... Yalandan  sevgi gösterileri samimiyetler her zaman kaybettirir ama samimiyet karşımızdaki insan sevmediğimiz biri bile olsa kazandırır; bazen dost kazandırır bazen dürüst düşman kazandırır ama belirsizlik yerine bilinirlik olur karşımızda ...