Ana içeriğe atla

Biz Ne Yapıyoruz Allah Aşkına !

 

Hep düşünürdüm: " Ya Hindu olarak gelseydim dünyaya ya da Afrika'nın bir köyünde doğmuş olsaydım" diye. O insanlardan daha şanslı gibi görürdüm kendimi ( densizce) Şimdi , ömrümün şu dönemine kadar Kuran'a ne kadar uzak kalmış olduğumu, hurafeleri din diye hayatımda yaşadığımı, insanlara karşı ön yargılı olduğumu, tanımak için adım atmak yerine eleştirmek gibi hadsizce bir davranışın içinde bulunmamı, ibadetlerimi mecburiyet olarak görmemi, Cenneti umarken beni oraya götürecek davranışların üzerine hiç kafa yormadığımı, din söz konusu olunca çok dar kalıplar içinde dini kalıplaştırdığımı,insanları iyi-kötü diye yaftalayıp sonradan değişebileceklerini aklıma bile getirmediğimi,bazı insanların her zaman herkezden üstün olduğunu ( iman ölçüsünde) ve hiç birimizin onlara yetişmemizin mümkün olmadığını, bize anlatılanların kesin doğrular olduğunu düşündüğümü,derslerim için kullandığım aklımı dinim için çok da kullanmadığımı, insanlığın bu durumda olma sebeplerini hep başkalarına ( islam düşmanlarına/ şeytana) attığımı ve böylelikle sorumluluktan kurtulacağımı sanmamı düşününce ,aslında şans diye bir şey olmadığını fark ettim.

Bir insan aklını kullanamadığı sürece ha Türkiye de doğmuş ha Afrika da doğmuş hiç fark etmiyor. Afrika'nın adı bilinmeyen köyünde Allah'a iman eden Peygamberi seven ve duyabildiği öğrenebildiği bir kaç ayeti yaşayan Elif,Türkiye de doğmuş elinin altında her an alıp okuyabileceği halde Kuran'ı duvara asıp başkalarının hurafeleriyle dinini yaşamaya çalışan ve bi'zahmet açıp kitabını okuyup anlamayan Elif'ten çok daha yakın olabilir Cennet bahçelerine !

Diyeceğim o ki ; biz nasıl Müslümanız Allah aşkına! Böyle rahat içinde başımızın üstünde Kur'an varken dinimizi öğrenme zahmetinde bulunmuyoruz ve başkalarının kendi fikirleriyle de süsledikleri rivayetlerle dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz !!! Peygamberimiz adına bile bunca uydurma sözler söylenmişken (!) kime / kimlere güvenip dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz...Kur'an okumamak için "anlamazsın" yalanının ardına saklanamayacağımız gün geldiğinde bu kitaptan hesaba çekileceğimizi neden düşünmüyoruz? 

Biz ne yapıyoruz , ne yapmaya çalışıyoruz; şimdinin konuşma tarzıyla " biz neyin kafasını taşıyoruz" Allah aşkına ...

Not: Bilgisayardan bloğumun kumanda paneline ulaşamıyorum onun için yazıyı farklı bir yerden yazıp yayımlıyorum tüm hatalarımdan dolayı özür dilerim dostlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Benim Sorularım!!

S iz de çabuk sinirlenen biri değil misiniz ;) ?  G ülmeyi çok mu seversiniz? O kumak vazgeçilmeziniz mi? P eki , karşınızdakini(saçmalamadığı sürece tabi) dinlemek sizi sıkmaz mı? D eniz tutkunuz var mı ,boğulma korkunuza rağmen? Ç ay ve simit nostaljiniz mi? S izi ilk görenler sizi sert ve kibirli sanıyor mu ? H ayatta her yaşananın bir hikmeti olduğuna inananlardan mısınız? Hayat hikayerine saygınız sonsuz mu ? B üyük konuşmamak gerektiğini zamanla öğrenenlerden misiniz? İ nsanların herzaman hata yapabileceği gerçeğini hiç aklından çıkarmayanlardan mısınız? K endinizle dalga geçebilir misiniz ? İ nsanlara onlarla ilgili neler düşündüğüzü söylemekten kaçar mısınız siz de? R eelde olmadığınız kadar umursamaz mısınız sanalda ? S iz de trip atanlardan boğuluyor musunuz? D ağa küsen tavşandan haberiniz olmadığı oluyor mu , sizin de? P eki,birilerinin sizi anlamasını beklemektense, isteklerinizi açıkça söyleyenlerden misiniz? İ nsanlara karşı güven sorununuz yok mu mesela , güvendiğin...

Anlamak ya da Anlamamak Yüreğimizin Ucunda !

İnsanların,yaptıkları şeylerin anlaşılmadığını zannetmelerini anlamıyorum!  Yüreğin, gözünden hal dilinden anlaşılıyor, niye dilinle riyakar gülüşler sevgi gösterileri yapıyorsun ki; karşında  okumayı bilmeyen cahiller mi var ?  Dil yalan söyler, hatta öyle yalanlar söyler ki sahibinin kulakları bile buna inanır ama okumayı bilen yüreği ile bakan insanlar... inanmaz hatta inanmak istese bile inanmaz, inanamaz çünkü dinleyen yürektir ve yürek her yalanı hisseder !  Onun için hep derim insan sadece kendini kandırır karşı tarafı ise kaybeder, yalanlarla riyalarla hak etmediği sevgileri suistimal edişleriyle... İnsanlar sizi yüreklerinden çıkarır, size sıradan insanlar gibi davranır ve siz yürekten düştüğünüzü anlamazsınız bile... Yalandan  sevgi gösterileri samimiyetler her zaman kaybettirir ama samimiyet karşımızdaki insan sevmediğimiz biri bile olsa kazandırır; bazen dost kazandırır bazen dürüst düşman kazandırır ama belirsizlik yerine bilinirlik olur karşımızda ...