Ana içeriğe atla

Varsın Olmasın Ne Çıkar !

Varsın olmasın en güzel ev bizimki, ne çıkar; başınızı sokacağımız bir eviniz var ya sahibi olmasak da.Kimseye muhtaç da değiliz ,sokaklarda da değiliz ya .Ne olacak yani villada yaşamıyorsak,evimizin metre karesi küçükse ! Başımıza yağmur yağmuyor ve her gün başınızı sokacağımız ve sizi sevenlerin bulunduğu bir evimiz var işte,barakada yaşamak zorunda kalan insanların da yaşadığı bir Dünyadayız hatırlıyor muyuz acaba ? Ya da sokaklara terk edilen çocukları ve büyükleri hiç görmüyor muyuz? Varsın olmasın en güzel en büyk ev bizim ki ne çıkar !

Varsın en yeni eşyalara da sahip olmayalım, ne olacak ? Bir kaç tahta parçası ya da bez parçası hayallerimizi süsleyecek kadar önemli yani! Yarın daha farklıları çıkacak sizin bu gün yeni güzel dediğiniz eski de kalmayacak mı,nasıl yetişeceksiniz her çıkan yeniye ? Varsın en son moda şeyler olmayı versin evimizde başımızı koyup huzurla uyuyacağımız bir yatağımız, misafirlerimizi ağırlayacağımız bir kaç kaç sedirimiz(koltuk) olsa yetmez mi ? Etiketine para vereceğiniz yığınla eşyamız olmasa ne çıkar yani ? Ömrümüzü onları temizlemekle ya da onların taksitleriyle geçirmenin anlamı var mı yani !

Kıyafetlerimiz en pahalı markalardan olmasın ne çıkar ! Uymasın giydiğimiz ayakkabı tuttuğumuz çantaya o kadar mı önemli yani bu renk uyumu? Zıt renkler giydiğimizde ne olacak daha  mı çok yorulacağız ya da bir yerimize ağrılar mı girecek ,nedir yani bu uyum merakımız? Mecbur muyuz yani başkaları gibi giyinmeye, onlar istiyor diye gittiğimiz her farklı yere ayrı tarzda gitmeye ! Hiç mi önemi yok canımızın istediği gibi giyinmemizin; nasıl rahat ediyorsak öyle gidebilme özgürlüğümüzü de mi ''başkalarına''devrettik yani ! En bildik ,yabancı markaları giydiğimizde daha mı üstün olacağız başkalarından ya da üstün görüneceksek bu insani yanımızla mı olacak nefsimizle mi ,hiç mi önemi yok aslında yaptıklarımızı gerçekten neden yaptığımızın ? Nefsimize hoş gelen şeyleri aslında ''Başkaları ne der,onlardan daha güzel üstün nasıl görünürüm''den öte bir şey olmadığını neden anlamak istemiyoruz.Kıyafete göre insanı değerlendirmekten vaz geçebilecek miyiz  hümanizmeden dem vururken ? Neden ''Benim ne giydiğimden kime ne ?'' diyemiyoruz?

Ne olacak yani ,çatalı sol elimizle tutmazsak? Hangi kaşık ne için, hangi bıçak ne için kullanmayı bilmiyorsak ne olacak yani? Allah aşkına bu kadar mı komik ayrıntıların tutsağız biz artık ! Hangi bardakta ne içilir dert midir yani ? Altın süslemeli tabaklarımız yoksa ,bilmem kaç liraya aldığımız kaşık -çatal takımlarımız yoksa bunları dert  etmeye harcayacak vaktimizin bolluğu mu bizi bu hale getiriyor ? Masamıza koyduğumuz tabağımızdan çok, tabağımıza yemek koyabilmenin büyük nimet olduğunu neden hatırlayamıyoruz? Binlerce liralık eşyalarla süslenmiş masalarda bir yoksulun karnını doyuramamışsak neyin sıkıntısını çekiyoruz?

Varsın en son model akıllı telefonlar biz de olmasın, biz de kendi aklımızı kullanalım ! Telefon dediğin en pahalı aletlerden biri ve artık (biraz da abartıya kaçarak yazmak istiyorum) çorap değiştirir gibi değiştirilen bir şey zamanımızda.Değiştirilme sebebi bozulması kırılması olsa amenna ama EN yeni modeli çıktığı için değiştirilen bir alet olmaya başladığında o artık bize hükmetmeye başlamış başka bir şey olmuş sayılmaz mı? Aklımızı/fikrimizi onun aklına(!) teslim etmiş bir nesil olmuşsak neye üzülmemiz gerekiyor bir düşünmek lazım! 

Bir sistem kurulmuş insan/lık üzerine,  eyvah ki eyvah ! Çılgınlar gibi, ''alışlar''  için heba edilen ömürler .En iyi araba, en iyi tatil, en güzel ev, en güzel eşyalar, en uyumlu giyimler, en  lüks seçimler...Hep en iyisine sahip olmaya doğru odaklanmış koca koca nefisler.Doymak bilmeyen nefisler ! Kendinden başkasına fakir olan sadece kendine ''mümkün''olan imkanlar oluşturan pis nefisler.En yeni televizyonu almaya imkan bulan ama yoksula vermeye sıra gelince ''param yok ''dedirten nefisler.''kendini sev''diye ortaya atılan moda bir kelimeyi 'Herşeyi kendin için iste''ye kadar getiren ve gözleri başkalarına kör eden nefisler ! Saçma sapan ayrıntılarla kafa yoran ve dünyada var oluşunu kendine unutturan nefisler ! Nasıl bir insanım ve nasıl olmalıyım sorusunu insan unutturan onun yerine; nasıl giyinmeliyiz,nerelere gitmeliyim,nerelerde eğlenmeliyiz, nerede yemeliyim,nerelerden alış-veriş yapmalıyım gibi tamamen insanı kendine uzaklaştırmaya yönelik sorularla insanı meşgul eden nefis! İşinde başarılı mı ?Evet ,etrafımıza ve kendimize bir anlık bile bakınca anlıyoruz bunun cevabını!

Biz bu hale nasıl geldik/getirildik? Ve asıl soru biz bu saçma sapan bizi bizden uzaklaştıran, bizi gideceğimiz yerden (!) uzaklaştıran boş bom dertler karmaşasından nasıl kurtaracağız ? Nerede yanlış yaptığımızı nasıl bulacağız ,düşünmeden ? ''Nereye gidiyoruz?'' sorusunu kendimize ne zaman soracağız? Hiç mi korkmuyoruz,  bir hiçler zincirine bağlı kalıp, yanlışlar/yanılışlar yolunda ilerlediğimizden !!!

Allah sonumuzu hayır etsin.....................................................................

Yorumlar

Merhabalar,
Ellerinize emeğinize sağlık. Bloğunuzu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))
Elif Kararlı dedi ki…
Teşekkürler ,en kısa zamanda ziyaretinize gelecem inş :)
Adsız dedi ki…
Allah'ımız var, duamız var, kitabımız var, çayımız var, şükrümüz de var...Gerisi hep angarya... ;)
Elif Kararlı dedi ki…
Çok çok çok ve hatta çok çok şükür ! :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...