Ana içeriğe atla

Keşke Düşünmeden Gezebilsem ya !



Dindarı,laiki,zengini,orta hallisi, şehirlisi köylüsü artık hepimiz hep beraber kapitalizmin rüzgarıyla savruluyoruz; o alış veriş merkezinden bu alış veriş merkezine,o markadan bu markaya...Artık hepimiz bir olmuşuz bu konuda.Kimse kabul etmese de, artık kapitalizm  bizi kendine köle etmiş ve gün geçtikçe her şey ''ihtiyaç''dahiline girmeye başlamış farkında mısınız ? Arabamızın markası,evimizdeki mobilyalarımız, konutlarımızın oda saysı, yazlıklarımızın bulunduğu şehirler, arkadaşlarla takılacağımız mekanlar artık hep aynı ;isimleri değişse de! 

Uzun uzun yazmayacağım (malum tatildeyim ya güya!) ama şu gerçeği artık net bir biçimde görebiliyorum büyük şehirlere gelince; alt tabaka çalışır üst tabaka daha da rahat eder ! Düzen aynen bu şekilde ilerliyor diye düşünüyorum ! Onlar rahat etsin diye alt tabaka (ya da orta tabaka) çalışır didinir  ,alır,harcar üst tabaka bir basamak daha yukarılara tırmanır ...Yükselen binalarından ya da kendilerini soyutladıkları ortamlardan bunu anlamak zor olmuyor ............................. 

Neyse ben biraz daha gezeyim göreyim ve gerçekleri hatırlayayım.....

İstanbul'dan sevgilerle...

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Ayırtedici gözlem. yerinde tespitler. Size aynen katılıyorum.
Newbahar dedi ki…
Ne çok gerçek var hayatımızda, adım adım gerçekler!...

İki öğretmen maaşıyla (şimdi emekliler) ailemin 65 yaşlarına gelmelerine rağmen külüstür bir ladaya binmeleri, yazlıkları olmaması, kooperatif sayesinde sahip oldukları evin bazı sorunlarla mahkemelik oluşu hepsi gerçek!
Öğretmenler hangi tabaka insanlar? Orta tabaka mı, alt tabaka mı!
Belki de daha iyi yaşamak varken babacığımın alt tabakaya ayıp olmasın diye ''böyle iyi, yeter'' demesi gerçek!

Dün akşam yaşadığım ilçede son model arabalar cirit atıyordu. Nasıl alındıkları konusunda ciddi sorular var aklımda :)
Elif Kararlı dedi ki…
/Kalemzade Kamil,
Üzerine yazı yazılacak o kadar konu çıkar ki bu durumdan..da işte ben yazmayı beceremiyorum :)

/Newbahar,
iki maaşla villada yaşayan öğretmenler var arabaları da öyle tamire sık sık giden cinsten değil ;) Annenizin ve babanızın ellerinden öpüyorum onların zamanında belki de banka kredisi yoktu (!) artık yeter ki isteklerinizi yerine getirme amacınız olsun (kapitalizmin kölesi olmaya gönüllü olun)bankalar çok az faizle kredi veriyor efenim ;)Şimdi herşey bol sanırım onun için bu kadar çok şey alınabiliyor(!) ve artık her istediğimizi alabilme lüksümüzü sonuna kadar kullanabiliyoruz (üzerine onlarca defa düşünülesi bir durum bu)

Ben artık eskiMİŞ araba da göremiyorum etrafımda buna ne dersiniz :)

SEvgiler ,güzel yorumunuz için teşekkürler...
keşke daha da çok düşünebilsen/ düşünebilsek desem kızmazsın inşallah bana. düşünmeyi bıraktığımız için bu halde değil miyiz malesef
Elif Kararlı dedi ki…
Bizim adımıza düşünülüp konuşulmasına alışmışız sanırım..Okumadan düşünmeden yaşamak doğru değil bunu bile düşünmemişiz....maalesef..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Benim Sorularım!!

S iz de çabuk sinirlenen biri değil misiniz ;) ?  G ülmeyi çok mu seversiniz? O kumak vazgeçilmeziniz mi? P eki , karşınızdakini(saçmalamadığı sürece tabi) dinlemek sizi sıkmaz mı? D eniz tutkunuz var mı ,boğulma korkunuza rağmen? Ç ay ve simit nostaljiniz mi? S izi ilk görenler sizi sert ve kibirli sanıyor mu ? H ayatta her yaşananın bir hikmeti olduğuna inananlardan mısınız? Hayat hikayerine saygınız sonsuz mu ? B üyük konuşmamak gerektiğini zamanla öğrenenlerden misiniz? İ nsanların herzaman hata yapabileceği gerçeğini hiç aklından çıkarmayanlardan mısınız? K endinizle dalga geçebilir misiniz ? İ nsanlara onlarla ilgili neler düşündüğüzü söylemekten kaçar mısınız siz de? R eelde olmadığınız kadar umursamaz mısınız sanalda ? S iz de trip atanlardan boğuluyor musunuz? D ağa küsen tavşandan haberiniz olmadığı oluyor mu , sizin de? P eki,birilerinin sizi anlamasını beklemektense, isteklerinizi açıkça söyleyenlerden misiniz? İ nsanlara karşı güven sorununuz yok mu mesela , güvendiğin...

Anlamak ya da Anlamamak Yüreğimizin Ucunda !

İnsanların,yaptıkları şeylerin anlaşılmadığını zannetmelerini anlamıyorum!  Yüreğin, gözünden hal dilinden anlaşılıyor, niye dilinle riyakar gülüşler sevgi gösterileri yapıyorsun ki; karşında  okumayı bilmeyen cahiller mi var ?  Dil yalan söyler, hatta öyle yalanlar söyler ki sahibinin kulakları bile buna inanır ama okumayı bilen yüreği ile bakan insanlar... inanmaz hatta inanmak istese bile inanmaz, inanamaz çünkü dinleyen yürektir ve yürek her yalanı hisseder !  Onun için hep derim insan sadece kendini kandırır karşı tarafı ise kaybeder, yalanlarla riyalarla hak etmediği sevgileri suistimal edişleriyle... İnsanlar sizi yüreklerinden çıkarır, size sıradan insanlar gibi davranır ve siz yürekten düştüğünüzü anlamazsınız bile... Yalandan  sevgi gösterileri samimiyetler her zaman kaybettirir ama samimiyet karşımızdaki insan sevmediğimiz biri bile olsa kazandırır; bazen dost kazandırır bazen dürüst düşman kazandırır ama belirsizlik yerine bilinirlik olur karşımızda ...