Ana içeriğe atla

Çoğu Yalan, Seni Anlıyorumların...


Gözlerinin içine bakıp da yalan söyleyebilirlik de artık bir gerçek bu hayatın içinde.
Sevgiler,güvenler,dostluklar,arkadaşlıklar,yoldaşlıklar
Yalan, bildiğin yalan içinde eriyip gitmeye yüz tutmuş durumda...
Kendine güveniyor musun işte ona güven gayrısına bel bağlama ki
mezara kadar gitmeden de yalnız bırakabilirler seni orta yerde...

Dert çekiyorsun ,eziliyorsun,yok sayılıyorsun,bağırıyorsun yüreğinde çığlıklar biriktirip
yardım ister gözlerle bakıyorsun bir yadım gelir mi diye ...
Fakat ne anlayan çıkıyor seni ne de yardımcı olacak kadar cesur yürekler oluyor yanında.
Sonra bir gün sen yine yalnızlığına alışmış halinde
engellenmiş hayallerin yüzünden kurduğun şimdiki yaşamında,
seni anladığını söyleyen  insanlarla karşılaşıyorsun
''Ama'' ile başlayan cümleleri de heybelerinde...

Seni temsil ettiğini söyleyenler ve
seni anladığını söylerken ''ama''sını da bırakamayan dost görünümünde ne olduğu belli olmayanlar..
Bakıyorsun yüzlerine boş boş
''Nasıl anlarsın ki beni!''diyen gözlerle..
Yaşadıklarımı sen nereden bileceksin ki anlamış olasın beni !
Neden uğraşıyorsun, neden matematiksel kazançlarına alet ediyorsun beni
ya da neden sabitlenmiş düşüncelerini bana zorla doğrulatmaya çalışıyorsun
Sen benim değil nefsinin dostusun
beni anlamak bana yardımcı olmak zor neden bunu görmemezliğe geliyorsun!..

Bir yığın cümleler; bir sürü bilmişlik taslayan cümleler
bir sürü suçlayıcı cümleler..İç dünyaların dış savaşlarına seninde dünyanı alet etmeye çalışan
insanlar topluluğu...
Seni anlamaktan daha çok kendi doğrusunu dillendirmek için seni kullanan
koca bir topluluklar karmaşası...Hepsi senin yanında(!) hepsi sana dost(!)...

Seni dinlemeyen ,dinlermiş gibi yapıp kendi dediklerini doğru diye inandırmaya çalışan,
sesini senin sesinden yüksek tuttukça senin haksız olduğunu sanan
yanında olduğunu söyleyen ama sana uzak kişiler...düşünceler...

Senin dinlemeni ,saygı göstermeni beklerken
bunu kendi yapmayan,seni anladığını söylerken anlamak için dinlemeyen
ama senin yanında olduğunu söyleyen
seni kendi hesapları için kullanan
ya da iyi niyetle yanında yer alan ama yine de seni bir nebze bile anlamayanlar...

Anlayamayacağın tarafımla ilgilenmesen keşke,
yalan söylemesen keşke ''anlıyorum ''seni diyerek.
Ama ile devam edeceksen konuşmana
keşke hiç başlamasan o cümleleri kurmaya...
Bilsen senin anlattıklarınla değişmeyecek benim yaşadıklarım, düşüncelerim...
Keşke bilsen de beni öğrenci gözüyle görmesen...Yaşadıklarımı yaşamadan
anladığını söylemesen...Ben de ama ile devam eden sözlerini duymasam...

Hayat zaten yalan bataklığında inatla batmaya devam ederken
keşke anlayamayacağın tarafına hiç dokunmasan da yalan konuşmasan istemeden de olsa...

Hayat, bakış ve hissediş arasında çılgınca gidişler içinde
yalansız olabilen olsan keşke...
Yalansız olman için anlamayacağın tarafıma dokunmasan..

Beni sen olmak için zorlamasan
farklarımızı görüp farklarımızın özellikleriyle yaklaşsan
kabullensen...Sen de o menfaatçiler gibi yapmasan...

Benim iyiliğimi düşündüğünü söyleyenlerden
farkın olsa ...

Gidip doğayı izlemek lazım,
yalanlar içinde boğuşan hayatı
ve yalanlar arasında
seni sen olduğun için
değerlendirenlerin
olup olmadığını
düşünmeden..
Anlaşılmayı beklemeden
Sahte sevgileri, ilgileri görmeden hissetmeden,
etiketlenmeden
zanlara kulak asmadan..






Yorumlar

Erkan Şen dedi ki…
Söyleyenini ve tam şeklini hatırlayamıyorum ama şöyle bir söz var: "Dünyaya armağan edebileceğin en iyi şey kendini düzeltmendir!"

Gerisi boş. En iyi nasihat üzerinde güzel duran kişiliktir. Örnek alan alır almayana uğurlar olsun...

Ne mutlu ki sana örnek alabileceklerin olsun hayatında...

Her daim sevgi ve saygıyla...
feyzullah kırca dedi ki…
peki sen o eleştirdiklerini ne kadar anlıyorsun. senden görmediğini ne kadar anlıyorsun. yoksa onlar bin kişi de olsalar, bir tek sana denk değil diye düşünenlerden misin? halk halk deyip halka soralım deyince dansözlüğe yeltenelerden misin yoksa? kendini onların yerine koydunmu hiç? hayır. o zaman ne zırvalıyorsun...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...