Ana içeriğe atla

Denedik Olmuyor!

 Aşk,başka bir vücutta kendini sevmektir.Onda kendimizi arar ve kendimizi aradığımız için hep mükemmel olmasını isteriz.
 İlk başlarda ufak bir elektrikle ışıldayan aşk ateşi,yerini keşfe bırakır.Yeni bir ülke bulmuş gibi kısa sürede tanıyabilmenin sancısı yaşanır.Benim gibi düşünüyor mu? Benim gibi yaşıyor mu?Tuttuğu takım,sevdiği sanatçı,etkilendiği yazar...Hangi renkleri,nasıl giysileri giyiyor?
 Sonuç pozitif ise sorun yok ama negatif sonuçlar varsa savaş başlıyor.Elimizde çekiç,onun fazlalıklarını yontup atıyoruz.
 Kopyamız oluncaya dek törpülüyoruz kimliğini.
 Sonunda oluyor istediğimiz.Eserimizin karşısına geçip''Tamam oldu.''diyoruz.
 Ya sonra?
 Sonra monotonlaşıyor hayat.Polemik bitiyor.Konu bulamıyoruz.
 Tüm ülkeyi avucumuzun içi gibi bildiğimizden bu şehirde yaşamanın anlamı kalmıyor.
 Tekrar deniz aşırı ülkeler kemiriyor hayallerimizi.
 Ondan bıkıyoruz.'' Sen eskiden böyle değildin.''tartışmaları başlıyor.
 Ve onunla olmanın yalnız başına kalmaktan farkı kalmayınca''Hoşça kal''diyoruz.
 Bir türlü anlamıyoruz nedense kendimizden bıktığımızı.
 Tekrar yola koyuluyoruz''Farklı insanı''bulmak için.
 Aslında bir sevebilsek kendimizi,onu da seveceğiz bunu düşünemiyoruz bir türlü çünkü kendimizi sevmekten korkuyoruz.
 Bir aşk daha bitiyor.Ve nedense üstünde on dakika bile düşünmüyoruz.
 Adı ''Yapamadık'',soyadı ''Denedik''oluyor.
 Yine bir merhabayla yeni bir heykele başlıyoruz,''Denedik olmuyor''diyene kadar...


''Çöldeki Penguen'' kitabından ''Denedik Olmuyor'' (Bülent Akyürek)

Yorumlar

Adsız dedi ki…
İyi bir yorum yazacaktım ama denedim,denedim olmadı .. :)
Elif Kararlı dedi ki…
Niye ya :)

O kadar mı yorumsuz bir yazı yani ;)
Profösör dedi ki…
Aşk cezbeye kapılmaktır. Bu cezbe yerini sevgiye, sevgi de dıstluğa bırakır.
gelibolu17 dedi ki…
Ne güzel bir güzellik ki,biz birbirimize veda ederken "Gül'e Gül'e " deriz...
Meğer bu,"Muhammed'e,Muhammed'e "git demekmiş...
Nereye gidersen git,Gül'e git...
Nerede yürürsen yürü,Gül'e (s.a.v) giden yoldan yürü...
Hadi öyleyse Gül'e Gül'e...
Cuma'nız mubarek olsun...
Elif Kararlı dedi ki…
Bu güzel yorumun için tşk ederim..Hayırlı cumalar olsun..Dualarınızda bizleri de anın inş..

Sevgiler..
Erkan Şen dedi ki…
"İnsan...

Karşısındakini tanıdıkça terk etme isteği duyan tek canlı insan olsa gerek!"

demişim bir zaman önce...
Elif Kararlı dedi ki…
Her konuda olduğu gibi bu konuda da nankörüz sanırım..
Adsız dedi ki…
Rahat olunuz ve rahat bırakınız..
Birileri için yaptığınız ona kelepçe
olmasın :)

Nadide

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Benim Sorularım!!

S iz de çabuk sinirlenen biri değil misiniz ;) ?  G ülmeyi çok mu seversiniz? O kumak vazgeçilmeziniz mi? P eki , karşınızdakini(saçmalamadığı sürece tabi) dinlemek sizi sıkmaz mı? D eniz tutkunuz var mı ,boğulma korkunuza rağmen? Ç ay ve simit nostaljiniz mi? S izi ilk görenler sizi sert ve kibirli sanıyor mu ? H ayatta her yaşananın bir hikmeti olduğuna inananlardan mısınız? Hayat hikayerine saygınız sonsuz mu ? B üyük konuşmamak gerektiğini zamanla öğrenenlerden misiniz? İ nsanların herzaman hata yapabileceği gerçeğini hiç aklından çıkarmayanlardan mısınız? K endinizle dalga geçebilir misiniz ? İ nsanlara onlarla ilgili neler düşündüğüzü söylemekten kaçar mısınız siz de? R eelde olmadığınız kadar umursamaz mısınız sanalda ? S iz de trip atanlardan boğuluyor musunuz? D ağa küsen tavşandan haberiniz olmadığı oluyor mu , sizin de? P eki,birilerinin sizi anlamasını beklemektense, isteklerinizi açıkça söyleyenlerden misiniz? İ nsanlara karşı güven sorununuz yok mu mesela , güvendiğin...

Anlamak ya da Anlamamak Yüreğimizin Ucunda !

İnsanların,yaptıkları şeylerin anlaşılmadığını zannetmelerini anlamıyorum!  Yüreğin, gözünden hal dilinden anlaşılıyor, niye dilinle riyakar gülüşler sevgi gösterileri yapıyorsun ki; karşında  okumayı bilmeyen cahiller mi var ?  Dil yalan söyler, hatta öyle yalanlar söyler ki sahibinin kulakları bile buna inanır ama okumayı bilen yüreği ile bakan insanlar... inanmaz hatta inanmak istese bile inanmaz, inanamaz çünkü dinleyen yürektir ve yürek her yalanı hisseder !  Onun için hep derim insan sadece kendini kandırır karşı tarafı ise kaybeder, yalanlarla riyalarla hak etmediği sevgileri suistimal edişleriyle... İnsanlar sizi yüreklerinden çıkarır, size sıradan insanlar gibi davranır ve siz yürekten düştüğünüzü anlamazsınız bile... Yalandan  sevgi gösterileri samimiyetler her zaman kaybettirir ama samimiyet karşımızdaki insan sevmediğimiz biri bile olsa kazandırır; bazen dost kazandırır bazen dürüst düşman kazandırır ama belirsizlik yerine bilinirlik olur karşımızda ...