Ana içeriğe atla

Düşün Düşün Nereye Kadar !

Aslında yazacak hiç bir konu yok aklımda..Yine de yazmaya başladım işte devamı gelir gelmez, konu çıkar çıkmaz bilmeden...

Gündem çok şükür değişti artık noel adam istilasına uğramış yurdum onlardan arındı ve bu 364 gün rahatız bu konuda demektir ...Çam ağaçlarıyla süslenen dükkan vitrinlerinden de kurtulduk onları gördükçe başka bir ülkede(!) yaşadığımızı hisseder olmuştuk son günlerde.Neyse onlardan da kurtulduk..


Evlerimizin bacalarından gece vakti kırmızı elbisesiyle girmeye çalışan biri olur olmaz endişesi(!) de taşımıyoruz artık.Yılbaşı programlarından da kurtulduk artık tv leri açabiliriz kaldığımız yerden(!) devam etmek için (gerçi bizim tv kanallarına her gün yılın başı ya neyyyse) Başımıza talih kuşları da konmaz artık talih kuşları dağıtıldıktan sonra(!)

Eeee nerede kalmıştık.Depremzedelerin evleri yapılmaya başlandı mı? Terör olayları boyut mu değiştiriyor ? Milletvekilleri maaşlarına zam yapmanın başka yollarını buldu mu ?Memura,vekil olmayan emekliye ne kadar zam yapıldı ? Nelere ne kadar zam geldi? Filistin sorunu çözülecek mi? Afrika'daki insanlar açlıktan kurtulacak mı? Abd, yine canı istediği zaman istediği ülkelere(özellikle orta doğu ya da Müslüman ülkelere) özgürlük(!) götürecek mi? Dost görünen ülkeler yine bizi arkamızdan vurma telaşında olacaklar mı? İşsizlik çözüme kavuşturulabilecek mi?Ekolojik sistem yine düşüncesiz insanların el birliğiyle dengesinden şaşacak mı ? Yine depremler olacak ve depremin öldürmediği insanları binalar öldürecek mi ? Trafik canavarı yine dört bir yanda elini kolunu sallayarak gezecek mi?

Hala kız çocuklarını okutmamakta direnen ve onları para karşılığı satan(!) babalar var olacak mı?Ömrünün en güzel çağlarını okuluna veren gençlik yine okurken bile ''İş bulabilecek miyim?''stresini yaşayacak mı ?Yine  insanlar(kadınlar özellikle) kendi ülkelerinde istedikleri okulda istedikleri şekilde okuyamamaya ve çalışamamaya devam mı edecekler? İrtica hala konuşulacak mı? ..........

Ya da ne diye bunlarla yoralım ki kafamızı..Şöyle yapalım.Hürrem ne yapacak , Kanuni'ye her istediğini yaptırabilecek mi? Öyle bir geçecek mi yıllar ? Fatma Gül'ün suçu var mı yok mu? Polat ülkeyi kurtarabilecek mi? Çocuklar duymadan en güzel nasıl tartışılabilir?Hayat devam ediyor ama neleri götürüp neleri getirip devam ediyor ?İffet mutlu olacak mı?Feriha daha ne kadar acı çekecek ? Arka sokaklarda olaylar bitecek mi?Yahşi Cazibe Türkçe'yi doğru dürüst konuşabilecek mi?Yıldız Masalı'nda gökten üç elma düşecek mi?Behzat Ç. küfürsüz konuşmayı başarabilecek mi? Ve Mecnun Leyla'sına kavuşabilecek mi? Biz bunları düşünelim kafamızı başka şeylere yormayalım...Yoksa ciddi ciddi düşün düşün nereye kadar canım!!

Aslında nelere gerçekten kafa yorduğumuz bizim kim olduğumuz hakkında ip uçlarından biridir de.Düşünelim bakalım hayatta en çok nelere kafa yoruyoruz, neleri düşünüyoruz ,nelere çare olabiliyoruz ya da çare olabilmek için gayret ediyoruz...!

Benden bu kadar...Yaz yaz nereye kadar caaanııımmm ;)

Not:Dizi isimlerini şuradan buldum...

Yorumlar

Profösör dedi ki…
Yazılacak çok şey var. Bir paradiğma değişikliği gerek hemen.
iç ses... dedi ki…
s.a papuç sana yorum yazmayalı çok uzun zaman oldu niye dersen sebebini bende bilmiyorum :) genel olarak bloglardan bir uzaklaşma oldu belki ondan olabilir.yazını okudum ama zaten karanlık olan içim hepten karardı valla.tamamen gerçekleri yazmışsın biraz klasik olacak ama bende çok merak ediyorum ne olacak bu memleketin ve bizlerin hali...
Elif Kararlı dedi ki…
/Profösör,
Hocam bundan sonraki yazım da bununla biraz alakalı olacak inş :) yorumunuz için tşkler..

/iç ses..,
seni anlıyorum çünkü blog okumalara hepimiz biraz ara verdik.Yazmaktan değil de okumaktan yoruluyoruz sanırım :) Ne memleketin hali ne de dünyanın hali ne olur en ufak fikrim yok inan :) Sevgiler..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...