Ana içeriğe atla

Hayatın İçinden ...

  Bir kaç kişi toplanmış sohbet ediyorduk.En yakın arkadaşımın ablası ve bir başka abla sohbet ediyordu.Konu ayakkabı satın almaktı sanırım(tam hatırlayamıyorum) Ablalardan biri ayakkabı almış ve diğerine anlatıyordu.Yalnız parayı verip ayakkabıyı satın aldığını söylediği sonuca gelene kadar yarım saat başlangıcını anlattı.Dükkana gidene kadar ki zaman ve dükkandaki alacağı ayakkabıyı görene kadar geçen zaman diliminde olanları teferruatıyla anlatmaya başladı..Konu ilerledikçe arkadaşım bana baktı gülmeye başladık.O kadar ayrıntılı anlatıyorlardı ki kopmamak elde değildi...İnanamadık tüm bu ayrıntıya...Çünkü bizim için önemli olan aldığı ayakkabı nereden alınmıştı ve kaç liraydı...


  Giriş gelişme sonuç bölümüne hiç gerek yoktu bizim için direkt sonuç yeterliydi...Ablalardan biri diyor ki;'' Ama daha başka hangi renk ayakkabılar vardı hangilerini de denedim önemli anlatımda'' Bu sözün sonunda biz kopmuştuk...Ama onlar bundan zevk alıyorlardı çünkü anlatan da dinleyende ilgiyle konuşuyor dinliyordu...


  Bazı konularda ayrıntı önemlidir ama her konuda ince ayrıntısına kadar anlatılması beni fena sıkıyor..(Acaba ben de yapıyor muyum bunu diye düşündüm de yok ben hiç bir zaman o kadar sabırlı biri olamadım)En kısa yoldan sonuca varmak hem zamandan kazandırır hem de daha fazla sohbete yer açar değil mi...


  Bir de alışverişte sizi deli eden tanıdıklarınız vardır..Onların özellikleri saymakla bitiremezsiniz..''Birini tanımak için onunla alışverişe gitmelisiniz'' sözüne katılıyorum.Bunu mu alsam şunu mu alsam! Fikrinizi söylediğinizde ''Diğeri de şöyle iyi...''diye cevap vermeleri..Sizi alışveriş merkezi/dükkanlarda deli etmeleri...Gören de ev alacak araba alacak sanır..altı üstü bir etek ya da pantolon alacaktır yarım saat kıyafetin başında bekler tercih değiştirir durur..Üstelik bunu yaparken sizin beklediğinizi de hesaba katmazlar...


  Böyle biriyle alış-verişe çıkmıştık.Girdik bir dükkana aldı eline 2 kazak (renkleri farklı şekilleri aynı) yarım saat (belki de daha fazla) bunu mu alsam şunu mu alsam dedi durdu...Dükkan sahibi bizi kovacak diye korktum inanın...Neyse seçti bir tanesini (iyi ki seçti neredeyse her ikisini de ben satın alıp çıkacaktım dükkandan) ve aldık çıktık..''Bir daha asla kendisiyle alış verişe çıkmak istemediğimi söyledim ve evlerimize döndük...Ertesi gün gidip kazağı değiştirmiş bana bir kaç gün sonra söyledi...Evet evet kendisiyle ilgili bir kaç düşünce oluştu aklımda(!) Allah yardımcısı olsun böylelerinin...


  İşte böyle...Hayatta bize garip gelen ama  bu özelliklere sahip olanlara normal gelen şeyler var...

Yorumlar

Gülcan dedi ki…
çok haklısınız
sihirlitorba dedi ki…
gözüme kestirdiysem direk alır çıkarım...kararsız kalıyorsam almmam :) çünkü bu içime sinmediğinin bir göstergesidir ;)
uzunincebiryol dedi ki…
Ben ihtiyacımı önceden belirler gittiğim yerde bulursam alırım, bir eşya için ordan oraya gezip arayanlardan olmadım hiç:)
mit dedi ki…
Kadınlar ve ayakkabı muhabbetleri :) Hiç bitmez :) Siz dua edin de dükkandan çıktıktan sonra olan olayları anlatmamış :)

Birini tanımanın en iyi yollarından biri de onunla seyahate çıkmak ya da onunla iş yapmaktır. İnsanlar nasıl da değişiyor hayret edersin. Paylaşımcı mı yoksa bencil mi oldukları anında ortaya çıkıyor.

Hayırlı haftalar dilerim :)
Elif Kararlı dedi ki…
/Gülcan,
keşke haklı olmasaydım :) Teşekkürler ...

/sihirlitorba,
haklısın ...

/uzunincebiryol,
Ben de çabuk alırım arkadaşlarım bayılır bu özelliğime..Çünkü bir tarzım var o tarzlara bakarım gördüysem alırım farktı tarzlara bakmam...

/Yusuf21,
tabi ya bayanlar işte onları hiç bir şey memnun etmez..Memnuniyetsiz canlılar vesselam..alsalar bir türlü almasalar bir türlü..Almak için yola çıkmaları başka bir türlü...asıl güzel bir yorum değil mi ? Bayanlara güzel hiç bir şey demedim ne de olsa ;)

/mit,
Sanki sizin askerlik muhabbetiniz bitiyor da ''hıh'' :) 1 yıl askerlik yapıyorsunuz ömür boyu anlatıyorsunuz bir de ayakkabı alış verişini sevseniz sonrasını düşünemiyorum bile :))

Evet haklısın herkesin gerçek yüzü o zamanlar ortaya çıkıyor :) Teşekkürler sana da güzel haftasonları hep mutlu ve huzurlu kal inş

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nerede Kalmıştık Gezimizde...

Kalabalığın içinde gürültüden kendini soyutlamanın yolunu bulmuş insanlar! Bilenler bilir, bilmeyenler için açıklama;Sultan Ahmet meydanı.. Buranın fotograflarını ayrı bir postta yayımlayacam ama ; Kutsal emanetler bölümünün kuyruğunu şimdiden görün istedim ;) Dikili taş (merak edenler tarihini googleden araştırıp okusun lütfen) S.Ahmet arka sokaklarında güzel yerler var Caminin dış avlusunda oturup hem dinlenip hem de geleni geçeni izleyebilirsiniz benim gibi ;) Sultan Ahmet Cami Girişi Kalabalığı görüyorsunuz değil mi ? Kalabalık İstanbul'un göbek adı olmalı;) Tarihi binalar İstanbul'u, bahçeler de tarihi binaları süslüyor Kubbeler Diyarı! Seramik pek de yakışmış ...İyi fikir, helal olsun diyorum Arabadan inip fotoğraf çekmemi kimse beklemezdi herhalde.. Arabadan da anca bu kadar ;) Sahaflar Çarşısı (adı böyle miydi tam olarak bilemiyorum)

Dünya Değişiyor :Gazze'den Önce Gazze'den Sonra !

Uzun zaman sonra... Dünya öyle bir hal almaya başladı ki her sey yerle bir olmuş durumda ! Hüs-ü zanlarımız su-i zanlarımızla halay çekiyor biz ise hangisine tutunacağımızı şaşırdık... Var olduğunu düşündüğümüz her şeyi kapitalizm ağzına aldı çiğnedi yuttu şimdi ise sindirilmek üzere midesine indirdi, eğer ki genel cerrahi ile inandığımız insani vasıflarımızı onun midesinden almazsak umutlarımız batıdan doğacak !!! Buraya bir virgül koyup yazıma devam edeceğim ,üzerine uzun bir yazı yazmak niyetiyle ! iyi ve kötü diye bize öğretilenlerin allak bullak olduğu devrin zavallılarıyız hepimiz !  Dün bize ''Gavur '' diye öğretilen insanlar bugün Gazze'de işlenen katliama en yüksek ses ile karşı olduklarını haykırıyorlar ''Müslüman Alemi'' dediğimiz ülkelerin yöneticileri  ise milyonlarca dolar karşılığı konsere çağırdıkları Jennifer Lopez konserinde çılgınca eğleniyorlar !! Genelleme yapmayacağım zira Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları topraklarda yönetic...

Pabuç, 4 Yaşında ! (2009-2013)

İlk yazmaya başladığımda aklımda pek bir şey yoktu. Seviyordum yazmayı ve başladım bir şekilde.Sonradan yazdıkça ve özellikle okundukça hayatıma farklı ve güzel bir pencerenin açılmış olduğunu gördüm,mutlu oldum. Yazdıkça  yazılarım daha düzelmeye başladı ,yazacak şeyleri görmeye başladım gündelik yaşantım içinde,kendimi çok daha iyi ifade etmeye başladım. Görmesem de duymasam da çok güzel insanların varlığını hissedip mutlu oldum, dünyaya bakışımı değiştiren yazılar okudum,yazdıklarından da öte güzel yüreklere sahip kişilerin varlığına şahit oldum, dostlarım oldu dertleştik güldük bazen dünyayı kurtarmak için kolları sıvadık. Yüreğimin sesini eşlik edenler oldu varlığı bana mutluluk kaynağı... Hiç ummadığım kişilerden (net ortamı dışında) ummadığım tepkiler aldım, şaşkınlıkla karışık mutluluklar yaşadım. Beni hiç görmeden sadece güzel görüşleriyle değer veren kişilerin dualarını aldım,dertlerine ortak olduklarım oldu ya da sevinçlerini paylaştıklarım. Kardeşim dediklerim o...