Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Erkekler Akıllı Kadınları Sevmezler!

Durun hemen korkmayın ''Elif yine bayramlık ağzını açacak!'' diye ! Öyle büyük cümleler kurmayacağım arada şerhler koyacağım,mesela: Erkekler akıllı kadınları sevmezler ama evlendiklerinde sevmezler; sevgiliyken ve flört dönemindeyken değil !O zaman kadınların herşeylerini severler düşünün onlarla alış verişe bile gönüllü giderler ! Sonra evlenince o sevimli hayalet modlarından çıkarlar siz kendinizi ifade etmeye başladığınızda da ''dırdırcı'' yaftalamasına başlarlar ! İyidirler hoşturlar ama şöyle ufak tefek istekleri/talepleri/beklentileri çıkar ortaya ,mesela sizin; titiz bir ev hanımı, iyi bir ahçı olmanızı ister ve beklerler, çocuk isterler ama o çocuğa mükemmel anne olmanızı da isterler ama mümkün olduğunca bebek ağlamasın geceleri beyefendileri uyandırmamalı! Bu arada çocuk olduktan sonra bir önceki vazifelerinizi aksatmamanızı da beklerler, haliyle eee alışmıştırlar hizmete ! Hala düzeninizden yemeklerinizden ve süslü püslü hanım hanımcık ağz...

"Kudüs İçin Ne Yapmalıyız?" Abdurrahman Uzun'un Anlatımı İle Marangozun ...

Ben Anlıyorum Siz !

''Kimse beni anlamıyor!'' ''Herkes beni yanlış anlıyor!'' Ya bi geçin kardeşim bunları, sıkıntı etmeyi bırakın! Sen saatlerce konuşsan da karşı taraf istediği kadarını istediği gibi algılayacak zaten.. Ha bi de sen de aynı durumdasın; sen de eğer değer veriyorsan iyice dinleyecek anlamaya çalışacaksın ,değer vermiyorsan da öyle yüzeysel dinleyecek içinden ''Amaaann bana ne ya!'' derken, anlıyormuş gibi yapacaksın duyduklarını! Mesele söylemlerinde anlattıklarında dinlediklerinde samimi misin ? İşte mesele bu , sen samimiysen bırak kim neyi nasıl anlarsa anlasın ya da şöyle yap düzeltmeye çalış baktın düzelecek gibi biraz uğraş ,baktın karşı taraf aynı tas aynı hamam devam ediyor onu da yolla gitsin bırak zanlarıyla eğelenedursun zaar ! Kimseyi memnun etmek zorunda değilim (ama bunu kimse için bişey yapmak zorunda değilim diye anlamayın sakın haaa :D ) birilerini memnun ede ede arkadaş dost edinmek yerine kendim olurum kendi doğrul...

İnsan ol Kafi!

Konu ile alakalı olmadığına bakmayın kendisi en sevdiğim hayvan olur ! Kim olduğunu anlatmak zorunda değilsin sen boşver mahalle(!)baskılarını,elalemi.. Seni Yaratan sana bir hayat vermiş armağan olarak onu yaşa demiş ,yaşa ama ''İnsan''gibi yaşa ki sonradan da bu nimetlerin asıllarını vereceğim sana demiş !... Hem de bunu açık açık demiş ,anlamaz unuturuz diye de kitap gönderip yazılı hale getirtmiş... Diyeceğim o ki, fıtratın gereği içindeki iyilikleri diri tutup herşeye herkese inat ''insan''kalmaya çalış ,o ne der şu öyle davranmıyor ki, bu bana kötü davranıyor demeden inadına ısrarla istikrarla sabırla kendin olmaya fıtratına sadık kalmaya çalış... Gamsızlığımı çok seviyorum; kavga olunca kaçıyor, beni ilgilendirmeyen konulara dahil olmuyor, beni ilgilendirmeyen kişileri hafızamda tutmuyorum...İnsanlar bana beni zerre ilgilendirmeyen şeyleri anlatırlarken de dinliyormuş gibi yapıp içimden en son okuduğum kitabın içinde geçen konuları düşünüy...

Seküler bir kutlama mı!? /Serkan ÇELİK

Seküler bir kutlama mı!? Seküler harekat dinsiz bir toplum inşa etmek için pazarlanan, yeni bir dindir. Şaşırma. “Dinsiz toplum inşa eden nasıl bir din olabilir?” deme! Bilinen ve gerçek olan inanışları ortadan kaldıracak ki kendi dinini empoze edebilsin. Yeni dünya düzenini kendileri şekillendirebilsin. Nasıl yapıyorlar? Dini değerlerin içini boşaltıyorlar asimilasyonla, dinsiz bir toplum yaratıyorlar ve içini boşalttıkları dini değerleri bizlere, “Seküler Kutlama” çerçevesinde eğlence kavramı ederek, kapitalizm ile pazarlıyorlar. 3 ana unsur var. Asimilasyon, Dinsiz Toplum ve Kapitalizm. Bunların hepsi Seküler Yapı, unsurları. Bu unsurlar kendi içinde bir çok yardımcı “izm” barındırır! Mesela Sosyalizm, bir toplumun inancını ve dinini elinden alır. Sovyetler Birliği örnektir. Hatta Amerika insanlara inanç özgürlüğü sunma altında emperyalistliğini konuşturmuş, Sosyalist Rusya yok olmaktan korkup, “Kızıl Ordu” ve “Komunizm” gibi kavramları dağıtıp, yıktığını söyleyerek rafa ...

Vefa/Orhan Doğangüneş

VEFA Bir hocamız ders sırasında dışarıya bakarak, anlamlı bir tebessümle “vefa diye bir şey vardır gençler, bir gün siz de anlarsınız” demişti.. Bu kelime, ilk kez orada dikkatimi çekmişti. Vefa, tek kelime, iki hece. Kısa ve öz. Anlamı derin, ince bir söz. Bir sessizlik oluşmuştu sınıfta. En haylazımız bile sessizleşmişti bu laf karşısında. Bu kadar etkili, bu kadar derin ve bu kadar tılsımlı bir laf ha! Sahi neydi vefa? Geçtiğimiz yıl İstanbul’da bir parkta orta yaşlarda bir adam ölü bulundu. Mukadderat, nasip... İlginç olan başından ayrılmayan köpeğin durumuydu. Bakışları, hüzün bir dostu kaybedişi anlatmaktaydı. Cenazede tabutun önünde duran köpeğe ne demeli? Yere bakışı ve kafasını kaldıramayışı nasıl bir tavırdı? Ya bir yıl önce vefat eden sahibinin mezarından ayrılmayan köpeği nereye koyalım? Üzerinden zaman geçmiş, kim bilir aralarında nasıl bir bağ vardı? Acaba bu köpekler ile sahipleri arasında her şey mi dört dörtlüktü, her şey mi güllük gülistanlıktı? Hisler...

Ah be Hadsiz İnsan !

Dünya'yı anlayabilen çıktı mı şimdiye kadar dersiniz! Ne olduğunundan çok burada işimiz ne ile meşgul olmalıyız sanırım... zira kainatın kusursuzluğunu idrak edebilmek imkansız (en azından şu sınırlı aklımızla!) Uzayla ilgili bilgilere ulaşılması beni çok heyecanlandırıyor ''Subhnallah'' diyerek tefekkür edip imanımı tazeleme açısından.. Sonra karınca ya da deniz dibinde ışıksız yaşayabilen canlılarla ilgili belgesel izliyorum sonra yine en başa dönüyorum ''Subhanaallah'' biz neyi ne kadar bilebiliriz ki... Bİzden istenen haddimizi bilmemiz ben bunu bilir bunu söylerim... haddini bilmeyen kul hiç bi'şeyi bilemez ki! Bilinen canlı türü 2 binlerde, bilinemeyenleri tahmin bile edemiyorum ; ve bunlar dünyaya ait olanlar ve bizim neslimiz yetecek mi bilemiyorum diğer bilinmez türleri bulmaya... bir yandan el birliğiyle insan türünü yok etmeye çalıştığımızı da hesaba katarak söylüyorum bunu!.. Ah biz neyin hesabını nasıl vereceğiz, nereden başl...