Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tüm Bloggerler Yaklaşın Hele Bir Şey Diyeceğim!

Not: Uzun ama önemli bi yazı sakın okumadan geçmeyin ha!  Blog aleminin üzerinde bir uyku bulutu serpilmiş sanki.Kimse yazmıyor bu ne kaaaardeşim.Madem blog açtınız süs diye ne bekletiyorsunuz caaanım blogları.Yok illa ki süs diye duracak diyorsanız da annelerimizin dantellerinden alıp örtelim üzerlerine de tam olsun.Hem de ütülü ve kolalı...Konuyla alakalı değil ama bir şey geldi aklıma.Tabu oynuyorduk kuzen kardeş tüm ahali toplanmış.İçimizden biri (kuzen kuzeni Mustafa) örtüyü anlatmak için (ya da danteldi  eski zaman hatırlamıyorum) Lcd tv  üzerine dantel çizmişti.Onca kişi hiç birimiz anlamadık ne anlatmaya çalıştığını çünkü modelli falan çizmişti sağolsun.Lcd nin üzerinde dantelin işi ne diye çıkıştığımızda da demez mi ''ama annem örtüyor ''diye :) Neyse sadede dönelim.Blogu olan ve üstüne üstlük güzel/iyi de yazan sayın bloggerler artık bloglarınıza daha sık yazı girseniz diyorum/z.Hatta güzel güzel yazmaya devam edenler de lütfen mesafe koymasınlar ya...

Güneşli, Hafif Rüzgarlı Bir Gün ve Benim Dünyam

Yine gerçeklerle yüz yüze geldiğim, sürekli yok ''muş'' gibi yaptığım, gerçeklerin gün yüzüne çıktığı o berbat günlerden biri..Hava güneşli hafif de rüzgarlı çıkıp biraz dolaştım ama berbatlık hala duruyor! İnsanın hiç kimseye;annesine babasına kardeşine ya da en yakın dostuna bile diyemediği sıkıntıları oluyor.Herkesin kendine saklı sırları oluyor yani! Desen de bir şeyin değişmeyeceğin sırlar zinciri. Her şey bitiyor zamanla ,hem de her şey..Bazıları bitince başkaları geliyor bazıları bitince yerinde sadece boşluklar kalıyor...Yeri dolsun diye uğraşmıyorsun bile..O boşluklar insanın bazı şeylere inancını da zayıflatıyor.Var olan güzel olan şeyleri de yok görmeye başlıyorsun.Ta ki bir gün var olduğunu da hatırlatan birileri karşına çıkana kadar..Gerçi geç karşılaşmaların da faydası oluyor mu cevap veremiyorum...Mutlulukla birlikte bazen de hüzün oluyor geç gelen her şey(!) içimizdeki eksiklikleri hatırlattıkları için... Bir çok şey yazasım var ...

İtiraf Et Hadi!

Yazmayı seviyorsun demek Hatta kendini ifade etmekte de zorlanmıyorsun. Kolay kolay yanlış anlaşıldığın da olmadı evet, Sen duygusal anlamda zorda kalmazsın biliyoruz Çünkü sen duygularınla değil aklında hareket edersin anladık!.. E o zaman buyur bu duyguyu da açıkla, Bu duyguyu da itiraf et önce kendine  sonra muhatabına!... Demek her şey öyle uzaktan konuşmakla, Ben zorlanmam diyerek büyük konuşmakla, Yoktur böyle şeyler deyip baştan/yürekten savmakla olmuyormuş... Şimdi gel de itiraf önce kendine  sonra muhatabına bu duyguları!... Hayatında bir tek Doğrular ve yanlışlar vardı. Sen de asla doğru bildiklerin dışında bir adım atmazdın. Bir çizgin vardı ve çıkmazdın  o çizgiden!.. Şimdi gel de çıktığın o çizgiden Seslen ve itiraf et  duygularnı. Önce kendine sonra muhatabına!... Evet inanmıyordun böyle şeylere, Mümkün değildi böyle şeyler rüya ve masallar dışında. Hayat gerçekti ve gerçeklerin içinde umma...

Her Zaman Her Durumda DÜŞÜNMEK Lazım !

Bizim işimiz doğruları/güzellikleri görebilmemiz  Not :Uzun bir yazı olduğu için sıkılacak olanlar okumadan geçebilir :)    Kur'an okumayı sanırım 11 yaşlarında öğrendim (tahmini10-11 yaşları arası) Arapçasını okumaktan bahsediyorum.Türkçe meali ve Tefsirini de babam okurdu oradan hatırlıyorum ilk.Annem de belki okul okuyamamış(okutulmamış) ama  evde çokça kitap okuyan bir kadındı (sağ olsun) Ben çocukken Kur'an meali kolay bulunan bir şey değildi .Yani genelde büyük boy Kur'anların Arapçası ve Türkçesi bir arada olurdu.Genelde Arapçası okunur sonunda da dua edilirdi.Ortaokul ve Lise de surelerin Meallerini de okumaya başladık derslerden dolayı.Ve böylelikle Meal okumaya başladım.Sonra bir kitapçıdan Türkçe Meal bir Kur'an aldım ve sürekli çantamda taşıdım okula gidip gelirken yolda da okumaya başladım.Abdestsiz de tutulabileceğini söylemişti Hocalardan biri (kim olduğunu hatırlamıyorum) artık her an elimin altındaydı okumam gereken EN ÖNEMLi kitap ve ist...

Bunlar Benden..

Güneşli günler, yağmurun sesi ( ki yağmurun kendi sesi yoktur çarptığı yerden gelen ses vardır diye düşünüyorum) sıcak evde karın yağışını izlemek , kahvaltı , badem fıstık kabak çekirdeği üçlüsü ,erik,zeki insanları dinlemek, yine aynı zeki kişilerle sohbet etmek,beğendiğim kitapları hemen bitmesin diye yavaş yavaş okumak ,kitaplar da beğendiğim ya da önemli gördüğüm yerleri kalemle işaretlemek,tv de film izlerken ışıkları kapatmak ve mümkünse bir şeyler içmek, gece oturmak , belgesel izlemek (öyle böyle değil mümkün olsa film dışında sadece belgesel izlemek)arkadaşlarımın dediklerinin tersini söyleyip onları hafiften kızdırmak ,dostlarımla şımarmak ,tebessüm etmek/ettirmek, rüzgarlı havada sahilde oturmak (gerçi rüzgar olmasa da sahilde oturmak ) kitapçılardan erken çıkamamak, kayalıklara ve dağlara özel ilgimin olması,nehir kenarında taş bir evde yaşama hayalim,müzik dinlemek (hatta ara sıra Vivaldi bile dinlemek) kurumuş yapraklar arasında dolaşmak,kardeş ve kuzenlerle muh...

Bizim Nasıl Biri Olduğumuz Bizi İlgilendirir

Radyo da hem Kur'an meali dinliyorum hem de diğer zamanlarda müzik de dinliyorum.Liseyi İmam-Hatip'te okudum (belki önceden de söylemişimdir) ve o zamanlarda da yabancı müzik dinliyorum diye arkadaşlar ufaktan dalga geçerlerdi (entel )diye.o zamanlar Pop müzik yeni yeni yükselişteydi (Tarkan'ın ilk çıktığı dönemler) ve çoğunluk arabesk ya da fantazi müzik (ki bu isme çok gülüyorum her seferinde fantazi müzik hahaha) Abuk sabuk giyinmelerim de çoğu zaman yadırganmıştır.Hatta elimde altın bileklikler yerine deri bilekliklerle gezmem bile tuhaf karşılanmıştı.Ne o erkek gibi ,botlarla deri ceketle mi gezilirmiş (!) Annemin çoğu zaman 'kızım biraz hanımefendi tarzı giyinsen..''diye başlayan cümlelerini unutmuyorum.Hatta yatak odamın duvarlarındaki posterler konusuna hiç girmiyorum.Çoğu ailenin böyle bir şeye izin vermediği bir dönemde babam bile bu duruma hiç ses çıkarmazdı ;o yabancı heriflerin odanın duvarında ne işi var demezdi mesela (canım babam kulakları çın...

Öneri !

''Beşer''den ''İnsan''olmaya yolculuk hakkında güzel bir kitap.Muhakkak okunmalı kitaplardan! Enteresan denebilecek kitaplardan biri.Okunmalı çünkü üzerinde düşünülecek bir çok konuya değinilmiş.Kitaptan bir kaç başlığı alıntılamak istiyorum kitap hakkında fikir edinmeniz için:''Allah hiç bir şeyi yoktan var etmez;zira O'nun mülkünde eksik olan hiçbir şey yoktur!'' ve bir de ''Adam yalnız kalmıştı adada;bir Kur'an buldu ağacın kovuğunda...Üzerinde'Abdestsiz Okumayın''yazıyordu lakin abdestin nasıl alınacağı Kitab'ın içinde bulunuyordu'' Erdal Demirkıran'ın farklı üslubuyla hikayelenmiş gerçekler...