31 Mart 2010 Çarşamba

Farklı Frekans!


Hani böyle iyi insansınız ya , iyi insan olmak için hayata inat direnirsiniz ya bu yolda taviz vermemek için...
Hani konuşarak sorunlarınızı aşmaya alışmışsınız ya, hani insanlara hatalarını tatlı bir dille ve uygun zamanda söylersiniz ya...Bunları yapabilmeniz için karşınızda da sizinle aynı düşünceleri paylaşan sizin yaptığınız şeyleri algılayabile(cek)n birinin olması lazım...Sizin konuşarak halletmeye çalıştığınız sorunu karşınızdaki şarkı söylüyor (ya da ninni söylüyorsunuz ) gibi algılıyorsa sizin uğraşlarınız boşa kürek çekmek gibi oluyo...İnsan olana bir bilemedin 2 kere söylersin anlar amaaaaaaaaaaa ya anlamamak da inat edenler...Sinirlenmemek el de değil..Ne yapalım sabredecen, her şeyde vardır bir hikmet...Ama cidden çok zor bir şey sizinle aynı frekansta olmayanlarla iletişim kurmaya çalışmanız.Belki çok uğraş verip sonunda bir yol bulursunuz anlaşabilmek için ama ama ama o da insanı çok yoruyor be ;) İnsanın da bir sabretme süresi var o süreyi aşınca ''amann beee'' deyip iletişimi kesme olasılığınız da var.Ya iletişimi kesemeyeceğiniz değer verdiğiniz birileriyse bu o zaman ''aman ki aman, off ki off '' zor çok zor...Kolay olan ne var ki şu hayatta..Kötü  insan olmanın dışında...

Not:Yaşadığım yerden bir manzara...Netten çalıntı değil, Made in Papuç ;)

29 Mart 2010 Pazartesi

Yine Yeniden ! (eski bir yazım )

GÜZEL OLAN;
-Birinin sizinle sohbet etmekten memnun olması
-Tebessüm etmek
-Sımsıkı sarılmak
-Kitap okurken kendini kitaba kaptırıp kitabı yaşamak
-Birini düşünmek
-Bir çocuğu sevindirmek
-Hayatınızın farklı dönemlerinde sizinle aynı özelliğe sahip farklı insanları tanımak
-Sevilmek
-Mutluluktan ağlamak
-Birine ilk doğum günü hediyesini almak
-Birinden ALLAH  SENDEN RAZI OLSUN sözünü duymak
-Şükredebilmek
-Her insanda güzel yanları görebilmek
-Parasızken bile cömert olabilmek
-Hiç sözün kesmeden birini dinlemek
-Değerli olduğunu karşı tarafa hissettirmek
-Kendin olup başkaları için de varolabilmek
-''Seni seviyorum''u içten söyleyebilmek
-Boşver unut gitsin diyebilmek..
-Kötü olmaya karar verip bunu hiç bir zaman yapamamak:))
-Sahile karşı ince belli bardakla çay içmek
-Sinirliyken bile gülebilmek(of en zoru bu)
-Yılları hafızanda saklamak ve istediğin zaman hatırlayabilmek..
-Bir çok insan tanımış olmak bir çok hayat hikayesi dinlemek..
-İmkansız gibi olsa da SEVGİ ile yaşamak
-Niçin varolduğunu bilmek
-Hesap vereceğini unutmamak

Şımarma ve Azalma..

Başkalarının gözünde gerçekten olduğunuz kişi misiniz yoksa onların sizinle ilgili önyargılarıyla oluşturulmuş varolduğu sanılan kişi misiniz ? 
Yoksa siz de benim gibi bunu önemsemeyenlerden misiniz?..İnsanlar eğer iyi biriyseniz sizden çok daha iyi olmanızı bekler ve hata yaptığınızda hemen sizi silerler ...
Kötü olarak yargılıyorlarsa da tek iyiliğinizde sizi göklere çıkartırlar sonrasında göklerden alaşağı ederler ya da etmezler o da keyiflerine bağlıdır mesela..O nu da yaparlar..
Kendi kıyaslamalarını başkalarının hatalarına göre yapanlar hiç bir zaman kendi eksikliklerini görmezler...Pire ve deve olayı onlar için geçerlidir mesela ; canları istediği zaman pireyi deve yapma lüksleri vardır..Karşısındaki kötülüğü ve kendisindeki iyiliği deve yapabilmesi misali ;)
Kişi olarak olman gereken en iyiyi örnek aldıktan ve kendini de bildikten sonra; ne başkalarının methiyeleriyle şımarırsın ne de başkalarının yermeleriyle azalırsın..(Papuç'un iç sesi yine konuştu )

28 Mart 2010 Pazar

Papuç'un Hiyeroglif'i

 Altta görmüş olduğunuz yazı benim blog dünyasında ilk yazım...Şimdi diyorum ki ''Bunu yazacağına hiç bişey yazmasaydın Papuç'' ;) Bi hayli yol almışım yazma konusunda (kendime  bi aferim diyesim geldi) Kardeşime şimdi hakveriyorum neden benim yazılarımı okumuyor diye :) Şimdi bile doğru dürüst yazan biri değilim farkındayım ama ilk başlarda harbiden korkunç yazıyormuşum ,bunu anlayabiliyorsam bi hayli ciddiymiş durum dimi :) Kim ilk yazısını bu kadar baştan savma yazabilir benden başka :) Konuyla ilgili not: Resimi yeni ekledim o zamanlar yumurtadan yeni çıkmış civciv gibiymişim :)) Şaşkııııınnn :P

''...aklım başıma bazen geliyo, delirecek gibi oluyorum ama Allah'tan kısa sürüyo demişti bi tanıdığım:))
ya şimdi kitap girişi bi yazı yazacaktım ama gecenin bu saatinde aklıma hiç bişey gelmiyor. İtiraf ediyorum bunları da laf olsun diye yazıyorum..ama bundan sonra da laf olsun diye yazmayacağıma söz veriyorum:) ''





Her Zaman Gülecem Heralde..

Ya Salavat'ın bu filmde kullanılıp kullanılması doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama ben bu sahneyi ne zaman izlesem kahkahalarla gülüyorum.Özellikle Peker Açıkalın'a :))


video - izlesene hababam sınıfı 3,5 final | izlesene.com

27 Mart 2010 Cumartesi

Teşekkürler!

-Teşekkürün büyüğünü anneme yapmazsam bunu laf eder, laf ettiği yetmezmiş gibi sürekli bunu yüzüme çarpar beni laf manyağına çevirir ;) İlk teşekkürüm anneme , sen nasıl güzel bi insansın ki Rabbim sana bizim gibi şirin ,güleryüzlü , zeki, aklı başında, ahlakı bütün ,kendini bilen,tevazu sahibi,10 parmağında 10 marifet becerikli, çalışkan evlatlar vermiş :)))))) (Arkadaşlar çok özr dilerim ama bunları yazdım annem okuduğunda anlayacak nedenizi siz beni yanlış anlamayın emi ) Bize samimiyeti ve pozitifliği aşıladın büyük kadınsın anne , anammmmm :)

-İkinci teşekkürüm babama olsun ki arada ciddi cümlelerim de olsun dimi :) Baba ,televizyonda gördüklerimizin tersine sen merhametli bir baba oldun bize çooooook teşekkürederim.İnsanlığı ve sabrı senden öğrendik varolasın.Rabbim her evlada senin gibi baba nasip etse keşke...Şanslıyız wesselam...

-Y, sana da teşekkürederim ...Sen bu yazıyı okumayacan (ki izin vermem okumana ) yine de sana teşekkür ettiğimi bilmeni istiyorum..Bu biraz Beyaz'ın Psikopat tiplemesi cümlesini andırdı ama neyyseee ;) Bi insan anca senin kadar geveze olabilir ama bi insan senin gibi güzel yürekli zor olur be! (off iyi cümleydi hadi yine iyisin) Bak aklıma gelmişken hani bizi Çınarcık'ta deniz fenerine götürüyorum diye o beyaz şahinin peşine takılıp Esenköye götürdün ya (içimden sana yuff desem de ) burda teşekkür ediyorum, sayende hiç aklımızda olmayan bi yeri de görmüş olduk :P

-Delü'ye teşekkür ediyorum, bana ''Sen de blog açsana, yazmayı seviyorsun.'' dediği için. Tabii bir de sonrası var .''Yazılarımı okuyor musun R?''  ''Ya yok ya okumuyorumm sıkılıyorum yazılarını okurken .''  ''Sağol yaa ukala, ben senin onca yazını okuyorum ya bi de yorum yazıyorum tüüü sana :))''  Diye devam eden sevimli sohbetler :P  Hım bi de ona teşekkür ediyorum kaza da ölmediği için..Hiç inat biri değildir ama o yaşta hayata tutunmak adına inat ettiği için ona çoooooooooook teşekkürediyorum. (nollduu gözlerin mi dolduuu :P ) Daha dur , daha seni ne çok sevdiğimi söylemedim bile ;)

-SAna da teşkkürederim aşkitom :) Çenesi gün geçtikçe daha da çok düşen insan:) Ayyyy napacam ben seninle yaşlanınca şimdiden yaşlılığını düşünmeye başladım oyy başım :) Gençliğinde böyle şımarık olan yaşlılığında anam anam nasıl şımarık olur ;) Gizli gizli yaptığın iyilikleri görüyorum ve duyuyorum  bu özelliğinden dolayı sana teşekkür ediyorum...Benim düşündükerimi benden önce yapman çok hoş.Canımsın ama bazen beni delirtiyorsun ya hu ;) ''Beni de yazsan beni de yazsana!'' al işte yazdım yine seni rahat et :) (yine okumayacan biliyom inat)

-Bu gün alışveriş yaparken aklımdan geçen bişeyi yanımdaki arkadaşımın yapmış olmasından dolayı ona teşekkürediyorum ''Yapacağım bi iyilik vardı düşündüğüme pişman ettin '' :))) Aynı anda aynı şeyleri düşünebildiğim dostum olduğun için teşekkürler..

 -Hayatımda ilk ve son defa TGRT FM dinledim gün bana bir kaç soru sorup karşılığında hediye gönderen radyo çalışanlarına teşekkürederim :)

-Aceba yurtdışındamı yaşasaydım dedirten kuzenim C'ye teşekkür ederim.Her ne kadar yazları Türkiye'ye geldiğinde sana safmışsın gibi davransalar da sen özel bi insansın .Dinine milliyetine bağlı ahlakı bütün vatandaş (çifte vatandaş :P )
        
  Neyse reeldekileri burada kessem iyi olur zira kuzen sayısı 33 bunların anne babaları felan derken 3-4 post yazmam gerekebilir .Onun için birazda sanal dünydan örnekler verip alıp başımı gideyim buralardan ;)
  
   - Kaç yıl önceydi hatırlamıyorum ama bana , hastayım yalanını uyduran S, sana da teşekkürediyorum ''Nice elbiseler var içinde insan yok '' cümlesinin gerçekliğini gösterdiğin için.Meğer hastalığın varmış da kafandaymış bilemedim özür dilerim.O zamanlar cahildik napalım ;)

 - Bana ''Hadi ya sen bahsettiğin kişi olmazsın'' diyerek başlayan sohbetlerle beni deli edip, seni tanıdıktan sonra ''Demek hayatta böyle insanlarda var '' dediğim tek insan Ö, sana da teşekkürler canım kardeşim.Hayat her zaman herkese gülmüyor kimi nimetler içinde doğuyor kimi nimetleri çabalarıyla elde ediyor sen de bunu gördüm.Okumayı seninle daha çok sevdim sayende yeni yazarların kitaplarıyla tanıştım varolasın.

  -Kapalı bayanları savunan biriydim ki bu genelde körü körüne bir savunma oluyordu.Sen öyle bişey yaptın ki beni hayretler içinde bıraktın ve şunu öğrettin bana ''Asla körü körüne kimseyi savunma herkes herşekilde hatalar yapabilir.İsteyerek ya da istemeyerek.'' SAna teşekkürederim E,seni çok seviyorum ama yaptığın hata bana çok şey öğretti varolasın..

-Yorgun insan, sana da teşekkürederim yorumların da bile samimiyetini hissettirebildiğin için.Tamam yorumlarınla beni çok güldürüryorsun ama şimdi ben çok gülüyorum diye de teşekkür olmaz ki dimi yani :) Özellikle de en sıkıntılı anlarda tebessüm olması pek bi hoş oluyor ya hu ;)

-Ara sıra gmail açıp bana hal hatır soran zat E, sana da teşekkürederim bu gün sakin kafayla şu yazıyı yazarken gelip tüm siniri tepeme sıçrattığın için...Sayende yazdığım cümleleri tekrar tekrar okuyorum doğru yazdım mı diye...En sinir olduğum şeyi yaptın ;sitem et sonra karşıdakini suçla özr dilese de yap bunları sonra çık git...Varol..

 -Konuşmaya başladığımız ilk günden beri aramızda nedenini anlayamadığım bi olumsuzluk olan Adı Güzel sana da teşekkürederim bu gün bana anlattıklarından dolayı..Farkındaysan bu ilk tartışmasız sohbetimizdi ve ben sana bi söz verdim ve varolduğun sürece de o sözü tutacam inş.

 -Maillerle iletişim kurduğum biri var bu alemde (ki zaten kendisi de bi alem insan ) ona da teşekkür ediyorum güveninden dolayı ve enteresan mail iletişimimizden dolayı...(hoş siz 'benim zaten sohbetim sevilir herkes böyle diyor  ' diceksiniz ama ) ben yine de ayrı tutuyorum bu iletişimimi...İç sesim yanılmadığımı söylüyor sizin hakkınızda ve ben o sese güveniyorum...(yanılıyorsam da canınız sağolsun)

Not:Bizi izlemeye (ki bizi derken kibarlık olsun diye bizi dedim tabiki benim bloğumu demek istedim) devam edin lütfen, yazının devamı gelecek ''...to be    continue'' misali ;)



26 Mart 2010 Cuma

Huzurdayız..

 Canımız yandığında ''anacımmm '' (ya da modern şekliyle anneciğim) diye bağırırız... Aşıksak aklımızda her an o vardır ,sağımıza döner onu görürüz solumuza döner onu görürüz (ki bu nedenle aklımız hep onunla meşgul olduğu için bazen önümüzü göremez düşeriz..diye devam eder...) Her gün birilerini arar sorarız ya da nette ya telefonda hep sevdiklerimizle bi şekilde iletişim halindeyizdir..Çok seviyoruz hepsini çok değer veriyoruz çünkü değerveriliyoruz önemseniyoruz..v.b.

 Ya da çok istediğiniz araba var ya ,hadi daha ufak bişey olsun bi bilgisayar ya da ne bileyim bi telefon olsun o çok istediğiniz şey..Sizin aklınızda o vardır alana kadar ...Onun için para biriktirirsiniz araştırma yaparsınız. Almak için maksimum gayreti gösterirsiniz kendi çapınızda..Ya da zenginsinizdir de alır paranızı gider galeriye alırsınız arabanızı..Gidip almak için de birikiminiz vardır çünkü çalışmışsınızdır zamanında..Yani uğraş vermişsinizdir bi şekilde..Gidip de ''Afedersiniz ben bu arabayı çok seviyorum hep kalbimde onun hayalini taşıyorum , iyi de biriyim kimseye zararım yok lütfen bu arabayı bana verir misin ? '' demezsiniz (derseniz size deli der galeriden atarlar en kötü ihtimalle)

 Ya da sevgilinizi aramazsanız ,görmeye gitmezseniz onun gönlünü hoş tutmazsanız neler olur bi düşünür müsünüz?

 Bilemiyorum ben düşündükçe buna benzer örnekleri çoğaltabiliyorum kafamda...Vazgeçemediğimiz öyle çok şey var ki sanırım bunca şeyin için de en önemli vazgeçilemezimizi hep unutuyoruz ya da bu kadar acımasız olmayayım sadece sıkıntıya düştüğümüzde hatırlıyoruz...O  bizi insan olmakla şereflendirip tüm mahlukata halife olarak dünyaya gönderdi ki gönderilmemizin başladığı anda rahmetiyle muamele etti dünyaya gözlerimizi açtığımız anda yanımızda bizi canı pahasına koruyacak bir de anne verdi.......ve sonsuza kadar süren nimetler cenneti...

  Tamam biliyorum bizim kalbimiz temiz kimseye kötülüğümüz yok ama ya vazifelerimiz ya şükrümüz!!! Düşünmüyoruz dünyaya sadece yemek içmek eğlenmek keyfimizin istediği gibi(!) yaşamak için mi geldik...Rezillik nedir bilmiyorum ama evet bu konuda sizi bilmem ama rezillik dizboyu bende...Böyle şeyler biraz hafife alınıyor ki böyle şeyler dediğim hayatın gerçekleri hem de bizim gerçek sandığımız herşeyden daha gerçek şeyler...

  Bilmeyenler iman ettiklerinden önceki yaptıklarından mesul değiller peki ya bilip de yapmayanlar ...Nasıl yaşamasını bildiği, nasıl bir insan olmasını bildiği halde yapmayan ya da işine gelen kısımlarını yapıp diğerlerini yok gibi davrananlar ? Aslında ''ağlanacak halimize gülüyoruz '' bizin halimiz için söylenmiş de biz bunu bile espri olarak alıyoruz...

  Oturup bu konularda kalbimizin sesini dinlesek o bize tüm hatalarımızı tek tek açıklar.Hatta açıklamakla kalmaz yapmadıklarımızı, yapmaktan kaçtıklarımızı ,unuttuklarımızı...yüzümüze bir şamar gibi vurur...Ama tabii bizim kalbimiz temiz biz herşeyi daha iyi biliriz, herşeye verilecek cevabımız vardır, hatalarımızı , yap(a)madıklarımızı öyle güzel kılıflara sokarız ki hemende inanırız bu kandırmalara...Dünyalık şeyler için canımızı ,zamanımızı ,mallarımızı heba ederken; asıl sevmemiz gerekene ne canımızla ne malımızla ne de zamanımızla şükretmeyi bil(e)miyoruz...Rahmetine sığınırken Azametinden hiç korkmuyor muyuz ne ?

                Cevşenü'l Kebir (97)
  -Ey hiçbir ses diğerine engel olmadan bütün sesleri bir an da işiten,
  -Ey hiçbir işe engel olmadan kainattaki bütün işleri birden yapan,
  -Ey bir söz diğerine engel olmadan kainattaki bütün varlıklarla aynı anda ayrı ayrı konuşan,
  -Ey hiçbir dua diğer duaya engel olmadan ve hiçbirini diğeriyle karıştırmadan bütün dualara birden cevap veren,
  -Ey ısrarla isteyenlerin ısrarları Kendisini asla usandırmayan,
  -Ey müminlerin gönüllerini İslamla ferahlatan,
  -Ey büyüklüğü karşısında huşu içinde boyun eğenlerin kalplerini zikriyle hoş eden,
  -Ey kendisiyle devamlı beraber olmak isteyen sevgili kullarının  kalbinden çıkmayan ve sonsuz muhabbetiyle kalplerini sevinçlerle dolduran,
  -Ey kendisini tanımak ve affına ve rızasına kavuşmak isteyenlerin muradı ve gayesi olan,
  -Ey kainat alemlerinden hiçbir şey kendisine asla gizli kalmayan,

SEn her türlü kusurdan,aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin.Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin.El aman, el aman! Bizi cehennem ateşinden kurtar.(Amin!)
















 
 


25 Mart 2010 Perşembe

Sevgi Neydi!!

  Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı ? Sureti sirete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, sevkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi,dış mıydı , yoksa iç mi; zahir miydi, yahut batın mı, kalıp mıydı ya da can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi?..
...Açıkken gözbebeğimize yerleşen de, göz yumduğumuzda gönlümüze sızan da sevgi değil miydi bir vakitler? Bir dudağın kıpırdanışından yanağımıza akseden pembelikler, utanmalar sevgi değil miydi? En son ne zaman kızarmıştı yanağımız, hatırlayanınız var mı ? Uykumuzu en son ne zaman terketmiştik sevgiyi düşünmek adına? En son sevgi şiirini hangi gece okumuştuk?
...SEvgi bir aıydı heralde,bir kederdi,kah hüzünle, kah mutlulukla hatırlanan.Belki de sabırdı sevgi,affetmekti,gelecek günler adına.SEvgi sınanmaktı adl-ı ilahi'de ve sınavı geçmekti ercesine.Sevgi bir tevbeydi,nasuh kisvesinde;bir dirilişti nefsi öldürerek.Sevgi bir iyi ad bırakmaktı fena yurdunda.Ömür geçer de ad kalır..

Alıntı :Kitab-ı aşk İskender Pala

Beklenti




Bir erkek,
Kendine güvenen ,bakımlı ve akıllı ister,
Ama bir de yanında huzur bulabileceği kadın da ister..

Bir kadın ,
Kendinden emin, bakımlı ,zeki ve düzenli ister,
Ama bir de sevildiğini hissettirecek erkek ister... (Papuç'un iç sesi ..)

24 Mart 2010 Çarşamba

Düşüneceklerini de Düşün!


  İç dünyamda huzurluysam bunun dışa yansımasına mutluluk diyorum,
İç huzuru nasıl sağlıyorum bunu bir hayli düşünmem gerekiyor biliyorum..
Yarın hatırlamayacağım konular için bile onca vaktimi heba ediyorken,
Huzur denen nimeti kalbimde her daim yeşil tutabilmenin yollarına kafa yormalıyım 


(papuç'un içsesi)

Pembesi Gitmiş Tozu Kalmış!

  Öncelikle şunu belirteyim bi insan başına neler geleceğini bilemez onun için büyük konuşmamak da fayda vardır ben de bunun bilincindeyim ama böyle olması insanın düşüncelerini söylememesi anlamı da taşımaz sanırım..Bişeyleri tam olarak anlayamıyorsam iyice kafam karışıyor..Nedenlerle nasıllarla iyice bulanıklaşıyor düşüncelerim..
 Dizi tanıtımlarından birine rasgeldim bi kanalda (ki diziyi hatırlamıyorum ) Adam annesine diyor ki ''Melek'i seviyorum '' Annesi hatırlatıyor :''Esra ne olacak peki , o senin eşin'' Adam gayet rahat cevap veriyor :''Ona anlatacam ve boşayacam '' Ne kadar net anlaşılır cümleler değil mi? Başkasına aşık oldum, eşime söyleyip ondan ayrılacam...Ohh ne ala ne ala..Hayat bu kadar basitmi cidden ben anlamış değilim..Günün birinde aşık oluyorsun ve hayatını o kişiyle geçirme kararı alıyorsun ve evleniyorsun...Bir süre sonra sıkılıyorsun hop başka birine vuruluyorsun ona aşık oluyorsun ve eskiden aşık olduğuna inandığın kişiyi bırakıyorsun...Tabi insanın aklına ''Ya bundan da sıkılır başkasına aşık olursan ne olacak?'' gelmiyor değil..
  Aşk hayatın en güzel armağanı ben de herkes gibi böyle düşünüyorum..Aşksız hayat düşünülemez o hayata bakışımızı değiştirir..v.b. Ama bişeyler yanlış gidiyor ya da ben bi hayli eski kafalı kalmışım bilemiyorum...Aşık olduğun insanla hayat geçirmeye karar veriyorsun ama baktın sıkıldın aşk bitiyor bu kadar basit mi..Ya da hayatın anlamını sadece AŞK a yükleyip hop ona hop buna aşık oldum diye arkanda birilerini mi bırakmalısın?...Bazen insanlar zorla evlendirilirler aşkı hiç tadmazlar da günün birinden karşılarına öyle biri çıkar ki aşkın sevginin ne olduğunu öğrenir insan ,buna bişey diyemem  ama ben bu kıza aşık oldum eşime bu konuyu anlatıp boşanacam diyecek kadar da basit olamaz sevgi denen şey...Fedakarlık , sabır ,merhamet almış başını gitmişse herkesden sıkılırsın zaten..İnsan bazen kendinden bile sıkılıyor ki başkasından sıkılmaması mümkün değil..
 Eskiden insanlar zorla evlendirilirmiş buna çok çoküzülüyorum ve nefret ediyorum bu tip hayat hikayelerini duyduğum zaman..Ama şimdi kimse kimseyle (törelerden bahsetmiyorum konumuz modern hayattan alınmadır)zorla evlendirilmiyor tam tersi herkes aşık olduğu(nu sandığı) kişiyle evleniyor ve sonrasında ne hikmetse şiddetli geçimsizlik ve devamından pembesi gitmiş tozu kalmış bir kalıntı...Bilemiyorum bi hayli uzun bi konu bu üzerinde saatlerce konuşulabilecek ama bişeylerin yanlış gittiği ya da anlaşıldığı kesin..Ya biz aşkın ne olduğunu bilmiyoruz ya da tek insani duygu olarak aşkı alıyoruz ve işimize geldiği gibi kullanıyoruz..
  Aşk sevgi biraz fedakarlık ister gibi geliyor bana...Yoksa her seferinde mükemmeli bulduğunu sanıp yanılır durursun...Aşkı için dağları delenlere lafım yok ,Aşkın kendisine de asla lafım olamaz ama aşkın sevginin basite alınıyor konumunda olması üzüyor beni..
  Aşk size sunulmuş bi bebek gibidir...Ya o bebeği sever büyütürsünüz ya da en ufak hatasında atar kendinizden uzaklaştırırsınız...Bebek büyütmek de sabır ister...Değil mi? 

  Not:Dizideki bayanların ismini hatırlayamadığım için öylesine 2 isim kullandım...

23 Mart 2010 Salı

Aceba Adı Hızır mıydı ?

  Pazar günü güzel bi Bursa gezim oldu ..Hava güzel moraller gıcır sevdiklerim yanımda daha ne olsundu yani :) Yediğim gezdiğim benim olsun size beni şaşırttan (ki tabiki Allah şaşırtmasın ) ufacık bi olaydan bahsetmek istiyorum..
  Bursa hakkında hiç bilgimiz olmadığı için haliyle sürekli gideceğimiz yeri birilerine sormak zorunda kaldık..Bunlardan biri de Hayvanat bahçesiydi..Kime sorduysak gayet açıklayıcı şekilde anlattı bize, de biz o tarif edilen yerleri bilmiyorduk...Neyse en son (kent merkezi ) dedikleri yere geldiğimizde bizi biri durdurdu ve ''biyeri mi arıyorsunuz yardımcı olayım '' dedi.Önce tarif etti sonra baktı ki biz de o tarif edilen yolu bulacak göz yok ''İsterseniz ben sizi götüreyim ?'' dedi. 
  Ve biz de nasıl bi cahil cehaletiyse adamı arabaya aldık (almasına da Allahımmm o nasıl bi korku bendeki...anladım ki benim insanoğluna zerre kadar güvenim kalmamış, kendimi esefle kınadım o kadar yani) Kendi yolu olmamasına rağmen adam bizi hayvanat bahçesine kadar (yol o kadar uzunmuş ki biz zaten orayı bulamazdık pes eder yarı yoldan geridönerdik) götürdü...Yolda giderken de dediki ''Başkası olsa güvenip almayabilirdi  arabaya, haklı da insanlar ama insanlara yardımcı olmak lazım '' dedi.
  Gittiğimiz de araba parkedecek yer kalmamıştı acayip bi kalabalık vardı.Adam dediki ''Ben varım siz yer bulacaksınız.''.Park yerine girdiğimizde o bize bi yer gösterdi ama biz park edemeyeceğimizi söyledik(arabanın alçaklığından dolayı) ve adamla vedalaştık.Helalleştik ve gitti...Biz de biraz ilerledik parkyerinde ama yer bulmak cidden imkansızdı arabayı hayvanat bahçesinin önüne çektik ve bekledik baktık yer bulmak imkansız (ki insanalr anayola parkedip gelmişler o derece) gitmeye karar verdik.O arada bi araç sahibi çıkacağını söyledi bizde çıkan yere arabayı parkettik (giriş kapısının karşısı, yani o an için imkansız olan yere) Şaşkınlık ve gülümseme hali! ''Ben yanınızdayım siz burda kesin yer bulursunuz '' demişti biraz önce bizden ayrılan misafirimiz:)
  Enteresan bi tevafuk hali bizi uzun süre tebessümettirdi...Onca yolu bizimle geldi ''yardımcı olmak lazım '' diye..Enteresan ve hoş...İstanbuldan bi korku var insanda ,kimseyi arabaya alma ya hırsızsa ya katilse gibilerinden ama bize yardımcı olmaya çalışan insan onlardan biri değildi şükür ..Ve sadece insanlara iyilik yapmak lazım diyen birilerinin varlığı çok çok güzel bi durum...
 Güzel ve sürekli enteresan olaylarla geçen bir gündü...Yaşanmışlığı mutluluk olan güzel bir gün...
 Not:Bize yardımcı olan kişinin aksakallı dedeyle cinsiyeti dışında hiç bir benzerliği yoktu biline..Adam 30'lu yaşlarda ve sakalsızdı :)

20 Mart 2010 Cumartesi

Bakış!

  ''Bir bakış bir bakışa neler neler anlatır, bir bakış bir bakışı senelerce ağlatır.'' diye bi arabesk söz kalmış aklımda fena da sayılmaz bu söz.Konum ''bakışlar'' olduğu için böyle bi cümleyle başladım.Özlü söz olarak da ''Güzel bakan güzel düşünür ,güzel düşünen hayatından lezzet alır'' diyelim...Bakışlar önemlidir hayatımızda...Mesela mı?
Fakir bir çocuğa güzel bir hediye aldığınızdaki bakışı...
Bir hacının Kabe'yi ilk gördüğü andaki bakışı...
Son nefesini verenin  bakışı..
Doğumdan sonra annenin evladına bakışı..
Mezuniyet töreninde bi babanın evladına bakışı...
Depremde kurtarmaya çalıştığınız depremzedenin size bakışı..
Filistinli çocuğun İsrailli pisliklere taş atarkenki bakışı..
Afrikada açlık çeken bir insana yiyecek götürdüğünüzdeki bakışı..
Vatan toprağını korumak için nöbet tutan askerin bakışı...
Aç bi insanın lokantadaki yemeklere bakışı...
Çölde kalmışın su gördüğündeki bakışı...
Annesini kaybetmiş çocuğun bakışı...
Bomba sesinden ürkmüş bebeğin bakışı...
Yaralı bi hayvana yardım ettiğinizdeki bakış...
Birini etkilemek amaçlı bi hanımın bakışı...
Yalan söylediği zaman birinin bakışı..
Sevmediğiniz/sevdiğiniz biriyle karşılaştığınızdaki bakışınız..
Bir hırsızın yakalandığı andaki bakışı...
Bayramda torunlarını gören dedenin/ninenin bakışı...
SEvgilisini düşünenin bakışı...
Hüzünlenenin bakışı...
Mutlu olanın bakışı...
Sinirlendiğiniz andaki bakış...
Riyakar bakışlar...
Nefret dolu bakış...
Maziyi düşünürken bakış...
Sevdiğinize ilk bakışınız...v.b sürer gider.Hiç konuşulmasa da bakışlar insanların kendilerini bi şekilde ifade edebilmesine yardımcı olur çoğu zaman...Bazen ilk bakışla itersiniz insanları kendinizden bazen de ilk bakışla ısınırsınız birbirinize...Dedim ya önemlidir bakışlar...Boş boş bakmaktan uzak eylesin Rabbim..




19 Mart 2010 Cuma

Güzellikler!

Çocukların ve yaşlıların bişeyler anlatırken gözlerindeki ışıltıyı görmek çok ...çok güzel! Mutluluklarını öyle güzel ifade ediyorlar kii..Heyecandan bazen kelimelere dökemeseler de gözleriyle gülümsüyorlar çok hoş ya!! Rabbim yaşlıların ve çocukların olmadığı topluluklardan uzak etsin bizi...!


Notun Büyüğü:Bahsi geçen yaşlılar kesinlikle Sürahi Nine formatında olanlardan değil :)

18 Mart 2010 Perşembe

Gülümseme Arası

Bu tavşanlardan gerçek hayatın içinde de görmek mümkün
Bazen ben de böyle saçma bi iyimserlik haline bürünüyorum ,nedendir bilmem :)
Önce cellatla tanıştırılması gereken insanlarda olmuyo değil..
Buna çok güldüm, okulda kopya çekmenin/kopya vermenin sonu bu olsa gerek

17 Mart 2010 Çarşamba

18 Mart Bize Ne Hatırlatıyor!!


Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !    Arif Nihat Asya

Susmak Zamanı.....

Ah be Hayat..................................................................................................!

16 Mart 2010 Salı

Bazı Şeyler Elinde!

  Tartışıyorsunuz ve karşınızdaki bi arkadaşınız...Kavga anında ikinizden birinin suratını Küçük emrah gibi yaptığını düşünün!! Kavganız o an biter ve yerini gülmeye bırakır...

 Tartışıyorsunuz ve karşınızdaki kişi çok sevdiğiniz biri (dost ,sevgili, eş ,kardeş)..Kavga anında birbirinize sarıldığınızı düşünün ! Kavganız o an biter ve yerini sevginize ve kavganızın geçiciliğini görmenize verir..

 Bir de bunları yapmak istemediğiniz anlar  olur!! İşte en zoru odur...Enaniyetiniz engel olmak istemez tartışmaya. Bi insan istemediği zaman ne mutlu olur ne mutlu eder ne de tam tersi mutsuz olur..Bazı şeyler elimizde...İstersek tabi...

15 Mart 2010 Pazartesi

Neden Geç Cevap Yazıyorsun ?

 Yine gıcıklık olarak algılanmaya açık bi yazı farkındayım ama yazmazsam da rahat edemem...Konu tamamen sanalla ilgili...

 Şimdi sohbet  ortamlarında ya da  ne  bilim  oyun ortamlarında,forumlarda birileriyle takılırsınız  (ki buna blog ortamını da katın siz) eğlencelide olur bu takılmalar sohbetler paylaşımlar felan da filan...Devamında  bi saçma kıskançlıklar tripler hiç anlamıyorum...Sen  onunla  neden  konuştun ,şuna neden yorum bıraktın  yok onunla gmailde konuşuyor musun yok neden sana öyle bişey dedi..v.b  böyle uzayıp giden asab bozucu sorular sorular tripler tipler...

  Ya insanlar nette (haber alma araştıma konuları dışında) bir de kafa dağıtmak, biraz gündelik telaşlardan uzaklaşmak için de takılır..Burası çoğu insanın özgürce (özgürceeeee) takıldığı bir ortam...Rahatsındır burda kendin gibisin kimse ne diyecek aman şöyle mi yapsam aman böyle mi yapsam telaşları yoktur burda ...Sen ve klavyen bir de karşında bi ekran...Arkadaşlıkların olur ya da olmaz ,belki seni gerçekten dinlediğini düşündüğüm dost diyebileceğin kişilerle karşılaşırsın güzeldir de...Kendinsindir ,rahatsındır ve genelde eğlenirsin sohbetler sonunda (gözlerine verdiğin zararı saymıyorum olumsuz cümle olmasın diye) Hal böyleyken bir arkadaşının çıkıp sana ''Şuna neden şöyle dedin , buna neden cevap verdin, o neden sana böyle dedi..'' gibi sorularla seni germesi hiç (hiiiiiiiiiiiiç) hoş bi durum değil..Ya tamam karşındaki sevgilindir eşindir felan da yani , burdan tanıştığın bi arkadaşın bi dostunsa böyle şeyleri sorun haline getirmen ne kadar mantıklı olabilir ? Yani bu insan senden önce de birileriyle sohbet ediyordu senden önce de yorumlar alıyordu ne bekliyordum ki?? Sanal kıskançlıkları hiç mantıklı bulmuyorum kim ne derse desin..

 Buranın güzel yanlarından biri de aynı anda bir kaç kişiyle sohbet edebilme şansınız..Sohbet konunuz sizin için ciddiyse zaten alırsınız kendinizi meşgule tek kişiyle de sohbet edersiniz ki bu da her insanın hakkıdır...Bunu bile hazmedemeyen insanlar olur ...oluyor dimi? Oluyordur canımmmm ...Değerli insanlar var tabiki bu ortamda da ama kişileri sizin tapulu malınız gibi görmeniz haksızlık artı saçmalık...Burda da insanları germeyin kardeşim... Trip atıp baskı oluşturmak yakışmıyo kimseye cıks cıks...

 Söyleyeceklerim bitti kimse üstüne alınmasın ama kimse de kimseye trip atmasın ya hu ! Ben sadece söylüyorum sonra demedi demeyin , böyle de şeyler var sanal alemde...Gerilmeden sorgulanmadan güzel güzel sohbetler hepinize...

 Not:Gözler bana ait değil, söylememe gerek yok dimi ?

14 Mart 2010 Pazar

Nasıl Bilirsiniz? İyi Biliriz..

 Cem Yılmaz'a herkes gibi ben de çok gülüyorum ..Adam hem zeki hem zekasını kullanıp güzel espriler yapıyor (yazmıyor yapıyor) ve nedendir bilmem ben Cem Yılmaz'ın iyi de biri olduğunu düşünüyorum...Hoş iyilik hali, zamanımızda göreceli olmaya başladı ama ..Ben yine de onun tv de göründüğünden( magazin insanı) daha farklı biri olduğunu düşünüyorum...Kalp gözü açık biri değilim ,belki de öyle değildir belki de adam bildiğimiz magazin şahsiyetidir ötesi yoktur..Bana, daha ince düşünceli iyi insan olmaya çok yakın biri gibi geliyo.Niye girişi güzide insan Cem Yılmaz'la yaptığımı hatırlamıyorum..hımm hatırladım :) Burdan blog alemindeki güzide şahsiyetlere geçiş yapacaktım :)
  
 Blog dünyasında sanırım önümüzdeki ay 1 yılımı tamamlayacam ve bir çok blog yazılarını takip ediyorum hem de büyük bi memnuniyetle...İnsanlarla yüzyüze tanışma fırsatınız olmadığından (ki vardır tanışanlarda bilemiyorum) yazılarıyla yorumlarıyla o kişinin hakkında az çok fikir sahibi oluyorsunuz...

 Farklı üsluplarda yazan kişiler var ki ben bunlardan bazılarının reel de hiç de öyle rahatça ahkam kesen kişiler olduğuna inanmıyorum...Hatta özgür çocuk özgür kız imajıyla yazanlardan da bazılarının hiç de reklam çocuğu/kızı hayatları olduğunu sanmıyorum..Biliyorum çünkü içlerinden birini çok iyi tanıyorum (kafamı kırar mı kırar ) Burda laf ebeliği yapıp da reelde konuşturmak için illaki mangal keyfi düzenlemeniz gereken kişiler var biliyorum ;) ve ekliyorum onlardan birini çok seviyorum...

  İsim vermek istemiyorum ama burda çok daha rahat görünüp reelde çok daha sıradan olduğuna inandığım  ya da burda başka tellerden çalıp reelde iyi insan sıfatına çok yakın kişiler olduğunu sanıyorum...Bunu da kendilerine söylüyorum zaten..Belki reel de tanımış olsam kişileri düşüncem değişir ne bilim :) ama yazılardan tanıdığım kadarıyla güveniyorum düşünceme:)

 Hani burdakiler birbirlerini reelde tanıma fırsatı bulsalar şaşırırlar mı ,hayalkırıklığına uğrarlar mı? aceba diye de merak etmiyor değilim :) Beni görenler kesin ''aboww Papuç bumuydu? '' derler orası kesin de :)) Kendi adıma hiç kimse de şaşırmam diye düşünüyorum çünkü hislerime çok güvenen bi ukalayım ,ben kimsenin beklediğimin tersine çıkacağını samıyorum :) En azından kişilik olarak farklı kişilerle karşılaşmazdım heralde ...Ciddi anlamda tanımayı çok isteyeceğim kişiler var bu ortamda ama onlarla da tanışırım tanışmam Allah bilir...Nasip diyorum ve konuyu bitiş paragrafına şutluyorum:)

 Mantıklı ya da mantıksız tartışılır ama hiç görmeden duymadan sadece cümleleriyle tanıdığım bir çok kişi var değer verdiğim ,blog aleminde..Hepsininde kalbi güzel insanlar olduğu kanısındayım...En azından kalplerinin bir yanı gerçekten güzelliklerle dolu...Kişi kalbiyle görür kalbiyle düşünür ve ben sevgiyle bakıp hepinizi güzel görmeyi seçiyorum..Allah'a emanetsiniz..
 Not: Aslında bu yazı pek bi duygusal oldu tarzım değildir ama ;) Yine de fena olmadı diye düşünüyorum...
 

13 Mart 2010 Cumartesi

İçses Sinir Harbinde!

 Sabretmek ne güzel bişeydir! ...de o sabrettikleriniz bir gün gelip sizin aklınızı başınızdan almadığı sürece...Biriktirdiklerinizi gerçek anlamda unutabilmek çok hoş olurdu...Yaşadıklarınıza o an için sabrediyorsunuz ya bir de sonrasında o yaşananları beyninizden kalbinizden de çıkarıp atabilseniz en güzeli olur...Bu nasıl yapılır tamamen unutmak bu nasıl bişeydir ya da mümkün mü? Mümkünse biri bana öğretsin (bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp'' sözünü başım üstüne alıyorum ve öğrenmek istiyorum... Unutmak istiyorum yapılanları,istemeden yaşadıklarımı kendi çapımda sabrettiklerimi ,istemediğim halde memnun etmeleri ,zorunluluklardan yapılanları,numaradan yapılan gülücükleri ..v.b herşeyi herşeyiiiiiiiiii maziye gömmek istiyorum ve hatırlamak istemiyorum  bir daha...Hatırlayıp da sinirlenmek istemiyorum.

Bir arkadaş gurubu için de ya da ikili ilişkilerde (arkadaşlık dostluk gibi işte) bencillik sezdim mi artık kendim gibi olmamayı seçiyorum..Duruma kişiye ayak uydurmak...Madem öyle istiyorsun al sana Papucun yüzeysel dostluk hali...Beni anlamak istemeyen insanı ben hiç anlamam ve onun için bir adım öne ilerlemem..Kötümüyüm ben ? Eğer öyle oluyorsam hı hı kötüyüm...Herkesin sevgi ,saygı anlayışı sanırım farklı..Eğer birini seviyorsanız bu farkları farketmeli ve ona göre davranmalısınız..Bi zahmet...Sizin şaka diye algıladığınız saçmalıklar karşı taraftan şaka olarak algılanmaz belki bunu düşünmek lazım. Ya da ihtiyacı halinde sevginizle sevdiğinizin (her kimse sevdikleriniz)  yanında olamayacaksanız kendi ihtiyaç anınızda da karşı taraftan beklemeyeceksiniz yanınızda olmasını..Gibi şeyler işte..

En kısa haliyle ''sıkıldım, yoruldum ve bıktım'' Umarım kısa sürer bu ruh halim....

12 Mart 2010 Cuma

Aceba!!


Herkesin merakları vardır ve bu doğaldır,
Ben de aceba diyorum ''Hayattan ne umdumsa buldum'' diyen biri var mı?
Varsa böyle biri beni bulsun ve ben umduklarını bulup ömür geçirmenin nasıl bişey olduğunu sorayım ona.
Cidden merak ediyorum...
Sizi bilemem ama ben beklentilerimi yaşamıyorum belki de hayal etmedim bilemiyorum ..
Hayal ediyor olsaydım eğer belki şu an yaşadıklarımdan güzelini düşünemezdim.
Yine de umduğun ,hayalini kurduğun hayatı yaşamak nasıl bişey olur merak etmeden duramıyorum..
Aceba daha mı mutlu olur insan ! Ya da hayallerinin de mutluluk getirmediğini kendi gözleriyle mi görür!Tuhaf...
Yoksa hayatta nasıl yaşarsak yaşayalım memnun olmamaya mı ayarlamışız kendimizi...Kafam karışık iyisi mi derin mevzulara dalış yapmamak :)
Bu gün uzunca düşündüm bu konuyu ama yazıya dökemiyorum o ayrı bi konu...
Benim istediklerim olsaydı, hayatımda şu an sahip olduğum hiç birşeye sahip olamayacaktım bu da ''şu anı düşününce'' bana korkunç bir kayıp geliyor...
Bunca karışık cümleden sonra doğru dürüst bi cümleyle yazımı bitireyim..

Rabbim, O'ndan her ne istiyorsanız/istiyorsam, hayırlısıyla versin her birimize...O herşeyi bizden çok daha iyi biliyor wesselam! Sevgiler...

11 Mart 2010 Perşembe

Düşün!!!

Aklına gelen en küçük hayvanı düşün,
Düşün ve devamını getir
Düşüncelerinin seni götürdüğü yere kadar...
Sonra kusursuzluğu ve dengeyi de kat düşüncene..
Aklındaki o minicik hayvana bile verilen güzellikleri düşündükten sonra,
Otur kendi değerini sınırsız düşün!
Dünyaya gönderilmiş basit bi canlı olmadığını,
Ve ömrünü basitçe harcamaman gerektiğini hatırla!
                 (Papuç'un içsesi)

10 Mart 2010 Çarşamba

Biliyorsun !

Biliyorsun ki,
Sevdiğin Sevenindir..
Biliyorsun ki,
Gelen sıkıntı gördüğündür özü dert değildir..
Biliyorsun ki ,
Her gelen sevdiğindendir..
Neden ve kime bu şikayetin!

(Papuç'un iç sesi)

9 Mart 2010 Salı

Ey Aşk!





                        Ey Aşk, Dünyaya ve Hayata Bakışım Ol !
(Papuç'un içsesi)

Benimle Konuşan Resim..



 Bu resme tek kelimeyle bayıldım..Aceba gariplik bende mi?..Sizce de çok şey düşündüren bi resim değil mi? Cidden çok hoşuma gitti...Hepimiz hayat denen o ağaçtan bir gün kopacaz...O yaprağı insan kabul edersek sadece insanı görürsek diğer her görüntü teferruat ve buğulu bi cam kalıyo...
  Ya da o yaprağı sevdiğiniz biri (arkadaş, dost, sevgili ..v.b) olarak düşünün o zaman da onun dışında hiç bişey gözünüze çarpmıyor...Onun hatalarını da net görmüyorsunuz ya da biraz daha dikkatli baksanız görürsünüz de siz dikkatinizi sevdiğinize verdiğiniz için ayrıntıları görmüyorsunuz..Keşke sevmediklerimize karşı da böyle olabilsek onların da kötü yönlerini görmeyip gözümüzde büyütmesek..
  Ya da şöyle düşünün o da her yaprak gibi bir yaprak ama sizin gözleriniz onu seçmiş ve bakışınız onda kilitlenmiş..Nasıl ki ınsanlar içinde ruhunuza yakın insanları seçip onlarda takılı kalıyorsunuz aynen onun gibi...Sizin değerverdiğiniz farkını farkettiğiniz dost gibi...
  Ben bu resme bayıldım !Bu resim sanki benimle konuşuyor. Kısacası bu...

8 Mart 2010 Pazartesi

Buyur SENden Bahsettim Bloğumda ama Senin Haberin Olmayacak :)

 Hani senin ilk gördüğüm de ''of ya bune mahçup bi delikanlı  bundan bana yar olmaz'' demiştim de sonrasında sana aşık olmuştum (ne dönek bişiyim dimi aynı sen gibi) Sen de benim için ''Bu çok rahat ve geveze ''demiştin sonradan itiraf ettin ödeşmiş olduk canumcum ;)

 Saatlerde gezsekte gık demezdin (ah yurdum erkeği) sinemadaki tüm filmlere giderdin benim için (belki de ben konuşmayayım diye yapıyordun bunu bilemiyorum ki (şimdi aklım şeytani çalışmaya başladı da :P ) Seni ilk tanımaya başladığım günlerde ''Ah canım pek sessiz biri yüzünden de masumiyet akıyo '' diyordum pişman ettin hee :))Bana geveze diyene bak ''Bi sus bi sus yeterrrrrrrr espri yapmaaa'' diye bağırtıyorsun benim gibi birini ben ne diyeyim :)

 Hem sen alışerişi de seviyordun hani ''numaracı senii'' şimdi alacağım şeyi alıp hemen çıkmam için nerdeyse ne aldığıma bakmama bile fırsat vermeyecen...Sonra bi bakacaz ''aa biz bunu ne zaman ve niçin aldık?'' demişiz ...Deriz deriz sen de bu alışveriş düşmanlığı (düşmanlık yerine daha usturuplu bi kelime konulada bilir :P) sayesinde ne aldığımızı sonradan öğreneceğimiz şeylerde olacaktır ...

Senin bu korkunçç inadın var ya benim ömrümü yerdi de bakma sen, ben bayaa bayaa sabırlı biriyim ...Onun için de sen inat etmekten biraz uzaklaşmaya başladın ;) Baktın karşındaki sussa da bi şekilde dediğini yapıyo pes mi ettin bilemiyorum ki :P Akrep inadını yenebilen tek canlı ben miyim yoksa :P
  
  Bir kere bile okuma zahmetinde bulunmadığın bloğumda senden bahsetmemi istiyorsun ya buna pişman olabilirsin :) Belli olmaz senin beklentilerinin tersine sana sadece sinirlendiğim zamanlarda senden bahsederim burda :) Sen misin oku şu yazılardan bir kaçını dediğim halde beni dinlemeyen (yaşasın kötülük ) Benden de bahset , sana yaptığım esprilerden bahset demesi kolay ama yazılarımı bi oku dediğim zaman ipe un sermeler ne oluyo:) İnsanların seni de bilmelerini istiyorsan oturacaksın ekranın karşısına paşa paşa okuyacaksın yazılarımı yok öyle beleş reklam :))

  Hakkını yemiyeyim şimdi biliyorum beni çok çok sevdiğini onun için birazcık merhametli olurum yazılarda merak etme :P ama sen tıpkı ısrar ettiğim zamanlardaki gibi okumamaya devam et bloğumu olur mu :P Hele bundan sonra hiç okuma zaten :))

 SEni Çok SEviyorum, hem inat hem şımarık hem geveze hem ağırbaşlı hem beni çok güldüren hem okuma özürlü:P hem  arkadaşcanlısı hem de (malesef) fenerbahçe fanatiği ! ;)

  

  


Elazığ'da deprem: 51 ölü, 34 yaralı

Bir Türkiye gerçeği...Ölenlere Allah rahmet eylesin..Yakınlarına sabır versin... Yaralılara da acil şifalar inşaallah!

7 Mart 2010 Pazar

''Dünya İnsanlar İnsan Gibi Yaşasın Günü'' istiyorum

  Kuzenlerimden biri (ki beylerden biri) derdi ki ''Kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister parfüm ister çamaşır makinesi ister ,bulaşık makinesi ister..v.b''  bir de nette okumuştur diyordu ki ''Kadın hakkı diye bişey yoktur çünkü hakkı erkek adıdır.''  Yazıma böyle başladım diye bu günle ilgili komik bi yazı yazacağımı sanmayın sadece girişi tebessümle yapayım  da fazla germeyeyim okuyucu dostları diye düşündüm;)
Öncelikle ilk resim beni çok etkiledi onun için ekledim...Yazısız halini bulamadım...Resimdeki yazı da boş sayılmaz;)
 Resimlere başlığım şu :'' Kimin Dünya Kadınlar Günü kutlu olacak yarın ?'' Kutlu olsun demekle kutlu bir gün  geçireceklerse ,binlerce defa ''Dünya Kadınlar Günü'' kutlu olsun bu kadınların...
Söz de değil özde sevgi saygı bekler her kadın !

Okul kapısından çevrilenlerin mi?





Dünya ya başkalarının gözüyle bakmaya zorlananların mı?




Evlat acısını zorla tadan anaların mı ?




Para karşılığı kendini satmak zorunda bırakılanların mı?


Yüzyıllar boyu köle olarak kullanılanların mı?


Para içinde yüzenlerin mi?


Tek derdi saçlarının rengi olanların mı?


Dilenenlerin mi?


Silah altında ömür geçirmek zorunda kalanların mı?
Evladınının gözü önünde can verenlerin mi?



Şiddete maruz kalanların mı?


Açlıkla mücadele edenlerin mi?

Töre Cinayetlerinde can verenlerin mi?

Çalışmaktan elleri nasır tutanların mı?
Yetim evlatlarını tek başına büyütenlerin mi?
Çok fonksiyonlu olanların mı?
Kimsesizlerin mi?
Çocuk yaşta zorla evlendirilenlerin mi?
Sevdiklerinden zorla ayırılanların mı?







5 Mart 2010 Cuma

Hayat ah be Hayat !

Ah be HAYAT çok acımasızsın biliyorsun değil mi?
İnsanı acımasızca ezip ondan hamur yapıp tekrar şekillendiriyorsun,
Ve bunu  yaparken ne acı çekmelere ne de gözyaşlarına bakıyorsun.

Fakirmiş ,iyiymiş, güleryüzlüymüş ,anlayışlıymış bu dünya da günyüzü görmüşmüş görmemişmiş umrunda değil.... sen ezmeye devam ediyorsun...Yeterki gözüne birini kestirmeye gör ,ondan hamur yapmaya senin üstüne yok değil mi?

Ağlatıyorsun, yıpratıyorsun,huzursuz ediyorsun ,özletiyorsun,şımartıyorsun, bezdiriyorsun ,şaşırtıyorsun, yanıltıyorsun...hepsini bizi yıldırmak için yapıyorsun...bizi bu dünyadan nefret ettiriyorsun buraya sonsuza kadar ait olmadığımızı daima yüzümüze vuruyorsun...

Hayat acımasızsın wesselam...
Senin karşında Allah yardımcımız olsun ne diyelim!
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Diyen Demiş...


''Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır... Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır'' (Kadim Dolunay)

"Bir kez olsun aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktır."
(Andrey Tarkovski)


Aşk; görmekten çok Özlemeyi sever, Dokunmaktan çok Düşlemeyi.. Ve aşk öyle Haindir ki; Nerde imkansız varsa Gider onu sever (Özdemir Asaf)

Sevgi bin kilometre ötede bile olsa gelir dokunur bize.(Kazım Koyuncu)

Pembe Panter Takibi !

 
E-Posta Aboneliği
Powered by Blogger.

İzleyiciler

 

kopyalama yasağı

Templates by Nano Yulianto | CSS3 by David Walsh | Powered by {N}Code & Blogger