Yine yıllar öncesine geri dönüp bi anımı yazacam annemin de bu yazımı okuyacağını bile bile:) Hoş belki de bunca zaman sonra annem bile unutmuştur bu olayı ,onun için ona da bi hatırlatma olur:)) Lise yıllarıyla ilgili bir yazım vardı hatırlayanlar olur aranızda işte yine aynı dönem içirisinde ben böyle aklım bir karış havada evden okula ,okuldan eve gidip gelirken gözüm bişey görmezken evdeki aile cemaatinden kopup aklımı fikrimi bir kişiye odaklamışken farkedememişim hal ve hareketlerimdeki (sanırsam olumsuz) değişiklikleri...Odamdan çıkmamalar ,gizli telefonlar , herşeyin ben bilirim havaları ve beni sevenlere karşı ukala davranışlar almış başını gitmiş (hala hatırlamıyorum o derece kendimde olmama hali yani:) her zaman derim aşk başa gelince akıl yıllık izne çıkar bu doğaldır:P) Benimle iletişim kurmaya çalışan anneme artık nasıl davrandıysam kadıncağızın demekki canına tak etmiş ki sitem edeceğ...
Yorumlar
çoğu zaman susturulduğumu hissediyorum :(
tercih bana kalmış çokta konuşabilirim ama diretmeler ağır basıyor hep.ya o farklı düşünürse ya şu yanlış anlarsa ya üzülürse ya ya ya ya.....
susma sustukça sıra sana gelicek :P bunu yazmazsam eksik olurdu :)
@Profösör,her zaman konuyla ilgili en güzel cümleleri yazıyorsunuz varolunuz,
@iç ses...,susturulmak hiç bir zaman zarar getirmiyor bunu öğrendim çok can yakıyr ama susmak iyidir..
@mit,doğru diyorsun güzel insan haklısın illaki her işte bir hayır vardır biz farkedemesekte..İşte biz şaşkın insanlar(kendimden bahsediyorum ) sabretmeyi bile doğru dürüst başaramıyoruz :S
@NiLaY,haklısınız bişeylerin düzeleceğini ümit etmek düzelmiyorsa da hikmeti vardır demek...zor işler çok zor..
@bahar gelsin,ne kadar güzel söylemişsin varolasın..Aslında susmalar bişeyleri de götürüyor bizden (ya da bana öyle geliyor) ama insan olma adına da çok fazla şey katıyor ...
Hamuş!.. Dedi Mevlana kendisine Hamuş!... Yani Suskun!... Sustuğu yerde açıldı kapılar önüne serildi ışıltılı kelimeler kalbi duygular… Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına Aşk dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu damlada okyanusu gördü sonra…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!...
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Dün’ü dünde bırakmak adına…”Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”dı. Aşk! Demiştim sonra Aşk!... Aranan bulunmuştu… Beklenen gelmişti… Aşk vardı ve ötesi çoktan unutulmuştu!...
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sana da Şems diyecektim belki… Kör kuyulara atılmasaydın bütün karanlığına rağmen görecektin güneşi… Kapattın gözlerini kestin attın son yanında yeşeren düşlerini… Şems olmak kolay mıydı canı canana teslim etmeden? Kendinden geçmeden aydınlanır mıydı kör karanlıklar açılır mıydı kilit vurulmuş kapılar…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sonra “ne olursan ol yine gel” demiştim… Önce kendine sonra kendindekine. Kendini bilmekti marifet… Kendini bulmaktı meziyet… Dev aynasında değil boy aynasında seyretmekti asıl kendini keyfiyet…
Sonra “Bişrev!” dedi Mevlana… “Dinle!..”
Sonra “Bişrev!” demiştim ben de!... Dinle!... Hamuş ol dinle!.. Kendin ol dinle!... Tövbe et dinle!... Affet dinle!...Ama dinle!... İlle de dinle!...
Sath-ı müdafaada meşruiyet aramak senin neyine!...
Dinle!.. Hataya bedel günaha kefaret biçmek senin neyine!...
Dinle!..Yenilen hakkı hukuku arşına endazeye kiloya grama grata vurmak senin neyine!...
Dinle!.. Cüceler dev ayaklar baş olmuşsa cüceyle boy devle güç yarışına girmek senin neyine!...
Dinle!.. Akıllar uçmuş fikirler gitmiş duygular yerle yeksan olmuşsa namusedep haya en çok da namustan edepten hayadan akıldan fikirden yoksunların eline düşmüşse konuşmak senin neyine!
Sus ve dinle!..
Hamuş ve bişrev!..
Yangın yerine bak!.. Ateşten külden kordan ne var elinde!.. Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe!… Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen “ben Aşk’ım” deme kimseye… Aşk gelmesin seninle dile… İncinmesin ne Mecnun ne Leyla ne gül ne de diken seninle!.. Ayağıma diken batacak diyorsan düşme çöle… Ah u zar ederim diyorsan çekme gözüne sürme!.. Talipsen kara bahta kör talihe…Dinle!
“Gel gel ne olursan ol yine gel!...” diyorsan “Hamuş!...” ol sen de… Sonra da “Bişrev!...” de en sevilene!...
Ve semaya dursun yürekler Aşk’ın önünde…
Nazlıcan
harika bir yazı...
Sağolasın...Dualarınız sizler için iki kere geçerli olsun inş:) Allah razı olsun hepinizden ...
ben o kadar uzatamıyorum nefesim yetmiyo :) Ama var ya.Ah be Hayat.... :)