27 Nisan 2015 Pazartesi

Samimiyetimizi Yitirdik

Sürekli olumsuz konuşup yazmaktan da memnun değilim aslında ama cidden öyle çok hatalarımız var ki ; ne hatalarımızın farkındayız ne de hatalarımızdan dönme kaygısı taşıyoruz !Ne olacak cidden bizim durumumuz !

Herkes de bir hayata müdahale arzusu var ama o da kendi hayatı değil hep ama hep başkalarının /başkasının hayatı ! Sen şöylesin ,sen böylesin, şu eksiğin var bu huyun kötü, bu davranışın hiç hoş değil,kıyafetin  doğru değil, ibadetini yanlış yapıyorsun, çok gülüyorsun, çok sertsin, neden bu kadar soğuksun, böyle inatçılık iyi değil, hep benim dediğimin tersini yapıyorsun, onlar gibi davranma, yanlış kişilerin kitabını okuyorsun, şu kişiyi dinleme o günahkar, şunu izleme beynin yıkanıyor,ne biçim konuşuyorsun, neler diyorsun öyle, şöyle yapsana , böyle davransana...................uzaaar gider. Ya kimse kimseden memnun değil herkes birilerini değiştirme derdinde, sanki insan olarak ilk vazifemiz buymuş gibi. ..

Tamam kardeşim uzak dur benden, bırak beni hatalarımla baş başa... Hayat benim, hatalar da benim imtihan da benim; ben de yanılarak öğrenmek istiyorum belki, neden buna bile izin vermiyorsun ki ! Neden, amacın iyi niyetse önce kendinden başlamıyorsun değişime... Neden hep bir hükmetme arzusu içindesin ki ! Ne yani yoksa yaşamın içinde bir ayrıcalığın mı var ki kendini mükemmel gördüğün yetmiyormuş gibi bir de başkalarını düzeltme(!) telaşın var !

 Neden insanların bizim istediğimiz gibi yaşamasını istiyoruz hiç düşündük mü ?  Samimiyetimizi yitirdiğimizi düşünüyorum ; iyi niyetle doğruları söylemek yok artık hayatımızda ! Çoğumuzun yaptığı doğruyu söylerken kendini yüceltme ; nasıl oluyor demeyin biraz düşünün nedenini bulacaksınız ! Gerçekten yanlışından dönmesini mi istiyoruz karşımızdakilerin yoksa onları yermek hoşumuza mı gidiyor ;kendimizde olmayan yanlışları başkalarını görünce  nefsimiz mi böbürleniyor ne dersiniz !

Yaratan Rabbi'nin kitabını açıp okumayan insanlar,O'nun ne dediğini merak etmeyen insanlar seni niye dinlesin hem ! Sen bile o kitabı açıp okuma zahmetinde bulunmamışken nasıl oluyor da başkalarına akıl verme hadsizliğini yapabiliyorsun mesela ? Neye göre doğru yanlış diye katagoriler oluşturup onlara uymayanları kötü/yanlış diye itham edip düzetmeye çalışıyorsun ; Sen kendini ne sanıyorsun be gafil !

Eskiden kızgınlıkla yazardım böyle şeyleri (cehalet fena şey) şimdi üzüntüyle yazıyorum ... üzülüyorum insanların bu kibir yarışında  yaşamayı unutmalarına, olur olmaz şeyleri önemliymiş gibi görüp kavga sebebi yapmalarına, daha önemli işlerimiz varken bizim bir avuç çamur batağında debelenişlerimize... aklımızı, fıtrata uygun yaşam sürmek için kullanmamız gerekirken başkalarının  kusurlarını kendimize göre listelediğimiz yanlışlarını bulmak için kullanmamıza üzülüyorum..en çok da çıkmazlarda kaldığımda, gaflete dalıp yanlış olduğunu bildiğim halde hatta vicdanım da ikaz ettiği halde boş muhabbetlerin boş işlerinde orta yerinde olduğum anlara öyle çok üzülüyorum ki !...

Biri karşıma geçip ara ara bana dünyada olan olumlu şeyleri dile getirsin istiyorum; benim görmekte güçlük çektiğim şeyleri bana öyle bir anlatsın ki ben anlatılanları gözümde canlandırayım ve yürekten inanayım... Güzel olurdu....

Buyurun şu müzik eşliğinde okuyun dilerseniz yazıyı https://www.youtube.com/watch?v=Lg8K7ge9sKo


22 Nisan 2015 Çarşamba

Facebook Bahçesi

Vivaldi eşliğinde yazıyorum demiştim değil mi :)

Bir çok bahçem var benim ... ilk göz ağrım tabi ki blogum. Burada yıllardır bir birimizi yazılarımızdan (ya da yorumlarımızdan  )tanıyoruz  ve şahsım adına söylüyorum çok büyük kazançları oldu blog aleminin bana... Kendimi daha net ifade edebilmeyi öğrendim (yazarak) ve ön yargılarımı yıkmamı sağlayan güzel insanlarla karşılaştım, tanıştım..İsimlerini saymayacağım zira bir çok postta direkt ya da ima ederek çok yazdım o kişileri...onlarla beni burada bile olsa karşılaştıran Rabbime şükür...
!
FF bahçemiz vardı tam bir aile olmuştur oradakilerle ama ben bir süre sonra Facebook'a kayınca orayı boşladım maalesef..Face'e hiç takılmam derken şimdi oradan kopamaz oldum ! Önce ,blog yazılarımı paylaşırım diye giriş yaptım sonrasında ateşli(!) tartışmalar içinde buldum kendimi.. Bir gün fasık ilan edildim ertesi gün hadis düşmanı bir ertesi gün Selefi (hala anlamadım ne olduğunu) sonrasında  Vahhabi (al işte yine anlaşılmayan bir kelime daha) en son ''Sen ve senin peşinden gittiğin Hocalar Cehennemde beraber yanacaksınız!'' dedi biri ...şimdi artık bi'şey bulamayınca ne bulacaklar merak ediyorum (sonuçta Cehenneme bile gönderdiler yaaani!)

Bu kendini Cebraille denk tutan insancıklar dışında çok renkli(iyi ,güzel, samimi, bilgili) kişiler tanıdım...Gündelik hayatım da tanıyamayacağım bir çok dostum ve kardeşim oldu hepsi de dostlar başına...Diğerlerinin aksine (sen ve senin gibiler Cehennemde yanacaksınız diyengiller yani) ben bu ortamda tanıma fırsatı bulduğum bu kardeşlerimle Cennette komşu olmayı temenni ediyorum

Öncelikle Caner Taslaman Hoca arkadaşlığımı kabul edince çocuklar gibi sevinmiştim ''Abow ilim sahibi biri beni takip etti diye '' sanki sanki bi beni takibe almış gibi (ne safım yaa) O güzel insandan sizler gibi ben de çok güzel şeyler öğrendim ve kitaplarını programlarını kaçırmadan okudum/izledim (izliyorum da) Ramazan Koyuncu Hocamız ve Abimiz sayesinde de çok güzel ilim insanları tanıdık ve programlar izledik ve inşaallah kendi kanalında izlemeye de devam edeceğiz.

Güzeş bir ailemiz var sizler de bilirsiniz küçük Hira'nın babacığı   ve Anneciği  kendi öz kardeşime benzettiğim bir erkek kardeş ve ailesine düşkün dünya tatlısı bir kız kardeş...

Araştırmacı hocamız Rıdvan Bey  doğruları tüm açık sözlüğüyle yazan ve düşüncelerinin de hakkını veren biri..Hazır cevaplılığını en sevdiğim kardeşlerimden biri de Emin Yılmaz  o capsları anında nasıl buluyor anlamıyorum ki; bazen şüpheleniyorum acaba kertenkeleler mi yardım ediyor kendisine!.. Benim gibi asosyalliği(!) seçen  güzel insan Sinem  bulunduğun yerdeki insanları çok iyi tanıyorum bence oradaa sosyallik özgürlük!...Ben Norveç fotosu attıkça o da Batman fotosu atıyor beni resmen kıskandırıyor kaardeşimmm El İntifada  yok yani Batman gerçekten o kadar güzel mi yoksa bu kardeşimiz iyi bir fotoğrafçı mı anlayamadım daha !...

Seçkin Ablam   Dünya tatlısı bir insan hemide bana fotografını gönderecek kadar bana güven duyan sevgili bir insan. Daha ben kimseye kızdığını olumsuz bi'şey yazdığını görmedim (benim tamtersim yani)sevgi dolu biri,can... Bir kaç zaman önce bir Hocanın biri:''Hocalar kimliklerini saklamalılar söyledikleri yüzünden başları derde girer ve ekmeklerinden olabilirler'' demişti.Ben de:''Bizim bi Halit Hoca'mız var o ne adını gizliyor ne de işini, demek ki ekmekle ilgili korkusu yok doğruları çekinmeden söylüyor'' demiştim...Sana bir tek şunu diyorum; Benim hastanede karışmış kardeşimsin Fatma Babuş  İletilerimeattığınız o ayetleri neden attığınızı hep merak ediyorum diyorum kibir yanlış yapıyorum da bu şekilde mi ima ediyor acaba Tayfun Bereketli abimiz..

Bayanlar özelden yazmaz amaaan günah ayıp di mi ama ben aklıma takılan soruları önce bir kaç kişiye soruyorum onlardan biri de Raşit Abi  ve sağolsun o da bana bıkmadan cevap yazıyor ve her cevabı ayetle oluyor Allah razı olsun (Ayet dışında yazmıyor var olsun) Bir de Mehdi'nin üst kat komşusu Erol Dinç  onun klavyesinden nasibini almamış bir tane cavs gavs şeyh  mürit kalmamıştır eminim!.. Salih Amel   seni varyaa  hep profil fotografıma zombi demenle hatırlayacağım, zombi ha zombi !.. Sabırla yazılarımı okuyan ve bana güzel yazılar gönderen bir kardeşim Yalçın Alarcin sayesinde çok profil resmim oldu saolsun.. Dünya tatlısı bi anne Esra Akbal   kimin mi annesi tabiki de yakın zamanda Ümraniye'de umreye giden Feyza Betül   gibi başka bir dünya tatlısının (tatlı demişken Feyza'nın paylaştığı tatlılar geçti gözümün önünden)

Hayrettin Abi'  de sabırla beni takip edenlerden sağolsun..iletilerimi yorumlarıyla renklendiriyor eleştirilecek yerde de acımıyor !.. Kızar mı kızmaz mı bilmem ama benden sonra(!) en kararlı ve bazen de sert yazan kişilerden biri Mehmet Güzel Bey doğruyu zamana ve mekana bakmadan her yerde söyleyebilen kişilerden...Tabi şimdi doğruyu yumuşatmadan demekten bahsetmişken İlliyyun Alemin  ve  Erkan Erdoğan'dan bahsetmesek olmaz ; kaleminize kuvvet diyelim mi ? Diyelim gitsin ...

Telefon numaramı verecek kadar güvendiğim ve tanışmayı çok istediğim sakin sessiz yazarlarımızdan Mimhece   o fotografların nasıl çektiğini bize açıklamış mıydın yoksa ben hala senin sihir yaptığını düşünmeye devam mı edeyim arkadaşım!.. İlk benim iletilere yorum yazdığında onun Suriyeli olduğunu düşünüyordum  ve sürekli '' Orhan Yuan Suu Sen Türk müsün yazdıklarını anlayamıyorum !'' diye .Benden bıkmadı ve sağolsun hala beğenide bulunuyor !...

6.his denen şeye inanır mısınız ? Ben inanırım ve o his diyor ki Gökhan Ekici kardeşimiz çok iyi biri .. ve o fotograftaki sevdiceğiyle kendisi sanırım !... Melez olduğunu kendi söylemişti ben onun yalancısıyım ,o da benim gibi aynı şeylerden (insanların zanlarıyla başkalarını etiketlemelerinden) şikayetçi. Değil mi Muhammed Kılıçbağlı ?  Facebook'un yağız dedektifi bizi şok eden gerçekleri gözler önüne seren  cesur insan İbrahim Efe Can  sırrın sırrımızdır !...

O biiiir Çay kolik ,o biiiir sosyalci, o biiiiir sessiz takipçi ,o biiiiir kiiii üççç Ufuk Dalkılıç   tamam çaktırmayacağım senin Murat Dalkılıç'ın kardeşi olduğunu,aramızda !...Bu bir itiraftır:Beni takibe aldığında kendisini Hristiyan azizlerinden biri diye eklemiştim ,Allah beni kahretmesin emi ! Hakkını helal et Aziz Lorci .   İsmet Yıldız kötü biş'ey yazmayın dediniz diye sadece ;yazılarıma beğeni bıraktığınız için teşekkür edip susacağım!... Abi sen beni nerede gördün de takibe aldın bi de bıkmadan usanmadan yorum da yazıyorsun inan kendimi yazı konusunda  iyi görmeye başlayacağım sayende ,çok sabırlısın helal olsun Zülkarneyn Deligöz  

Melek Aysel Bozdağ   senin güzel işlerin içinde olduğunu biliyorumve ilgiyle takip ediyorum ve Allah'ın izniyle ben de o yola baş koyacağım az kaldı...Zeliha   ilk profil resmin geldi de aklıma nerdeeeen nereye geldin ,kaç defa isim değişmek zorunda kaldın çok sabırlısın ben olsam Davosa gelmezdim!...Bu çocuğa dikkat edin benden söylemesi ,niyeti çok güzel ve çok güzel şeyler yapmak isitiyor Rabbim niyetlerini icraate geçirsin inşaallah Kerem . Geldik mi yazının sonuna hadi bakalım..Gözlerim acıdı yaaa, saat kaç olmuş o kadar yorgunluktan sonra benden anca bu kadar yazı çıktı kusura bakmayın emi dostlar.. Seni unutacağımı sanmadın herhalde Ayşe Pehlivanoğulları
(soyadına maaşaallah alalım arkadaşlardan ) şimdi de bakalım, ben bu insanlar hakkında kötü ne yazabilirim ? Zaten o kadar yorgunum ki kötülük düşünecek halim bile yok ...

Not: Yazı inanın devam edecek hem de tam gazla...Hatam olduysa affola...






20 Nisan 2015 Pazartesi

Geçiyor da Acıtıyor da...


Bazı şeyler geçiyor evet geçiyor ama... yıkıp gidiyor da, tamiri mümkün olmayan kırıklar bırakıyor!.. Sen aynı sen gibi görünsen de; yüreğinin bir köşesinde , bıraktıklarının ve unutmak zorunda kaldıklarının sızısı kalıyor...

Sen aynı sen gibi görünsen de ,gözyaşlarınla yıkanmış acıların kalıyor her zaman yüreğinin  karanlık bir köşesinde...

Evet her şey geçiyor geçmesine de izler bırakıyor işte olgunlaşma adına basamak olan...

Sen hep aynı sen gibi görünsen de hep bir burukluk oluyor yüreğinin karanlıklarında... kimselerin dikkat bile etmediği, ara ara gelip senin canını acıtan...

Bu parça dolandı bu aralar dilime ; https://www.youtube.com/watch?v=Al13Pa6zD-g&list=RDAl13Pa6zD-g#t=8

14 Nisan 2015 Salı

Bunların Hepsi Başka Gezegenlerde Olan Şeyler, Bizimle Alakası Yok Yani !

Öncelikle Trt Belgesel kanalı çalışanlarına saygılarımı sunuyor ve kendilerini tebrik ediyorum. Artık Belgeseller konusunda  güzel şeyler yapılabileceğini bizlere gösterdikleri için. Abuk sabuk dizilerin izlenme rekorları kırdığı ülkemizde bizi Belgeselleriyle bu kanala bağladılar...Yolları açık olsun inşaallah...

''Yüzler ''diye bir Belgesel izledim Trt'de burada paylaşmak istedim ama videosunu bulamadım maalesef. Afrika'nın bir köyünde çocuklara İslamı öğretmeye çalışan bir İmam ile röportajın paylaşıldığı  bir Belgesel..ve ben ilk defa bir Belgesel'i izlerken ağladım (lütfen bunu riya olarak almayın, belgeselin canımı ne kadar acıttığını ifade edebilmek için paylaştım) Çocukların Kur'an öğrendikleri cami (cami denemez mescit diyelim) görseniz inanın içlerini bayramdan bayrama ya da Cuma'dan Cuma'ya anca doldurabildiğimiz ihtişamlı Camilerimizi düşünüp utanırdınız; zira ben utandım !

İmam'ın durumu anlatışı ve her şeye rağmen şükretmesine dayanamadı yüreğim ........ Kağıt kalem olmadığı için tahta levhalara  kömürlerle ayetler yazılıp okunuyormuş !!! Tüm zorluklara rağmen İslamı en doğru şekilde anlatmalıyız diyor İmam...İmamın öğretmenlik yaptığı çocukların sağlıklarından da kendisinin sorumlu olduğunu ama doktora götürme şanslarının olamadığını üzülerek anlatıyor ...Ve buna benzer şeyler ; az çok tahmin edebilirsiniz zaten neler söylemiş olabileceğini !

İnsanın ister istemez (!) bunca nimetin içinde ahkam kesmeleri geliyor ! Bizler lüks içinde onu bunu çekiştirip günahkar ,fasık ilan ede dururken insanlar (ki onlar bizim kardeşlerimiz) ne şartlar altında Allahın dinini diri tutmaya çalışıyorlar bulundukları dünyadan kopuk gibi yaşanan mekanlarda ! Rabbim onlardan sonsuza kadar razı olsun... Bizler rahat koltuklarımızdan kalkıp oralara gidip onlarla yaşayıp onlara Kur'an götürmeyi Kur'an anlatmayı göze alabilir miyiz sizce ? Onların yediklerini (yiyemedikleri demeliyim aslında) yeyip onlar gibi yaşayıp onlara kardeş olduğumuzu gösterebilir miyiz ya da ? En basitinden onlar için ne yapıyoruz Allah aşkına ! Hiç, koca bir hiç...Belgeselleri çekilmiş olmasa onların dünyada var olduklarından bile haberimiz olmuyor... Onları yok gibi oluşumuz ''Onları Allah doyursun !'' demek değil midir sizce ?

Onlar orada yokluk içinde direniyorlar şeytana ! Ve tarafları uğrunda canla başla ellerinden gelenin en iyisini yaparak direniyorlar Cehennem tarafında olmamak için..Bizse saçımız, kılımız, kıyafet rengimiz, tavuktan kurban(!)larımız ve Kur'an anlaşılır mı anlaşılmaz mı gibi abuk sabuk tartışmalarımızla kendimizi kandırıyoruz ! Çok bilmişlerimize sormak isterdim :''Afrika'nın o köyündeki kadınlar rengarenk giyiniyorlar,onlar da Cehennemde cayır cayır yanacaklar mı ?'' diye !!! Ya da :''Yiyecek bir şey bolluğu olmadığı için, bizim tiksinerek yanından geçtiğimiz böcekgillerden bir şeyleri yemeleri haram mıdır ki ne dersiniz sizin müfessirlerinize göre ?'' diye...

Çok da uzatmak istemiyorum konuyu, ki öyle çok can yakan ve hatta can sıkan şey çıkar ki bu konunun devamında, ne kağıt yeter ne sayfalar...Kendimizi bi'şey sanmalarımızın altında öyle büyük kara delikler var ki bazen ümitsizliğe kapılıyorum yarınımız konusunda..(Rabbim affetsin ) Aslında korkuya da kapılıyorum dünyadaki kardeşlerimizin halini gördükçe; bunca nimetin içinde ahkam keserek geçirdiğimiz günlerin hesabını nasıl vereceğiz diye !

Çıldırmamak elde değil, biz hala şunu tartışıyoruz ''Kur'anı anlar mıyız, anlamaz mıyız?'' Allah bizi kahretmesin ! Biz bu dünyayı Cehenneme çevirmişken yarının Cennetinden nasıl ümidimiz olacak, bazen karamsarlığa kapılıyorum maalesef...Burası imtihan yeri ve biz bu kağıdı hep yalanlarla doldurursak yarın nasıl puan alacağız ? Neden hiç düşünmüyoruz ... Biz imtihanı  kitabından çalışıyor olsak şimdi dünya bu halde mi olurdu,biz hep kardeşlerimiz için ağlıyor mu olurduk, insanlık çoğunluğu zulüm altında bir kavim mi olurdu ?

En iyisi susmak ve bir yerden başlamak cihada!.....

İnsan Bu Dünya'ya Dar !

Ne kadar da Vivaldi bi insan :)  Hani dalıyorsun uzaklara da başka bir dünyanın içinde buluyorsun ya kendini ne güzel bir nimettir o ; h...