11 Nisan 2016 Pazartesi

Başlığı Olmayan...

Değer bilmeziz bizler...
Sevgileri tükettik yürekleri kırdık geçirdik........
Hiç susmadan konuştuk hiç dinlemedik
Sonra bir gün dinlemeyi öğrendik bu sefer de eleştirmek için dinledik
biriktirdik nefretlerimizi ve bir gün hiç hak etmeyen yürek sahiplerine kusarak boşalttık ...........
Sevenlerimizi fark edemedik ,sevdiklerimizi tükettik bunalttık kaçırdık bilemedik...
Şekilcilik yaptık kusursuzu aradık yürekleri aradan çıkardık elimizde bir tek kendi bencilliğimiz kaldı..
Nefretlerimiz önyargılarımız yüzünden bir çok güzelliği kaçırdık
kalplerimizi bize hiç bir faydası olmayacak şeylerle doldurum bize lazım olanları unuttuk gitti
Yalnızlıktan şikayetlerimiz başladı sonra...
içten içe biliyorduk ki özlediğimiz herşeyi el birliğiyle yok ettik,
Şimdi de elimizde sevgisizliğin getirisi boşluklar şikayetler kaldı.
Şiirleri ilgi için tükettik, duyguları bir birimizi kandırmakta...
Sonrası şikayetler şikayetler...
Sevgiyi kaybettik bulduğumuzu zannettik ama bulduğumuz sevgi değildi egomuzdu onu da sevenlerimizi kaybettiğimizde  anladık ...

Okumak !...

Okumak sadece bir fiil midir ?
Okumak birinin gözlerindeki bakışı anlamanın da adıdır
Sizi can kulağıyla dinleyen birinin samimiyetini hissedebilmektir mesela !
Size aşık olduğunu zanneden kişinin yüreğindeki sevgisizliği dolduruyor olmanızı görebilmektir bazen de ...
Kısacık bir muhabbette yüreğini ısıttığınız kişinin tebessümünden teşekkürüne dokunabilmek ya da !
Birinin  ''İyi ki varsın!'' sözünün içinde kendinizi görebilmek,
İhtiyaç sahibi kişiyi halinden anlamaktır okumak...
Nefretini kusan kişinin içinde kalmış insani yanını okuyabilmek .
Kuşların davranışlarından kendinize dersler çıkarabilmek ,
İnsanlığın kendi kendini yok edişini izleyip göz yaşı dökmek gidişatı düzeltemeyeceğini bile bile ümitle...
İyi niyetinizin  hissedilememesinin anlaşılmamasına üzülmek,
Çaresizlik karşısında dua için yürek açmaktır okumak...
Zirve ile zerre arasında hiç ile hep olmanın farkında olmaktır belki de okumak!...
Sevgi ile bakmak herşeye rağmen sevgi ile yaşamaktır belki de........
Okumaksa kuldan ilk istek/emir çok daha derin anlamlar barındırıyordur kesin !..Bir fiilden ibaret değildir ,bir dünya barındırıyordur içerisinde anlayana !...

10 Mart 2016 Perşembe

Herkesin Seçimi Kendine !

Kur'an okumayı seviyorum, üzerine tefekkür etmek huzur veriyor, içindekileri her okuyuşumda heyecanlanıyorum Rabbimin sınırsız kudretine merhametine hayranlık(daha güçlü bir kelime bulamadım başka ) duyuyorum subhanallah diyorum her mesajında...Sonra istiyorum ki herkes bu duyguları yaşasın görsün din denen şeyin sadece kulaktan dolma şeylerden ibaret olmadığını...Tek ses olsam da heyecanla anlatıyorum okuduklarımı çağırıyorum insanları O'nun kitap ayetlerine ; ve her seferinde boş gözlerle dinlendiğimi görüp ayetlerden bahsederken ''..ama''lı cümlelerle karşılaşmanın etkisiyle şok oluyorum.................Nasıl olur diyorum ,nasıl olur da heyecanlanmazlar nasıl olur da okumaya merak sarmazlar eski bilgilerini sorgulamazlar ,nasıl olur ! 

Gel bana uy benim dediklerimi kabullen demiyorum ki ,sana ayetleri yüreğine yaz onların ışığında yaşa diyorum nasıl bu kadar sağır olabiliyorsun o an donakalıyorum...........bu kendimi bi'şey sanma telaşı değil   ,bu yaşamın kendisine çığlık çığlığa bir davet ... 

Yeter ki Kur'ana bak oku ondan sonra kimi dinlersen dinle kimi okursan oku ama yeterki önceliğin Furkan olsun diyorsun ..sadece diyorsun işte, dinleyen bul bulabilirsen...

Bıraktım artık en son ''Kadını deşarj olmak için döversin!'' diyen adamı da savundu ya birileri üstelik kadın birileri artık pes ediyorum anlatmıyorum ...Kur'anın varlığını hatırlatıp onu okumanın Rabbimizin emri olduğunu üzerine tefekkür etmemiz gerektiğini  hatırlatacağım ve bırakacağım...Herkes herşeyi en doğru şekilde biliyorya (!) herkesin aklı başkalarından daha fazla ya (!) ben neden çığlıklarımı boşa atayım ki ! Üzerime düşen görevi yapıp yoluma devam etmeyi seçiyorum artık; madem herkesin hocası biliyor herkesde emanet olan ömürleri onların dediklerine göre şekillendirecekler bırakalım herkes kendi dinini kendi istediği gibi yaşasın ...

Ben Kur'anın anlaşılır olduğuna inanıyorum böyle devam edeceğim yoluma, hatta;kainat ve insan ayetleriyle birlikte okunduğunda kalbi mutmain ederceğine anlaşılacağına inanarak da devam edeceğim yoluma..Başka bir şey gelmiyor elimden.........

"Biz bu Kur’an’ı Allah’a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık" (19 Meryem-97)
"Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık* Öğüt alan yokmudur?’ (54 Kamer -17)



27 Şubat 2016 Cumartesi

Eski Köy Evleriyle Giden Sadece Evler Olmuyor !...

Haftasonları köyün en sonunda yaşayan dedemin evine gitmeyi çok severdim. Eski hatta tarihi eser denecek gibi bir evi vardı ahşaptan... ve her odası şimdi aklımda... üst katın en özel odasında dedemle sohbet etmenin verdiği o heyecan dolu saatler... Babaannemin bizleri sevgiyle karşılamalarını ki babaannemiz üveydi ama bunu torunlarına asla hissetirmedi ,Rabbim ondan razı olsun....

En küçük amcam - hayalleri elinden alınmış amcam!- hiç kimse konuşmazdı ama sülalede herkesin doğum gününü bilirdi hala da öyle ... doğum günlerini de neleri sevdiklerini bilirdi hayalleri elinden amcam !...O belki bunu hiç duymadı ama ben onu çok seviyorum hem de o görünen yanlarını değil de o içinde biriktirdini düşündüklerimi seviyorum.....(ağlama moduna geçmiş Elif !)

Dilsiz halanın bize topladığı meyvelerden sayıyla vermesini bile özledim 80 yaşına kadar ormandan odununu kendi yapıp taşıyan gördüğüm en güzelyüzlü insanlardan biri ...Doğaya çıktığı zamanki yüzündeki heyecanı görmeliydiniz anlamadığım diliyle bana bir çok şey anlatırdı sonrada kocaman bir sarılırdı ki; dostlar başına bu sevgi dolu samimi sarılmalar...Evinin etrafındaki çitleri bile fındık dallarından örerek kendi yapardı öyle de kabiliyetli bir köylü güzeliydi.........

Köy hayatını bilenlerden misiniz bilemiyorum ama köy hayatları samimiyet ve sevgi doluydu eskiden. Belki de çocuk halimizle bize öyle geliyordu bilemiyorum...ama yokluk vardı ama bu asla sevgi yokluğu değildi... Ocağıon başında oturup yemeğin pişmesini beklerdik ,kuzinede pişmiş ekmeği yağlayarak yerken !...Lahana en özel yemekti bizim sülalede tüm ahali toplanırdık mısır ekmeği ve lahana yemek için,bir de yanına salatalık keserdik bahçeden topladığımız... meyveler de sebzeler de kendi kokularıyla yer alırdı sofralarımızda...

Kışın bir yerde soba yanar tüm aile orada oturur sessizliği bile paylaşırdık ... Özlüyorum eskiyi belli ki yaşlanıyorum artık ama ben çocukken de büyüdüğümde de sevdim bilmişlerin modernlerin dünyalarından uzak olmayı/yaşamayı... kendi halinde varlığını da yokluğunu da sessizce yaşamayı ,dayatmaları değil ihtiyaçlarını almayı...Hiç sevemedim zaten eksiksizliği hatasız düzenleri...her şeyin yeni olmasını lüks olmasını sevemedim hiç onun içindir ki alışamıyorum şehir hayatına modern medenilerin dünyasına !... şikayet değil bu kendini tanıyan birinin yürek sesi !...

Bahsettiğim dede evim depremde yıkıldı zaten dedem ve sağır /dilsin o güzeç yüzlü hala da öldü ...Amcam yine aynı çok konuşmuyor ve her yeni doğanın doğum gününü hafızasına yazıyor ve ben hala onu çok seviyorum...Ben babamı da çoook seviyorum ve o da öldü ! Ve ben hiç alışamıyorum dünyanın bu yanına; gerçi ben hiç bir yanına alışamıyorum ya neyse!..

Eski köylerle birlikte köy evleri de gidiyor onlarla birlikte eski topraklar(!) da Rablerine gidiyor... Dünya bir çok hatırayı hafızamıza işleyerek geçip gidiyor ve bizi ayakta tutan tek şey iman!... İnanç öyle bir güç ki değil sizi toplumları küçücük bir kıvılcımdan canlandırıp yola devam ettiriyor ...şükür Rabbe !.....

19 Ocak 2016 Salı

Öylesine...

Herkes doğruyu söylediğini iddea ediyor ama bunu yaparken de kendi doğrularını dikte ediyor herkese ! Bunu bazen bilerek bazen de bilmiyormuş gibi yaparak uyguluyorlar insanlar artık çok zeki !

Benim doğrum senin doğrunu döver zihniyeti ! Ben doğruyu savunuyorum ben doğru yoldayım siz koyunsunuz ; sanki bunu diyenler okuyup araştırırken o beğenmediği küçük gördüğü yanlış yolda diye acıdığı kesin okumuyor araştırmıyor ! Herkes de bir kibir ve her fırsatta o kibri konuşturma telaşı ! La hepimiz toprağız işte hepimiz özeliz ki burdayız artislik yapacağımıza bir birimize laf sokmadan doğruyu hatırlatsak ya ; doğruyu dedim kendi doğrularımızı demedim ve mutlak doğru bir tek kaynakda var !

Bazen ciddi anlamda bunalıyorum insanların ikiyüzlülükleri gizli kibirleri yüzünden ..hep bi yarış ama o da iyilik de infak da bir yarış değil ;doğruların savaşı yarışı ! İnsanları Kur'ana çağırmak güzel de Kur'andan kendi anladığımızı insanlara doğru diye satmak neyin kafası anlamış değilim ! Sen sadece çağırsana okuduğunda o kişi belki senden daha geniş düşünecek daha doğru görecek ama yok illaki kendimizden bişeyler katacağız kibir varya bikere !

''Ammaaaaann!!'' dediğim için bazen ''Aferim !'' diyorum kendime(eee kibir işte) zorla insanları inandırmaya çalışmıyorum onlara ''Kitaptan tek başımıza hesaba çekileceğimizi ve bu kitabı hepimizin anlayabileceğimizi'' hatırlatıyorum geçiyorum... Kendi görüşlerimi kabul etmeyenlere de inceden inceye hakaret etmiyorum içimden çok saydırsam da !

İnsanlar cidden şeytani yanını en çok da kibirle konuşturuyorlar ;bilerek ya da bilmeyerek ! Ve bunu en güvendiğimiz kişiler de yapıyor hatta biz bile yapıyoruz ;aklımız başımızdaysa bunu fark ediyoruz da ...yanlışı fark edince tövbe olanlardan oluruz nşaallah, yoksa vah ki var !

Rengim Ben....

Kimseyi anlama derdim telaşım olmadı kimse beni anlayamazdı çünkü
Kendimi ispatlama derdim de olmadı biliyordum çünkü anlatsam da herkes kendi istediği gibi görecekti beni ve en çok seveni bile bir tümsek de ''sen zaten...''diye başlayan cümleler kurabilir dünyada .... Herşeye açığım herkesden herşeyi beklerim ama ''inşaallah ..''dediğim kişiler vardır ''İnşaallah olduğundan farklı biri olmaz...''dediğim....

Mor rengim  ben, bir gün bir sarı çıkar karşıma benim de hayatım renklenir, başka bir gün de mavi ile benzerliklerimizden dem vururuz bazen de siyah ile dertleşir dünyanın olumsuzları üzerine tezler hazırlarız...

Bir gün çılgın bir kırmızı kırmızı ile karşılaşırım da hatalara düzerim sonradan tövbe edeceğim... Yeşile hayran kalır Pembe ile pozitifliğin tavanına değerim... Gri'yi tanıdığıma şükreder beyaz ile umut dağıtırım...İnsanım ben dünyaya gönderilmiş milyarlarca renkten biri olan insan ve diğer renklerle değer bulan herhangi bir renk işte!...

Kendi hatalarıyla ,güzellikleriyle yüklediği anlamlarıyla özel olan herhangi bir rengim işte ; ne kimsen üstün yanım var ne de kibirlenecek halim ve cüretim.... Rengim işte tek başına bir anlamı olmayan diğer renklerin anlam yüklemesiyle anlam bulan bir renk...Birileri için mor, diğerleri için yeşil ,bir başkasına siyah olan..................................


Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

E-Posta Aboneliği

Diyen Demiş...


''Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır... Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır'' (Kadim Dolunay)

"Bir kez olsun aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktır."
(Andrey Tarkovski)


Aşk; görmekten çok Özlemeyi sever, Dokunmaktan çok Düşlemeyi.. Ve aşk öyle Haindir ki; Nerde imkansız varsa Gider onu sever (Özdemir Asaf)

Sevgi bin kilometre ötede bile olsa gelir dokunur bize.(Kazım Koyuncu)

Pembe Panter Takibi !

 
Powered by Blogger.

İzleyiciler

 

kopyalama yasağı

Templates by Nano Yulianto | CSS3 by David Walsh | Powered by {N}Code & Blogger