24 Ocak 2014 Cuma

Düşünmeyi mi Unutuyoruz Ne !

Düşüncelerimin görüntüsü bu bakış !

  Aklımda bir çok konu var çığlık çığlığa yazmak istediğim ama hepsini yazacak ne gücüm var ne de kabiliyetim!..Öncelikle ölümün bize hatırlatması gerekenlerden başlamak istiyordum sonra düşündüm de ölüm kimseye bi'şey hatırlatmıyor ;hatırlatsa dünyanın durumu da insanların durumu da bu olmazdı zaten ! Onun için beni ufktan (ufak dediğime bakmayın bir hayli aslında) beni sinir eden bir durumdan bahsetmek istiyorum: Benbilirimcilik....

  Biz insanlar olabildiğine garip canlılarız biliyorsunuz...İnsan gelişmeye odaklıdır (çoğu diyelim) kişisel gelişimlerde toplumun gelişimine basamaktır.Yok korkmayın edebi bir yazı yazmayacağım (ki zaten öyle bir kabiliyetimin olmadığını biliyorsunuz artık) özellikle şu son zamanlarda dikkatimi çeken bir şeye değineceğim sadece.Severek takip ettiğim blogların birinde yapılan yorumlardan duyduğum rahatsızlık da bu yazıyı yazmama neden oldu biraz...Hayatın her yerinde karşılaşılıyor bu tip davranış ve olaylarla hepimiz de görüyor duyuyoruz...

  Malumunuz okumaya yeni yeni başlamış bir milletiz (!) Kur'anı da daha yeni yeni okumaya,anlamaya ve hayatımızı kitap doğrultusunda yaşamaya başladık(daha ilk adımdayız diyelim buna da..) Benim anlamadığım ,okuyanların BİLE hala 'Benim dediğim doğru!'' bilgiçliğinden uzaklaşamaması.İnsan yeni şeyler duydukça ufkunu geliştirir diyebiliyorum ben (doğru yanlış tartışılır) bir şey biliyorsam başka birinin fikrini/düşüncesini dinlediğimde bir ışık daha yanar düşünce dünyamda ve görüşüm daha genişler ve netleşir.Kendi düşüncemin değişmeyeceği garantisini veremem ki !

  Herkes çok şey biliyor artık ! Bilmek güzel de bunu ''Benim doğrum senin doğrunu döver''şeklinde belirtmek beni rahatsız ediyor.Özellikle aynı şeyleri savunduğunu söyleyen kişilerin karşılarındaki insanlara bilgiçlik taslamalarını hiç ama hiç anlamayacağım.Sanırım bizde edep eksikliği var ya da bencilliğimizi ne kadar okursak okuyalım aşamıyoruz ! Kur'an odaklı muhabbetlerde BİLE karşısındaki insanları ezip geçme, küçümseme gafletine düşün kişiler görüyorum/z ve hayret ediyorum/z. Bu kişiler dini Kur'an odaklı anlatmaya çalışan kişilerin olması da çok üzücü doğrusu.Bir insan doğruyu anlatırken başkalarının eksiklikleri odaklı mı yapmalı bunu ? Ya da karşı tarafı yermeye çalışırken bir yandan da kendini mi yüceltmeli ! Kur'anı dini anlamak bu mudur yani ! Sanıyorum biz daha OKUma kısmındayız ANLAMA kısmına daha geçemedik ...Anlamak dediğim okuduğunuzu yüreğinize sindirip yaşamak!...Yoksa hepimiz anladığmızı (hatta en iyi kendimizin anladığını savunuyoruz) ama iş icraate gelince daha kırk fırın ekmeği gözü kapalı yememiz gerekiyor!...

  Neden doğruyu anlatmak yerine kendi doğrularımızı insanlara zorla kabul ettirme derdini taşıyoruz Allah aşkına ! Ve bunu yaparken bir süre sonra edebimizden uzaklaşıyoruz ; hırsımız neden haddimizi aştırıyor bize ve neden bunun farkına bile varamıyoruz.Ve iki sohbet etmediğimiz ,tanımadığımız insanlar hakkında zanlarda bulunabiliyoruz.Onları dinden uzaklaşmakla bile itham edebiliyoruz ! Ne oldu artık at gözlüklerinin de camları güneş gözlükleri gibi karardı da önümüzü bile göremez mi olduk ! Hani biz Allah için yaşamaya çalışıyorduk , nasıl Allah için yaşamak bu ki bize yine Allah için adımlar atan kişiler hakkında ahkam kesip zanlarda bulunabiliyoruz ! Onları, insanları dinden uzaklaştırmakla, Peygamberi sevmemekle, dini yanlış anlamakla hatta dinden çıkmış olmakla itham edebiliyoruz ,neler oluyor bize !

  Nedir bizdeki bu Cehenneme insan toplama merakı !!! Bizim vazifemiz insanları etiketleyip, günahlarını gözler önüne serip sürekli dillendirmek,bizim yapmadıklarımızı yapanları yermek midir ? Yarın başımıza ne geleceğini bilmeden rahat rahat atıp tutmalarımızın sonu ne olacak neden hiç düşünmüyoruz.Yoksa biz Kur'anı okurken sadece işimize gelen ayetlerine mi dikkat kesiliyoruz diğerlerini yok mu sayıyoruz !!! Yoksa biz Müslümanlığın ne olduğunu/olması gerektiğini tam olarak anlamadık mı ?

  Biz bilmeyiz ,öğrenmek için çalışırız..Biz Allan ne derse onu dinleriz ve onun yarattıklarını üzerine tefekkür eder şükrü öğreniriz O'nun büyüklüğü görür imanımızı kuvvetlendiririz...Bizim vazifemiz kulluktur ,kulları yargılamak onlarla yarışa girmek değil ! Bizim derdimiz, son yolculuğa çıkmadan önce imanımıza sahip çıkmamız huzura vardığımızda hesap veremeyeceğimiz şeylerden uzak durmak...Bizim vazifemiz OKumak anlamak ve böyle de yaşamak; yargılamak değil................Yargılamak değil neden bunu anlamıyoruz.İnsanları sevmeyebiliriz  hatta saygı da duymayabiliriz ama onları yargılamak haddimize düşmez.Hele hele zanlarımızla onların iç dünyalarıyla ilgili saçmalamak hiç ama hiç haddimize değil.Milletin imanını sorgulamak bize mi kaldı; kimiz biz yoksa Allah a ortak mı edinmişiz kendimizi !!! Düşünmek lazım düşünmek lazım ve vazifemizin ne olduğu konusunu hiç ama hiç akıldan çıkarmamamız lazım..

  Okumaya başladıysak düşünmeye başlamamız lazım ki gerçekten iman etmişlerden olabilelim.Yoksa sadece bilmek kimseyi kurtarmaz,şeytan da her şeyi biliyordu unutmayalım ! Allah mutlak doğruda sabit kılsın ömürlerimizi...Doğru O'nun doğrusu, biz sadece okuyarak en doğruya daha da yaklaşmaya gayret ediyoruz.Biz, doğruya gidelim derken birilerini de Cehenneme itmeye gelmedik dünyaya ..Biz Allah için yaşarken, Allah için bakmaya da odaklandık ; hep beraber doğru yolda olalım diye de dua ettik yola çıkarken...

Okumak ve düşünmek lazım, Rabbimizi dinlemek lazım !....Kendi nefsimizin sesini doğru bilip gerçeklere kulak tıkamamak lazım....Okudukça kendimizi yüceltmek değil daha çok haddimizi bilmemiz lazım!...


13 Ocak 2014 Pazartesi

Biz Ne Yapıyoruz Allah Aşkına !

 

Hep düşünürdüm: " Ya Hindu olarak gelseydim dünyaya ya da Afrika'nın bir köyünde doğmuş olsaydım" diye. O insanlardan daha şanslı gibi görürdüm kendimi ( densizce) Şimdi , ömrümün şu dönemine kadar Kuran'a ne kadar uzak kalmış olduğumu, hurafeleri din diye hayatımda yaşadığımı, insanlara karşı ön yargılı olduğumu, tanımak için adım atmak yerine eleştirmek gibi hadsizce bir davranışın içinde bulunmamı, ibadetlerimi mecburiyet olarak görmemi, Cenneti umarken beni oraya götürecek davranışların üzerine hiç kafa yormadığımı, din söz konusu olunca çok dar kalıplar içinde dini kalıplaştırdığımı,insanları iyi-kötü diye yaftalayıp sonradan değişebileceklerini aklıma bile getirmediğimi,bazı insanların her zaman herkezden üstün olduğunu ( iman ölçüsünde) ve hiç birimizin onlara yetişmemizin mümkün olmadığını, bize anlatılanların kesin doğrular olduğunu düşündüğümü,derslerim için kullandığım aklımı dinim için çok da kullanmadığımı, insanlığın bu durumda olma sebeplerini hep başkalarına ( islam düşmanlarına/ şeytana) attığımı ve böylelikle sorumluluktan kurtulacağımı sanmamı düşününce ,aslında şans diye bir şey olmadığını fark ettim.

Bir insan aklını kullanamadığı sürece ha Türkiye de doğmuş ha Afrika da doğmuş hiç fark etmiyor. Afrika'nın adı bilinmeyen köyünde Allah'a iman eden Peygamberi seven ve duyabildiği öğrenebildiği bir kaç ayeti yaşayan Elif,Türkiye de doğmuş elinin altında her an alıp okuyabileceği halde Kuran'ı duvara asıp başkalarının hurafeleriyle dinini yaşamaya çalışan ve bi'zahmet açıp kitabını okuyup anlamayan Elif'ten çok daha yakın olabilir Cennet bahçelerine !

Diyeceğim o ki ; biz nasıl Müslümanız Allah aşkına! Böyle rahat içinde başımızın üstünde Kur'an varken dinimizi öğrenme zahmetinde bulunmuyoruz ve başkalarının kendi fikirleriyle de süsledikleri rivayetlerle dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz !!! Peygamberimiz adına bile bunca uydurma sözler söylenmişken (!) kime / kimlere güvenip dinimizi öğrenmeye çalışıyoruz...Kur'an okumamak için "anlamazsın" yalanının ardına saklanamayacağımız gün geldiğinde bu kitaptan hesaba çekileceğimizi neden düşünmüyoruz? 

Biz ne yapıyoruz , ne yapmaya çalışıyoruz; şimdinin konuşma tarzıyla " biz neyin kafasını taşıyoruz" Allah aşkına ...

Not: Bilgisayardan bloğumun kumanda paneline ulaşamıyorum onun için yazıyı farklı bir yerden yazıp yayımlıyorum tüm hatalarımdan dolayı özür dilerim dostlar.

7 Ocak 2014 Salı

Dong Yi/ Sarayın İncisi

Kore dizilerini seviyorum (tarihi olanlarını) çok hoşuma gidiyor kıyafetleri bir birlerine hürmetleri falan! Gerçi korkunç bir sistemleri var bir birlerini ezip geçtikleri ama o kısmı beni hiiiç ilgilendirmiyor.Ben onların o güzel gülüşleri, sevimli bakışları, harika kıyafetleri ve entrikalı ama bunaltmayan duygusallığı olan dizileriyle ilgileniyorum.Saray entrikaları bizim Muhteşem Yüzyıl dizimizi aratmıyor (ki o diziyi hiç izlemedim) ama yine de içinde masumane aşk kırıntıları oluyor, zeka oyunları oluyor, bir de dövüş falan var fena değil yani ,izletiyor bu diziler kendilerini bir şekilde.
  • Han Hyo Joo
Bir kere bağlandınız mı kopamıyorsunuz da bağımlılık yapıyor sanırım oooo ben bunu hiç düşünmemiştim ! Sabahın köründe kalkıp izlediğime bazen inanamıyorum ben ki L&M den sonra asla dizi izleyemem diyordum.

  •  Ji Jin Hee
Neyse gündem o kadar karışık ki ben de kafamı boşaltmak için bu yolu buldum.Yoksa olan bitenlerle ilgili yazsam daha da sinirleneceğim -bir de zaten siyasetten nefret ederim- zerre kadar da anlamam iyice karmak çorman olacak kafam.Bazı şeyleri zamana bırakmak sonra da Kore dizisi izleyip safinaz ayağına yatmak gerekiyor bazı bazı !

Ama Koreli insanlar hem çok güzeller (fikrim budur) hem de çok güzel gülümsüyorlar.Bir de eskiden bunların hepsi bir birine benzer sanıyordum hiç de öyle değilmiş izledikçe görüyor ve anlıyorum.Bu da böyle bir post olsun bana da hatıra kalsın ;yarın öbür gün ''vay bee ben Kore dizileri bile izlemişim zamanında'' derim.

Amaaaan sanki bloggerler bloglarına yazı giriyormuş gibi ; kimse benim bu tür yazılarıma  laf edemez çünkü kimse yazmıyor bile artık bloguna ;) Ben her zamanki rahatlığımla yazıyorum işte okuyan okur okumayan bu fotograflardakilerde kimmiş der bakar çıkar diyecek sözüm yok :) 

1 Ocak 2014 Çarşamba

Delidir Ne Yapsa Yeridir !

Birini seversiniz uzuuuun bir zaman sonra bir de bakarsınız ki onunla zerre kadar ortak yanınız yokmuş .E yokmuş da ne olacak, sevmekten vaz mı geçeceksiniz ? Geçemiyorsunuz, ne serden ne de sevginizden geçemiyorsunuz; görmem, duymam, cevap vermem deyip sevmeye devam ediyorsunuz!... Seviyorsanız sabretmelisiniz ya ! Hayatta her bi şey mükemmel olacak değil ya ! Gibi biiiir sürü bilincinize yerleşmiş Polyannavari bilgicikler....

Aslında bunlar güzel şeyler; sevdiğin için sabretmeyi göze almak güzel bi'şey ! Bu dünyada nelere sabrediyorsun da bir sevdiklerine mi sabredemeyeceksin.Nefret ettiğin özelliklere, aptal olduğunu düşündüğün insanlara, yalancılığı meslek edinmişlere, dini menfaatine alet eden alimine, cahiline;komaşunun tavuğuna kış deyip kendi özünüze ses etmeyenine, senden benden iyi görünüp beş para etmez kendini bilmezlere...v.b. tüm insan türevlerine sabrediyoruz sabrediyoruz sabrediyoruz...taaaki patlayana kadar ;)

Sonra sinirlendiğinizde ya da ''heyyt ulan yeeeter!'' deyip gerçek düşüncelerinizi biiir bir dökmeye başladığınızda ''Bu zaten önceden de deliydi!'' damgasını yer oturursunuz.''Delidir ne yapsa yeridir!'' damgasını aslında çocukluğunuzda elinize almanız güzel bir şey.En azından delisiniz ya artık her düşüncenizi kıvırmadan söylemeye şansına sahipsinizdir.Hep susup karşı tarafa hak vermek zorunluluğunuz(!) da kalmıyor.Doğruya ''doğru'' yanlışa ''yanlış''dediniz diye ötelenme kaygınız da olmuyor.Düşünsenize ''yanlış''a ''yalnış''deseniz bile ''amaaan o zaten cahilin biri !'' deyip üstünüze de gelmiyorlar ;)

Sonra, canınız istediği zaman saçmaladığınızda insanlar gülüp geçiyorlar üzerine konferans düzenlemiyorlar ! Hatalarınız üzerine uzun uzun dedikodular da yapılmıyor (nasılsa siz delisiniz ya !) çünkü biliyorlar sizin onları ciddiye almayacağınızı ;) Sevdiğim biri bana demişti ki :''Elif biliyor musun senin hakkında dedikodu yapanlar oluyordur.'' Bunu bildiğimi ve zerre kadar umrumda olmadığını söylemiştim  ona.Hakkımda yapılan dedikodulara pek kulak asmadım şimdiye kadar asacağımı da sanmıyorum.Sevdiğim insnların benimle ilgili şikayetleri varsa dikkate alırım (dedikodu yapıyorlarsa da hakkımı helal ediyorum hepsine) ve gider sorarım 'Benim hakkımda neden böyle söyledin ki!'' diye.Onun dışındakiler çok da ,pek de, hiç de umurumda olmuyor(gerçi hakkımda uzun uzun atıp tutan o kadar cesur kimse olmadı hayatımda ya neeyse )

İşte böyle,delilik -tabiri caiz delilik- pek de kötü bir şey sayılmaz dostlar.Araziye uyup gidip ,kendi fikirlerinizi, doğrularını dillendiremediğiniz yerde deli olup özgür iradenizi konuşturmanız hiç de kötü sayılmaz.Sizi riyakârlıktan uzak da tutar belki ! Mesela hayatımda bir kere biri gelip bana :''Elif seni hiç sevmiyorum, aşırı kendine güvenin var ve beni rahatsız ediyorsun''demişti.Ben bu kadar cesur olamadım kimseye karşı.Ama hoşuma gitmişti böyle açık sözlü birini tanımak ( sayıları çok olsun da istemem tabi ki )

Yazıyla ilgili düzetmeler yapmama gerek yok  ( delilik derken başkalarını rahatsız edecek davranışlarda bulunmaktan bahsetmiyorum diye) değil mi ? Zaten hepimizin içinde az biraz deli bir çocuk var deniyor, kimilerinde o çocuk çok konuşuyor kimilerinde de 3 maymunu oynuyor ! Yaşlanmamızı da geciktiriyor o yaramaz deli çocuk, kıymetini bilmek lazım.........................................


Güzel bir  parça dinlemeye ne dersiniz.. http://www.youtube.com/watch?v=hvhjhrbm0ys

İnsan Bu Dünya'ya Dar !

Ne kadar da Vivaldi bi insan :)  Hani dalıyorsun uzaklara da başka bir dünyanın içinde buluyorsun ya kendini ne güzel bir nimettir o ; h...