Ana içeriğe atla

Düşünmeyi mi Unutuyoruz Ne !

Düşüncelerimin görüntüsü bu bakış !

  Aklımda bir çok konu var çığlık çığlığa yazmak istediğim ama hepsini yazacak ne gücüm var ne de kabiliyetim!..Öncelikle ölümün bize hatırlatması gerekenlerden başlamak istiyordum sonra düşündüm de ölüm kimseye bi'şey hatırlatmıyor ;hatırlatsa dünyanın durumu da insanların durumu da bu olmazdı zaten ! Onun için beni ufktan (ufak dediğime bakmayın bir hayli aslında) beni sinir eden bir durumdan bahsetmek istiyorum: Benbilirimcilik....

  Biz insanlar olabildiğine garip canlılarız biliyorsunuz...İnsan gelişmeye odaklıdır (çoğu diyelim) kişisel gelişimlerde toplumun gelişimine basamaktır.Yok korkmayın edebi bir yazı yazmayacağım (ki zaten öyle bir kabiliyetimin olmadığını biliyorsunuz artık) özellikle şu son zamanlarda dikkatimi çeken bir şeye değineceğim sadece.Severek takip ettiğim blogların birinde yapılan yorumlardan duyduğum rahatsızlık da bu yazıyı yazmama neden oldu biraz...Hayatın her yerinde karşılaşılıyor bu tip davranış ve olaylarla hepimiz de görüyor duyuyoruz...

  Malumunuz okumaya yeni yeni başlamış bir milletiz (!) Kur'anı da daha yeni yeni okumaya,anlamaya ve hayatımızı kitap doğrultusunda yaşamaya başladık(daha ilk adımdayız diyelim buna da..) Benim anlamadığım ,okuyanların BİLE hala 'Benim dediğim doğru!'' bilgiçliğinden uzaklaşamaması.İnsan yeni şeyler duydukça ufkunu geliştirir diyebiliyorum ben (doğru yanlış tartışılır) bir şey biliyorsam başka birinin fikrini/düşüncesini dinlediğimde bir ışık daha yanar düşünce dünyamda ve görüşüm daha genişler ve netleşir.Kendi düşüncemin değişmeyeceği garantisini veremem ki !

  Herkes çok şey biliyor artık ! Bilmek güzel de bunu ''Benim doğrum senin doğrunu döver''şeklinde belirtmek beni rahatsız ediyor.Özellikle aynı şeyleri savunduğunu söyleyen kişilerin karşılarındaki insanlara bilgiçlik taslamalarını hiç ama hiç anlamayacağım.Sanırım bizde edep eksikliği var ya da bencilliğimizi ne kadar okursak okuyalım aşamıyoruz ! Kur'an odaklı muhabbetlerde BİLE karşısındaki insanları ezip geçme, küçümseme gafletine düşün kişiler görüyorum/z ve hayret ediyorum/z. Bu kişiler dini Kur'an odaklı anlatmaya çalışan kişilerin olması da çok üzücü doğrusu.Bir insan doğruyu anlatırken başkalarının eksiklikleri odaklı mı yapmalı bunu ? Ya da karşı tarafı yermeye çalışırken bir yandan da kendini mi yüceltmeli ! Kur'anı dini anlamak bu mudur yani ! Sanıyorum biz daha OKUma kısmındayız ANLAMA kısmına daha geçemedik ...Anlamak dediğim okuduğunuzu yüreğinize sindirip yaşamak!...Yoksa hepimiz anladığmızı (hatta en iyi kendimizin anladığını savunuyoruz) ama iş icraate gelince daha kırk fırın ekmeği gözü kapalı yememiz gerekiyor!...

  Neden doğruyu anlatmak yerine kendi doğrularımızı insanlara zorla kabul ettirme derdini taşıyoruz Allah aşkına ! Ve bunu yaparken bir süre sonra edebimizden uzaklaşıyoruz ; hırsımız neden haddimizi aştırıyor bize ve neden bunun farkına bile varamıyoruz.Ve iki sohbet etmediğimiz ,tanımadığımız insanlar hakkında zanlarda bulunabiliyoruz.Onları dinden uzaklaşmakla bile itham edebiliyoruz ! Ne oldu artık at gözlüklerinin de camları güneş gözlükleri gibi karardı da önümüzü bile göremez mi olduk ! Hani biz Allah için yaşamaya çalışıyorduk , nasıl Allah için yaşamak bu ki bize yine Allah için adımlar atan kişiler hakkında ahkam kesip zanlarda bulunabiliyoruz ! Onları, insanları dinden uzaklaştırmakla, Peygamberi sevmemekle, dini yanlış anlamakla hatta dinden çıkmış olmakla itham edebiliyoruz ,neler oluyor bize !

  Nedir bizdeki bu Cehenneme insan toplama merakı !!! Bizim vazifemiz insanları etiketleyip, günahlarını gözler önüne serip sürekli dillendirmek,bizim yapmadıklarımızı yapanları yermek midir ? Yarın başımıza ne geleceğini bilmeden rahat rahat atıp tutmalarımızın sonu ne olacak neden hiç düşünmüyoruz.Yoksa biz Kur'anı okurken sadece işimize gelen ayetlerine mi dikkat kesiliyoruz diğerlerini yok mu sayıyoruz !!! Yoksa biz Müslümanlığın ne olduğunu/olması gerektiğini tam olarak anlamadık mı ?

  Biz bilmeyiz ,öğrenmek için çalışırız..Biz Allan ne derse onu dinleriz ve onun yarattıklarını üzerine tefekkür eder şükrü öğreniriz O'nun büyüklüğü görür imanımızı kuvvetlendiririz...Bizim vazifemiz kulluktur ,kulları yargılamak onlarla yarışa girmek değil ! Bizim derdimiz, son yolculuğa çıkmadan önce imanımıza sahip çıkmamız huzura vardığımızda hesap veremeyeceğimiz şeylerden uzak durmak...Bizim vazifemiz OKumak anlamak ve böyle de yaşamak; yargılamak değil................Yargılamak değil neden bunu anlamıyoruz.İnsanları sevmeyebiliriz  hatta saygı da duymayabiliriz ama onları yargılamak haddimize düşmez.Hele hele zanlarımızla onların iç dünyalarıyla ilgili saçmalamak hiç ama hiç haddimize değil.Milletin imanını sorgulamak bize mi kaldı; kimiz biz yoksa Allah a ortak mı edinmişiz kendimizi !!! Düşünmek lazım düşünmek lazım ve vazifemizin ne olduğu konusunu hiç ama hiç akıldan çıkarmamamız lazım..

  Okumaya başladıysak düşünmeye başlamamız lazım ki gerçekten iman etmişlerden olabilelim.Yoksa sadece bilmek kimseyi kurtarmaz,şeytan da her şeyi biliyordu unutmayalım ! Allah mutlak doğruda sabit kılsın ömürlerimizi...Doğru O'nun doğrusu, biz sadece okuyarak en doğruya daha da yaklaşmaya gayret ediyoruz.Biz, doğruya gidelim derken birilerini de Cehenneme itmeye gelmedik dünyaya ..Biz Allah için yaşarken, Allah için bakmaya da odaklandık ; hep beraber doğru yolda olalım diye de dua ettik yola çıkarken...

Okumak ve düşünmek lazım, Rabbimizi dinlemek lazım !....Kendi nefsimizin sesini doğru bilip gerçeklere kulak tıkamamak lazım....Okudukça kendimizi yüceltmek değil daha çok haddimizi bilmemiz lazım!...


Yorumlar

Profösör dedi ki…
Hangimizin hatası yok, hangimizin zaafiyeti yok. O halde bu doğal bir şey. Ama elmanın sağlam tarafından ısırmak kurtlu tarafını bırakmak gerek. Karşımızdakilerin iyilik tarafından tutarak ve onlamda iletişim kurarak başarılı olabiliriz. Önce emri bil maruf. Bu olursa istenmeyen şeyler doğay olarak ortadan kalkacaktır. İkincisi nehyi anil münker peşihden gelir ki. Yapma evladım düşersin demek uyarıda bulunmak, islami, vicdani ve insani bir görevdir.
Profösör dedi ki…
Hangimizin hatası yok, hangimizin zaafiyeti yok. O halde bu doğal bir şey. Ama elmanın sağlam tarafından ısırmak kurtlu tarafını bırakmak gerek. Karşımızdakilerin iyilik tarafından tutarak ve onlamda iletişim kurarak başarılı olabiliriz. Önce emri bil maruf. Bu olursa istenmeyen şeyler doğay olarak ortadan kalkacaktır. İkincisi nehyi anil münker peşihden gelir ki. Yapma evladım düşersin demek uyarıda bulunmak, islami, vicdani ve insani bir görevdir.
Pabuc dedi ki…
Hocam dedikleriniz çok doğru ve bunları yaparken nefsimizi asla araya katmamalıyız. İnsanlara doğruları tabi ki anlatmalıyız ana bunu asla zorla ya da edepsizce yapmamalıyız. Hatasıyla sevabıyla karşımızdakilerin de değeri olan insanlar olduğunu unutmamalıyız..

Saygı ve sevgilerimde ....
Kalemzade Kamil dedi ki…
Okumak düşünmek ve anladığını hayata tatbik etmek... Sanırım insanların çoğu bunu başaramayacak. Düşüncelerimize tercüman olmuşsunuz. Teşekkürler.
Pabuc dedi ki…
Kalemzade,
Sizin yazılarınızın yanında bizim yazılarımız devede kulak...

Biz insanlar sanırım kendimizi kandırarak göçecez bu dünyadan ( Allah muhafaza) ne okuyoruz ne düşünüyoruz ; Rabbimizin dediklerini dinlemeden cennete talibiz...enteresanız vesselam...

Ah keşke doğruya bizi çağıranlara da muhalefet olmasak onlara iftiralar atmasak !

Allah yardımcımız olsun zira bu gaflet bu nefsi inat bize ahiretimizi kaybettirecek ( Rabbim muhafaza eylesin)
Adsız dedi ki…
belki

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…