21 Nisan 2014 Pazartesi

Sizi Sizi Günahkarlar Cahiller !

Kırmadan , ezmeden yapsak ya tebliğlerimizi !

Sen müşriksin, sen münafıksın ,şu kişi Firavun, bu kişi Musa, şunlar şeytana uymuş, bunlar dini hafife alıyor,şunlar başını örtmüş Kur'an da başörtüsü diye bir kelime yok o sofra örtüsü(!) de olabilir, şunlar açık saçık geziyor bize de akıl vermeye kalkıyorlar,bak siyasi liderini ne kadar çok seviyor putlaştırıyorlar,başlarına gelenleri hak ediyorlar,Hocaları takip ediyorlar sanki kendi akılları yok,Kur'anı okumazlar bir de Müslümanız derler,Müslümanım diyor bir de kapanmış ama bir bak suratına makyajlı,Adama bak sakal bile bırakmamış din konuşuyor, kulağında küpe camiye gelmiş,Hadisçi bunlar Peygamberi ilahlaştırmışlar, Mealciler Peygamberimizi dinden uzaklaştırma derdindeler........................ de ''Sen nesin!''  sen bunun derdiyle dertlensene biraz ! 

Herkes her şeyi biliyor ve herkes akıl verme derdinde.Hadi desemki yeni şeyler öğrendiğinde insan heyecanlanır da bunu herkesle paylaşmak ister! Durum bu da değil; yapılan düpe düz akıl verme yarışı...Ve akıl verilirken '' Sizi aptallar, sizi kendini bilmezler, sizi sizi hep yanlışı konuşan kötüyü sevenler..'' gibi bir bakış var çoğu kişide. Hiç kimse: ''Kardeşim bu yaptığınız yanlış, yanlışın neresinden dönerseniz kârdır!'' iyi niyetinde değil gibi ! Ben biliyorum ,sizin yolunuz yanlış ama siz orada kalın ben de hep sizi eleştireyim derdinde bazı insanlar ...............................

Aslında ümit varım gidişattan ama bazı insani değerleri dikkate almıyoruz gibi ; insana saygı, bilgi aktarımında samimiyet gibi... Hatta çoğu zaman doğrularımızı söylerken kendi önyargılarımızdan arınmış olmuyoruz. Her şeyin iyisini güzelini söylüyoruz da, iş bizim düşüncelerimize gelince asla söz söyletmiyoruz bildiklerimize ! Eee çünkü hep karşımızdakiler cahil ya ,belki de ondan ! Biz yaparken doğru başkaları yaparken kötü...Bizim doğrularımız eleştirilemez (ha bunu da direkt söylemiyoruz ima ediyoruz) başkaları hep eleştiriye açık ... Biz okuyarak öğreniyoruz ama diğerlerinin eli armut topluyor ve kafaları sizin sofra örtüsü dediğiniz örtülerle örtülüyor ve anlamaları zorlaşıyor !...

Hatta Peygamberimizi hem şeklen hem de fikren örnek almak birilerine göre cahillik olarak görülebiliyor ! Adam sakal bırakınca kadın ferace giyince Arap ırkını yüceltmiş oluyor ama. ..neyse burayı yazmayayım kimsenin kutsalına(!) laf etmeyeyim buradan birileri gibi...İşte ,birileri güzel bir şeyler yapmaya çalışıyor ama bunu hep küçümseyerek yapıyor, ben bundan artık rahatsızlık duymaya başladım..Dini alay ederek tebliğ etmemeliyiz.Dinin mutlak doğruları vardır onları paylaşırız..Tabi ki yanlışlar da söylenmeli ama bunlar da kendimizi yüceltmek için yapılmamalı...İnsanları yerin dibine sokmak için değil Kur'ana çağırmak için gayretimiz olmalı.Yanlışlar söylenmeli ama bunu yaparken amacımız çok önemli...Amaç gerçekten dine çağırmak ,doğruyu açıklamak mı yoksa alay edip kendimizi hafiften(!) yüceltmek mi ? Önemli tabi...


14 Nisan 2014 Pazartesi

Diyecek Sözlerim Var Bitmek Bilmeyen !



''- .....  bana bir konu söyler misin çok fena yazı yazasım var ama aklımda hiç konu yok geleceği de yok.Yazma krizim tuttu konu yok az bi yardımcı ol hele

-güzel fikirmiş böyle yazı yazmak. o zaman şöyle yaz.. acaba neden tüm insanlar kendi mutluluklarından vazgeçmeden başka mutluluklara vesile olamıyolar ve insanoğlunun nankörlüğü yaradılışındaki bir hatadan mı kaynaklanıyor? gibi bir konuyu sorgulayabilirsin mesela..

-acaba yardımı Sharek ten mi isteseydim ne yaptın sen K.... yaaaaa :) 

tama sen al bi fincan kahve gel biraz konuşalım bir konuyu ben sonra da yazarım ;)

 -sana oldukça derin bir konu verdim yay da yay

-ben sana bloga yazı yazacam dedim tez hazırlayacam demedim ki :)''



Çarşambaya kadar vakit donmuş gibi ilerler(nasıl oluyorsa artık).Güneş oldukça erime başlar ve işte ne kadar hızlanırsa erime ona göre de hızlanır zaman ...Onun için bir yazı yazayım içimdeki enerjiyi paylaşayım istedim bir dosttan yardım istedim sonucu gördünüz.Ama ben kararlıyım yazacağım yine de bir şeyler.Gerçi ,siyasetten , dünyanın gidişatından, dinden yazacak kadar da ciddi takılmayacağım zira öyle olsa konu sıkıntısı neden çekeyim ki yaaanii...

Belki şehir değiştirebilirim bu haftadan sonra (ki pek istediğimi söyleyemem zira yeni başlangıçlar için birazCIK yaşlandım) ve şimdilik beklemedeyim ne çıkarsa bahtımıza Rabbim hayırlısını nasip etsin inşaallah.

Ne zamandır kendimi filmlere verdim artık film izlemekten gerçek hayata adapte olamamaktan korkmaya bile başladım ( o en son filmi izlemeyecektim o beni mahfetti) ben hep böyleyim taktım mı takıyorum işte.Bazen kitap okuyorum aralıksız sonra ondan sıkılıyorum kendimi filme veriyorum (net var olsun film konusunu masrafsız çıkarıyoruz ) sonra ondan da sıkılıyorum kendimi sahile vuruyorum.Sonra dağ bayır gezeyim diyorum o olamıyor maalesef ben de oturuyorum bir güzel bunalık takılıyorum en afillisinden ! ''Ben biraz sıkılgan biriyim'' sonucuna bağlamayı isterdim bu konuyu ama yok sıkılgan biri değilim olmadım da hiç ama çabuk sıkılıyorum uğraşlardan.Hem tembelim hem de sabuk sıkılıyorum beter bişeyim anlayacağınız.

Mesela hayal kurmaktan da korkuyorum ben , bir çok nedenim de var bunun için...Bazen nedenleri unutup hayal kurarken bulduğum oluyor kendimi ama o da çabuk geçiyor ! Gelecekten beklentileriniz neler ? Benim sağlık ve ilim dışında pek bir beklentim de yok ! Hayatın akışına bırakmışım kendimi gidiyorum gündüz gece...

Ölümü hatırlayın diyorlar ya ilim ehli ,heh işte ben o ölümü hiç aklımdan çıkaramıyorum ! Onun için de hırs denen şeyden eser yok bende bazen kıskanıyorum hırsları azimleri olan insanları.Ne güzel diyorum bir amaçları var hırs yapıp başarılı olmaya çalışıyorlar bu uğurda.Benim amacım iyi biri olmak öyle yaşamak ,sağlıklı olmak, insanlara tebessüm olmak, doğayı gözlemlemek mümkünse içinde huzur bulmak gibi sıradan şeyler işte..Ha en çılgın isteğim dünyanın insansız bölgelerini gezmek ama onu da bir kaç ülkeyle sınırlayabilirim...

Hayat bazen güzel bazen acısı bol..Hayat bazen güzel süprizler sunuyor bazen de ağlatıyor..Hayat bazen sevginin göbeğine itiyor bazen de sevgisizliği iliklere kadar hissettiriyor.Hayatta benim gibi hee ne yaptığı belli değil; iyi mi kötü mü bir türlü karar veremedim gitti !

Neyse iyice günlük moduna döndürdüm yazıyı gideyim şimdi.Umarım Çarşamba günü iyi haberlerle bir şeyler yazarım yine (dostumdan konu için yardım almadan !) ÇArşamba aslında pek de özel bir gün değil benim için , ben Cumartesilerini çok severim (niyeyse bilmiyorum)

Öyle işte, Allah kimin ne sıkıntısı varsa gidersin kimin ne beklentisi varsa da hayırlısıyla gerçekleştirsin inşaallah...


2 Nisan 2014 Çarşamba

''An''da başlayan ''An''da Devam Eden Bir Hikaye


Güzel bir hikaye başlamıştı ''an''ın birinde
''Sen'' ve  ''ben'' ile başlamış
''Biz'' ile devam etmiş...

Başlatan neden de ilerleten neden de açıklanamayan,
Bir garip hikaye.. 

Bol tebessüm ve
Yaşanmışlıkların ön planda olduğu
Değer verildikten sonra hep bir ortak payda da buluşulabilindiği
Güzel bir hikaye...

Kısa cümleler içinde uzun anlatımlar,
Susarak anlaşmalar,
Yokluğunda duyulan kocaman özlemler..
Anlaşıldığını bilmenin inanılmaz mutluluğu
Ve varlığına şükretmenin huzuru...

Biraz masal gibi
Biraz fıkra
Biraz da şiir ..
Türü belli olmayan 
bolca duygu barındıran
yalnız iki kişinin anlayacağı dille yazılmış
Güzel bir hikaye..

Zaman içinde yazılan, 
Ama başlığı belli olmayan
bir uzun hikayeden ibaret
adsız bir kitap...
Yazarı, okuyanı ve anlayanı 
iki kişi olan
Bir güzel hikaye..

İnsan Bu Dünya'ya Dar !

Ne kadar da Vivaldi bi insan :)  Hani dalıyorsun uzaklara da başka bir dünyanın içinde buluyorsun ya kendini ne güzel bir nimettir o ; h...