Ana içeriğe atla

Karanlıkla Aydınlık Arasında Gel-Gitlerim

Sürekli olumsuz telkinler duymuşuzdur sağdan soldan din adına...O günah bu günah şu günah,şöyle yaparsan yanarsın böyle yaparsan zebaniler karşılar Cehennem kapısında, şöyle mükemmel olmalısın yoksa kurtuluşun olmaz, öyle giyinme, böyle yeme,şunu söyleme,şunları dinleme,böyle davranma,ölünce şöyle korkunç manzaralarla karşılaşırsın...Ne bileyim bu ve buna benzer bir çok ürkütücü telkinler duymuşuzdur yaşamımızda uzun bir süre.Üstelik siz doğruyu yapmaya çalıştığınız halde duarsınız bunları ve zamanla aşılmaz günahlar içinde battığınızı düşünmeye başlarsınız. 

Sonra birileri çıkar Din sevgidir Allah insanları sevgi için yaratmıştır der.Ama siz o kadar korkutulmuşsunuzdur ki Allah- Din ile, artık sevgi kısmını çok zor algılarsınız ya da algılamak /anlamak için çok çaba sarfedersiniz.Korkular beyninizde öyle bir yer etmiştir ki aslınızı unutmuşsunuzdur ve Yaradanın ''Rahman ve Rahim''ismi üzerinde tefekkür etmek aklınıza çok az gelir olmuştur.Her yaptığınızın eksik olduğunu bildiğiniz için , ilahi aşk üzerinden birilerinin sizinle arasında Himalayalar kadar yüksek farklar yapmış olduğunu okudukça daha da ümitsizliğe kapılırsınız.Korku artık içinizde ayrılmaz bir bütününüz olmuştur.Ölüm,mezar,sonrasın konusundan olumsuz telkinler üst üste gele gele aşılmaz dağlar oluşturmuştur artık.

Ama okuyan biri olarak ümitsiz olmamanız gerektiğini de bilirsiniz.Ve ümit edersiniz eksikliklerinizi ,yapmak isteyip de yapamadıklarınız,istenilen doğrultuda insan olarak gayret ettiğiniz halde bir yığın da hata yaptığınızı  bilsenizde ümit var olmanız gerektiğini artık bilirsiniz...Ama korkularınız da içinizde....

Anlatamıyor ki insan kendisini;içindekileri,gel-gitlerini,karanlık kuyularını,kuyuların sonunda her şeye rağmen cılız da olsa ışık görebilmelerini,içindeki sevgiyi,özlemi,ezikliği...Dünya bir alem, yaşamın kendisi ayrı bir alem, insan ise ap ayrı bir alem...Okumakla öğrenilebilir mi ? Ya da iyi ya da kötüyü yaşayarak mı öğreniriz gereçkten...Pişmanlıklarımız insanlık adına kâr mıdır ? Sürekli hatalar yapmak (sonrasında pişman olsanızda) korkutur sizi.Çünkü korku vesveseleriyle gezinmektedir içinizde...

Hayatı sorgulamayı geçtim hayatın üzerinde düşünmek bile yoruyor insanı.Kafasını allak bullak ediyor.Hayat üzerinde düşünme yolunda daha ilk adımlarda alt üst oluyorsunuz.Yaşam neden var sorusunu soruyorsunuz kendinize,cevabını veremeyeceğiniz bilerek.Sonra Yaratan değer vermiş Yaratmış, bu gerçek karşısında önemimizi düşünüyorsunuz,diyecek bir tek cümle bulamıyorsunuz..

Çok fazla düşünüyorum boş bir insan mıyım bilemiyorum ki! Düşündükçe hem huzur buluyorsunuz hem de bir o kadar da karanlık iç kuyularınızda kayboluyorsunuz...İnsan garip bir canlı..Bir insan kendi kendini bile anlayamıyorken başkalarının kendisini anlamasını beklemesi de saçma değil mi ?

Yanlış mı düşünüyorum yanlış şekilde mi düşünüyorum bunu da bilemiyorum..Bir yerlerde fena hatalarda yapıyor olabilirim çözemiyorum.O'nun sevgisinden başka sığınacak kapım yok gidecek yerim yok bildiğim en büyük gerçeğim bu...Sevdiğim kadar korkuyorum,korktuğum kadar eziliyorum...

Öyle işte,yine kendimi ifade edemediğim haller içindeyim...


Bu şarkıya takılı kaldım yine

Yorumlar

cem dedi ki…
din ne sadece sevgi ne de o anlatıldığı gibi her şeyi günah sayan bir şey. Bi orta yolu bulmak lazım tabi. Gerçi bu ara konuşacak en son kişi benim bu gibi konularda
Erdi Karadeniz dedi ki…
Hep böyle daha çocukluktan beri korku unsuru olarak kullanırlar. Korkarız bizde; o konular üzerine düşünmekten bile hatta... Sevgiyle, iyi şeylerler bağdaştıramayız içimizde. Çünkü hep siyah gösterilmiştir bize öyle öğretilmiştir.

Derin konular bunlar. İnsan anlatamaz ki kendini bu konularda. Çünkü zaten bunun farkında olanlar sen anlatmadan anlarlar seni (aynı duyguları tattıkları için) ama diğerlerine anlatmaya çalışmanın anlamı var mı?

Neyse sustum; çok derin bu konular çok :D
Pabuc dedi ki…
/cem,
Din bir yaşam biçimidir sanırım..En doğru şekilde yaşamanın şekli ama biz bunu başaramıyoruz insanlık olarak...Benim de konuşuyormuş gibi yaptığıma bakma aslında ben hayattan da bir şey anlamıyorum..yaşıyorum işte..

/Erdi Karadeniz,
Evet derin konular ve onun için daha çok kandırılıyoruz...Korkutuluyoruz sonrada korkularımızla uğraşmaktan asılı kavrayamıyoruz :/ Allah her konuda olduğu gibi bu konuda da yardımcımız olsun inş, ne diyelim...
Volkan DENİZ dedi ki…
Korkma...
Farkındalığın belki de güzel bir noktasındasın. Sorguluyor olman en doğruya ulaşmak için adımlamaya başladığın anlamına geliyor çünkü.
Korkma asla korkma.
Ben seni anlıyorum... Ve ben de hiç korkmadım. İnandım sadece ve inandığım için korkmuyorum...
Pabuc dedi ki…
İnşaallah doğruya ulaşırım ..Korkum bana zara verecek boyuta ulaştı sonunda ve umarım en kısa zamanda doğru bildiğim yerde durur ;sonrasında korkularımdan arınırım...umarım...umarım...
Tokerdo dedi ki…
bi hocamız vardı,ona cüz öğrenmeye giderdik camiye :) anne babalarımıza,-çocuklarınıza Allah korkusunu öğretin aşılayın derdi,Allah korkusunu bilsinler derdi nasihat ederdi :))
Tokerdo dedi ki…
şimdi camimizin imamı değişti,yeni hocamız geldi,sohbetinde dinliyorum diyoki,çocuklarınıza Allah korkusu değil Allah sevgisini öğretin :) önce sevmeyi öğretin onlara :)) şimdi düşünüyorum bizler seninde yazdığın gibi korkutularak büyüdük,o yüzden bu ezikliğimiz,:)
Pabuc dedi ki…
/Tokerdo,
şimdi yeni bir Hocaya ihtiyaç var SEvgi ve korkuyu dengeli bir şekilde öğretecek....Umudumuz var bakalım :)Çok fazla korku anlatılırsa/öğretilirse de insanlardan ümit duygusu çalınıyor diye düşünüyorum...
ZîŞuuR dedi ki…
İşte tam da bu noktada ancak şunu diyebilirim: Risale-i Nur okuyarak bu yersiz ve gereksiz düşüncelerimden kurtuldum hamd olsun. Zamanımızda imanımızın temelleri hep yanlış atıldı. Hatta sağlam bir temel oluşturulmadan üzerine inşaa edilmeye çalışıldı. Ve bu hep olumsuz söylemler ve hareketlerle yapıldı. Şahsen risale okuyarak kendimi yeniden farmatladım diyebilirim.
Sevgiler..
Pabuc dedi ki…
Okumak insana kim olduğunu hatırlatıyor çok haklısınız..Kur'andan başlayarak diğer bütün faydalı kitapları okumak, sonra kainatı okumaz/izlemek/tefekkür ve insanları okumak ..tüm kargaşaya rağmen yapmamız gerekenler aslımızı unutmamak adına..
SEvgiler..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…