Ana içeriğe atla

Gönül Gözüyle Bakabiliyorsam Etrafıma Beni Sevmeye Devam Et..!





Kötü olduğum kadar iyiyim de,


Saf göründüğüm  kadar akıllıyım da.
Tıpkı senin gibi...
Ağladığım kadar gülüyorum da
hatta biraz da  fazla gülüyorum kimilerine göre kusur olsa da bu...
Evet evet ister inan ister inanma,sinir olunduğum kadar seviliyorum da.
Şaşırdıklarım,sandıklarımdan daha fazla mesela...

Umursamaz görünmek bir seçim ,
Acıyı içime dikip onun filizlenmesine izin vermemek için...
''Kim ne der ?''den çok ''Kim ne hisseder?'' ilgilendirdi beni,
Kimin ne dediğinin/beğenmemezliğinin, vicdanımın dedikleri yanında zerre kadar değeri olmadı benim için..

İçimde bir çocuğu canlı tutmayı da başaramadım,
Çünkü ben zaten hep çocuk gibiydim hiç büyüyemedim ki..

Sandığın kişi de olmadım biliyor musun ?
Çoğu zaman yanıldın, yaptıklarıma/yapamadıklarıma bakarak..
Ya sandığından derindim ya da sığ, bunun cevabını bilemeyeceksin belki de hiç bir zaman.

Önem sıralarımız farklı diye bizler farklı algılandık
Ama özünde aynıydık bilemedik,
konuşup düzgünce dillendiremedik
ve hissedemedik...
Özüne sahip çıkabilenler, farklı tanınsalar da  aynı olan aynıydı
aklın yolu birdi, kabullenemedik..

Bir birimizi tanımanın cahili olduk.!
Cahil olmak ayıp değildi ama bunu kabul edip adım atamadık,
ayıbın en büyüğünü yaptık!
Ne zaman ki gerçekten saygıyı öğrendik/öğrenmeye gayret ettik,
o zaman dinlemeyi ,hissetmeyi,yargılamamayı başarmaya başladık,
çoğu zaman yarı yolda kalsak da ilerledik...

Kusur bulma merakı bizi bir birimizden uzaklaştırdı,
iyi niyet mıknatısları yaklaştırmaya çalıştıkça
ön yargı duvarları girdi araya yine uzaklaştırdı...

Yıkabildiğimiz duvarlarımız kadar bakışımız genişledi.
Katı kurallarla değil insani bakışlarla
görmeye çalıştık olan biteni, yaşanan ve yitirilenleri...

En son insan olduğumuzu hatırladık,
o,bu, şu yakıştırmalarından sıyrılamadık.
Onun gibi, şunlar gibi, sizler ,onlar bitmedi guruplarımız,
ve biz bu yüzden ne dinledik, ne hak verdik, ne de ortak bir konuda buluşabildik..

Yine de  gayretliyiz sadece insani duygularla bakabilmeye,
en azından bir kısmımız...
Uzaklaştıranlardan değil yaklaştıranlardan
destek almak istiyor yüreklerimiz..
Doğrularda fikir birliği sağlayıp
hatalarda doğruyu bulmak için adım atıp ilerlemeyi seçiyoruz..!

Not:Başlık bulamadım yazıma cidden. Sizin fikriniz varsa paylaşın lütfen..Yazının başlık annesi/babası/kardeşi/abisi/ablası siz olun ;)
                                         
       

Yorumlar

Volkan DENİZ dedi ki…
En nihayetinde insanız...
Pabuç dedi ki…
Kalabiliyorsak ne mutlu bize..
Volkan DENİZ dedi ki…
Kalıyoruz da mutlu olabiliyormuyuz ondan emin değilim :)
Profösör dedi ki…
Olaylara, eşyaya gönül gözüyle bakalım. Yanlışlardan, çirkinlerden, kötülerden uzaklaşalım. Bu yazının başlığını aşağıdaki gibi düşünebilirdim;


Herşeye gönül gözüyle bakalım. Maddeyi manalaştıralım.
Pabuç dedi ki…
/Volkan DENİZ,
sen bana emin olduklarını yaz ben de ümitlenmek için sebepler varmış diye sevineyim :)

/Profösör,
Teşekkürler ...Çok hoş ,yüreğinize sağlık..
Gelibolu17 dedi ki…
"Ben buyum" "İşte ben" "Beni böyle sev" gibi gibi başlıklar olabilir :)

hoş bir yazıydı,teşekkürler :) selamlar
Pabuç dedi ki…
/Gelibolu17,
teşekkürler..Yok yok ben böyleyim diyemiyorum çünkü ben dengesisizim böyle olsam da değişebilirim onun için beni böyle sev olabilir belki :)
Güzel bereketli neşeli günler dilerim.
Gelibolu17 dedi ki…
evet evet "beni böyle sev "kesinlikle olması gereken başlık bencede :) sevemeyen çeker gider,ya sev ya terket yürüüüüü anca gidersin desek çokmu kaba oluruz :)
rica ettim...
e hadi ama değişmemişsin hala yazı başlığını,,,,bekliyom bak :)
Pabuç dedi ki…
Gelibolu17,
yazı başlığını değiştim Profösör Hocam ve senin isteklerin doğrultusunda..Umarım olmuştur :)
Gelibolu17 dedi ki…
süper olmuş hatta cuk oturmuş diyebilirim,ay bu 2012 bana yaramadı argo konuşmalarım arttı yine :)

teşekkürler güzel insan,etrafına gönül gözüyle baktığın sürece seni sevmeye devam edeceğimden emin olabilirsin :)

ben kaçanzi...
eda dedi ki…
yazinizi çok begendim :içimde waow demek geldi ,fakat baslik için fikrimi vermekte geciktigim için uzuldum...neyse noktalanmis bir sey için olmus veya olmamis demek artik hattime degil ! sonucta yazinin içindeki yalin, içten, ve samimiyet ihtiraflarla biz kendimizden birer parçada buluyoruz.fakat yazinin ilk bölumünu "...belkide hic bir zaman"a kadar birinci tekil sahsi kullanmissin diger bolumunu üçuncu tekil sahsi kullanmissin bunun sebebini anliyamadim. Bana kalirsa...(elestirmek mi olucak acaba ? ...ama yazini cok begendigim için) yaziyi burdan iki farkli yazi haline getirmen daha mi guzel olur acaba diye dusunmekten kendimi alamiyorum. Hani fikrimizi sordugun için soyluyorum :)
Pabuç dedi ki…
/eda,
teşekkür ederim yorumunuz için..Her türlü hatayı yapmış olabilirim inanın, bir anda yazıp tekrar okumadan yayımlıyorum çoğu zaman yazılarımı..Düzeltme yapabilirim ,biraz üstünde durayım yazının..tşkler .. :)
eda dedi ki…
Pardon bende yalnis yazmisim : yazinin ikinci bölumunde 1.çogul sahsi kullanmissin (yani "ben" dilinden "biz" diline geçmissin) sizede tesekurler ! Ayriyeten, blogumuza hosgelmissiniz :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…