Ana içeriğe atla

Biz Çocukken...

Biz Çocukken,


Çamurdan çanak çömlek yapar fırında pişirir mutfak eşyası yapar evcilik oynardık...İp atlar, Al satarım bal satarım ,ustam ölmüş ben satarım diye bağıra çağıra oyuna dalar zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık...Çizgi oynar çivi ile kargacık burgacık çizgiler çizen oyunlar oynardık...yorulunca çeşmeden kana kana su içer kaldığımız yerden devam ederdik...


Yazları camiye gider Cüzu ilk kim bitirecek yarışına girer Kur'an a geçtiğimiz zaman mutluluktan uçardık...Cami yolunda yol kenarlarında böğürtlen toplar yer ,kitap ayracı olarak şeker kağıtlarını kullanırdık...Kısa yol diye mezarlıktan geçer ,her geçişte bildiğimiz tüm duaları okur mezarlıkta yatanlara hediye ederdik...


Biz çocukken komşunun fındığını, eriğini çalıp yer, sonradan söylerdik...Çizgi film izler sonrasında heyecanla bir birimize anlatırdık...Bizim zamanımızda tvler (gerçi bir iki kanal vardı sadece) 24:00'da kapanırdı...Çizgi filmler de yaratıklar/androitler(!) yoktu...Bizim en pahalı oyuncağımız bez bebeklerimizdi...Bizim zamanımızda alabildiklerimiz azdı ama kıymetliydi...Kırmızı ayakkabılarımız en kıymetlilerimizdi...


Biz çocukken, eğlence yerlerimiz kapalı alanlar değildi olabildiğince geniş bahçelerdi...Düştükten sonra ağlar zırlar yine kalkıp oyuna devam ederdik.Ayağımızda morluklar hiç eksik olmazdı..Meyveyi ağacına çıkıp yer, çekirdeğini de arkadaşlarımıza atıp eğlenirdik..


Bizim zamanımızda Bayramlar ,Bayram gibiydi...Sevdiklerimizin bir araya geldiği özel günlerdi.Tatile gitmek büyüklerin yanına gitmekti ...Dedemizin evi en kıymetlimiz, babaanne ekmeği en lezzetli yemeğimizdi...Bizim zamanımız bize güzel anılar olarak kalan günlerdi..Bilgisayar/televizyon karşısında sanal şekilde yaşanıp hatıraları şimdiden silinmiş zamanlar değildi...

Yorumlar

NESLiNAME dedi ki…
Bir an cocukluguma gittim gercektende böyleydi... Gelmez o günler gelmezzzz
Volkan DENİZ dedi ki…
Biraz zamanın ötesine gidelim mi? Hadi gidelim.

20 yıl sonra...

Diyecek biri, biz çocukken karayolları vardı otobüsle giderdik bir yerden bir yere. Film izlerdik o yolculuklarda. Biz çocukken gerçek insanlardı oyuncular, bir kutunun içinden izlerdik onları bazen saatlerce.
Biz çocukken, bilgisayarlarımız vardı evimizde masamızın üstünde, oyunlar alır yükler oynardık. Şimdiki gibi hazır gelmezdi her şey.
Biz çocukken hamburger yer eğlenirdik ve hatta suyu pet şişeden içerdik. Biz çocukken bayramlar olurdu, bazen Cumhuriyeti kutlardık bazende kurban keserdik. Biz çocukken abilerimiz amcalarımız bize çocukken televizyonun tek kanallı ve siyah beyaz olduğunu anlatır hüzünlenirlerdi, biz çocukken olan televizyon şimdi beş boyutlu ama izleyen yok...
Biz çocukken akrabalarımız, kuzenlerimiz olurdu, arada toplanır eğlenirdik. Şimdiki çocuklar amca ne demek, teyze ne demek, kuzen kime denir bilmiyorlar. Biz çocukken en azından bakacak bir denizimiz, kenarında yürüyecek bir sahil yolumuz vardı. Hatta çok ağaçların olduğu yerler vardı. Şimdi ağaç fotoğrafları var...

Bu bitmez be pabuç inan bana bitmez. En iyisi biz çocukken diyelim ama bugünkü çocukları da heyecanlandırmayı başararak. Kıyaslayarak değil... :)
Sevgiler...
Yusufsan21 dedi ki…
Düşündüm de şimdi sanırım benim "ben çocukken" diyebileceğim bir çocukluğum olmadı, ya da ben hatırlamıyorum. :)
Pabuç dedi ki…
/NESLİNAME,
Çocukluk çok güzel en azından hatıraları bizimle kalıyor ne hoş :)

/Volkan DENİZ,
Bir de şöyle yapıyorum ben doğmadan önce 20 sene önceye gidiyorum...Annemin babamın çocukluğuna..Ve onların bana örnek gösterdikleri ''Ah benim çocukluğumda' diye başlayana cümleleri hiç olmadı...Onların çocukluğunda çocuğa saygı pek de yokmuş..Onların çocukluğunda okumak diye bir şey pek yokmuş(okumak lüksmüş) Onların çocukluğunda çocuk yaşlarda zaten evlendiriliyorlarmış..Onların çocukluğunda Camiye gidip Kur'an öğrenmek diye bir şey sadece hayalmiş...

Ben yine de mutlu azınlıktan olduğumu düşünerek Ahh çocukluğum diyebiliyorum şükür..Umarım (ki ummaktan öte gider inş bu) benim çocuklarımın da anıları kalır büyüdüklerinde onlara...

/Yusufsan21,
Hatırlayamayacağın kadar eski değilsin bu dünyada..Bence hafızanı biraz zorla :)
đerkenαя dedi ki…
Tamda öyleydi evet :)

Nasıl iyi geldi bu yazı.. Yüreğe sağlık..
uzunincebiryol dedi ki…
Tellerden oyuncaklar yapardık, monopoly oynardık, kızma birader oynardık, sek sek, kör ebe, dokuz taş oynardık. Mahallemizdeki ağaçlara tırmanırdık, okuma klübümüz vardı hatırlıyorum herkes evden kitaplarını getirir değiş tokuş yapardık. İzlediğimiz filmleri tekrar sahneye koynar canlandırırdık, herkes kendine baş kahramanı yakıştırırdı çekişirdik ben olucam ben olucam diye. Şans talih kader kısmet diye bir çekiliş kutusu olurdu, çocuklar bu kutulardan harçlıklarını çıkarırdı hatırlıyor musunuz bu kutuyu? kazı kazan gibi bir şey, her kazıdığın noktada bir rakam olur ve rakamında karşılığında bir hediye olurdu. 25 kuruşa kazı kazan yani.
Pabuç dedi ki…
/derkenar,
anılarımızın olması ne güzel...Tabiki huzurlu anılar...Sevgiler ...Selam ve dua ile..

/uzunincebiryol,
Bir de leblebi tozu vardı ve bizim zamanımızda Ülker Napoliten çikolata en özel çikolataydı ...Of be ne güzel günlerdi;)
Volkan DENİZ dedi ki…
Annenizin çocukluğunun geçtiği yer neresiydi bilmiyorum ama camiye gidip Kur'an öğrenmenin hayal olduğu bir dönem bu ülkede hiç olmadı. Çocuğa saygı dediğin şey de bu ülkede hiç bir zaman olmadı... Okumak hala yok. Varmış gibi duruyor sadece. Yani adı okumak. O zamanki ilkokul mezunları bu günkü üniversite mezunu gibi neredeyse. Okuyan adam da değerli şimdiki gibi ben üniversite mezunuyum ama işsizim diye dolaşmıyor ortalıkta. Okuduğu bölümde iş yapıyor ve gerçekten adam gibi de okuyor. Memleketin yönetimini değerlendirecek kadar hemde. Şimdikilere bir sor bakalım yaşadığı ülkenin milli eğitim bakanının kim olduğunu biliyor mu..
Sevgiyle...
Pabuç dedi ki…
/Volkan DENİZ,
Benim tanıdığım hiç kimse (60 yaş üstü) kur'an okumayı çocukken öğren(e)memiş...Ezanın da Türkçe okutulduğu dönemlere denk geliyor sanırım çocuklukları...Camilerde kur'an öğretiliyordu da gönderilmediler mi diyorsunuz,bakın bunu hiç sanmıyorum ....

Çocuğa saygıya gelince ben ailemde gördüm ve bir çok ailede gördüm görüyorum..Ha dersini ki çocuklara devlet tarafından saygı hiç olmadı bu konuda sizinle hem fikir olabilirim...Cehalet gittikçe (ki umutluyum) düzelecektir...Sevmeyi saymayı da öğreniyoruz öğrenecez..

Sizi bilmem ama olumsuzluklar kadar olumluları da görmeyi denemeliyiz düşünmeliyiz diyenlerdenim ben...Kii bunu benim gibi negatif şeyleri dile getiren ama pozitiflerle umutlarını yeşerten biri (ben) söylüyırum...

yorumlarınız için teşekkürler...Farklı düşünceler renktir ...Saygılar..
Volkan DENİZ dedi ki…
Keşke karşılıklı tartışıyor olsaydık. O zaman benim olumsuz bakmadığımı tam tersi olumlu bakmak için çabaladığımı görecektiniz. Bir diğer konu da sanırım burada ayrı düşüyoruz. Siz sadece kendi çevrenize bakarak değerlendirme yapıyorsunuz ben bütün Türkiye'ye. Kur'an okutulmadı diyorsunuz oysa unutuyorsunuz daha düne kadar arapça yazılan herhangi bir kelime bile kutsal sayılıyordu bu ülkede. Bir dilin kutsal sayıldığı başka bir ülke duydunuzmu.
Neyse konu nerelere geldi. Sonuçta çocukluk güzeldir ama gelişen teknolji ile beraber çocukların çocuk olması gerektiğini unutmamak lazım. En önemli konuyu pas geçmişsiniz bari onuda söyleyerek bir nokta koyayım. Biz çocukkken bir tane sınav vardı sadece o sınava girerdik olmadığı zamanda kendimize başka yol çizerdik. Okuma yazmayı öğrenir öğrenmez burnumuza test kitaplarını dayayıp bizi ata çevirmezlerdi.. Heleki annelerimizin zamanında sınav bile yoktu, yeterki okumak iste...
Pabuç dedi ki…
Ondan şüphem yok...Ben farklı düşüncelerden/fikirlerden doğruları almayı onur sayan biriyimdir..Dinlerim ölçerim biçerim ve doğruda hem fikir olurum..Olmalıyım da...


Devlet sorunlarından bahsetmediğim için çevremden bahsetmişimdir yazımda da haklı olarak...Ama arapça kelimelerin bile kutsal sayılmasında temelinde Kur'an okumaktan uzaklaştırılmış olmanın yattığını düşünüyorum...!!!

Hem banane ya benim çocukluğum çok güzeldi özeldi ...;) bir dün gelir Devletin eksikliklerinden de bahsederim (düşündüm de yazmam herhalde ben buraya canımı sıkmaya gelmiyorum :p)

Ve at yarışına çeviren, insanı bir tek şeye odaklayıp hayatını elinden alan her türlü sınav ve sisteme biz de karşıyız...!

Neyse...
Faruk Özcan dedi ki…
Aslında ben çocukkende bunların bir çoğu vardı. Bu yazıyı okuyup da çocukluğa özlem duymamak imkânsız gibi görünüyor.
Dalgaları Aşmak dedi ki…
Çelik çomak oynadığım günleri, dizlerime kadar sulara girip kurbağa topladığımı , akşam oynamaktan yorgun düşüp mışıl mışıl uyuduğum güzleri hatırlıyorum da...Gerçek çocuklardık.
Bizler şanslıydık.
Pabuç dedi ki…
/Faruk Özcan,
Büyük şehirlerde yaşayan çocukları nedense acıyorum ben..beton duvarlar arasında geçiyor hayatları ve eğlenceleri de...Çocukluk güzeldi..Keşke tüm çocuklar bizler gibi güzel yaşamış olsaydı..

/Dalgaları Aşmak,
Can sıkıntısı neydi bilmezdik de ,değil mi? Oynamaktan eğlenmekten yorulunan günler..şikayetler de azdı memnuniyetler de çok...Sevgiler..çelik çomak oyunu hatırlattığın için tşkler :)
sihirlitorba dedi ki…
evvet evvet aynen böyleydi...ne güzel anlatmışsın canım.gerçekten o yıllara gittim...ben hiç ağaca çıkamadıysam da ağaca çıkıp bana minicik bir sepetle aşağıya dut sallayan bi abim vardı...Allah a çok şükür hala var...bu yazını çerçeveletip duvara asasım geldi...teşekkürler...
Pabuç dedi ki…
İnsanın hayatında Tebessümlük anlarının olması çok hoş..Çocukken düşmeler bile güzel...Keşke insanlar en azından çocukluklarını güzel geçirebilseler her zaman...

Sevgiler güzel yürekli insan..

Sevgi ve dua ile...
Lô - Lâ dedi ki…
geriye donup baktigimda, cocukluguma kocaman bir tebessum icinde buluyorum kendimi. bunun icin evebeyinlerime ne kadar tesekkur etsem azdir. Rabbime gani gani hamd olsun ki hersey tebessum tadinda ..

bugunumde oyle ama insaniz, doyumsuzuz.. ve yazinizla yeniden o tebessumu yakaladim ..

guzeldi..

hayirli cumalar : )
Pabuç dedi ki…
Çocukluğunu tebessümle anabilenlerden olmak da büyük nimet...


Teşekkür ederim tebessüm olabildiysem ne mutlu bana :)

Saygılar..
GÖK-TÜRK dedi ki…
''Bizim zamanımızda ''

Daha dur yav...80 yaşına gelince söylersin bu sözleri :)))Şimdiden başlama :)))
Pabuç dedi ki…
80 dediğin ne ki şunun şurasında yarım asırcık kalmış ,göz açıp kapayana kadar geçer o da :)))
Aliyah Muhammed dedi ki…
Bütün bunlar güzel de, güzel olan başka birşey daha var: Bunları hatırlıyor olmanız. Özlemle, güzel tebessümlerle yorgun hatıralarla da olsa hatırlayabiliyor olmanızdır güzel kılan bir diğer şey... Geriyi görmek geriden birşeyler barındırmak nasıl birşey ki?
Aliyah Muhammed dedi ki…
Bütün bunlar güzel de, güzel olan başka birşey daha var: Bunları hatırlıyor olmanız. Belki özlemle, belki yorgun tebessümlerle ama hatırlayabiliyor olmanızdır bir diğer güzel. Geriye bakmak, geçmişten parçalar barındırabilmek nasıl birşey ki?
Pabuc dedi ki…
/Aliyah Muhammed,
çocukluk insan yaşamının en güzel dönemidir.Siz de hafızanızı biraz yoklayın hep tebessümlerini hatırlayacaksınzıdır..Saygılar..
Aliyah Muhammed dedi ki…
/Pabuç,
Bilmiyorum,geçmişe dönüp baktığım zaman bundan 3-4 yıl öncesinden daha geriye gidemiyorum. geçmişim yok gibi sanki...
Pabuc dedi ki…
/Aliyah Muhammed,
Geçmişininiz olmadığını söylemeniz için ya hayatınızı 180 derece değiştirmiş olmalısınız ya da hatırlamak istemiyorsunuzdur yaşadıklarınızdan dolayı ..bilemiyorum...Diyecek sözüm yok ama çocuklük güzeldir ya !
Aliyah Muhammed dedi ki…
Hatırlamak için zorluyorum ama nafile. İnsan her ne kadar hayatını değiştirmiş olsa da geçmişinden kaçamaz. yani istese de geçmişini unutmak gibi bir lükse sahip olamaz.
Güzel olan çocukluğu(!) anımsayabilmek de güzeldir şimdi, öyle değil mi?
Pabuc dedi ki…
Güzel güzel olmasına da sonra daha çok yaklaştığını da hatırlatıyor insana...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…