Ana içeriğe atla

Soru Sormayacaktım Ama ....!

Neden hayatta çoğunlukla sizin zıttınız olan kişiliklerle yaşamak zorunda kalıp ,anlaşabileceğiniz insanlarla da  sadece arkadaş oluyorsunuz...Var bunun da bir hikmeti değil mi?
(İstisnalar bu cümlelerin dışında)

Yorumlar

Yusufsan21 dedi ki…
İki tencere bir işe yaramaz, her tencere için bir kapak lazımdır. Ondan yuvarlanır, yuvarlanır kapağını bulur.

Öyle sanıyorum ki insan kendisiyle aynı özelliklerde olan insanlarla daha zor yaşar. Zıt olanlarla hayat daha renkli olur. Ayrıca zıt özellikler birbirlerini tamamlayarak mükemmele doğru yol alırlar.
Pabuç dedi ki…
/Yusuf,
bazen renk istemiyorum..Çünkü bazen o karşınızdaki renk öyle koyu oluyor ki senin renginide de yok ediyor! Böyle renkler olmasa da olur diyorsunuz ama hayat işte bize sormuyor çoğu zaman..

/Aѕαннαяα,
sağol..keşke böyle olmasaydı...
yolcu dedi ki…
Birisiyle ne kadar çok zaman geçirirseniz onunla o kadar çok zıt yönünüz olduğunu fark edersiniz.

Yani diyeceğim; çok iyi anlaştığımızı zannettiğimiz insanlarla az vakit geçiriyoruzdur. :)
Pabuç dedi ki…
Haklı olabilirsiniz...Farklılıklar güzeldir ama arada saygı olduğu sürece..Saygı olmadığı zaman herşey bitmiştir..Bitirmememk lazım ki ilişkiler uzun soluklu olsun...
siyahkuğu dedi ki…
Bir bilsem bu sorunun cevabını,
ah bir bilsem!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…