Ana içeriğe atla

Vicdan Susturan Mazeretlerimiz !

Öyle çok şık giyinen biri değilim zaten şık giyinebilecek kadar ne zenginim ne de zevk sahibiyim ... Ev temizliği yaptığımda kıyafetleri düzenlerken ne kadar da yığıntı meraklısı olduğumuza yine yeniden şahit oluyorum. Düğünlerde ya da bayramlar da bile aynı kıyafeti giymemek için yeni kıyafetler alıyoruz en son ne zaman gerçekten ihtiyacım olduğu için bişey aldığımı hatırlamıyorum! Sanırım bir kaç yıl önce manto almıştım kar yağıınca ihtiyacım oldu diye aslında ondan da emin değilim biraz eskileri karıştırsam idare edebileceğim manto ya da kaban bulabilirdim !

Bakın ciddi anlamda söylüyorum fazla kıyafet ya da ev süsü(!) meraklısı değil olduğum halde bunlar beni rahatsız ediyor varın siz kıyafet uyumuna, evinin etrafının güzelliğine şıklığına önem verenleri düşünün...Bişeyleri sadece yeni çıktığı için alıyoruz : yeni model tabaklar çıkmış şu tencerede yemek rahat pişiyormuş, bilimem ne markanın robotu çok iyiymiş, bu sene de kabanda montta trent şuymuş ,ay şurda indirim varmış alalım lazım olur, kahverenginin şu ton renginde çantam yok bak bunun fiyatı uygunmuş alayım, yıl sonu arabaların fiyatlarında indirim oluyor şu arabanın modelini değişeyim, şu banka faizi çok düşük kredi veriyormuş daha büyük bir eve geçebiliriz... gider durur bu durum..

Hiç birimiz kendimizden maddi olarak düşükleri aklımıza getirmiyoruz! Bakın bu alış veriş merakı gayri müslümlerde olursa bu umurumda olmaz ama bizim de onlarla yarışıyor olmamız inanın doğru değil !! Buna mazeretler üretmenin alemi de yok, hele hele " Müslüman da zengin olmalı!" safsatasını bana kimse söylemesin ! Zengin olmak var bir de artist olmak var ( ne demek olduğunu varın düşünün biraz!) Biz tv izlemeye çok fazla alışmışız ; yoksulları gerçek ihtiyaç sahiplerini tv de görüp ah vah edip reklamlarda da unutmaya alışmışız ! Daha da fenası, bir kere yardım edince sorumluluğu kendimizden savdığımızı zannetmeye başlamışız ; kermes olmuştu pasta yapmıştım ya, yardım topluyorlardı 100 lira vermiştim ya, ay yazık ekmek alamayan bir fakir vardı ona ekmek aldım" içim gitti içim"diyerek vicdanımıza su serpiyoruz ...

Sonrası:yeni model televizyon telefonlara taksit ödüyoruz ,evde bilmem kaç tane olan kıyafetin bilmem hangi tonunu da alıp dolabımızı süslüyoruz , bilmem ne marka kaşık ve tabaklarımızla masalarımızı süslüyoruz (ve o süslü masalarımız hiç yoksul yüzü görmüyor bile!) krediler çekip evler alıyoruz (ve hiç bir zaman da mütevazi evler almıyoruz) yazın gideceğimiz tatillerin rezervasyonlarını 6 ay önceden yapıyor kredilerini ödemeye erkenden başlıyoruz,düğünler yapıyoruz sanırsınız İngiltere prensi evleniyor, çocuk doğuyor daha hastaneden çıkmadan çocuğun düğün provası yapılır gibi süsler şatafatlar davetler hediyeler... örnekleri çoğaltabilirsiniz...

Bu dönemim musibetlerinin de ilk başında insanların "düşünmemesi" geliyor her zamanki gibi..Bencilliğimiz bizi vicdanımızın yalancı avukatı yapmış farkında bile değiliz ! Mazeretler mazeretler minareye kılıf mazeretler , vicdanımızın konuşmasına fırsat vermeyen mazeretler ..."Aman aldığım ne ki pahalı şeyler değilki!" ," Herkes alıyor biz benimki mi göz batıyor!", "Herkes yapıyor sen de ne geri kafalısın!" ," aaa yapmasam olmaz sonra ne derler !" ," Benim ilk çocuğum tabiki yapacağım!" bunun gibi bir yığın kendimizi haklı çıkaracak uydurmasyon mazeretler işte...

Ben eski kafalı biriyim sanırım hatta öyle eski ki göçebe hayata kadar gider eskiliği...Dünyada zulüm açlık haksızlıklardan doğmuş adaletsizlik diz boyuyken bizim laylaylom hiç bişey yokmuş gibi sanki tüm bu acılar başka gezegenlerde oluyormuş gibi davranmamızı hiç bir zaman anlayamayacağım...

Bi yarışımız var ama kesinlikle Hakk yolunda ,iyilik yolunda değil vesselam...

Yorumlar

bu konuyu işten dönerken konuştuk eşimle...

"gezmesek nolur, ya da lüks yemesek, yeni giyinmesek ne olur"
bi reklam vardı ya hani "olmasa da olur" sloganlı, o reklamı çok sevmiştim, şimdi o reklamı anımsattı bu yazı bana...

doğru söze ne hacet...
kaleminize yüreğinize sağlık..

sevgiler
http://pinaryasampinarimmm.blogspot.com.tr/
Begonvil Sokağı dedi ki…
Eski kafalı değilsiniz, kaldı ki bizi ayakta tutan tüm değerler eski kafa dediklerimizden süregeldi bugüne. Dediklerinizin hepsi çok doğru, tüketim toplumu yanılsaması ile insanları masum ve tatlı görünen afyonlarla meşgul etmek. İşin düşündürücü tarafı, dünya bundan sıyrılmaya doğru bir eğilim gösterirken inanç ve kültürü ile nefer olacak bizler içine batmış durumdayız. Bunlar sosyolojik silah, tahrip edilen zihin ve değerler kalıcı hasarlar bırakıyor. Kendimizden başlamalı, dolabımızdan, alışveriş disiplini vererek nefsimizden mazeret üreten aklımızdan... Kendi adıma dilde kalmaması için hep dua ediyorum, ruhumu etkileyen tüm bunlardan arınmak gerek.
Pabuc dedi ki…
Başkalarını gerçekten düşündüğümüz zaman lükse vaktimiz de paramız da kalmayacak inşaallah... Yoksa her şeyi kendimize ihtiyaç edinip dünya telaşında boğulup gideceğiz...Teşekkürler güzel yorumlarınız için..
Büşra Bayram dedi ki…
ah ne desem bilemedim, zira ahir zaman dedikleri bu olsa gerek. söylenirken bile söylendiğim şeylerin kapitalizme hizmet ettiğni görüdkçe çıldırıyorum.
Ramazan Aksoy dedi ki…
Elif kardeşim şu ayeti hatırlatarak başlayım söze "Yeise kapılma üzülme sen sadece teblig et".Dünya hayatı sadece bır ışık yansımalarından oluşan görsel bir oyun eglence sadece ve ömür dedigimiz zaman sadece bir nefes alacak kadar kısa bir andan ibaret.Bunun bilincinde olan bir mümin yaşantısını ona göre ayarlar ne mutluki sen bunun bilincindesin yeise ve karamsarlıga kapılma herkes yaşadıklarını,yaşayacaklarını ve yaşatacaklarını tamamen kendi hür iradesiyle yapmaktadır.Zulum yapan içinde yaşayan içinde ve bunları görüp seyreden içinde ve seyredip eli kolu baglı olup birşey yapamamanın ızdırabını yaşayan içinde bir imtihandır,Rabbim hepsinin kaydını tutuyor ve onunda bir planı var dünyaya oyun eglenceye gelenide samimi müminin ızdırabınıda görüyor yeise kapılma.Biz eski kafalıyız ne şaşada ne lay lay lomda sade bir yaşantı ve ihtiyacımız olanla yetinme.Fakir edebiyatı yapıp insanları kandıranlarla ayrı hesabım var peygamber hint fakiri degildi peygamberi böyle tanıtmaya kalkıp zenginlik ile müslümanlıgı aynı kefeye koymayanların yaşantısına bakman yeterli lütfen bu tuzaga düşme samimi bir müminin zenginligi yüzlerce ihtiyac sahibinin yüzûnü güldürür.Ayrıca sahabeleri bir incele onların zenginligi bu kutlu mücadelede ne kadar etkili oldu infak emriyle kaç yetim kaç düşkün huzura kavuştu iyi araştır bu ümmetin samimi iman sahibi varlıklı insana ihtiyacı var.Bu bir temenni ve nacizane fikrimdir akıl vermek olarak algılama üzülürüm.
Pabuc dedi ki…
Büşra Bayram,
koca dünyada bir sorun varsa bundan tüm dünyanın sorumlu olduğunu düşününce daha çok korkuyorum !

Ramazan Aksoy hocam,
Peygamberi fakir olarak anlatıp deveyi hamuduyla yutan mahluklara var evet ama Peygamberi fakir bilip onu örnek alan da kimse yok inanın ! Ben daha PEygamberler de fakirdi deyip mütevazi davranan kişiye rastlamadım ! Ha ille ki tevazu sahibi kişiler vardı yoksa dünya zaten bizi fırlatıp atmıştı üzerinden ama biz bilmem kaç taksit ile çamaşır makinesi alırken bile bilmem kaç fonksiyonlu olanına talip olan kişileriz... sanırım derdimi anlatabildim...
Ramazan Aksoy dedi ki…
Anladım kardeşim o konuda haklısın.Aklıma gelmişken o tekerlekli sandalyeyi dışarı atan şahıs yüzünden Hacılara karşı bilinçaltında kötü bir izlenim oluşmuş böyle bir rezaleti yaşamış olman inan beni üzdü malesef toplumda hacı hoca lakabıyla gezen o kadar çok ÖKÜZ varki.Onlar adına özür dilemem bir şey degiştirirmi bilemem ama onlar adına özür dilemeyi bir borç sayarım kendi adıma.Ben olsaydım kesinlikle o adama dalardım haksızlıga hiç tahammülüm yok ondan sonra adımız deliye çıkıyor.
Pabuc dedi ki…
Arşiv yazılarını okumuşsunuz Hocam ,var olunuz... Hiç sevilmeyen biriydi cimriliğiyle nam salmıştı maalesef ..şimdi ölmüşmüdür bilmem ama cimri ve acımasız olarak anılırken adının başınada Hacı lakabı taşımak da acı..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…