8 Mart 2015 Pazar

Ne Tevazusu Onlar Gerçekler !


Sevgili Günlük,

Radyo da Tarkan çalıyor ben de eşlik ediyorum hem de pek sevmediğim bir şarkısına.Böyleyim de sevmediğimi söylediğim şeylerle de zaman tüketebiliyorum. Korkağım ,dengesizim, çok gülerim sıra dışı şeylere ağlarım, çabuk kızarım, nefretimi içimde tutmamak için söyleyeceklerimi isim vermeden lönk diye söylerim, meraklıyım hep yeni şeyler peşindeyimdir ve bu şekilde de yaşlanıyorum.

Kendimle ilgili eleştirilerde bulunurken bunu tevazu için yapmıyorum ciddiyim günlük ama insanlar bunu anlamak istemiyorlar. Bir kısmı; yok canıım sen de kendine haksızlık etme diyor diğer bir kısmı da her zamanki gibi laf çakma odaklı oldukları için ''Fazla tevazu kibirdendir ''sözünü hatırlatıyor. Ne tevazusu kardeşim ben hissetmediğim şeyi niye yazayım.Bu gün kendimi salak hissediyorsam doğru olduğu  için öyle yazmışımdır bunun tevazuyla ne alakası var. Ya hu hem tevazu dediğin ne ki ;haddini bilmekse haddimi biliyorum çok şükür .Yok yani zaten çok matah kabiliyetlerim mi var ki onun bunun gibi hava atayım. La güzel değilim tipimle hava atayım, param yok ki paramla insanları döver gibi davranayım, ilim insanı mıyım ki ilmimle birilerini döveyim ! Yok yani ne kabiliyet ne de maddi bi'şeyler yok (şükür) neyin kibrini gizlemek için tevazu göstereceğim ,alemsiniz he !

Her duruma uyum sağlayabilen bir bukalemun olmayı istediğim oluyor çoğu zaman. Öyle olduğunda çabuk sıkılmazdım ben de girdiğim topluluklarda ilgiçekmek için boşboş konular üzerine atıp tutardım ,insanların istediği gibi muhabbetlere akıp lay lay lom vakitler geçirebilirdim. Bir ayakkabı  çanta muhabbetine  dalıp bir saat konuşabilir ve hiç sıkılmazdım ne güzel. Hatta her şey,bildiğimi ima edip en önemli şeyleri görmemezliğe gelip minareler inşa edip üzerlerine de kılıflar örebilirdim Ören Bayan 3 numara iplerle! Hem öyle biri olsam gittikçe A-sosyalleşmezdim de ! Hayatın gerçeklerine dikkat çekeceğim diye yormazdım kendimi ,insanlar suratıma bakınca yapılan konuşmalardan midemin bulandığını da anlamazdı!.. Güzel olurdu be günlük... düşünmeden eğlenir ufak şeylerden mutlu olurdum..mutlu olurdum ya düşünsene,gerçekler aklına gelmezdi mutlu olurdum.Ölümü hatırlamazdım  hep başkaları ölür sanıp ben dünyaya dalıp giderdim !!!

Aman be yine ben işte dayanamıyorum hep hayatın ciddi tarafına geçiyorum. Bana bir çadır ,bir araba bir de tüfek lazım ve çağıldayan bir dere kenarı; kamp kurmalıyım ! Tüfek ,artık insanlara zerre güvenmediğim için korunma amaçlı yanıma aldığım zorunlu yardımcı !!

Bak bi'şeyin farkına vardım günlük ; insanın hayalleri ,yapmak istedikleri bu dünyaya sığmıyor sanırım bu da bu dünyaya ait olmadığımızdan kaynaklanıyor. Yoksa ben neden Dünyada ayak basılmamış yerleri görmek isteyip tüm canlıların yaşamlarındaki ahengi idrak edebilmeyi isteyeyim ki ! Olur da Cennete gidersem (ki inşaallah) Rabbimden, Dünyada olup bitenleri idrak edebilmeyi bütünü görebilmeyi istiyeceğim. Muhteşem bir düzen var akıl dumura uğruyor muhteşemliği gördükçe... Aşk arayanlar biraz tefekkür etsinler bence..

Ya dellendim yine, güya günlük yazıyordum oradan Cennete bağladım konuyu...Neyse hayat işte bir garip bir garip bir garip çık çıkabilirsen içinden... Bir gerçek var o da ölüm denen araç ! Ölüm insanı bir silkeliyor ki deprem hafif kalır yanında... Rabbim .....Rabbimdedim dua ile bağlayayım istedim ama O zaten şimdi yazarken içimden geçen dualarımı biliyor ,onları hayırlısıyla versin inşaallah..daha ne olsun kii...

Günlük seviyorum seni çünkü sen de beni görüyorum ve sana beni anlatıyorum..Ve sen beni yanlış da anlamazsın çünkü sen yazarken düşündüklerimi de duyuyorsun....................

Hadi günlük yarına kadar buralar sana emanet. Gelen giden olursa ara tara bul ve misafirlere Mehmet Erdem'in ''Haydi gel gidelim'' parçasını dinlet..
Share:

2 yorum:

Profösör dedi ki...

İnsanız elbet. Zaaflarımızı biliyoruz. Onlarla da yaşıyoruz. Belki br farklılık birbirimizden etkilenip, daha iyi insan olmaya çalışıyoruz. Biraz da olan bitenle dalga geçmeye seviyoruz. Bir taraftan da sevmek ve sevilmek istiyoruz. Küçücük bir hatırlatma; sevilmek istiyorsak sevindirmeliyiz. Bir cebimizde ceviz, diğer cevbimizde testane, belki incir, belki bir üzüm pestili bulundurabiliriz. Her an karşımıza gözü yaşlı bir sümüklü çocuk çıkabilir. Başını okşasak, yüzünü güldürebilsek, ona ceviz kestane versek, dünyaları kazanırız. Sevabın büyüğü küçüğü olmaz, tebessümün yüreklerde bıraktığı iz bizi huzura götürebilir.

Pabuc dedi ki...

Profösör,
Hocam mutlu olmanın yolu mutlu etmekten geçiyor ve insanlar bunu hafife alıyor. Sizin tarif ettiğiniz gibi bir iyilik belki büyükler için küçük ama küçükler için çok büyük bir şey....anlayabilsek...