Ana içeriğe atla

Kafamda Deli Sorular !

Dertleri ne amaçları ne, insanlara dini rivayetlerle anlatanların ? Hatta, dini onlardan dinleyenlerin, öğrenmeye çalışanların derdi ne ? ALLAH ilk emir olarak OKUmamızı isterken ,O'nun kitabını okumadan hayatı okumamızı , sanki hiç kitap gelmemiş gibi(!) davranıp yaşamımızı sürdürmemizi mi istemiş ? Başkalarının okumasının bize ne gibi bir faydası olur ? Ya da tüm sevdiklerimiz Kur'anı okumuş olsa bunun bize ahirette ne gibi bir faydası olur ? İnsan denen canlı, Ahirette kitaptan imtihana çekilmeyecek mi ?

 Peygamberimizi sevdiğini söyleyenler O'nun bize neyi anlattığının farkında değiller mi ki O'nun insani yanını değil de dış görünüşünü örnek alma telaşındalar ? Peygamber yaşayan Kur'an gerçeğini neden göz ardı eder birileri ? Ne zamana kadar birileri insanları rivayetlerle kandırıp Kur'andan uzaklaştırmaya devam edecek,buna ''Dur'' demek o kadar mı zor ? Ve neden insanları Kur'ana çağıran kişiler hep dışlanıyor ? Ne zamana kadar başkalarının yanlışları üzerine söylemlerde bulunup kendimizi(!) yüceltme derdinde olacağız ? Birileri neden kendilerini küçük tanrılar gibi görüp daha ölmeden insanları Cehenneme gönderiyor ? İbadetini yapan/yapmaya çalışan birine gidip ''Bu kabul olmadı!'' cesaretini nereden buluyor insanlar ? Neden yaşanmamış hayatlar hakkında hadsizce ahkam kesiliyor sürekli ?

 Neden öleceği bile bile kibirlenir ki insan ? Bir tabak yemekle doyarken 100 kişilik yemeği stoklar ki birileri ? Arabasında yer kaplıyor diye tekerlekli sandalyesiyle birlikte o engelli arkadaşı arabadan indiren minibüsçü Hacı Amca'nın durumu ne olacak ? Etsiz yemek yiyemem diyenlerin ekmek bile yiyemeyenleri tv de görünce uzaylı görmüş gibi davrananların hali ne olacak mesela? Hiç bir hayvan Allah'ın kurallarından dışına çıkmazken insanların sürekli Allah'ın kurallarını çiğnemesinin sonu ne olacak ? Tüm ömrünü Cennete girmeye adamış bir türlü kapının anahtarını da bırakmayanların kafasından neler geçiyor ? Peygamberimizin adına konuşan, Allah adına hüküm verip helal-haram diyenlerin halini bir tek ben mi merak ediyorum ?  

Her türlü entrikaya ,alavere dalavereye,ticarete ya da beşeri ilimlere aklı yeten insanın ''Kur'anı ben anlamam'' diyebilme cesareti (!) nereden geliyor ? Soru sormadan, sorgulamadan nasıl yaşar ki insan ? Kul hakkını yemeyi kendinde hak bilenlerin insanlığından söz edilebilir mi ? Bilmeden biliyormuş gibi yapanların ,para için benliğini satanların ,menfaati için ezip geçenlerin, yetim hakkı yiyenlerin  insanlığından söz edilebilir mi ?

Yorumlar

BANADA BEKLERİM dedi ki…
Çok iyi yazıyorsunuz,yazdığınız çoğu şeye takılıyorum.Bloğunuzda yeni takipçinizim banada beklerim

Sevgilerimle...
Kalemzade Kamil dedi ki…
Diline, gönlüne, kalemine sağlık kardeşim. Kuran'ı görenlerin, zikri hatırlayanların, insan olduğunun farkına varanların sessiz çığlıkları bunlar.
Pabuc dedi ki…
/BANADA BEKLERİM,
hoşgelmişsiniz bloga ,çok iyi yazmıyor olsam da anlaşılıyor olmanın huzurunu yaşıyorum çok şükür..Teşekkürler..

/Kalemzade Kamil,
Allah razı olsun... bu gün bir arkadaşım dedi ki:'' Elif din konusunda çok net ,asla kim ne der diye düşünmüyor''dedi.Ben insanlara Kur'an okuyun ,bakın şunlar şunlar din de yeri olmayan şeyler dediğimde karşımdakiler ne derden çok Ne kadar insanın dikkatine Kurana çekerim derdini taşımaya başladığımın farkına vardım.Rabbim doğruları doğru okuyup anlamayı anlatmayı ve özellikle de yaşamayı nasip etsin hepimize..Zİra gerisi hep teferruat...
Profösör dedi ki…
Allah, Kitap ve Peygamber; birbirinden ayrılmayan üç değer.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…