Ana içeriğe atla

Günadın Millet'in Kaleminden Dökülenler /Alıntı



İçimizdeki Yahudi'nin bizlere neler yaptığını, hepimizin artık alışkanlığı olan sosyal medya ağlama duvarımızın olduğunu fark ettim, evet yanlış duymadınız facebook ağlama duvarı veya bir hıristiyan günah çıkarıdığı gibi, rahip facebooktan günah çıkarıyoruz. Yani içimizdekileri dertleri, sorunları, sıkıntılı dini, problemleri hep başkasınınmış gibi anlatıyoruz. bunuda başka dinlere özenerek yapıyoruz. Evet bu günkü anlatacağım konum aslında Müslümanın Background dan yani biraz öz geçmişimizin biraz gerilerinden bir şey anlatabilmek.

Günümüzde Müslüman olmak, veya olamamak, hadi ortasını bulalım Müslümanmış gibi yapıp Müslümanmış gibi yaşamamak. şimdi diyeceksin ki iyide bunun karşılığı İslam dininde münafık demek, neyse acele etme oralara takılmadan üstü kapalı aslında bir o kadarda korkacak bir şey yok bize kulağımıza yavaş yavaş söyleyerek alıştırdılar münafık kelimesini evet yanlış duymadın, samimi lakin araştırmayan bir toplum yaratmışlar, eğitim seviyesini kalitesini aşşağılara çekmişler, 1942 lerde. Aslında İslamiyet O kadar büyük bir olaymış ve o kadar müthiş bir dinmiş. İslam üzere müslüman olmak ve yaşamak çok güzel bir duygumuş, bize müslüman olmayı en başta bu alim ulema tayifesi çok görmüş, hatta bize bunu yapanlar bizi bu gün avrupa Birliğine yakıştıramayanlar 1550 li yıllarında başlar karın ağrıları, hem din adına hem sanai ve teknoloji adına, bu tezgahı hazırlarken bile bizileri cennete bile yakıştıramamış olacak ki o günki zihniyet, bize din adı altında hurafeler rivayetler giydirilmiş içimize papazlar rahipler sokulup hocalık bile yaptırmışlar bu ülkede, biz İslami konuda konuşmadıkça biz ALLAH'ın dinini yaşamadıkça olayları ve konuları kaçırmışız meğer evet diğer dinlerden örnek alarak ilaveler yapmışız dinimizi eksik bacaklı masa gibi görüp deste koyuyoruz diye doldurmuşuz rivayeti, çünkü Müslümanlığı anlamamışız, Müslümanlık diğer dinlerden farklı kılan neydi, diğer dinlerden ayrıcalığı neydi diyip araştırıp anlıyacağımıza hatta son gelen Peygamberimize hatemün nebi dendiği halde kitapta peşine İsa as takacak ve açıktan iftira etmiş olacaktı. Bu bilgiye kimsede ihtiraz etmedi zaten o zaman, iftiraların peşi arkası kesilmedi zaten. Hizmetkarı vardı gece kalkmazdı, çişini bir kaba yapardı sabahta hizmetkarı onu döküyorum deyip içti diye, ALLAH'dan korkmaz kuldan utanmaz cahilleri dinledik ağzımız açık halde, çünkü eğitimde öyle verildi, açık bir dille anlatılan Hz İbrahimin uyduğu dine uyun derken, Hz Musa'yı Hz Davut'u hz isa'yı anlatırken Kur'an, biz neyi kaçırdık veya biz nerede çuvallamıştık.

Veya bizi bu alimler nerde çuvala koymuştu, kitabı yani kuran ne diyordu,  bunu ne okumuş nede anlamıştık yani kıldığın namazda ne okuyorsun hacı okuduğunu anlıyormusun bunlar ibadete engelmi değilmi diye hiç sormadık kendimize, hatta bir çok ayette geçen biz bu kitabı anlayasınız diye indirdik denen ayetleri bile görmezden gelip, hadi ordan bee sen kim ALLAH'ın kitabını anlamak kim diyip azarlanmışız, kendimizden emin hocalarımızdan ve alimlerimizden emindik, annemizden babamızdan atamızdan öğretileni yaptık. Evet komik lakin kulaktan kulağa oynar gibi koskoca Allahın dinini ve kitabı kuran'ı önümüzde dururken, biz hangi alim şu ayetin manası budur dediyse almış kabul etmişiz şek şüpe olmadan ya sonra, yani furkan 73 ayetine bile bakmamış anlamamışız, özellikle açıklamasını yazmadım bakarsınız diye, ayet doğrumu anlattı bu alim bu hoca ne anlattı diyip bakmamışız, gerçeği araştırmamış okumamış gerçeklerle yüzleşiriz diye, gözümüzü duyarız diye kulaklarımızı kapatmışız.

Görsel olanı din haline getirmişiz, hani kıl beşi bitir işi hesabı, din tacirlerinin elinde oyuncak etmişiz. kocman bir diyaneti, kurmuşuz içi boş bir diyanet, ülkenin ikinci büyük kurumudur askeriyeden sonra, eh fena değil nasılsa bir rant var, hani ayının bildiği dokuz türkü dokuzuda armut üstüne bizim diyenette para toplama ve turizim merkezi mübarek. Bak yeni nesil geliyor anlat artık bu dini bu insanlara,yardım iste, bir çok kuruluş dışardan maaş verip mühendis veya danışman alıyor, sizde alın kuran mühendisleri yetiştirin, bu kadroyla nereye kadar, hocalarınızı zaten sorma mantardan şamandıra, diyanet ne kaktırıyorsa onu okuyor hutbeden çicek haftası böcek haftası ayet okuyacak diye beklerken rivayeti okuyor, daha kendi bile ayıramamış hanisi sahih hadis hangisi değil, maaş iyi çok şükür lojman desen var, YA HU biz ALLAH rızası için kuranı anlayan hocalar istiyoruz, yani kısacası biz bu dinini üzerinde din tüccarlığı yapmayı bırakmanızı bu insanlara artık dinlerini anlatın istiyoruz, tabiri caizse sebze çorbası gibi hangi otu bulduysanız koymusşuz içine.

Evet şimdi gelen yeni bir nesil var araştırıyor ve buluyor kardeşim hemde senin hampadan paraları verdiğin şeyh şıhlardan daha iyi onları da konuşuruz inşaallah, bu alimlerin diyanetin ne bulduysan kattığın din çorbası karın ağrıtıyor artık. Diğer dinlerde ne  varsa bizim dinimizde neden olmasın deyip katmışınız. Neler var ne hatalar var bi dünya,siz ALLAH'ın dinini anlatmadıkça sizleri orada o makamda oturtacak mı sanıyorsunuz, artık el atın Diyanet yetkilileri bir zahmet. Ahh facebook seni unutur muyum içinde bir dünya sahte face alimi seyyar müftü var. O mezarlıklarda parayla kuran okuyanlar gibi, okuyor anlıyormuş gibi yapıp milleti kandıranlar. Gayet güzel sayfalar açıp güzel isimlerde koymuşlar sayfalarına, kuranı mümince anlamak yazmışlar, hacı sen kuranı anlamamışın ki, vahiyle gelen, yok vahiyi anlayalım felan gurup kuralım iyi ALLAH mubarek etsin sanki ALLAH face yazılan çizilenden haberi yok oradan sorgu yok niye ıp numaran yok ondanmı. off on numara isimler en Müslüman organımız olmuş dilimiz, tabi oradan aşağı inen dini bir muhabbet yok, kimisi din adı altında kadın kız peşinde evde hanımınla on dakka muhabbet etmez  iş yerinde başından kalkmaz veya evde geçer başına. Burda iki yıldır meal paylaşıyorum bu adam ne yazıyor kimyayı fiziği, biyolojiyi, quantumu, arkeoloji, jeoloji, anatomiyi astrolojiyi 30 farklı ilimlerden bahsediyor bu ne diyor diyen çıkmadı çıkmasında zaten, herkes mümince anlamış kuranı.

Evet başta anlattığım gibi en başında ağlama duvarından bahsettim biz ağlama duvarı olan bilgisayarımızın duvarına, içimizdekileri, içimiz ağlayarak sızlayarak yazarız sanki mevzu bizim mevzu değilmişte komşunun mevzusuymuş gibi yazar çizeriz. Öncelerden bilirdim eczaneye giden bir bayan eczacıdan bit ilacı alırken kendisi için değil komşunun çocuğu bitlendi'de, çarşıya inersen bit ilacı alır mısın demişti, oradan bir bit ilacı verirmisin derlerdi, işte içimizde olan kanayan yaraydı facebook ağlama duvarlarına yazdıklarımız, O huzursuzluk bizim değilmiş gibi yazdık çizdik sanki bir başkasına öğüt verir gibiydik,O yazdıklarımız hıristiyanların rahiplerinden günah çıkardığı gibi yazdık aslında bir nevi günah çıkardık bu duvarlara, şimdi soruyorum biz bu dini anlamışmıyız yoksa ata'dan dede'den gelen bir geleneğimi yaşıyoruz, yoksa bizde hâlâ bir yabancı sempatizanlığımızmı var, yoksa herkez cennetlikmi. KENDİ ÜLKEMDE KURANI ANLAYARAK SAMİMİ MÜSLÜMAN OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUM .

Ali Yılmazer

Yorumlar

nar_ı beyza dedi ki…
"Kendilerine Rab'lerinin ayetleri hatirlatildigi zaman onlara kor ve sagir davranmazlar."diyor.Allah razi olsun

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…