27 Ocak 2013 Pazar

Düşüncelerle Boğuşmamak Gerekiyor

Yaş insanı biraz daha derin düşünmeye itiyor gibi geliyor bana.Lay lay lomlarınız yaşınız ilerledikçe daha da azalıyor.Daha çok ''Neden dünyadayım,neler yapmalıyım,Yaradan benden ne istemiş,hayatımı nasıl geçirmeliyim..''gibi sorular soruyorsunuz ve cevaplarını arıyorsunuz.Bazen içinden çıkmadığınız soruların içlerinde buluyorsunuz kendinizi hatta boğulur buluyorsunuz ruhunuzu o zaman da zamana bırakıyor hayata dalıyorsunuz cevaplar zaten gözünüzün önüne geliyor kendiliğinden.Çünkü siz düşüncelerinizden eminsiniz ve cevaplar arıyorsunuz cevaplarda bir şekilde geliyor karşınıza.

Tuhaf bir dönemden geçtiğimi düşünüyorum.Dünyadan hiç bir beklentim kalmamış gibi...Umitsizlik değil de;nasılsa öleceksek istediklerimizi yapmamızın da bir anlamı yok gibi geliyor çoğu zaman.Hayaller kurmanın ya da gerçekleştirmenin anlamı,zaten yok olup gideceksek ve sonrasında bunların hiç bir önemi olmayacaksa gerçekleştirmenin de anlamı da yok! diye düşünüyorum bu tuhaf dönemler içersinde.Yanlış büyük ihtimalle bu düşüncelerim ama sorularıma cevap alamayınca böyle boşluklar içinde kalıyorum.Dünyanın faniliğini her hücremde hissediyorum ve bu halde bile ölümden korkuyorum.Ölüm gerçeğinin ne anlama geldiği bildiğim halde sonrasında imanla ölenlerin çok çok hatta çok daha iyi bir yere gideceklerini bildiğim halde yine de korkuyorum.


Ümitsizlik,amaçsızlık,korku hepsi bir arada..Ruhi bunalım mı bu ? Evet cevabı da veremiyorum,hiç bir şey elimizde değil gibi geliyor bazende.Madem öyleyse çabalamanın da anlamı yok diyorum! En iyisi bana verilmiş ELif rolünü en iyi şekilde oynayayım,bana verilen canın hakkını vermeye çalışayım, yüreğim huzurlu O'nun huzuruna varmak için yaşayayım diyorum...Amaç da o değil mi zaten..Azcini bilerek bir ömür sürmek,verilenlere şükretmek ve Rabbini bilerek O'nun merhametine büyüklüğüne sığınarak huzuruna varmak/varabilmek..

Dünyayı seviyorum çünkü aklımın alamayacağı kadar güzelliklerle dolu.Allah o kadar ince bir nizamla yaratmış ki dünyayı insan aklı almıyor(zaten sınırlı bir akılla anlamak kim biz kim ) hayvanlar alemi ayrı bir mucize,doğa ayrı bir mucize insan hepsinden ayrı mucize...Yaratılmış her hangi bir şey üzerinden biraz düşünen insanın zaten iman etmemesi mümkün değil(!) Dünya üzerinde binlerce alem var her canlının ayrı bir yaşantısı var.Öyle düzenli ki,hayranlıkla izliyor insan.Bİr tek düzeni bozmaya çalışan(!) insan var .Haddi aşan insan ! Kötülük konusunda şeytanla yarışan insan! Hem kendine hem de başkalarına zulmeden insan! Dünyayı yaşanmaz hale getirmekte üzerine rakibi olmayan insan ! Verilen tüm bu muhteşem emanete ihanet eden insan ! İşte bunları düşündükçe bunalım denen o illetin içinde buluyorum kendimi.Kötülükleri,Allah'a asi olmayı,düşünmemeyi,korkmamayı da anlamıyorum.Okumamayı,aşırı hırsı,zulmü,sevgisizliği,nefreti de anlayamıyorum...Hatta düşüncesizliği bile anlamıyorum..Cehalet kötü şey işte anlamadığı çok şey oluyor insanın.Öyle ki din konusunda insanların korkutulmasını, yalan yanlış şeylerle kafaların doldurulmasını ve bunun da Allah adı verilerek yapılmasını anlamıyorum...

Ben sanırım bu aralar fazla düşünüyorum biraz daha az düşünüp Dünya zevkleriyle biraz meşgul olsan iyi olur.İki tarafı iyi dengelemek lazım Dünyadan da çok fazla soğumamak lazım zira o kadar güzel Yaratmış Rabbimiz ,nankörlük etmemek lazım.!...Havalar da biraz psikolojisini etkiliyor sanırım insanın,ben bir türlü sevemedim bu puslu havaları :/

Dua edin...
Share:

3 yorum:

Kalemzâde dedi ki...

Nedensiz gibi görünen sıkıntı "şüpheden sıyrılmış bilgi edinme" isteğimizdir. 7'sinde de olur 70'inde de. Güven eksikliği yani. Ve zaman zaman olması da gerekli bir hal. Gayet normal bir durum. Takılmamak gerek.

İnsanın üzerindeki yük; yük değil, kırılması gereken zincirlerden kaynaklı bir direnç. Bahsettiğiniz iki tarafın dengesi zincirler kırılınca zaten sağlanıyor. Adım atmaya çalışırken engelleyenden kurtulmak gerek. İnsanın ayağından çeken olmazsa gayet rahat ve korkudan sıyrılmış olarak adımlar atabilmeye başlar. Ayağına değil önüne bakar ve güvenli adımlar atar.

Ve son söz olarak insan düşünmeden zaten yapamaz, dert etmemek, aksine rahat olmak gerek bence.
:) :) Mutlu olmamak için neden ararsak rahatça buluruz, mutlu olmak için neden ararsak sayamayacağımız kadar çok.

cem dedi ki...

bi dönem bu karmaşaya giriyor insan. daha sonra, biraz daha yaş alınca o kadar düşünmenin de saçma olduğuna karar verip boşveriyorsun çoğu şeyi..

dua edelim efem...

Pabuc dedi ki...

/Kamemzâde,
İki dünyayı da unutmadan yaşaması gereken insana bilinmesi gerekenlerin çoğu yanlış öğretilmişse ya da tek taraflı öğretilmişsi sonradan okuyarak öğrendiği doğrulara alışması sanırım zaman alıyor..Çocukken,Din bu kadar basit bir şey olamaz bu kadar da acımasız korkutucu olamaz,sadece kalın kitaplardan öğrenilen bir şey olamaz derdim kendi kendime..Sonra okudukça düşündükçe öğrendimki din denen şey hayatın ta kendisiymiş..birilerinin bize anlattığı, yaptığın her hatada Cehennemde yanacağımı bana söyleyecek kadar ürkütücü bir şey de değilmiş dinin vazifesi insanları Cehennemde yakmak değilmiş,dünya denen mekanda nasıl yaşaması gerektiğini anlatan bilgi bütünüymüş...Gerçekleri öğrenmeye başlamakla eski bildiklerinizin arasında bazen sıkışıp kalabiliyorsunuz benimki de belki buna benzer bir durum,geçecek diye umuyorum (gerçi 1 yıl oldu geçmedi hala ama umutluyum)

Mutlu olmak için sebepleri görmemizi sağlayan Rabbime binlerce şükür..

Saygılar,yorumlarınız için teşekkürler benim için önemliler..


/cem,
düşün düşün nereye kadar diyorsun :) Sen de haklısın..