Ana içeriğe atla

Silahlara HAYIR!



Avcılıkla ilgili bir kanal izliyorum bazen.Avcı falan değilim ama bazı avları (özellikle balık tabi) izlemek hoşuma gidiyor.Sistemli ve sabırlı bir şekilde beklenmesi av yapıldığı zaman ki mutlulukları enteresan.Dediğim gibi avcı falan değilim ama avla ilgilenenin çok olduğu  bir sülaleden geliyorum.Bu da herkesin evinde en azından bir tüfek bulunurdu anlamı taşıyor.Av muhabbetleri,tüfek muhabbetleri bol bir ortam.Ve bayramlarda silahlarla atış yapma hobisi olan bir çok kişi...

Tüfek için bir şey diyemiyorum av için kullanılıyor ama silah ruhsatının sivillere verilmesini hiç anlayamayacağım.Savaş halinde miyiz ki isteyen istediği zaman silah alabiliyor ve cebinde taşıyabiliyor! Zevk meselesi değil mi? Bir kızgınlık anında hali hazırda duran ruhsatlı silahını çıkarıp karşısındakini vuranlar da zevkleri için mi yapıyorlar bunu...Ya da maç sonuçlarında sokaklara dökülüp kutlama(!) yapanlar gaza gelip havaya ateş ederken balkondan duran bir çocuğu vurunca bu da mı zevklerinin eseri olmuş oluyor ? Hiç kazaya sebebiyet vermese bile silah taşınmasını ya da kolaylıkla silah alınabilmesini anlamayacağım.Kendimizi birilerinden mi korumaktır amaç ? O zaman emniyet güçleri neden var? Biraz dar çerçevede mi bakıyorum bu olaya? Olabilir çünkü silah konusu açılınca çok sinir oluyorum.Madem milletçe atış yapmayı seviyoruz o zaman  memleketin bir çok yerinde atış poligonlarıılsın ve meraklıları orada bol bol ateş etsinler olsun bitsin.Hem daha ucuza gelir.Mermi pahalı silah pahalı ,paralar gitmesin boşa(!)

Bir de süslemeler süslemeler sonuçta silah ya hu bir kaza kurşunuyla canlıları yaralayan/öldüren bir makine parçası.Bu kadar değerli neden bir türlü anlamıyorum.At/Avrat/Silah demiş atalarımız; büyük ihtimalle maç sonraları sevinçlerde kullanılan,bayramlarda ağaçları hedef alıp yarış yapılan,sinirlenildiği zaman komşunu vurmakta kullanılan silahlardan bahsetmiyorlardı! Atalarımıza ait olan bu söz belki oktan bahsediyordu(atalarımız çok iyi ok atıcısıydı biliyorsunuz) Madem atalarımıza olan hürmetlerinden/hayranlıklarından bu silah aşkları, o zaman ok takımı alıp taksınlar bellerine  gezsinler  kaardeşim! En azından maç sonrası hedef alıp ok atarken balkonlardakiler de görür ve kendilerini korurlar !! Değil mi yani!...

Diyeceğim o ki, birileri silahtan sürekli para kazanacak/kazansın diye kişi başına düşen silah sayısı sürekli artmasın birileri bu gidişe dur desin!...Çok sayıda atış polinom( doğrusu POLİGON)larıılsın ya da paintball sahalarıılsın ve silah aşıkları ateş etme heveslerini oralarda çıkarsın ve millet de balkonlarında rahat otursun ! Bayramlarda,düğünlerde yalnız müzik sesleri/gülme sesleri duyulsun araya kaza kurşununa gelmiş birileri için okunan selâ sesleri girmesin!

Yorumlar

Volkan DENİZ dedi ki…
Çok haklısn. Tamam olmasın silah falan da "atış polinomları" poligon olsun.. :)
Pabuç dedi ki…
Olsun tabi olsun..ama ben değiştirmeyeyim hatalı kelimeyi ki cahille bilgilinin arasında ki farkta görünsün :)
Volkan DENİZ dedi ki…
yok ama polinom olarak kalsın. daha sempatik :)
bilginin kaynağı cehaletin pınarıdır :)
tamam ben kaşındım. ne desen haklısın...
Pabuç dedi ki…
Biz cahiller olmasak sizin gibi bilenlerin değeri anlaşılmazdı iyi ki cahiller de var ,ne diyeyim :)
Volkan DENİZ dedi ki…
evet vur bakalım fırsatını bulmuşken. hemde yerden yere. :)
En iyisi saygı duyup gidiyim...
Pabuç dedi ki…
Düzelttim huzurlu olunuz :)
Kalemzâde dedi ki…
Çok gülüyorum size. Haberiniz ola :)Ama hakikaten sempatik olmuş Pabuç :)
Pabuç dedi ki…
/Kalemzâde ,
''çok gülüyorum size'' derken benim cehaletimi kasdetmediniz di mi ;) Yorumlardan bahsettiniz di mi lütfen öyle olsun :) Ben de genelde çok gülüyorum bazı yorumlara ve cevaplarıma ...Sempatik olmuş diyorsanız öyledir ama inanın burda bilmediğim kelime o değildi bilmediğim kelimeyi araştırırken bildiğim kelimeyi yanlış yazmışım bu da trajı komik oldu :)
Düşmana karşı savunma amaçlı olarak üretilen bir nesne olan silah ise bugün hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Bu durum hiçte hoş karşılanacak ve hafife alınacak bir durum değildir..
Sizi severek ve ilgiyle takip ediyorum. Faydalı bilgiler içeren yazılarınız var. Sizi tebrik ederim. Bende ve birçoğunda olduğu gibi her blog ve her yazı hemen kabul görmüyor.. Ama buraya sık sık uğruyorum. Belki her zaman vakit darlığından yorum bırakamıyorum ama bunun yerine muhabbetimi ve dualarımı bırakıyorum. Bunuda belirtmek istedim :) Cumanız mübarek olsun. Daha nice Cuma günlerine birlik ve beraberlik içerisinde, sevdiklerimizle beraber ulaşmayı Cenab-ı Mevla bizlere nasip etsin. Allah’a emanet olun.
Baki muhabbet, dua ve selam ile..
Pabuç dedi ki…
/Neşvünema bulmak..
Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim..Okuyor olmanız onurdur benim için...Hayırlı Cumalar olsun hepimiz için inş..Maddi manevi kazançlar inş
Profösör dedi ki…
Benim bir su tabancam bile yoktu çocukluğumda. Tahtadan yapılmış bir tüfeğim vardı görsel olarak, ipinden boynuma asardım. Efeler gibi dolaşırdım.
Pabuç dedi ki…
/Profösör,
şimdi oyuncaklar silah ..kullanmasını da bilgisayar oyunlarından öğreniyor çocuklar..çok üzücü...
Kalemzâde dedi ki…
Elbette Volkan'la atışmalarınızı kastettim. :)
Pabuç dedi ki…
doğru tahmin etmişim şükür :)
SİHİRLİTORBA dedi ki…
maalesef birilerinin iddia ettiği gibi dünya silahsızlanmak falan istemiyor.zaten bu mümkün gibi de görünmüyor. bu saydığın insanlar da mikro düzeyde ve kendilerince haklı sebeplerle silahlanmaya devam ediyorlar...tıpkı devletler gibi.pek şaşırtıcı değil aslında...ama işin kötüsü bu silahlanma meselesi at,avrat,silah olayını çoktan geçti...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…