Ana içeriğe atla

Neden ki !

Düşüncelerinin içinde oradan oraya gidip gelen kuş misali uçuşan sorular sorular sorular,
Cevabını bilmediğiniz belki de bilmek istemediğiniz ama inatla merak ettiğiniz..

Neden dersiniz: neden böyle yaparlar,niçin böyle bir yalana baş vurmuştur,nasıl olur da samimi olmadığı halde ''miş'' gibi yapma gereği duymuştur...

Bir insan, kendini tanımakla meşgul olması gerekirken, neden başkalarına yalan olma gereği duyar,
Sevgi yalana alet edilecek kadar basit bir olgu mudur ki bu derece ayaklar altına alınabiliyor dersiniz...

Sevgi sonsuz bir denizken neden o denize yalandan setler inşa edip yolculuğunu kısıtlar ki insan
Ve bunu yaparken hem kendini hem de karşısındakini tüketir durur der durursunuz...

Yalanı anlamıyor olduklarını sanmak mı cesaretlendiriyor kişiyi,
Ya yalanlara kanan yüreklerinin hissettikleri ve gerçekleri öğrendikten sonra hissedecekleri o kadar mı basit...

Samimiyetin güvenilir ve huzur veren kapısından ayrılıp sadece kandırmacadan ibaret dehlizlere dalmak kişiye ne katar ki,
Yüreğinin sesini de bastırır yalanlarını sıralarken...!

Hayatın basit olduğu kadar karışıklığı içinde çıkmazlara girmek için yalan yılanına sarılmanın anlamı ne olabilir ki?Anlamazsınız ama merak edersiniz,yaşanılanların içerisinde...!

                                                                                                                      
                                                                                                                           

Dinlemenizi tavsiye ederim
http://www.youtube.com/watch?v=Hcl_RWYkPgg

Yorumlar

Volkan DENİZ dedi ki…
Yalanın yalan olduğunu unutmaktan oluyor bütün bunlar. Bazen de söylenen yalanlarla yaratılan büyülü dünya alıp götürüyor ve bir daha geri getirmiyor o yalancı dediğimiz kişileri..
Yalan yılanı varsa denize iten birileri de var. Ve bazen o yılana sarılmaktan başka çare de olamıyor maalesef.
Yalan söyleyenleri savunmuyorum ama yalan söyleyenler kadar onlara körü körüne inananların yalan söyleyenlerden daha çok suçlu olduklarına inanıyorum...
Birine inanmak için söylediklerinin doğruluğunu anlayacak kadar bilgili olmalısın. Eğer bilgisizsen etrafındaki herkesin yalancı olma olasılığı senin doğruyu söyleme olasılığından daha düşüktür...

Saygılarımla...
kahve telvesi dedi ki…
Çünkü dürüst olmak büyük bir cesaret ister.İnsanlar o kadar korkak ki, kendisine karşı bile samimi olmayan bir insandan , herkese karşı açık ve net olacak kadar yürekli olmasını bekleyemeyiz ki...Onun yerine yalanla kendini küçük düşürmeyi göze alır..Size bu yalanı anlayamayacak kadar saf muamelesi yapar....
Pabuç dedi ki…
/Volkan DENİZ,
Bazende;yalanı anında tanıyorsunuz da yüz yüze bakmaya devam edeceğiniz kişiler oldukları için yalanı söyleyenler sessizce izliyorsunuz...Çünkü ne deseniz bir şey değişmeyecektir malum insan oğlu/kızı 7 de neyse 70de de aynı (ne acı)

Sizin kasdettiğiniz yalanları da anladım onlara hiç değilse tepkinizi gösterebilirsiniz kandırıldığınızı anladığınız an..Gitmeleri de gelmeleri gibi sizin elinizde! Tabi siz gerçeği anlayana kadar atı alan Üsküdar'ı geçmediyse...Saygılar her daim bizden de size:)

/kahve telvesi,
işin kötüsü yalanı/riayı anlıyorsunuz ve artık mideniz bulanıyor riyalardan..Görmek istemiyorsunuz insaları...en azından seviyormuş gibi yapmasalar ona da razıyım...
Sessizgemi dedi ki…
Nasıl haber vereyim bilemedim ki :/ Çok yönlü blogger ödül töreni için sahneye davetlisiniz efendim :) http://kavanozdakibeyin.blogspot.com/2012/05/cok-yonlu-blogger-odulu-saskn-ve.html
Pabuç dedi ki…
Teşekkür ederim ,sağolasın :) Aldık ödülümüzü baş ucumuza koyduk ...
Profösör dedi ki…
Yalana ruhsat var. Eğer hayat kurtarıyorsan.
Pabuç dedi ki…
/profösör,
hocam bu derece iyi yalan söyleyen pek fazla kişi kaldığını sanmıyorum ama tabiki hiç yok da değildir..
kahve telvesi dedi ki…
bende ödülünüz var sevgili Pabuç...:)
Pabuç dedi ki…
Teşekkürler gelip bir bakayım :)
SÖZÜN ÖZÜ dedi ki…
Bu yazıyı çok beğendim. Yüreğine sağlık güzel insan.
Kendini kandırmak isteyenlerin sığınacağı tek limandır yalan.
Teşekkürler bu güzel paylaşım için.

SEvgiyle kal ...
Pabuç dedi ki…
/SÖZÜN ÖZÜ,
teşekkürler..Denize düşünce yalana sarılmak gibi bir durum ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…