Ana içeriğe atla

Mimmm!

Neden mi bu fotoğraf? 
 Amak-ı Hayal tarafından ''mim''lenmişim.Mim başlığı/konusu şöyleymiş (tabi ki kopyala yapıştır yapıyorum)

 "Silmeden, içimizden geldiği gibi bir yazı yazıyoruz. Nasıl aklımıza geliyorsa o anda, düzeltmeden, en dürüst halimizle. Şu anda aklımıza gelen ne olursa silmeden, üstünde oynamadan…"


Peki başlıyorum ,bakalım aklıma neler gelecek ...



-Bir şeyleri zorunluluk olduğu için yapmaktan nefret ediyorum.Ya da doğrusu şu;zorunluluk gibi dikte edilmesi...Böyle geldiği, böyle alışıldığı için yapmak..sinir oluyorum böyle şeylere.



Bir hayvan olsam Zürafa olmak isterdim ,kendi halinde ..aheste aheste yürüyüşüne ve asil duruşuna hayranım zürafaların da :)



-Mavi,yeşil ve kahve tonları renkleri seviyorum.Kırmızıyı da çok severim ama kıyafet (eşofman haricinde) kullanmayı sevmem.




-Uzun yolculuklarda otobüsteysem kitap okuyarak ,arabayla gidiyorsam da müzik dinleyerek yolculuk yapmayı severim.Deniz ve ağaç olmayan yollarda yolculuk yapmaktan sıkılıyorum.


-Bazen insanların ne kadar saçma sapan şeyler için zamanlarını geçirdiğini görüp uzun uzun düşünüyorum neden neden neden diye? Çünkü ben de bazen boş işlerle zaman öldürüyorum yaşamın bir parçası sanırım bu ,neden kızıyorum ki...


-Hayallerle gerçeklerin (yaşadığın şeylerin) bazen çakışması ters yönde ilerlemesi acı oluyor.Bunu da yazasım geldi neden bilmem..Hayallerdeki gibi aydınlık ve ayrıntısız teferruatsız olsa keşke yaşananlar da..

Benden bu kadar ,dağılabiliriz arkadaşlar..Yine yeniden bir yazıma katlandığınız için size teşekkür ederim..Hiç birinizi ''mim''lemiyorum hadi yine iyisiniz.Unutmayın bu iyiliğimi aynını beklerim ona göre ;)


Yorumlar

GÖK-TÜRK dedi ki…
Aman iyi.Bir an için korka korka girmiştim içeri.Ne olur ne olmaz ? İşin sonunda mimlenmek te var...:)))

Şaka şaka mim iyidir,mim candır :D
Pabuç dedi ki…
madem ''mim''leri bu kadar seviyorsun bu ''mim''i üzerine alabilirsin :)) Ben uğraşmayın yine isim yazmadım ama mim cevaplamak serbest :)
Profösör dedi ki…
Zürefa, arapça dilbilgisinde zarif kelimesinin çoğuludur. Acaba zürefanın inceliği bir zerafet nişanesi midir?

Nedense ben moru ve onun tonlarını seviyorum. maviyi de severim ama gizemlilik beni çekiyor.

Yolculukta yanımda biri olsun yeter. Ama tanımadığım biri olursa daha da keyif alırım. yavaş yevaş kendimi ele veririm. karşı tarf sökün ettikçe, bazen ayykırı aykırı konuşabilirim.

Boş zaman yok ki1 Mutlaak o boş dediğimiz zaman bir an değil midir ki! o anda bile nefes alır veririz. demek ki yaşamak da bir iş. yaşayabilmek ise bir mucize. ölüm ise ebediyette buluşma yeri.

Hayaller, rüyalar insanı aldatabilir. zaten dünyanın kendisi sanal değil midir? Gerçek Hakka dair bir teslimiyettir. Ebedi alem gerçeğin ta kendisidir. sanki kırk yaşından sonra daha da hızlı yaşlanıyoruz gibidir. sonbaharın yaprak döküşü gibi.

Teşekkür ederim.
Profösör dedi ki…
Silmeden bir yazı yazmak bir mimin konusu olduysa, işte benim yazım..


" Neydik?.. Ne olduk?.. Ne olacağız?.." Sorusunun cevabını hıhhıraş bir arayış gibi, yaşanmadan geleceğimizi ararız. Ne biliriz ki; geleciğimiz ancak iki dudağın birleştiği, ancak iki kelimenin bir dostluk cümlesinde buluştuğu, "Seni seviyorum" dur. Şimdiden bilemediğimiz, fakat rüyalarımızda ve hülyalarımızda şimdiden iyiliklerle, güzelliklerle süsleyip bezediğimiz, namazlarda, niyazlarda hakkımızda hayırlı olmasını dilediğimiz, geleceğimizi büyük bir inanç, teslimiyet ve tevekkülle dulalarımızla anlamlandırdığımız ancak mahşere kadar sürecek olan, büyülü bir dostluk iklimidir.
kahve telvesi dedi ki…
katlanmak mıııı !! bir daha duymayayım, aksine keyifle okudum :))
Pabuç dedi ki…
/profösör (Hocam)
Bu kadar güzel bir yorumun üstüne söyleyecek söz olamaz..Rabbim sizden razı olsun..Güzel yüreğiniz düşünceniz sıkıntı görmesin ...Her şey gönlünüzce hayırlısıyla olsun her daim inşaallah...Sevgi ve saygılar..

/kahve telvesi,
teşekkürler ,ah ahh eskiden mimlere daha güzel cevap verirdim de şimdi yoruldum sanırım onun için böyle geçiştiriliyor (tembel ben) ;)
SİHİRLİTORBA dedi ki…
senn bitanesin bi ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…