Ana içeriğe atla

Hatıra Defterleri

Eski eşyalarımı kolay kolay çıkarıp bakmam aslında ama bu gün kitaplarımı yerleştirirken Lise'den kalma bir hatıra defterimi gördüm ve açıp biraz göz gezdirdim.İnsan nerelerden nerelere geliyor zaman tünelinde gezinir gibi gördüm.Ve cidden çok güldüm yazıların içinde gezinirken.Hep bildik bir birine benzer cümlelerle başlayan cümleler..Kalbim kadar temiz sayfayı ayırdığım için edilen teşekkürler, bir ömür boyu görüşebilme temenniler...Yürekten verilmiş ama tutulamamış sözler sözler sözler..

Aşk kırıntıları içeren gizli cümleler,inceden yanmalar ve anlamlı şiirler..Kimler gelmiş kimler geçmiş hayatınızdan hatırlıyorsunuz yıllarca gizli bir köşede sakladığınız anı defterlerinizde.İlk aşkınız,heyecanlarınız,dert edindikleriniz ,beklentileriniz...Okurken güldüğünüz kadar düşünüyorsunuz da ,hoş oluyor..Demek ki ara ara bakınmak lazım anı defterlerine (özellikle tebessüm etmek ve zaman da yolculuk yapmak istiyorsanız)Kim demiş zaman makinesi yok diye!

Defterden(yazılardan) örnekler koyacaktım yazıma ama saygısızlık olur diye vazgeçtim.Çünkü her ne kadar başlangıçlar aynı olsa da yazılarda samimiyet var duygular var ...Aramızda kalsın ama içlerinden bazılarını hatırlayamadım bile.sınıf arkadaşlarım dışında da birilerine hatıra yazı yazdırmışım da şimdi kim olduklarını hatırlamıyorum.Hatta düşündüm de kim olabilirler diye bulamadım.Sonra dedim herhalde birilerinin kız/erkek arkadaşlarıydı ben de kibarlık olsun diye vermişim defterimi (tebessüm)

Romantik yazılar da varmış defterde şimdi unutulmaya yüz tutmuş anılar...İlk heyecanlar,bakışlar,sözcük süslemeleriyle ifade edilen duygular yaşadığınız kişilerin kaleminden dökülenler...Şarkı sözleriyle,şiirlerle süslenmiş yazılar...Şimdi tebessümle anılan ve okunan yaşanmışlıklar...

Öyle bir defter ki kapağını açtığınızda içinden bir değil onlarca öykü çıkan bir roman..Onlarca değer verdiğiniz kişiyle yaşadıklarınızı içinde saklayan sandık.Sizin bir döneminizi içine almış ve her şeye rağmen tüm yaşanmışlıkları saklandığı gizli bir hazine.Her kelimesiyle/cümlesiyle sizi o günlere götüren yaşanmışlıkların sizin yüreğinizde şifrelenmiş hali,sizin okudukça hatırlayışlarınızla zenginleşen kelimeler yumağı...

Sizin için zamanda yolculuk vesilesi..Unuttuklarınızı hatırlamanıza yardımcı olan kaynak...

Yorumlar

Yılmaz Barış dedi ki…
Defter değil, minik bir kağıt parçası bile olsa insanı etkiler eskiye dalınca...
Missy JYJ dedi ki…
:) Hatıra defteri ayrı oluyor zaten. Yazını okuduktan sonra açtım baktım ben de. yoksa hiç aklıma gelmezdi bile :)) Benim hatıra defterimde de maniler dolu. Onca kişiye hatıra yazdırdım ve hepsininde hatırasın bu iki manibulunmakta :))

Seviyorum ama kimi
En tatlı birisini
Nasıl söylesem sana
İlk harflere baksana :))
........
Sepet sepet yumurta
Sakın beni unutma
Unutursan küserim
Mektubunu keserim :))
***Gelibolu17*** dedi ki…
Napıyon?
bir hatrını sorup varsa bir fincan kahveni içip gidecem çok kalamıyacağım,öpüyorum,sevgiler :)
Profösör dedi ki…
Geçmişe dair her türlü yaşanmışlıklar, iyi de olsa, kötü de olsa, hepisine birden baktığımızda ancak bir hüzün kavramı içnde değerlendirebiliriz. Çünkü geride bıraktıklarımız ömrümüzün bir parçasıdır. İçinde yaşadığımız zaman geçmişin öngördüğü, geleceğin de umuda dair bir yolculuğu içinde barındırdığı bir haleti ruhiyedir. Geçmişe bakıp hüzünlenebiliriz. İçindeki zamana hüzünlenebiliriz. Geleceğimiz umutla dolu olsa da hüzünleniriz. Biz beni yendik, biz olduk. Bqİçimizden biri olarak birbirimiz için hüzünlenir olduk.
Pabuç dedi ki…
Anılarımızda ne kadar güzel/kazançlı günlerimiz varsa biz de o olarak ilerleriz hayatta..Arada geçmişe bakım neydim ne oldum neler yaşadım demek lazım sanırım...

yorumlarınız için teşekkürler...
SİHİRLİTORBA dedi ki…
benim de vardı böyle bir defterim :) şu an sayfalar halindeler yalnız...hangi akla hizmetti bilmiyorum ama,bi ara ben o yaptakları defterden ayırıp öyle saklamaya karar vermiştim ve hala da saklıyorum...hey gidi günler,neler geldi neler geçti...
yolcu dedi ki…
Eski şeyleri saklayamamak gibi bir huyum var. Yani hatıra defterlerim de yok. İlkokulda yaptık, lisede yaptık ama hepsi çöpe gitti. Çok sıkılganımdır.
yolcu dedi ki…
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Pabuç dedi ki…
Bir kolim var saklı dolaplarda içerisinde hatıra defterleri liseye kadar olan günlüklerim olan.Nasıl da değişiyor insan zamanla...Okurken tekrar hatırlıyor insan...

Güzel yorumlarınız için teşekkürler..
Erkan Şen dedi ki…
Selam,

Bir süredir mesleğim dolayısıyla öğrenmeye çalıştığım bir şey vardı. Sırf onu öğrenmek için başladığım şey bir projeye dönüştü ve ortaya Blogger Yönetici adında bir uygulama çıktı.

Sırf eski günlerden hatırlatma yapması bile belki hoşunuza gider dedim.

Programı inceleyip indirebileceğiniz bağlantı adresi burada: Blogger Yönetici http://yazilimlarim.erkansen.com/2012/03/blogger-yonetici.html

Not: Program tamamen benim tarafımdan yazıldı ve hiç bir şekilde zararlı bir içeriği yoktur.
GÖK-TÜRK dedi ki…
Efkara düşürdün şimdi :) https://www.youtube.com/watch?v=bpZpbHf2090
Pabuc dedi ki…
@GÖK-TÜRK,
vay be duygusallığın dibine vurulmuş bu parçayla :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…