Ana içeriğe atla

Sessiz Çığlıklarım...! -3-



-Bazı insanlar gerçekten SADECE görüntüde insan..Yoksa İnsanlıktan zerre kadar nasiplerini alamamışlar..Yalanları kadar taş düşsün başlarına!


-Organik yiyecekler yememiz öneriliyor ama İstanbul'un orta yerinde sütün doğalını ,meyve sebzenin organiğini nereden bulacağımızı  düşünen yok!


-Çok zengin olsam daha çok insana yardımcı olurdum diyen dostuma ''Bunun garantisini verebiliyor musun''diye sordum .Çok para şaşırtmasın!


-Sadece SEV


-En son ben mi gördüm bilmiyorum ama harika bir site..Sanal Müze gezisi ..Bir bakın derim.. http://360tr.com/


-Küfür edenler, lütfen Cennet anaların ayakları altında sözünü hatırlayın ve kızdığınız zaman analara küfretmeyin


-Diğer yarınızı bulduğunuz zaman o mutsuzken siz de mutlu olamıyorsunuz.O bir şeye üzülmüşse onu mutlu etmeden normale dönemiyorsunuz


-Bazı insanlar beni ürkütüyor cidden çok garip davranışlarda buluyorlar.Şakaları bile ürkütüyor ,bol miktarda tuhaflık içeriyor çünkü


-Din hakkında olur olmaz konuşmasa keşke herkes..Bilgimiz olmayan konularda susmayı da bilmek erdemdir!


-Kadınlar sıkıldıkça saç renklerini değiştirirmiş(!) Biliyordum ben de bir gariplik olduğunu !Ben sıkıldıkça bloglarımın temalarını değiştiriyorum..


-Her daim bunalım takılanları kıskanıyorum (!) Hiç değilse bunalım durumlarda benim kadar sıkılmıyorlardır 


-Kim olduğumdan çok nasıl biri olduğum önemli diye düşünüyorum arkadaşlıklarımda ve dostluklarımda


-Tüm riyakarlara #karsıyım Allah aşkına sevmedikleri ,iyiliğini düşünmedikleri insnlara numara yapıp kendilerini komik duruma düşürmesinler!


-Yeni bir ürün çıktığı zaman sanki almaya mecburmuşuz gibi reklamları gözümüze sokmalarına gıcık oluyorum.Kampanyalar da cabası..


-Bazı insanlar neden tv ye çıkıp kendilerini rezil ediyorlar .Üzülüyorum (yetenekSİz sizsiniz)


-Kara Lahana Yemeği ve Mısır ekmeğinin tadını bilen ve seven kaç kişi var acaba burada?

Yorumlar

Kalemzâde dedi ki…
"Kara lahana ve mısır ekmeği" !!!
Ben, ben, ben :)
Pabuç dedi ki…
Karadenizlilik var mıydı sizde:)
Volkan DENİZ dedi ki…
Pekde sessiz değil. Bayağı çığlık çığlığa gidiyorsun bakıyorum. Her daim bunalım takılanlar bunalımdan sıkıldıkları an bunalıma giriyorlar zaten. Hem onlarınki bunalım değil, karakteristik olgunluk.

Nasıl biri olduğunun kim olduğunu bilmeden çok bir anlamı kalmıyor aslında.

Riyakar seven birini hiç tanıyamadım bende :)

Reklam da zaten bunun için var. Rahatsız olsa anlat orda burda diye. Bu da bir nevi bilgilendirmektir. :)

Onlar kendilerini dünyanın en önemli adamı sanıyorlar. çünkü yaşadıkları çevrede onları gaza getiren birileri oldukça fazla. Bu iş her Amerikalı vatandaşın dünyanın sadece Amerika'dan ibaret olduğunu sanması gibi..

Kara lahanayı da mısır ekmeğini de bilmeyen kalmadı sanırım. Son yıllarda hemen her televizyon kanalında yüzlerce defa tanıtımı yapıldı çünkü. :) Oysa eskiden yemek için Karadeniz'e gitmek gerekirdi ve bu bile bir bahaneydi..

Sevgilerle, demek ki bloğunun temasını her değiştirdiğinde senin sıkıntıda olduğunu anlamamız gerekecek. Ona göre diyorsun yani :)
Pabuç dedi ki…
/Volkan DENİZ,
Fazla uzun sürmeyecek 4 bölümlüktü bu yazı dizisi :)

İnsanlar kendini bilirler ,bilmeyenlerden de uzak durmakta yarar var..

Ben inadına o arabayı almam mesela :)

Dünyanın en önemli insanı benim onlar ne diye öyle sanıyorlarsa artık ;)

He evet ben de yemek programlarından duydum da yazdım zaten..Yoksa sevdiğimden falan değil...Lahana ve mısır ekmeği için karadenize gidenlerin hali vakti yerinde olmalı..Bahaneye bakhele ;)

evet genelde öyledir,çabuk sıkılıyorum bu da benim en kötü özelliklerimden biri..ama bu temayı sıkıldığım için değiştirmedim bir büyüğümün lafını dinledim değiştirdim :)

Teşekkürler..Bana muhalif diyene bakınız ..pehh!
Volkan DENİZ dedi ki…
Lahana yemek için gitmiyorlar elbette. Ama uzak ya işte gitmeye karar veripte ayak sürtenlerin bahanelerinden biri bu oluyor. Gidip dönenlerde anlata anlata bitiremiyorlar. Ben de severim ama bu kadar abartmayı da anlamsız bulurum. Lahana işte. bir sebzedir sonuçta. :)

Ha bu arada hedef kitle sen değilsin zaten. Onlar bilirler kimi kandıracaklarını merak etme. Ne arabalar satmışlardır bu yolla.

Sanırım muhalefet olanlar bunu asla kabul etmezler. Olmaz çünkü ters düşerler.. :)

Son bölümü merakla bekliyoruz..
Pabuç dedi ki…
Lahana öylesine bir sebze olsa şimdi burada cümleler için de onu konuşuyor olmazdık..

Son bölümün merak edilecek bir yanı yok malum Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir zaten!

He bir de sanırım muhalif muhalifi 100metreden tanıyor...
Profösör dedi ki…
Kara lahana değil de, bildiğimiz lahanayı severim. Lahana sarması, ve birazını da lahana haşlaması ve yağlayıp limonlamayı eviyorum. mısır ekmeğini kuru kuru yemesini severim.

Reklamlar maksadını aşıyor. Cümle alem şaşıyor.

Kemiyyet önemli değil, keyfiyet önemlidir sözünün bir başka versiyonu gibi, kim olduğumuz önemli değil, nasıl olduğumuz önemli olmalı.

Blog temalarını sık sık değiştiriyorsun. Ben sık sık değiştiremem. Ayrıca sıkıntıyı gidermek için abdest alıp namaz vaktini beklemek bile sıkıntıyı gideriyor. Çünkü sevgilinle buluşacaksın demektir.

İnsanlar ahlak ve karekterleriyle ilgili budünyada sınav verirler. Bazı insanların şakaları bile eşek şakasını aratmaz. Bunları kadın ve erkek diye ayıramayız..

Zenginliği parayla sınırlandıranlar var.. İnsan her haliyle insanlara yardımcı olabilir. Maddi ve manevi anlamda..
Pabuç dedi ki…
/Profösör;
lahana sarmasını da ekliyorum...

Reklamların temelinde açgözlülüğün yattığını düşünüyorum !

Blog temasında en iyiyi bulana kadar değiştirmeye devam ederim herhalde..abdest,sıkıntılı anlarda Efendimiz(s.a.v.)de bizlere tavsiyesidir baş üstüdür..

Şakalarda kırıcı olmamalı vesselam..

Zenginlik yürektedir muhakkak..Bir tebessüm bile sadaka olduğuna göre düşünelim yapabileceğimiz iyilikleri..İşte asıl zenginlik bu..Mutlu edebildikçe mutlu olabilmek..

Varolunuz...
Kalemzâde dedi ki…
Karadenizlilik olmaz mı! Arada bir dalgalanmamdan anlaşıl mıyor mu? :) :)
Pabuç dedi ki…
Blog alemi ufaktan bir Karadenizlilierin istilasına mı uğramış ne ;)
bozbek dedi ki…
Karalahanaya bayılırım.. Hele barbunya katılarak yapılan şekline.

Saçlarımı sıkıldıkça değil , aksine keyfim yerindeyken değiştiririm..

organiği boşver, yakında yiyecek hiçbirşey bulamayıp korkarım ki haplar ile beslenicez..
Pabuç dedi ki…
yorum için teşekkürler..

hap işi iyi gibi kilo yapmayacaksa süper de olur ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…