13 Ekim 2011 Perşembe

İskender Pala ''Od''

Kitabın adını ilk,İskender Pala hesabından twit atılınca gördüm (bir kaç gün önce) ve konusunun Yunus Emre olması da ilgimi çektiği için bu gün gidip aldım kitabı..Yunus Emre'yi merak eder dururum ama bir kaç şiiri dışında fazla bilgim yoktur kendisi hakkında...Bu kitap onu tanımak için bir adım olacak benim için...
İskender Pala gibi değerli yazarların kitaplarına yorum yapmak benim haddime değil ama kitabı okuduktan sonra fikrimi söylerim ufak da olsa..

Roman, Molla Kasım ile başlıyor. Yunus Emre’nin şiirlerinde karşılaştığımız Molla Kasım, Yunus’la birlikte kendisini de zamanın terazisinde tartıyor. “OD”, 13. yüzyılın karmaşasında Anadolu’yu sabır, aşk ve inanç mayasıyla kuranların da hikâyesi bir bakıma. Gönül erleri, aşkla yoğrulurken Anadolu’yu da yoğuruyorlar. Hacı Bektaş Veli, Mevlânâ, Yunus Emre, Barak Baba, Temür Alp Ata, Satı Nine, Tapduk Emre… Dahası, Hasan Sabbah’ın adamları, Moğollar, Haçlılar, Dervişler, Abdallar… İnsan insana, zaman zamana, ses sese, aşk aşka, kılıç kılıca karşı. Bazen ayrı, bazen bir. Anadolu varlığı elmas bir mücevher haline gelinceye değin süren çalkantı, döne dolana Yunus’u var ediyor. Romanda Yunus Emre’nin Yunus Emre olmasında Hacı Bektaş ve Mevlânâ’nın yankılarını da buluyoruz. Yunus Emre’nin Sitare, diğer ismiyle Elif’e duyduğu aşk da önemli bir yer tutuyor romanda. Yunus, Sitare’sini erken yaşta yitirir. Ebedi aşk, ilahi aşkın eşiği Sitare’nin gözleri, elleri ve sesindedir. Oradan şiire gidecektir Yunus Emre. Dağlar ile taşlar ile çağırmanın sırrına erecektir. Yunus, romanda çok sevdiği oğlunu da kaybeder. Yazar, Yunus’un acısıyla zamanın ve coğrafyanın acısını birleştiriyor “OD”da.
Haçlı istilacıları, Moğol askerleri, hırsızlar, uğursuzlar, Alamut fedaileri Anadolu’yu bir mezar soyguncusu gibi deşer dururken, alttan alta gönlün ve aşkın saati büyük insanlık düşüncesine doğru çalışmakta, zemberekler gerilmekte, güneş büyük doğuşuna hazırlanmaktadır. Anadolu bozkırlaşırken mana erlerinin sayısı artmaktadır. Zulüm ve acı kol gezerken aşk ve şiir yeşermektedir. İskender Pala, Yunus adında garip bir kişinin hikâyesini anlatırken, o garip, yalın ve sıradan hikâyenin, geleceğin kuruluşunda oynadığı kritik rolü de işaretlemiş oluyor. Yunus ile birlikte sadece bir büyük şiir gelmez, büyük bir insanlık fikri de gelir. “Ben gelmedim kavga için…” diyen şair, sadece kendi gönlünü kurmaz, gelecekteki insanlığın da gönlünü kurabilecek şiirler yazar. 

6 yorum:

đerkenαя dedi ki...

Esselamu aleykum..
Günün aydın, cuma mübarek olsun kardeşim.
Bu kitabı bende çok merak ediyorum, umarım en yakın zamanda okuma fırsatı bulurum, yorumunu da merakla bekliyorum canım.

Birde ben bu blogun bu halini çok seviyorum ki :) Hayırlı olsun.

SİHİRLİTORBA dedi ki...

ben de görünce merak ettim kitabı...yorumlarını bekliyorum canım...sevgiler...

Pabuç dedi ki...

İlk 100.sayfadayım çok güzel ilerliyor..Asıl konu sanırım bundan sonra başlıyor sanırım..buaraya kadar yunus'un bilmediğim hayatını öğrendim..

Sevgiler yüreği güzeller..alın bu kitabı alın alın :)

Adsız dedi ki...

çok ama çok güzel bir kitap...yunus emreyi tanımak isteyenherkes mutlaka okumalı

Faruk Özcan dedi ki...

Şüphesiz Yunus Emre ile ilgili okuduğum en güzel eser Emine Işınsu- Bir ben vardır benden içeri idi. Anlaşıldığı üzere od da güzel görünüyor. Okumayanlara bahsettiğim kitabı okumalarını tavsiye ederim

Adsız dedi ki...

ben bu kitacı okudum çok güzel tavsiye ederim..

Ya Rabbim Şükür, 28 Kasım !

Nasıl başlasam da kendimi ifade edebilsem diye geçirdim içimden ...Sonra hatırladım ben sadece içimdeki sese göre davranan biriyim niye ne...