Ana içeriğe atla

Bir Birinden Bağımsız Paragraflardan Oluşmuş Yazı Ve Bağımsız Bİr Başlık


  Belli yerler (gidip görmediğim) belli kişiler oluyor sebepsiz sevdiğim.
Belki gitmem imkansız olan ama beni kendine çeken hayran bırakan yerler..Ve ilk karşılaşmada/sohbette sanki 40 yıllık(gerçi 40 yıl olması imkansız) dost/arkadaşmış gibi gelen...Önceleri çok ama çok temkinliydim arkadaş olacağım kişilere karşı..Gerçi yok ya ben arkadaş delisi bir şeydim eskiden de..Ama dost diyeceğim kişi çok yoktu..Yani vardı da ben o derece samimi olamazdım kimseyle..

  Söylemişimdir çok çabuk arkadaş bulurum kendime.Yeni ortamlarda baktım kimseden ses soluk yok öyle uzun uzun bekleyemem arkadaş ortamı oluşsun diye (sıkılırım ya öyle uzaktan uzaktan bakışmalardan)gider bir konu bulur oluştururum ortamımı paşa paşa..Şebek bir yanım (heyt düşmanlarım sevinmesin kendime şebek dedim diye) var biraz.İlk başta çok fonksiyonlu buzdolabı gibi görünsem de...Pardon ya kendimden bahsetmem hiç hoş olmuyormuş blogumda ben bunu unutmuştum..Zaten ne anlatacaktım konu nerelere geldi..İyisi mi gecenin bu vakti ben bu yazıyı daha fazla uzatmadan kendim uzayayım buralardan...

  Asıl konu ilk paragrafta başlamıştı orada da bitti zaten..İlk başta uzaktan uzaktan süzer insanları ona göre yakınlık kurardım şimdi direkt yakınlık kuruyorum yarınını düşünmeden..Aslında birazda insanları çabuk çözmeye başladım onunla da bağlantılı bu durum..İlk başta 40 yıllık (yine 40 yıllık dedim ya) dost gibi gelenler hep öyle de devam ediyorlar ..Ben buna biraz da şaşıyorum biliyor musunuz? Nasıl oluyor ben bu insanları tanımadığım halde ilk anda sevebiliyorum..Garip ama güzel bir durum...uzunnn uzunnn tanımak için uğraşmıyorum sihirli bir el (değnek) bana onları en başta sevdiriyor sonra da tanımama fırsat veriyor..gibi bir şeyler işte :)

  Hadi iyi geceler...Umarım çok güzel bir hafta olur sizin için de benim için de..Sevgi,huzur,neşe ve güzel hediyelerin bol olduğu bir hafta olsun hepimize..Heppimizzzz kardeşiiizzz bu öfke ne diyea :) Tamam ya kendimden tiksinmeden çıkayım blogdan ...Beni böyle sevin ahali...Deli ama biraz da veli ;)

Bahsi geçen şebek yanım;)Gerçi benim burnum biraz daha bööyük ama neyysee;)

Yorumlar

Profösör dedi ki…
Kalp kalbi bulur..
Gelibolu17 dedi ki…
Benimde bir sözüm vardır şöyle "bir insanı sevdiysem eğer,koşulsuz,çıkarsız severim,sevmediysemde o insan benim önüme altın serse gene sevemiyorum" çok sert oldu biliyorum,hatta şimdi derler bile hani yaradılanı sevecektik yaradandan ötürü diye :)
ama işte öyle değil,benim o insanı sevmemem demek ona kötülük yapacağım demek değil,ihtiyacı olduğunda yardımına gitmyeceğim demek değil,hani elektrik alamama,kanımın ısınmaması,gibi bir şey,,,,ama hiç bir zamanda hislerimde yanılmadım,mutlaka pozitif elektrik alamadığım insanların altından bişi çıktı :)

öff çok uzattım ya bak gördünmü özür dilerim,gel seni bir öpeyim,seni seni resimdeki şeyi :)

sevgiyle kal,selamlar...
Kalemzâde dedi ki…
Size de çok güzel bir hafta olur İnşallah.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…