Ana içeriğe atla

Beni İlgilendiren Kısmı..

  Dünyada farklı zevklere sahip insanlar var.Hepsine tek tek değinecek değilim.Onları savunacak ya da yerecek de değilim.Farklı görünen/giyinen insanlarla ilgili bir şey söylemek istiyorum.Onları tebrik etmek istiyorum.Onlar ,başkaları ne düşünür kaygısından sıyrılıp istedikleri gibi dolaşabilen insanlar...Çoğumuzun hiç yapamadığı bir şey bu .Farklı görünmek değil anlatmak istediğim.''Başkaları ne der?'' baskısında kendilerini sıyırmış oldukları için tebrik edilmeli böyleleri...

  Çünkü çoğumuz değil kıyafetlerimiz ,davranışlarımızı bile ''Başkaları ne der!'' baskısıyla sürdürüyoruz.Tabi ki bir toplum içinde yaşıyorsak başkalarına saygılı olmalıyız ama bu tüm hayatımızı onlar ne düşünür/ne der diye de geçiremeyiz..
Böyle olunca kendi hayatımızı değil de başkalarının beklentilerini yaşarız (kızım sana söylüyorum gelinim sen işit)Bize bahşedilen hayatı da başkalarının beklentileri için yaşarsak yazık olur diye düşünüyorum.
Sadece görüntü olarak değil; fikir olarak ,yaşantı olarak da farklı olanlar için geçerli bu düşüncem.Giydikleri,yaptıkları,fikirleri doğru ya da yanlış fark etmiyor anlatmaya çalıştığım şeyde.Onlar kendi zevklerine düşüncelerine göre yaşıyor, geziyor ve konuşuyorlar.
Bu yönleri önemli benim için.Yoksa hiç kimsenin işi gücü,tarzı,yaşantısı ,seçimleri beni ilgilendirmiyor...

  Başkaları için yaşamamalıyızı lütfen iyilik yapmakla karıştırmayalım.
Tabi ki birileri için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız;bu hem ruhumuz için hem de düzen için olmazsa olmazlardan çünkü.Birini ,birilerini mutlu etmek insanı çok daha mutlu ediyor ve huzur veriyor bu çok çok güzel bir şey ...Ama başkalarının beklentisi ve düşüncelerine göre hareket edip hayatımızı bunlara göre yaşamak çok çok ayrı..

  Kendimize, kendi hayatımızı yaşamayı engellemek gibi bir şey..
Karşı tarafında sizi ezmesine,üzerinizde baskı oluşturmasına izin vermek..Rahatsızlık verse de buna izin vermek..Bu tip insanlar vardır hepimiz karşılaşırız...Artık kendi ile ilgili cümleleri kuramayanlar ya da artık kendine ait cümleleri olmayanlar...Aslında hepimizde az ya da çok var bu durum...İnsanlar ne der? Bİr toplumda/toplulukta yaşıyorsanız o topluma uymalısınız değil mi? topluma uymayan bir hareketinizde etikentlenirsiniz değil mi?Fikirlerinizi savunduğunuzda ''marjinal tip''olabilirsiniz değil mi?
Mesela hangimiz bir düğüne, ya da iş yemeğine, ya da misafirliğe giderken günlük kıyafetlerimizi giyeriz? Ve neden giymeyiz...


Yorumlar

can istanbullu dedi ki…
Tespitlerinize aynen katılıyorum. Fakat ölçü ne olmalı?Çok mu rahat olup bu benim hayatım demeli, yahut mevlitte kapanayım,denizde açılayım,şurda bunu yapayım. Ölçü Allah korkusu ve Allah rızası olmalı. Savunduğunuz veya giydiğiniz kıyafetler Allahın rızasını elde etmek için ise kimseden gocunmamalı. Şayet yaptığınız hareket ve yaşam kimseyi rahatsız etmeyecekse özgürce takılmalı.
Profösör dedi ki…
Hareketlerimiz ve davranışlarımızı itikad, ibadet ve ahlak ekseninde belirleriz. Bunun yanında insanlık insanlık ailesinin birer üyesi olduğumuzu unutmamalıyız. Biz sadece kendimizden sorumlu olmadığımız gibi bütün insanlığın sorunlarından da sorumlu olduğumuz bilincini taşımalıyız. Aşrıca bütün varlıklar yaratıldıklarından ve insanlığın hizmetine verildikleri için sorukluluğumuz kat kat artmaktadır.
mit dedi ki…
Ovvv! Baby! Resimdeki kıza aşık oldum galiba :D Şimdi ben bunu gördüm ya, gece uyuyamam kesin. Ama aşkımdan değil, korkudan :D

Şimdi herkes elbette başkasına göre değil, kendi istediği gibi yaşamalı. O konuda sana sonunda kadar katılıyorum. Hayat zaten kısa, onu kısıtlamak ne diye? Ama bunu yaparken önce Allah'ın emir ve yasakları ile başkalarının yaşam hakkında da saygı göstermek gerekir. Benim sorunum bunu yapmayanlarla. "Hayat benim!" deyip sabaha kadar içen, sonrada içindekileri kapımın önündeki sokağa çıkaranlar bir zahmet uzak dursun benden. Haksız mıyım?

Görüşmek üzere ;)
sihirlitorba dedi ki…
katılıyorum canım.başkalarına zarar verilmediği sürece ;)
Adsız dedi ki…
ayni fikirdeyim... gercekten. :)

Volkan Deniz
Erkan Şen dedi ki…
Merhaba,

Yoruma seçtiğin resimden hareketle başlayacağım. Ancak sen bunu genele de yayabilirsin.

Seçtiğin resimdeki gibi kişiler genelde kim ne der, beni nasıl görür kaygısını en üst seviyede yaşayan kişilerdir. Hatta bu aşırı aykırı tarzlarının altında yatan şey genelde toplumun dikkatini çekmek ve bakın ben sizi umursamıyorum yalanına sığınmaktır. Esasen tek umursadiklari toplumun onları nasıl gördüğüdür.

İnsan elbette kendi için ve kendisi gibi yaşar. Ancak aynı demokrasilerde olduğu gibi bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde nasıl sizinki bitiyorsa, kendine göre yaşama kavramı da başkasının hayatına dahil olunduğu, dokunulduğu yerde son bulur.

Kendi istediğin gibi yaşamak yalnızca yalnız olduğunda mümkündür. O da sosyal varlıklar olduğumuz ve bu nedenle topluluklar halinde yaşadığımız için mümkün değildir.

Not: Resimdeki gibi uç tipler göz zevkimi bozduğu için benim istediğim gibi yaşamamı engelliyor. Buna ne diyeceksin? :)
Pabuç dedi ki…
/can istanbullu,
Özgürlüklerimizde başkalarına rahatsızlık verdiğimiz zaman tedavülden kalkıyor..Ben kendimiz gibi olmayı kendimizi ifade etmek şeklinde anlatmaya çalıştım..Başkalarının duymak istediklerini söylemek biz değilizdir..Değil mi..

/Profösör,
Hocam,söyledikleriniz çok doğru..Kendimiz olmak bunlardan uzak olmak anlamı taşır mı ? kendini bilen zaten saygı çerçevesinden asla çıkmaz..Ama kendi cümleleriyle yazılmalı değil mi yaşam..

/mit,
biliyorum biliyorum seninki korkudan kaynaklı bir aşk :) en az benim korktuğum kadar korkmuşsundur hanım kızımızdan ;)
Hayat benim deyip başkalarına sıkıntı olanlarla ne işim olur ne de onları savunurum...Tabiki Allah'ın emirleri doğrultusunda yürüyecek her şey...ama bazı insanlar var ki başkalarının hayatında kendilerini otorite görüyor..Misal;hala zorla evlendirilen insanlar var bu dünyada..kendi olmasına izin verilmeyen bir yığın insan..Bu da ayrı acı işte..

/sihirli torba,
Ben de sana katılıyorum :)

/Volkan Deniz,
ne oldu sana da adsız gezer oldun buralarda;)

Teşekkürler...gerçekten :)
Pabuç dedi ki…
/Erkan Şen,
Öncelikle ,ben yorumlara cevap yazarken yorum gönderdiğin için geç gördüm yorumu ve ayrı cevap veriyorum özr.

İkincisi sana bu kadar uzun yorum yazdırdığına göre bu tip resimleri daha çok kullanmalıyım postlar ;)

Sosyal varlık olmak başkalarının biizm üzerimizde (görünmeyen) baskılar oluşturmasına sebepse bir şeyler yanlış yapılıyor..Ben istediklerimi ,başkaları istemedikleri için silmek zorunda kalıyorsam da burada bir haksızlık var gibi (gerçi bu konuda uzun sohbetler götürür ya neyse)Özgür olmak/kendin olmak başkalarının haklarını çiğnemek de değildir ya :)

Bu tip insanlarla bizlerin karşılaşması şimdilik çok da mümkün değil gibi..Tek tük belki Beyoğlunda vardır bilemiyorum ama :) Sen yine de kendi istediğin gibi yaşa onları görmemezlikten gelerek :)
Volkan DENİZ dedi ki…
gezmelerdeyim :) mobil gönderme yaptım ondan...
Pabuç dedi ki…
Tahmin ettim de sen yaz da havanı at diye bekledim ;)

Bizim için de gez.Özellikle Dağ bayır geziyorsan yalın ayakl da bası ver yerlere...Kekik varsa topla mesela..Kuru yapraklar arasında gezin ve sesleri dinle.Mangal da yap ama ateşi iyice söndür sonra..

Hiç birini yapmam diyorsan en azından bolca fotograf çek de post yap bizde ağız tadıyla kıskanalım ne diyeyim...

İyi eğlenceler..
Volkan DENİZ dedi ki…
Kekik... bu mevsimde.. :)

Daha hava atmaya başlamadım biraz zaman bulunca başlıycam..

Benim gezmelerimin içinde dağ bayır olmazsa olmaz.

Dediklerinin hepsini yapıcam ve burada da anlatıcam tamam... :)
Pabuç dedi ki…
Yani gezginin iyisi (!) kekik zamanı değil diye blog sahibini bozacağına gider pazardan bir poşet kurutulmuş dağ kekiği alırda ben topladım derdi ama nerdeeee ,işi gücü blog sahibini eksiklerine dikkat çeksin;)

Hadi bakalım bolca gez gör sonra da yaz..dinlenme anlarında yorum yazdığına göre şimdi akşam yemeği hazırlıkları vardır..O arka taraftaki mangal mı :/
Volkan DENİZ dedi ki…
Ben kekik olmaz demedim bu mevsimde kekik baş ağrısı yapar dedim.. :)
Çok fena laf çarpıtmışşsın ancak bu kadar kurtarabildim :)

Yok mangal bu sefer. Kuru gıda. Tamam sana ilk taze kekiklerden (ama taze) bir poşet göndericem :)
Pabuç dedi ki…
Çevir kazı yanmasın (oy yine mi kaz)

iyi hadi kurtardın sayıyorum bu sefer;)

Ben söyledikten sonra göndermişsin ne yazar (trip atan blog sahibi modu)

İyi eğlenceler sana...Huzurla ve neşeyle kal...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…