20 Ocak 2011 Perşembe

Hesaplaşma!

 Neden herşeyden uzaklaşmak istemeniz bunalım takılmanız olarak algılanır ki! Hayatın içinde başınızda sıkıntı olsa da olmasa da bazen uzaklaşmak istersiniz her şeyden..Keşke dervişler gibi alıp başınızı doğayla başbaşa kalsanız..İçinde bulunduğunuz hayatın içinden bir süre sıyrılsanız..Kendinizle başbaşa kalsanız kendinizi dinleseniz..Öz eleştirinizi daha sakin kafayla yapsanız..Hatalarınızı ,eksikliklerinizi gözden geçirseniz..Düzeltmeniz gerekenleri kafanızda listeleseniz çözümler üretseniz..Fena mı olur du? Bunları kaçmadan da yapabilirsiniz diyenler vardır ama ben katılmıyorum buna..Olmuyor hayatın karmaşasında bunu gerçek anlamda yapamıyorsunuz.

 Öyle anlar oluyor ki kim olduğunuzu aslınızı unutuyorsunuz..Asıl siz ve hareket eden siz farklı oluyor sanki..Hızlı düşünüyorsunuz ve doğru kararlar verdiğinizi düşünüyorsunuz ama bu sadece hızlı düşünmekle kalıyor..Doğru diye düşündüğünüz yanlış kararların içinde buluyorsunuz kendinizi...''Ama ben böyle olsun istemiyordum!'' demişizdir hepimiz.. Çoğu zaman içimizdeki sesden çok nefsimizin sesine kulak verip devam  etmişizdir yaşantımıza..Bence bunların hepsi kişinin kendiyle başbaşa kalamamasından kaynaklanıyor..Ruhunuzla bedeninizin beklentileri arasında hızlı gelgitler...Karışık gibi görünen ama çözümü mümkün sıkıntılar..

 Doğadan uzaklaşıp günün her anını meşgul geçirmeye başlayan insanların bu tür sıkıntılarla karşılaşması doğal sanırım..En son ne zaman yıldızları izledim, en son ne zaman kendim oldum (hepimiz ben kendimim diyoruz ama bence bu da koca bir yalan) hatırlamıyorum...Kendim olduğumu sandığım zaman bile ''İçimdeki ses susmalısın tebessüm et ve bekle''dediği halde konuşur buluyorum kendimi..Bu nasıl kendim olmak işte bunu bilmiyorum..Bir yığın kızıdığım şey oluyor hayatın içinde hatta şahsımı ilgilendirmediği halde kızdığım..Ama içimdeki ses ''Herşeyi gören Rabbin var bekle''dediği halde hala şikayet dolu konuşma yaparken buluyorum kendimi.. Kendim olmak mı! Bunun da yeni bir tanımını yapmam lazım kendimce...

 Mükemmeli arayış insanın içinde olmalı ...Bu da her daim kendini aciz ve bilgisiz olarak görmekle mümkün..''Ne öğrendim'' den daha çok daha ''Neler öğrenebilirim''le başlıyor bu durumda..Her gün hiç değişik bir şey yaşamadığını söylese bile gelişiyor insan, düşündüğü sürece devam edecek bu durum...Her yeni gün kendimiz yaşamış olmasak bile yaşanmışlıklardan dersler çıkarırız ,yeni şeyler duyup hayret eder şükrederiz,seviniriz ,üzülürüz ruhumuzu bir şekilde doldururuz..Olumlu ya da olumsuz bir çok şeyle doldururuz beynimizi kalbimizi..İşte bunların hesabını yapabilmek için ;neydik ne olduk,ne olmalıyız, nasıl olmalıyız, doğrularımız yanlışlarımız hepsinin hesabı için kendimizle başbaşa kalmamız lazım diye düşünüyorum..Nereden geldim,Nasıl yaşıyorum,Nereye gidecem sorularına cevaplarımız varsa bunları dinlemeliyiz kalbimizden gelen sesden..Bunun için de uzaklaşmak iyi gelebilir !!! 

 Bir anlık olmamalı bu hesaplaşma..Uzunca tefekküre dayalı içe dönüş...!! Ne güzel olur..

 







Share:

1 yorum:

Profösör dedi ki...

Sevgili Pabuç; insanın yeri insanın yanıdır. Sıkıntıya düştüğümüz zaman dostlarımızla istişare ederiz. Sıkıntılarımızı gideririz. Yılda bir kez itukafa girsek nasıl olur?