Ana içeriğe atla

Dikkatimi Çeken Bir Bölüm!


  Okuduğum romandan alıntı yazı..Sürükleyici bir roman ve konusu  burada yazdığım şeyle ilgili de değil..Bu sadece içerisinde geçen bir bölüm ...Burada roman şeklinde anlatılmış ama bu tip şeyler gerçekten var... Namaz kılmaya başladığı için annesi tarafından evlatlıktan reddedileceğine dair baskı gören ya da kapandığı için evden atılan insanlar tanıdım ben..Belki sadece rivayetlerle duymuş olsaydım bana da hikaye şeklinde gelirdi bu tip şeyler..Ama malesef hikaye değil hiç biri...Sahabelerin hayatlarını okusak anlarız gerçekliğini...Ne acı...Fazla da bir şey yazmak istemiyorum yanlış anlaşılmamak adına..Sadece Allah dinini yaşamaya çalışan herkesin yardımcısı olsun..Hem bize hem de tüm insanlara hidayet versin ne diyelim....

''Babam,dedemin vasiyet niteliğindeki nasihatine uyup arada bir namaz kılsa da malesef seccadede dikiş tutturamadı.Benim durup dururken ''Bu genç yaşta'' şadırvanlara mescitlere koşmam,aile içinde huzursuzluğa neden oldu.Sakal bırakmam hiç de hoş karşılanmadı.Hayır trajedi felan yaşamadım.Yine de giderek tuhaflaştığım düşünülüyor ve benim için endişe ediliyordu.Komikti tabi...

Başlangıçta ev halkına durumu açıklamamıştım.Bana neler olduğunu anlayamıyorlardı.Küçük halamın kocası Eşber eniştenin uzman görüşü  doğrultusunda ,uyuşturucu kullandığımdan şüphelendiler!......

Uyuşturucu kullanan bir gencin arkadaş çevresi değişir:Sık sık Erenköydeki dergaha gidiyordum.Partilere uğramıyordum.Oysa eskiden şöyle bir görünürdüm...

Aile ilişkileri azalır:Odasında yalnız kalmayı tercih eder.Aile toplantılarına katılmıyordum.Tatile de çıkmamıştım...

Daha fazla para harcadığı görülür: Bizimkiler bunu ölçecek durumda değillerdi.Bir iki önemli yatırım yapmıştım tabi.Şeyhname'nin taş baskı bir nüshasını satın almıştım.Sahih-i Buhari,Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsiri,Hayat-üs Sahabe gibibazı lüzumlu kitaplar edinmiştim.

Gün içinde bazen neşeli,sakin  bazen öfkeli,saldırgan davranışlar sergilediği gözlenir:İnsanlık hali.Doğum günümü hatırlayıp süpriz bir kutlama düzenlemişlerdi.Kadehler benim şerefime kaldırıldığında biraz köpürdüm.Mankenlik ajansından teklif alan kuzenimi ,Porche'sini beğenime sunan dayımı,Bodrum'da  süper bir ''beach club'' keşfettiğini söyleyen teyzemi...terslemiştim.

Gözleri kanlanır: Okumam gereken kitapların sayısında ciddi bir artış olmuştu.

Uyuşturucu kullanan genç bitkindir: Bitkin benim göbek adımdı.Dünyaya geldiğimde bitkindim ailem bunu yeni farkediyordu.

Dalgındır: Ezberlemem gereken ayetler vardı.

Uyuklar: Yanılıyorlardı.Sadece çevremdeki görüntülerin bir kısmına bakmaktan vazgeçmiştim.

Uyumakta güçlük çeker: Sabah namazına kalkıyordum.

Konuşma zorlukları yaşar: Çenebaz biri değildim zaten.Soruları da cevaplamaz olmuştum o ayrı..

Bir gün Eşber enişte beni karşısına aldı:'' İbrahim ,son zamanlarda sen çok değiştin.''
-''Hangimiz değişmiyoruz ki enişte; hayat bu'' ''









Yorumlar

Agresifboy dedi ki…
benim bu satırlardakini görmüşlüğüm var bu duyguları tatmışlığım var yalan değil yaşananlar, roman değil.evet yeminler olsun ki gerçeğin ya kendisi..
mel dedi ki…
MM,en çok zevkle okuduğum yazaR!:)
kamikaze dedi ki…
paylaştığın için teşekkürler.
Rabbim bu durumda olan kardeşlerimize yarım etsin.Allah kolaylık versin.Yazı içi teşekkürler :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…