28 Eylül 2010 Salı

İbret ve Hikmet Dolu Bir Kader Öyküsü


Bir küçük çocuk, annesi nakış işlerken dizlerinin dibinde oturup onu seyretmeyi çok severdi. Bir keresinde aşağıdan annesine doğru bakıp sordu:
“Anneciğim, ne yapıyorsun?”
Annesi, tatlı ve şefkatli bir sesle cevap verdi:
“Nakış işliyorum yavrum. Bu kasnaktaki kumaşın üstüne güzel desenler işlemeye çalışıyorum.”
Küçük çocuk:
“Ama yaptığın şey, hiç güzel görünmüyor, karmakarışık…”
Gerçekten de çocuğun baktığı yerden, annesinin elinde tuttuğu kasnağın altındaki ipler, birbirine giriyor, kasnağın üstünde görülen sanatlı işlemelerden ise hiçbir eser görünmüyordu. Çocuğun bu sözüne annesi gülümseyerek:
“Hadi sen git, biraz oyna,” dedi. “Nakışımı bitirdiğimde seni dizime oturturum, o zaman o nakışa benim yakınımdan bakar ve ne olduğunu anlarsın.”
Çocuk oynarken, annesinin parlak renkli ipliklerin yanında, o kapkara iplikleri neden kullandığını merak etmekten kendisini bir türlü alamadı. Biraz sonra annesinin sesi duyuldu:
“Gel kızım, yanıma otur da, birlikte bakalım bu nakışa.”
Annesi gibi kasnağa üst taraftan bakan çocuk, şaşkınlıktan ve hayranlıktan ne diyeceğini bilemedi. Kasnağın üstünde harikulade bir çiçek resminin nakşedildiğini gördü.
Peki ama bu büyük farklılığın sebebi neydi? Alttan bakınca karmakarışık, üstten bakınca harika nakışlar. Nasıl böyle olabiliyordu? Annesi onun bu merakını şu sözleriyle giderdi:
“Yavrum, alttan bakıldığında nakış karışık ve anlaşılmaz görünüyordu. Çünkü sen nakşın üst tarafına daha önceden çizili bir plan olduğunu göremiyordun. Bu benim yaptığım bir dizayndı. O çiçeği işlemek için, benim bu çizimi ve planı takip etmem gerekiyordu. Şimdi benim tarafımdan baktığında ise, ne yaptığımı daha iyi görebiliyorsun.”
Küçük kız yıllar geçip büyüdüğünde, başına gelen her iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin olaylar karşısında, hep bu yaşadığı olayı hatırladı. Hayatının bir nakış gibi, ilahî bir kudret eli tarafından dantel dantel işlendiğini, kendisine karışık, anlamsız, kötü gibi görünen olayların, aslında ilahî bir planın nakışları olduğunu, ortaya çıkacak bütünün ve kompozisyonun hârikulade bir resim teşkil edeceğini hissederek hâlinden pek de şikâyetçi olmadı.(Selim Gündüzalp-Zafer Dergisi)
Share:

8 yorum:

đerkenαя dedi ki...

Esselamü aleyküm..

Yüreğine sağlık pabuçum, ibret alanlardan eylesin Mevla..

zeliha (umutsepeti) dedi ki...

Çok güzel,anlamlı bir paylaşım..Emeğine sağlık..Önyargılardan kurtulmamız lazım..Her işte hayır aramamız..

sufi dedi ki...

Gerçekten ibret alınacak bir hikaye.Bozuk ve çirkin görünen her şeyin üzerinde yükselebilecek nice yapıtların olabileceği umudunu veriyor insana.Teşekkürler ve sevgilerimle.

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Çok güzeldi..bir işleme ki bu herkezdeki nakış bambaşka..

LEYLA dedi ki...

:)) yazıcam yazıcam.Ne hoş bir karşılama yazısı bu böyle :)) Ve bu kader öyküsüde gerçekten bir harika.Aslında gerçekten inanıp iman ettiğimiz ve fakat günlük hayata yansıtmayı kimi zaman unuttuğumuz,unuttuğumuz içinde gereksiz sıkıntılara girdiğimiz,kadere kayıtsız şattsız,sorgusuz sualsiz imanı ne güzelde anlatıyor.Halbuki kendimizi Yaradana teslim etsek,O'ndan gelene boynumuz kıldan ince,mevlam görelim neyler,neylerse güzel eyler demeyi unutmasak,hayat bizim için ne kadarda güzel,ne kadarda tahammülü kolay olacak...Sağlıcakla kalın

pabuç dedi ki...

/derkenar,
aleykumselam yüreği güzel...Amin inş.

/zeliha(umutsepeti),
teşekkürler..Haklısın atomu parçalayamayacaz o zaman önyargımızı parçalayalım ;)

/sufi,
haklısınız,saygılar bizden de size..


/O.K.A._MAVİ TUTKU,
kesinlikle..önemli olan nakışı bütün olarak algılayabilmek..

/LEYLA,
güzel yorumunuz için teşekkürler..Gerçekten teslimiyetimiz olsa şikayetlerimiz de olmaz zaten..

Saygılar..

Profösör dedi ki...

Benim aklıma bir karikatür geldi. Birinci karede süslü ve üstünde kıymetli taşlarla bezenmiş bir tahtı olan filin üstünde bir mihrace yol alıyor.. İkinci karede yarı çıplak bir hintli fakir çocuk muz yiyerek önde gidiyor, hemen arkasında birinci karede gördüğümüz mihracenin bindiği fil, tepetaklak gelmiş. Mihrace de tahtın altında kalarak ezilmiş. Bir de ne görelim koskoca fil muz kabuğuna basarak ayağı kayıp tepetaklak geluyor. olan da mihraceye oluyor. bu bir kader olsa gerek. Belki de adli ilahi.

pabuç dedi ki...

/Profösör,
güzel yorumunuz için teşekkürederim..Varolunuz...Düzeni sağlayan adaleti de sağlıyor şüphesiz..Güzel bir örnekti...SAygılar..