Ana içeriğe atla

Derviş Hikayesi


Dergahın kapısı hikmeti arayan herkese açıktı. Dergaha hakikatin peşine düşen herkes kabul ediliyordu. Dergaha geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.
Bir gün dergahın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Bu kapıda sessizce ve sezgiyle buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak. veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki mürid, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı. dergaha girfcmek, fikir halkasına dahil olmak, burada kalmak istiyordu. Kapıyı açan mürid bir ara kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla geri döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Mürid elindeki dolu su kabıyla şunu demek istiyordu:
"Dergahımız yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doludur."
Bu durum karşısında yabancı dergah bahçesindeki güllerin yanına gitti, güllerden bir gül yaprağını alarak kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su bir damla dahi taşmamıştı. Bu durumu gören mürid saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Hal dili ile şöyle denilmişti:
"Dergahta suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı"

Alıntıdır 

Yorumlar

mit dedi ki…
Yazık bize... Sayfalarca yazı yazıyoruz ama bir türlü istediğimizi tam olarak anlatamıyoruz :)

Harika bir alıntı, keşke nereden olduğunu da yazsaydın. Teşekkürler.
bozbek dedi ki…
Harikaa
papuç dedi ki…
tek cümleyle istediklerini derinlemesine anlatabilmek güzel bişey olurdu...
papuç dedi ki…
ARKADAŞLAR İÇERİĞİNDE ARGO YA DA KÜFÜR OLAN YORUMLAR YAPMAYINIZ ZİRA YAYINLANMAYACAKTIR İLGİLİLERE DUYRULUR...SAYGILAR...
murat dedi ki…
papuç sen ne ince hikayeler bulup bloğuna ekliyorsun. güzel bir hikaye...
Anlayamazsin dedi ki…
Cok seviyorum boyle hikayeleri ve kissadan hisseleri.Bir ara cok okuyordum.Sanada bir iki tavsiye edeyim blogunda yoksa ekleyebilirsin.

BIR BILSELER SACLARIMI NEDEN KESTIRMEDIGIMI VE SAHIPSIZ KALAN DIPLOMA.bir tane daha vardi aklima gelmedi ama ben bu ikisini her okudugumda gozlerim dolmustur.okumadiysan mutlaka oku ve inan memnun kalacaksin.:))

konuyu ben tasirdim biliyorum:)emegine saglik.tesekkurler
papuç dedi ki…
@murat, sanırım teşekkür etmem gerekiyor..Sağol varol...gerçekten dikkat edilmesi gereken konuşarda hikayeler bulmaya çalışıyorum sadece...
papuç dedi ki…
@Anlayamazsın,bak sen dedin diy bloğa dua da ekledim Dursun Ali ERzincanlı'dan :) şarkıları sevmiyorsun diye... diğer yorumun içinde bırak çiçekleri yolsun çocuklar helal olsun onlara çiçekler..Papuç tezeleri gurbann olsun onları Yaratana :)
Anlayamazsin dedi ki…
onlarda papuc teeezesini yaradana kurban olurlar:))

tavsiye ettigim kissadan hisseleri oku olurmu,memnun kalacagina yuregimle inaniyorum:) cenem acildi gene:)D
busra dedi ki…
cok guzeldi.
papuç dedi ki…
@Anlayamazsin , ağlattın beni delüüü..okudum hikayeyi..
ruhumunheykeli dedi ki…
O yabancının ellerinden öpmek o lazım, ben o kapıda olsaydım ve mürid su dolu kapla gelseydi, suyu içer boş kabı geri uzatırdım. Kesin mürid dumur olurdu, artık ömrü boyunca ne demek istediğimi anlamaya çalışırdı :)) Her ikisi de arif insanmış, vesselam...
papuç dedi ki…
@ruhumunheykeli, Allah iyiliğini versin tebessüm için teşekkür..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…