Ana içeriğe atla

alladı pulladı 2 lafın arasını:))


..öyle dilbilgisine uyan cümleler kuramam zaten süslü cümlelerle de yazamam kabiliyetim yok yani ..sadece yaşadıklarımdan yola çıkarak aklımdakileri aktarmaya çalışırım hayatım gibi yazılarımda sıradandır yanii işin enteresan tarafı bundan şikayetim yok(yazdıklarımı karşı taraf anlıyorsa tabi) anlaşılmayacak gibi de yazıyorsam vah halime o zaman:))
Sade bi vatandaşım ,sade yaşarım,sade şeylerden hoşlanırım(mesela pırlantanın bile boyutları önemli değildir benim için:))herangi bi tarzım yok ,öyle şuralara takılırım şunlardan uzak dururum yok arabesk dinlemem sadece rock dinlerim,yok öyle yok böyle ..v.b ayırımlarım yok.Hayatın her dalını yaşamayı isterim ne de ola tek bi hayat var bir daha burda olan duyguları olayları nerde görecem..
İnsanları seviyorum kötülerini bile(ki onlar olmasa biz iyi olmayı kimden öğrenecektik)ben insanların bu dünyadan gerçek anlamda iyi insan olarak ayrılmaları için yaratıldıklarını düşünüyorum bu düşüncem belki yanlıştır bilemiyorum ama düşüncem budur:)2 yol var önümüzde ve koca kafamızda da koca bi beyin doğru ya da yanlış yolu seçmek elimizde bu yolculukta hiç kimse bizi istediği yola itemez işte özgürlük bu istedğin yolu seç ama sonra şikayet etmeeeeee(yok ben aslında bu yolu seçmeyecektim elektrikler kesikti arkadaşım beni itti bu yola diye:))
Şimdi yazdıklarımı saçma bulanlar olabilir,isyan dünyada başkaldırış olabilir mesela düzeni beğenmezsinz isyan edersiniz ne bilim ailenizde bazı şeyler ters gelir size isyan edersiniz ,öğretmenlerinize isyan edersiniz v.b ama isyan hayatın kendine olmaya başladığı sürece bence karanlığa yürümeye başlıyor insan..neyse bunu devamını sonra yazarım koca kafamdaki koca beynim diyo ki sus artık devenin_bale_papucu :))
not: nerde kaldığımı unutmadan devam edecem yazıma ..

Yorumlar

yesari dedi ki…
:)) anladım ben seniii...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…