26 Mart 2018 Pazartesi

Seküler bir kutlama mı!? /Serkan ÇELİK

Seküler bir kutlama mı!?
Seküler harekat dinsiz bir toplum inşa etmek için pazarlanan, yeni bir dindir. Şaşırma. “Dinsiz toplum inşa eden nasıl bir din olabilir?” deme! Bilinen ve gerçek olan inanışları ortadan kaldıracak ki kendi dinini empoze edebilsin. Yeni dünya düzenini kendileri şekillendirebilsin.
Nasıl yapıyorlar?
Dini değerlerin içini boşaltıyorlar asimilasyonla, dinsiz bir toplum yaratıyorlar ve içini boşalttıkları dini değerleri bizlere, “Seküler Kutlama” çerçevesinde eğlence kavramı ederek, kapitalizm ile pazarlıyorlar.
3 ana unsur var. Asimilasyon, Dinsiz Toplum ve Kapitalizm. Bunların hepsi Seküler Yapı, unsurları. Bu unsurlar kendi içinde bir çok yardımcı “izm” barındırır! Mesela Sosyalizm, bir toplumun inancını ve dinini elinden alır. Sovyetler Birliği örnektir. Hatta Amerika insanlara inanç özgürlüğü sunma altında emperyalistliğini konuşturmuş, Sosyalist Rusya yok olmaktan korkup, “Kızıl Ordu” ve “Komunizm” gibi kavramları dağıtıp, yıktığını söyleyerek rafa kaldırmış, o da ben inanç özgürlüğü veriyorum ilkesine başvurmuştu. Anlatmak istediğim sosyalizm, seküler yapının devlet kurma politikasında siyasi yardımcısıdır. Görüldüğü üzere tüm “izmler” birbirini tamamlıyor.
Asimile, Dinsiz Toplum ve Kapitalizm’i Örneklendirelim....
Yin Yang vardır hani. Şu toplumlarda “İyilik ve kötülük” kolyesi. Bu Taoizm dininin sembolüdür. Sekülerlik devreye giriyor... İnancın içini boşaltıyorlar, o dini elinden alıyorlar, daha sonra Kapitalizmleri devreye giriyor o dinin sembolü olan Yin Yang’ı, “İyilik ve Kötülük” kolyesi diye pazarlıyorlar. Unutulmaya yüz tutmuş bir inanç, ekonomik katkı sağlıyor, aynı zamanda kolyeyi taşıyan toplum asimileye uğrayıp kültür erezyonuna uğruyor ve inancı ile bağı koparılıyor. Buna bir kaç örnek daha verince daha iyi anlayacaksınız.
Budistlerin, Hinduların ve Jainistlerin meşhur inançlarının ruhani parçası “Yoga Meditasyonu” rahatlama, ruh temizleme gibi yalanlar ile Kapitalizm tarafından pazarlanan en büyük kazıklardandır. Gördüğüz gibi bir erezyon ve inançtan koparma daha. Adım adım dinsiz toplum ve asimile. Shiva Lotus oturuşunu araştırın. Bir kaç yabancı ünlü Bilim İnsanı; “Yoga’nın insan bedenine hiç bir faydası yoktur” demesiyle ayağa kalkmışlardı. Kapitalizm tezgahı ifşa olmasın. İşlerine gelmeyince Bilim yalan söylüyor. İşine gelince doğru söylüyor, ters düşünülemez Bilimle. Neyi kast ettim yazının devamında anlarsınız.
Biraz daha geniş bakalım, ufak şeyler o kadar çok ki...
Cadılar Bayramı vardır. Pagan ve Hıristiyan inancına ait. Arkadaşlar bunada el atıyor. Bu sefer Kapitalizm başta rol oynuyor son da değil. Cadılar Bayramı unsurlarını Seküler Kutlama ile devir alıyorlar. Size bu bayramın değerlerini tüm dünyada eğlence amaçlı kutlansın diye pazarlıyorlar. Sizde “eğleniyoruz canım ne olacak?” diye kurban oluyorsunuz. Sonuç ise diğer unsurlar doğuyor. Bir inancın değeri Kapitalist kurbanı olup, asimileye uğruyor, asimilasyon ile dinsiz toplum inşası doğuyor.
Mr. Bean izlerken farkettim. Şaşırmayın; Hani şu meşhur “Elma Şekeri” varya şekerci Amcamlarımızın, Cadılar Bayramı kutlamasının ana sembolüdür. Bakın nasılda bir inanış asimile edilip dünyanın eğlencesi oluyor ve sembolü bize gelenek gibi pazarlanıyor.
Mesela; Paskalya Böreği, Papaz Eriği’de zihinlerimize yerleştirilip, pazarlama terimi olarak kullanıldı.
Asıl darbenim büyüğü geliyor Hıristiyanlara durun...
Hani şu Gregory Takvimi olan Miladi Yılbaşımız varya, Seküler yapı yine Kapitalizmi ile onu Hıristiyanlardan çalıyor. Dünyada “Seküler Kutlaması” ile çaldıklarını bir inancın en büyük değerini, kutlamalar, Noel kıyafetleri, çamaşırlar, alkoller vesayire ile eğlence aleti yapıp bize bir tepsiyle sunuyorlar. Hıristiyanlığın içini asimile edip, Dinsiz Toplum üretimine insan kazandırmaya devam ediyorlar. Araştırırsanız, Hıristiyan aleminin hepsi bu durumdan şikayetçi. Bize de diyorlar, “Yılbaşı ile Noel farklı kutlayın”. Canım ne alakası var, Noel kutlamıyoruz, yılın başını kutluyoruz, bir inancın manevi değerleri Seküler akımına uğramış, bizde Kapitalizme katkı olsun diye eğleniyoruz sadece. Aaa ne kadar masumuz...
Hıristiyanlık inancının bu kadar kolay asimilasyona uğramasının sebebi, etkisini yitirmiş ve her Papaz’ın kendi fikir ürünü olmuş din olması.
Sırada Müslümanlık var.
Dünya tarihinde bir çok inanış ve din var. Bu inanç ve özgür din anlayışını sadece İslamiyet asimileye uğratmamıştır. Çünkü ümmetçilik anlayışı vardı ve kendileri asla bu kadar medeni olamadı, yönetmeyi başaramadılar, kuduruklukları bu. Bunların asıl savaşı bizle, diğerlerine olan savaş sadece varlıklarını alıştırmak için araç.
Korkmayın bizim inancımız asimile olmadı ancak toplumumuz asimile edildi. İşte bu kavramları bize Kapitalizm ile pazarlayarak asimilasyon gerçekleşti bizde de.
Peki Müslümanlık asimile olmadı ise bize nasıl zarar verdiler?
“izmler” bize atılan Atom Bombası’dır...
Bizi erezyona uğratıyorlar, kültürümüz, örf ve adetimizden bi haberiz. İnancımızla bağımızı koparıyorlar. Dinsiz toplum inşaa ediyorlar. Uyanık olalım.
Toplumumuz asimile edip, Kuran’ı elinden alarak Seküler anlayışını içimize soktular malesef. Kuran elimizden şu şekilde alındı. Baktılarki, yaptıkları her ilimsel araştırmada karşılarına Allah ve Kuran’ı çıkıyor. Biz bunu mağlup edemiyoruz ama toplumu kandırabiliriz dediler. Çünkü Kuran hiç bir ilimle çelişmiyor ve sonsuz ilim üretiyordu. Kısa geçeceğim. Newton’a elma düşürüp yer çekimi buldurdular, Edison’a elektrik buldu yaftasını yükleyip Kapitalizmi elektrik pazarlayıp canlandırdılar, Amerika’yı uzaya çıkarıp gölgeyi unuttular. Bunları yaparak “Bilim yanılmaz, bilim çelişmez, bilim ne derse doğrudur” algısını kabul ettirdiler. Bilim Adamlarını tanrılaştırıp Bilim Dinini ürettiler. Bize de artık Bilimsellik kavramı ile, Kuranla çelişiyor mu demek yerine Bilimle çelişiyor mu dedirttiler. Çünkü Kuran asimile edilemiyordu.
Hesaplarında olmayan tek şeyde “Gaybı yalnızca Allah’ın bilmesi”(Neml-65) Onlar sadece tahmin edebiliyor ama geleceği göremiyor. Bunun içinde kuduruyorlar. Sekülerizm bir Fransa pisliklerinin eseridir. Fransa çağın en büyük şeytan destekçisi. Yaptığı Türk ve Müslüman katliamları, asimilasyonlar onun eseridir. Emperyalist devletlerin hepsi Şeytan Kulu. Korkmayın Şeytan geleceği göremiyor.
Bilim Dini, Sekülerizm, Mitolojiler, “izmler” vesayire hepsinin sonunda ulaşılan Baş Şeytanları “Ra”dır. Güneş sistemi bile Bilim Dininin Tanrı’larıyla isimlendirilmiştir.
Ciltler dolusu kitapla anlatılır bunlar. Ben kısacık farkındalılık yaratmak istedim.
Uyanık olalım. Kültür, örf, adet ve geleneklerimizi hatırlayalım ve yaşayalım yeter. İnancımızdan kopmayalım. Asimileyi önleyelim, dinsiz bir topluma İzin vermeyelim. Kapitalizm daha doğrusu “izm” tezgahlarına gelmeyelim artık!
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Enfal-30)
Allah nurunu tamamlayacaktır. (Saff-8)
Serkan Çelik 'e yazısı için teşekkürler...
Share:

1 yorum:

Ramazan Aksoy dedi ki...

Serkan kardeşim öncelikle saygılar sunarım güzel bir yazı evet sekülerizm bir din ama Avrupa'da uygulanan değil bizde uygulanan şekli din ve adına Kemalizm dediler.Biliyorsun sekülerizm Fransız ihtilaliyle başlayan ve din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak kısaca tarif edebileceğimiz ve bizdeki ifadesiyle Laikliktir.Avrupa sekülerizm yani laiklik yaşantıyı din adamlarını kiliseye gönderirken kiliseye bir mücadeleye girismemistir.Avrupa dini kiliseye hapsederken dinin sosyolojik bir olgu olduğunu göz ardı etmiştir ve karşılığında büyük gelişmelere öncülük ederek teknoloji ve sanayide atılımlara imza atarken dini kiliseye hapsettiği için insanı ve ahlaki değerlerden çöküş yaşamıştır.Bizdeki sekülerizm malesef bir din olarak algılanmış ve Kemalizm adı altında din adamlarıyla bir mücadeleye girisilmistir.Oncelikle din bir kültür ve gelenek değildir din tüm insanlığa hitap eden sosyolojik yani toplumların birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen insan olabilmenin insan gibi yaşamanın kurallarını belirleyen bir olgudur ve Allah'ın dinidir ilk yaradılıştan günümüze kadar farklı şekillerde insanlığı uyaran ve adı İslam olan din insanlar tarafından bozularak farklı isimler altında beşer dinlere dönüştürülmüştür.Gelenek görenek ve kültürel değerler ise toplumların yaşam biçimini belirleyen zenginlikleridir.Bizler din anlayışını belirlerken malesef kendi kültürel değerlerimizi ananelerimizi ve değerlerimizi bir kenara atarak Arap gelenek ve göreneklerini din diye yaşantımızın içine yerleştirdik ve değerlerimizden uzaklaştık ve bunun akabinde dünyaya yayılan sekülerizm ile bizde etkilendik ve kültürümüzü yozlastiran Arap gelenek ve yaşam biçiminden kurtulalım derken sekülerizm adı altında Avrupa'nın yozlaşmış çürümüş gelenek ve yaşam startlarini toplumumuzda adapte etmeye kalktık ve ortaya absürt bir din ve yaşam biçimi çıktı ve biz buna ne sekülerizm diyebiliriz nede İslam, kısaca toplum olarak karmakarışık bir yapıya burunduk, akşam noeli kutlarken sabah namaza kalktık misali.