19 Şubat 2018 Pazartesi

Bu Hayat Hepimizi Yoruyor be Haci!

Yorulduk milletçe yorulduk ... bedenen yorulduk ruhen yorulduk...tatil kültürü de olan bir millet değiliz ki bir tatille de olsa uzaklaşabilsek yorgunluklarımızdan da şöyle dipdiri ayağa kalksak !Arkadaş dertlerin biri bitmeden diğerine geçersen buna kafa mı dayanır ! Üstelik boş kalan yerleri de internetle geçim sıkıntısı aman nasıl giyinsemlerle doldurursanız tabiki de boş yeri kalmayan kafa yürekten yemeye başlayacak!...

Daha yazmama gerek var mı yoksa ilk paragraf yeterli mi halimizi anlatmaya !Mesela sessiz bir ortamda belki de biraz ney sesi eşliğinde yazmam gereken yazıyı ben Mıchael Jackson şarkısı eşliğinde yazıyorum , çok da düzgün cümle mantıklı çıkarımlar beklemeyin yani ! Hem dans hem yazı olmuyor çok denedim olmuyor ...

Neyse slow bi şarkı çıktı radyoda fırsattan istifade ciddi bişeyler yazayım... bildiğim en ciddi cümlem içimde bir deli çocuğun olduğu ve en olmadık zamanlarda ortaya çıktığı... Ve çocuğu kimsenin anlamayacağını biliyor olmam benim tek özelliğim.. o çocuk çok kişiye dost olabiliyor çoğu kişiye neşe verebiliyor ama anlaşılmayı beklemiyor öyle bir kaygı da duymuyor çünkü o çocuğu anlayan bir gün bu dünya ile ilgili yaşanmışlıklarını ona soracak ve cevapları da ondan alacak ! (bu cümlemi anlayanlar beni biraz anlamış saysınlar kendilerini)

Herkes özeldir herkes içinde sessizce bir çocuk bekletir hayatın içinde canlı kalabilmek pes etmemek için.. Kiminin ki şımarık kiminin ki cingöz kiminin ki patavatsız ama hepsi çocuk ... onun için boşverin o bu ne demişi içinizdeki çocuğu dinleyin ara sıra, o size ayakta duracak gücü verir bi'şekilde.. ha bu arada bu dediklerim aklı başında vicdanı yüreğinde insanlar için geçerli şeyler yoksa aklı bi karış havada vicdanını menfaatine köle etmiş tiplerle işimiz olmaz, onlara şeytan bakıyor !!!


Share:

5 yorum:

. dedi ki...

Ama anlaşılmayı beklemiyor... ile devam eden cümleniz dikkatimi çekti. Her ses yankısını arar diye düşünürdüm bir zamanlar. Bir konuda haklısınız, kaygılanacak, endişe edecek bir durum yok. Öyle bir yankının olup olmaması değil mesele. Olup olmamasının bir mesele olmaması mesele.

. dedi ki...

Ama anlaşılmayı beklemiyor... ile devam eden cümleniz dikkatimi çekti. Her ses yankısını arar diye düşünürdüm bir zamanlar. Bir konuda haklısınız, kaygılanacak, endişe edecek bir durum yok. Öyle bir yankının olup olmaması değil mesele. Olup olmamasının bir mesele olmaması mesele.

. dedi ki...

Son bi şey daha, rengi soluyor her şeyin, üstelik, göreceli olarak iyiyken ve iyimser bir haldeyken bile, hissedebiliyor insan bunu. Diyelim ki bunu anladınız, bu, neyi değiştirir?

Pabuc dedi ki...

Mesele ne biliyor musun ,mesele başına gelenlerde senin tepkin ne ? Herşey bundan ibaret ..

. dedi ki...

Peki, bu tepkinin eksiğini/fazlasını, doğrusunu/yanlışlığını, iiliğini/kötülüğünü, faydasını/zararını, ne ile belirleyeceğiz? Hangi ölçüye, hangi teraziye vuracağız? O ölçü, o terazinin kişinin kendisi olabilir mi? Bu mümkün mü, hadi mümkün diyelim, doğru mu? Eğer değilse, o halde ne? Toplum deseniz, külli olmaz! Allah'ın terazisi desem şimdi, çok iddialı olur. Sizin terazinin ne?