6 Ağustos 2017 Pazar

Nerede Ölmek İstersiniz !

Bahsi geçen yer burası olabilüüü :)
Caner Hoca seni ilmiyle döverdi de sen onu Arapça ile vurmaya çalıştın ''Son şifalı idrar savunucusu!''
Yok ya yok bu konuda yazmayacağım ufak bir gönderme ile çıkayım bu konudan ve başka konulara atlayayım...

Nasıl ölmek istediğinizi ya da nerede ölmek istediğinizi hayal ettiniz mi hiç ? Gerçi böyle bir şeyi aklı başında birileri hayal eder mi bilmiyorum da zaten beni benim gibisi takip eder diye düşündüğüm için soruyorum işte!

Çoğu kişi Kabe'de ölmek isterdim der galiba ya da cihat ederken ya da yatağımda ... zaten kimse böyle bi'şeyi hayal etmez ki benimki de soru işte.. ben  Norveç ya da İskoçya'da (Gerçi orası artık Galler sanırım) ölmek isterim!...Anaaaamm aha da radyoda Mehmet ERdem çıktı ama ben şimdi alır başımı giderim bu ölüm konusundan ooffff ne güzel de söylüyor yaaa adam...ne ise :)

Norveç'te bir fiyordun üst kısmında sallanan sandalyemde oturup uçsuz bucaksız okyanusu izlerken ölmek isterdim Rabbim'e Rabbim'in tabiat ayetlerini okurken kavuşmayı isterim. Şimdi diyeceksiniz ki ''neden oralar da ölmek istiyorsun aklını mı kaçırdın ELif!'' ya bu dünyada aklı başında olan kişi hayal kuramaz ki ! Belki de dünyanın her yerini görme arzumdan dolayı ; madem gezemiyorum bari öleyim tarzı ! Öldüğüm yerde toprağa karışayım kimse üzülmesin ardımdan kimseye de sıkıntı olmayayım .. O kadar acı ölümler oluyor ki hayatta bir üzüntü de ben olmayayım isterim...

Çok seviyorum dünyayı ama insansız halini yani kusursuz yaratılmış hali ile insana emanet edilen dünyayı ! Her nereye bakarsanız bakın Allah'ın kusursuzluğunu görüyorsunuz ve hep aradığınız o huzuru en yalın haliyle yüreğinizde hissediyorsunuz ... Ne kadar şikayet ederseniz edin bir güzellik görüyor geçmişi unutuyorsunuz ...Kafam karışık söylemek istediğim bir yığın şey var ama hepsini de bir anda söylemek istiyorum haliyle o da olmuyor hele hele gecenin şu saatinde bir de caz muzik dinlerken ; hiç akıl işi değil yani ...

Buraya kadar yazıyı okuyanlara özel bir şey anlatacağım vakti olan bunları da okusun emi ! Bir gün caddede karşıdan karşıya geçtim karşıda yaşlı bir dede (şöyle uzun boylu görüntüsü perişan olmayan bir dede) yanıma geldi ve ''Bana para verir misin ?'' dedi. Bana dedi bana her şeyden korkan bana ! O an neler hissettiğimi anlatamam (anlatmaya çalışacağım ama yinede) o an yanımda olan parayı vermek zorunda olduğumu yüreğimin her zerresinde hissettim o an sanki o amca sadece benim için oradaydı ve benim imtihanımdı ..size belki abartı gibi gelebilir bu durum ama inanın o an dedenin bakışlarını görseydiniz siz de benim gibi düşünürdünüz inanın...Böyle şeyler beni çok etkiler(milleti tek taş, yat kat etkiler la beni de böyle şeyler etkiliyor işte) O dedeyi asla unutmayacağım bu biiirrr...

Bİr defasında da Ankara  Güven Park'ta ağac altında arkadaşımla oturuyordum uzaktan bize doğru gelen bir kıza gözüm takıldı (halk tabiriyle satanist kılıklı bir kız!) içimden '' Eyvah bu şimdi geliyor ama galiba bize laf çarpacak!'' dedim ,o zamanlar başörtü sorunu çok oluyordu :sataşmalar falan bi de Ankara'dasınız yaaniiii..(ahh ahhh önyargılarımız) Neyse kız geldi ''Yanınıza oturabilir miyim bir kaç sorum olacakta !''dedi .Başladık muhabbete bize hayatını anlatmaya başladı: üviversitede öğrenci olduğunu, ateist olduğunu sonra kendi kendine düşüne düşüne iman ettiğini anlattı. İnsanların tümünü balık olarak düşünüyordum bir okyanus içinde yüzerken bir lidere ihtiyacımız vardı onu da Allah Peygamber olarak göndermiş bize.... gibi ilginç hoş şeyler anlattı . Sonra konu kılık kıyafetine geldi( erkek gibi kesilmiş simsiyah saçları simsiyah kıyafeti ve kulağındaki yığınla küpe dışında hoş bir kızdı da :D )Adı Mine idi sanırım net hatırlamıyorum şöyle devam etti:''Görüntüme çok önem veren biriydim ben ve çok da beğenilen biriydim uzun sarı saçlarım vardı dikkat çekerdi. Bir gün aynanın karşısında süslenirken 'Mine hadi sen Allahı çok seviyorsun ya güzelliğiniz mi daha çok seviyorsun Rabbini mi ?'diye sordum ve gidip saçlarımı kısacık kestirdim. Yİne saçlarımız modele sokup okula gitmeye devam ettim hala güzel görünüyordum yine aynı aynanın karşısında aynı soruyu sordum nefsime 'güzelliğini mi seviyorsun yoksa Rabbini mi ?' ve saçlarımı siyaha boyattım''

Kız bu şekilde iman edişinin sürecini anlattı ve biz de ağzımız açık dinledik haliyle kendisini. Ve en son da arkadaşlarına bu muhteşem duyguyu anlattığını ama hiç birinin onu dinlemediğini hatta onun delirmiş olduğunu söylediklerini üzülerek anlattı. En son kitap yazmaya karar vermiş ve daha çok birikim için daha çok kişiyle dini sohbetler yapıyormuş .. Bu arada hiç bir laf çarpması olmadı iletişiminde :) (yerin dibine geçeyim diye çıkmıştı o kız karşıma çünkü) Arkadaşlarına iman etmenin güzelliğini anlatmak için kitap yazacakmış bak seeen alim değil hoca değil kitap yazacaamış bahele ! (demedim tabi ki böyle,bu sadece bizim dini sahiplenenlere bir göndermem)

Bu olaydan sonra önyargılarımı rafa kaldırdım üzerine de kilit vurdum ...Eee insan olana bu ders yeter di mi yani ! Gerçi bir de turist ile imtihanım var ya onu da başka zaman yazarım artık okuyucuyu da bu kadar zorlamanın anlamı yok yaaanii !

Okuduğunuz için teşekkür ederim ,okuduklarınızı kendinize saklayın kimseyle paylaşmayın dedikodu olabilir ;)  

En sevgiliye emanetsiniz dostlar..

Yazının bitimi de Mehmet Erdem ile oldu güzel tevafuk ;)

2 yorum:

Ramazan Aksoy dedi ki...

Yorumunuzu girin...Öncelikle o resmin oldugu yerde zaten girecegin psikoloji "Ben öldüm cennetteyim galiba" olacaktır, orasi dünyadayken cennette girmek gibi zaten ölüme ne hacet.
Ölüm hayatın gerçegi bunun bilincindeyiz inşaallah ve hep aklımızda ama nerede ölmeyi isteriz hiç düşünmemiştim.Madem deli deliyi takip eder :-) bi düşünelim hani meşhur bir hikaye vardı züppelinin "Azrail şeyhine demiş canını almaya geldim,şeyh efendi kızmış bugün git yarın gel" bi düşünelim azrail neredeyken gelsin yanımıza.Bir video seyretmiştim caminin kamerası çekmiş adam secdede vefat ediyor çok etkilenmiş ve gıpta etmiştim "ne güzel ölüm" diye heralde secde en güzel yer olsa gerek.
Önyargı ve zanlar, en büyük hastalıgımız bu ateist kızı bir yazında daha bahsetmiştin galiba yanlış hatırlamıyorsam.İnsanları dış görünüşüne aldanma hastalıgı hepimizde mevcut ilk intiba hep bu yönde oluyor ve dil kalbin söze dönüşmesi gözler kalbin aynası olunca ilk intiba çogu zaman çöpe gidiyor.Ilk nazar görüntüye degilde söze ve göze olunca karşındaki dile geliyor "Ben zannın degil gerçeginim" diyor.Benim ilk intibam gözlere, anlatıyor aslını ben buyum diye çogu zamanda sezgilerim ve gözlerinden okudugum cuk oturuyor çogu zaman İyi bir özellik degil aslında çogu zaman yanlızlıga itiyor malesef bizleri.
Yaşlı adam mevzusuna gelince o gözlerdeki iç dünyanın yüze yansıması tahmin edebiliyorum.

Adsız dedi ki...

O benim oğlumun da isteği, bulunduğu yerde ölüp gömülmek. Hatta öleceğimi anlasam da çekip gitsem, giderken ya da gittiğim yerde ölsem kimse üzülmese der. Bense bir camın kenarında uzaklar bakarken ölsem. öyle ufka, gökyüzüne, ötesine, hayallerime, umutlarıma, hasretini çektiğim kimselerin yoluna bakarken, sanki bulmuş kavuşmuş gibi...
Nilgün-Ahuzar

İnsan Bu Dünya'ya Dar !

Ne kadar da Vivaldi bi insan :)  Hani dalıyorsun uzaklara da başka bir dünyanın içinde buluyorsun ya kendini ne güzel bir nimettir o ; h...