Ana içeriğe atla

İnsanın Kendini Bitirişi !

Allah akıl verdi kullanmamakta inat ettik, vicdan verdi nefsimize köle ettik , yetmedi tanrıcılık oynamaya başladık, şeytanla yarışırken sarı ışıklarda geçtik şeytanı solladık...Hep başkalarını gösteren bizi es geçen aynalara baktık yıllarca, yaşlanıp saçlarımıza aklar düşünce görmeye başladık kendimizi o taraflı aynalarımızda...Mızmız çocuklar gibi yapılan tüm hataları başkalarına yığdık böyle yaparak kendimizi temize çıkardığımızı zannederek zanlarla ömrümüzü tükettik...

Kuran gönderdi Merhameti Sonsuz Yaratan ama biz onu da OKUmamakta direniyoruz hatta bir yığın mazeretlerle yapıyoruz bunu: Biz kimiz ki anlayalım, aklımız anlamaya yetmez, Kuran zaten yeterli değildir (haşa) başkaları olmadan anlamamız imkansız... gibi akla mantığa ters, yarın Ahirette hiç bir geçerliliği olmayacak bir yığın mazeretler silsilesi ...Ne denebilir ki aklını kullanmamakta direnen insanlara...

Gün geçmiyor akletmeyişimizin acısını çekmeyelim...çekiyoruz çekmesine de bir türlü bunlar bizim başımıza neden geliyor demiyoruz trajikomik olan da bu ! Sen aklına sahip çıkmaz onunla sorgulamazsan seni rahat bırakırlar mı rahat koltuğunda akla binbir türlü vesvese veren şeytanlar! Onlara güveniyoruz da ,Allahın  bize Cennetimizin kapısını açacak olan aklımızı vicdanımıza güvenemiyoruz maalesef ,ne büyük bir kayıp olduğunu geç olmadan idrak edelim inşaallah...

Rabbim ,halimizi kusursuz açıklamış :“Asra yemin olsun ki, hiç şüphesiz insan hüsrandadır. Ancak, iman edip., salih amel işleylenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” Asr Suresi, 1-3

Yorumlar

Ramazan Aksoy dedi ki…
......Nihayet insan,
gücünü kuvvetini bulup
daha sonra kırk yaşına
girince "Ya Rabbî!" der,
"Gerek bana, gerek
anneme babama lütfettiğin
nimetlerine şükür yoluna
beni sevket. Senin razı
olacağın makbul ve güzel iş
yapmaya beni yönelt ve
bana salih, dine bağlı,
makbul nesil nasib eyle!
Rabbim! Senin kapına
döndüm, ben sana teslim
olanlardanım." (Ahkaf,
46/15)
40 yaş olgunluk çagı saçların yavaş yavaş agarmaya başladıgı ve insanın inişe geçtigi yaş galiba.Daha saglıklı daha olgun düşünülebilecek yaş tabi aklına sahip çıkabilen için aslında insanın sorgulama yaşıdır bilinçli ve aklını kullanabilenler için o güne kadar aynalar hep çok güvendigimiz gençligimizi gösteriyordu karşımızda yalan dünyaya kapılmış oyun ve eglencesine dalmış bir sanal süliet vardı karşımızda ve o aklar peydah olunca aynalardaki gerçekle yüzleştik tabi aklımızı birilerine teslim etmemişsek.Hoş Rabbim fırsat veriyor gerçekle yüzleştiriyor işte o anı yakalayanlar büyük uyanışı ve dirilişi yakalıyor yukarıdaki ayet o anı temsili olarak bizlere sunuyor.
2008 tam 40 merdiven dayamışken başlayan uyanış ve diriliş önce Kuranı anlama gayreti sonra farklı ortamlarda fikir alış verişi o kadar çok insanla tanıştım tartıştık kimi dost oldu kimi kafir diye düşman oldu hadi onlar tanımıyorlar sanal alemde bir adam diye ya tanıyanlar işte insanı yıkan ve kahreden onlar ve sonuç Rabbim bir rehber olarak Kuranı vahyetti Resul bize emanet etti bize düşen onu anlamaya çalışmak ve gayret etmek diyorlarki aman ha meal Kuran degil aman ha tarih olmadan Kuranı anlamaya kalkmayın aman ha arap gelenek ve kültürünü ögrenmeden Kuranı anlamaya kalkmayın aman ha arapca ögrenmeden Kuranı anlamaya kalkmayın peki ne yapalım onu en iyi anlayana kendinizi teslim edin yav he he görürsem söylerim.
Ramazan Aksoy dedi ki…
Kuranı kendi dilimizde anlama
gayreti içinde olsaydık arap
kültürü ve yaşam biçimini İslam
dini diye yaşamaya kalkmazdık.
Pabuc dedi ki…
Önce "Kuranı anlayamazsınız!" a inandırdılar halkı sonra da kendi saltanatlarını kurdular ! Kuranın anlaşılır olduğuna inanan halka hacı hoca gerekmeyecekti çünkü... ama suç yine ümmetin kendinde niye açıp okumuyorlar kitaplarını çünkü dinlemek tüm mesuliyeti birine birilerine yığmak işlerine geliyor sonrası ümmetin hali ortada !..
Ramazan Aksoy dedi ki…
Yanıtınızı girin...Okuyanlar var hemde senden iyi biliyorlar ama idrak ve anlayış fıtrat bu okumalardan uzak olunca okudukları her ayeti kendi inanmak istedikleri şekilde anlıyorlar çünkü meali yapanlarda aynı zihniyet ve malesefki Kuranın aslına yapamadıkları tahrifatı meallerle yapmışlar uydurulan din inancına paralel mealler yapılmış adam önüne ayeti seriyor bak ayette yazıyor hem Kuran diyorsun hem ayete karşı çıkıyorsunuz diyerek hazine bulmuş fukara gibi sevinç çıglıkları atıyorlar kimileride dedigin gibi vebal onların bizim aklımız ermez hesabı onlar verecek biz onlara uyduk diyorlar işte biz onlara afedersin ama beyinsiz ve dangalak diyoruz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…