Ana içeriğe atla

Musa Olmayı Seçtik !


"Bizim,bizden başka dostumuzun olmadığı!" gerçeğinin hayatımızda maddi manevi sıkıntılar estirdiği, düşmanlarımızın açık açık dile getirilebildiği kıldan ince kılıçtan keskin dönemlerden geçiyoruz; münafıkların cirit attığı fitnenin kol gezdiği tehlikeli dönem...Ve, ya şuur/feraset ve birliğimiz beraberliğimiz bizi kurtaracak ya da içimizdeki münafıkların yardımıyla düşmanlarımız bizi frenleyecek , biz buna kısaca "İstiklal Mücadelesi" diyoruz...

Biz pes etmeyeceğiz öyle bir kod yok genlerimizde ...Savaşçı (mücadeleci) bir milletiz ve bizi bir birimize bağlayan ırklarımız değil imanımız ve imanımız bize: zulme zalime karşı dik durmayı mazluma dosta karşı da mütevazi /dost olmayı emrediyor!

Zulüm(!) denen illet, Ademi Cennetten kovduran fitne ateşini ateşleyen şeytan ile başladı ve Ademin çocuklarıyla da dünyaya düştü ! O gün bugündür mücadelemiz son hızla devam ediyor; mikrodan makroya...Kendi içimizdeki mücadeleden tutun da dünya üzerindeki toplumsal mücadelelere kadar hep aynı ateşin kıvılcımlarından tutuşmuş yangınlar...

Biz (ben, sen, o, biz, siz, onlar) hangi taraftayız asıl mesele bu ; çoğunluğun seçimleri belirleyecek gidişatı ! Ya Firavuna baş eğmiş halklar gibi köleliği zorunlu seçeceğiz ya da bu sisteme dur demek için kıyama kalkacağız; halklar kendi adlarına ülkeler de dünyada bu ezen/ezilen sistemin parçalanması adına kıyama kalkacak ...Yoksa bu sistem ,sistemi kuranları da sistemin kölelerini de eninde sonunda yutacak ...

Bizim savaşımız da işte bunun için çok daha büyük ve  düşmanımız çok ! Biz bu yolda ,sistemin köleliğini reddeden Musa olmayı seçtik ,karşımızda ise sistem kurucusu ve kurduğu sistemi korumaya tüm gücünü veren Firavunlar ... Dursanızda ilerlesenizde sizi yok etmeye odaklanmış Firavunlar!... Peki ölümü şehadetle taçlandırmak için yaşanlar için "durmak!" diye bir şey var mıdır ? Peygamberi bir yola çıkanlara kazanmadan ölmek var mıdır ? Bir ölüm bin diriliş değil midir bu yolda...

Ölümle korkutamayacağınız kişileri maddi şeylerle korkutmaya kalkışırsanız sadece içlerindeki münafıkları temizlersiniz ! Düşmanın en tehlikelisi münafıklardır ve onlar da her zorlukta kendilerini belli ederler geriye müminin de vatandaşın da samimisi kalır bu da şer zannedilenin müminler için hayır olarak dönmesi demektir !

Zor dönemlerden geçiyoruz ... Yalnızlık zaten yol arkadaşımız bizim Allahtan başka ne dostumuz ne de yardımcımız var ;Ona sığındık Onun yardımına inanıyoruz ve güveniyoruz ...Onun yolunda onlalım da varsın dünya düşmanımız olsun...Madem ölüm bir defa gelecek o da Rabbimizin çizdiği yok üzere olsun !.. Zalime karşı kıyama durduk bir kere ,rükuya ümmet olarak namaz halinde eğileceğiz inşaallah ...

Yorumlar

Profösör dedi ki…
Münafığın alametlerinden birisi fitneci oluşudur. O kendini gizlese de kendini belli eder. Şuurlu bir toplum fitne çıkartanları bertaraf etmiştir. Hepimizin beşer olarak hataları vardır. İyi yönlerimiz dururken kötü yönlerimizi öne çıkartmak bizi lime lime etmek isteyenlerin projelerine su taşımak demektir. Allah bizi birbirimizden ve birliğimizden ayırmasın. Düşmanları da cehennemin dibine soksun.
Pabuc dedi ki…
Amin inşaallah Mehmet Hocam..
Böyle bir dönemde düşmanlarla aynı dili kullanmak da bizi kötü durumlara sokabilir tehlikelere şuurlu yaklaşmak lazım...
Ramazan Aksoy dedi ki…
Evet mücadeleyi seviyoruz savaşcı ruhumuz genlerimizde var ve özgürlügü seviyoruz ama malesef kötü yanımız fitne ve fesat tuzagına düşüyoruz hırslarımızın esiri oluyoruz güç ve iktidar için gerekirse önümüze ne gelirse yıkıp geçiyoruz.Tarihimize baktıgımızda bir yigit çıkıyor tek başına çıktıgı yolda insanları peşine takıyor ve bu yolda düşmanla mücadele ederken içerde bunu hazmedemeyen çekemeyen dost bildiklerinin fitne ve fesatlarıyla mücadele veriyor bu huyumuzu bir türlü atamadık.Bu millet sırf kendi içindeki fitne ve fesatcılar yüzünden kendi elleriyle kurdukları devleti yıkmasıyla meşhur oldu,düşmanına korku salan bir millet içerdeki hainlerden bir türlü kurtulamıyor.
Pabuc dedi ki…
Bilip bilmeden konuşmayı da çok seviyoruz maalesef.. hatta her şeyin en iyisini bizim bildiğimizi zannediyoruz hatta öyle ki devlet bile hiç bişey bilmiyor biz biliyoruz!Hiç sabretmeyi acaba o da haklı mıdır demeyi bilmiyoruz ya da belki bir bildiği vardır demeyi..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…