Ana içeriğe atla

Ne Kendimize Ne de Düşüncelerimize Güvenimiz Var !

Yaa konuşmayı bilmiyoruz,kibrimiz bizi iletişimden uzak tutuyor !
Yoksa neden düşman gibi davranıyoruz ki kendi dinimizden olanlara bile ! Hani internet ortamında atıp tutuyoruz ya ;sen fasıksın sen vahhabisin sen selefisin sen şusun sen busun diye bunu neden yapıyoruz ? Çünkü tanımadan zanla atıp tutmak kolayımıza geliyor, adem olup o kişiyle konuşup onu tanıma zahmetinde bulunmuyoruz çünkü ne kendimize ne de düşüncelerimize güvenimiz yok ,öyle olmasa neden başkaları diyor diye başkalarına iftiralar atalım ki ! 

Bir insanın her şeyi mükemmel olamaz ki, mükemmelliği Rabbimizin yarattıklarında görüyoruz insanların yaratılışında görüyoruz ama bir insan( iradesi ve nefsi olan varlık) nasıl mükemmel olabilir ki zaten bir de imtihanın ne anlamı kalır zaten ! Ama yoook biz kendimiz mükemmelmiş gibi(ahh kibir ahhh!) başkalarının da mükemmel olmasını bekliyoruz ! Yok ya mükemmellik de beklemiyoruz başkaları hep eksiklik içinde olsun ki biz de hep o kişileri zanlarımızla etiketleyelim vik vik hep onlar hakkında konuşalım istiyoruz. Halaaa eksiklikleri hataları eleştirmeyi bile başaramıyoruz bir hatada/yanlışta direkt şahsı hedef alıyoruz onu kötülüyoruz (kibir ah kibir!)

Adam/kadın bir sürü şey yazmış görüyoruz ve niyeti de güzel kendimize uymayan tek bir şey yazdığını gördüğümüz an hemen zannımızı kalkan yapıyor nefreti de yanımıza alıp  o kişiyi kötülemeye başlıyoruz ! Ya kimse bizim sevdiğimizi sevmek, bizim gibi düşünmek zorunda değil ki , bizdeki de neyin kafası ! Dinle ,oku içinden faydalı olanları al faydalan niye pire için yorgan yakıyorsun be gafil, yok yani madem o kadar sevmiyor onaylamıyorsun niye takip ediyor yazılarını okuyorsun? Kötülemek için bilgi mi topluyorsun derdin ne ! 

İyiyi görmek isteyen iyi tarafları görür ,kötü görmek için bakan kötü yanları görür ama akleden insan her ikisini görür ya kabullenir ya da kötü tarafları örnek olarak düzeltilmesinde yardımcı olur ya da gerçekten yapamadını anlarsa da uzaklaşır... Kendi egosunu yüceletmek için insanları karalama derdine düşmez ! 

Ben her kötü özelliğimizin temelinde kibir olduğunu düşünenlerdenim. Kıskançlığın, dedikodunun ,iftiranın  .... Birilerini küçümser kötülerken bilerek ya da bilmeyerek kendimizi yüceltiyoruz gibi ssanki ! Evet belki söylediğimiz şeyler karşımızdaki kişide vardır ama niyetleri bilemeyiz ve o kişilerden uzaklaşma hakkımızı kullanabiliriz ama düşünmeyip uzaklaşmayı da seçmeyip sadece eleştirmek de neyin nesi oluyor ! 

Bırakalım herkes romanını rahat kafayla yazsın ve biz de iyi niyetli eleştiriyle nefret eleştirilerini bir birine karıştırmayalım inşaallah...Çok afedersiniz ama bir maymun kendi kı..nı görmez ama diğer maymunların kı..nın da açıkta olduğunu konuşup durmaz; biz başkalarının açıklarını konuşmaya o kadar çok odaklanmışız ki kendi kı..nın açıkta olduğunu unutmuş maymuna dönmüşüz !

Yorumlar

Ramazan Aksoy dedi ki…
Mekkede Kabeye yakın mütevazi bir evde dünyaya gelen peygamberimiz arap kabilelerinin adeti olarak süt anneye verildi.o yetim olarak büyüdü“O, Sen’i bir yetim bulup da barındırmadı mı?” (ed-Duhâ, 6).her yetim gibi çünkü o bizden biriydi.Peygamberimiz İbrahim peygamberin dinini yaşadıklarını iddia eden kureyşlilerin dinini hep sorgulamıştır“Seni, şaşırmış bulup doğru yola eriştirmedi mi?” (ed-Duhâ, 7) Hatice validemizle evliligi onu ticaret için gittigi diger şehirlerde daha önce bilgisi olmadıgı dinlerle(hırıstiyan ve yahudiler)karşılaşmasına vesile oldu ve içinde bulundugu kureyş kabilesinin dinini sorgulamaya başlamıştır.Hira onun içinde bulundugu kabilenin sapkınlıklarından kaçıp tefekkür ettigi bir sıgınagı olmuştur.Biliyordiki kureyşlilerin inançlarını sorgulaması onu sıkıntıya sokacaktı.Yine tefekküre daldıgı bir gün vahiyle tanıştı o artık aradıgı Rabbini bulmuştu korku yoktu artık onun için çünkü tek dayanagı tek yardımcısı Rabbiydi artık.Ve Rabbinin emrini teblig etmeye başladı.Korktugu gibi kavmi onu dışlamıştı Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.(duhan 14) “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.(furkan 8) "Bu mu Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği?" diye hep seni alaya alıyorlar.(furkan 41)"Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.(kamer 24)ve yurdundan uzaklaştırdılar.peygamber onlara hitaben De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”(ahkaf9) Ve ben, Allah'ın hazineleri yanımda demediğim gibi gaybı bilirim de demiyorum ve ben bir meleğim gibi bir söz de etmiyorum, fakat sizin gözünüze hor görünenler hakkında, Allah onlara hiçbir suretle ve kesin olarak bir hayır vermez de diyemem. İçlerinde ne var, Allah daha iyi bilir. Ancak onları kovar, haklarında bu çeşit sözler söylersem mutlaka zulmedenlerden olurum.(hud 31)“De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor.” diyerek kavminin insandan uyarıcı olmaz biz sana inanmıyoruz bizim atalarımız bize bunu ögretmedi “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” (lokman 21)diyerek peygambere düşman olmuşlardır.peygamberimiz normal bir insan gibi yaşamış rızgını kazanmak için çalışmış bizden biridir.acıkınca yemek yer uykusu gelince yatar öyleki kureyşliler bile onun bu hali içinDediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır.(furkan 7)peygamberi yüceltme sevdasında olan onu üstün niteliklerde görmek istayanler hep müşrikler olmuştur.biz kuranda anlatılan peygamberin bizim gibi bizden biri içimizden biri olarak sevdik ona iman ettik ve onun bize emenet ettigi
KURANA sahip çıkacagız.Artık şu rivayetlerde anlatılan müşriklrin görmek istedigi insanüstü bir varlık haline getirilen peygamberi anlatmayı bırakın.BİZ KURANDAKİ BİZDEN BİRİ OLAN PEYGAMBERE İMAN EDİYORUZ. Ramazan AKSOY
Pabuc dedi ki…
Hayy Allah razı olsun bu güzel yorum (yazı)için Hocam...Lütfen ilk fırsatta yazmaya başlayın ... dua ile..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…