Ana içeriğe atla

İster OKUyun İster OKUmayın, Özgürsünüz !

      Anlamak istemeyene sabahlara kadar anlat ne çıkar. Anlamak istemiyor ki ! Sen anlat dur, karşındaki hala ''Kur'an var AMA..'' diyor. ''Kur'an var ama yetmez!'' de diyebiliyor. Hatta Rabbimiz :''Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?''(Kamer 17) dediği halde birileri çıkıp ''Biz okusak da anlamayız!'' diyor. Ba ba ba Allah'a muhalefet ediyorlar !!! Bunun başka bir anlamı var mı biri çıkıp bana desin ! Neyse hiiiiç girmeyeceğim bu konulara ; isteyen okur isteyen okumaz. Okuyan Rabbini dinini doğru anlar/tanır ,okumayan da tanıdığı sanır ve bir zannın peşine gider,mutlak doğru diye ! Herkes özgür !...

      Ben yine kendimi kitaplara verdim ,Rabbim okuduklarımı anlamayı nasip etsin dualarımla... Herkese de okumayı tavsiye ediyorum. Öncelik her zaman ve hiç değişmeden Kur'an olmak şartıyla. Kitap/lar okusunlar diye ısrarla söylüyorum.Çünkü insanlar kendileri okumadan yanlışlarını fark edemiyorlar. Dedim ya, siz sabahlara kadar anlatın onların bir kulaklarından girip diğerinden el sallayarak gidiyor sözleriniz.. Okurlarsa hiç değilse gözleri ve akılları şahitlik yapacaktır gerçeklere, de dönerler belki hatalardan ...yanlış yollardan...

İşte benim yeni dostlarım..Sevgili Kitaplarım






Yorumlar

Adsız dedi ki…
Guzel kitaplar.
Ben de kisa zaman once Mehmet okuyan in Kisa surelerin tefsiri nin butun ciltlerini aldim.
Sohbetlerindeki aciklamalari okadar guzel samimi ve acik ki tefsiri de oyle dir diye dusunuyorum.
absalom dedi ki…
oy kıymetli pabuç oy...
çok çetin bi mücadeleye girdin sen.

dünya hep aynı şekilde işler...
hiç değişmez.
kostumler değişir sadece.

martin luther azılı bi türk düşmanı olmasına rağmen kitabını latinceden kendi diline çevirip devrim yapmıştı...

çünkü hikaye hep aynıydı onlarda okunmasını anlanmasını istemiyolardı.

sen biliyosun hikayeyi herkes duysun diye yazıyorum tekrar...
benim imanımı sorgulayan adama kuranı okudun mu dedim hayır dedi...
hediye ettim.
karısı incili tevratı merak ediyodu...
hediye ettim.

aradan bir yıl geçti yine rqkı masasında hem de imanımı sorguladı...
size verdiklerimi okudunuz mu dedim.
hayır dediler.
kaldırmışlar kitaplığa tozlanmış.

kaç yaşındasın sen dedim...
50 dedi.
hayatında hiç kitabını okudun mu dedim hayır dedi...
ben sana hediye ettim yine mi okumadın dedim...

televizyonda onca hoca var onları dinliyorum ne gerek var ki dedi ya pabuç.

bu adam benim imanımı sorgulama cüretine giriyo düşün.

anlamazlar gülüm...
yorma kendini.
anlamıyorlar.

sen kendi iç huzuruna bak...

şahane bi laftı ben bunu kullanırım...

bu dünyadaki yegane amacımız aklımızı korumaktır :))

şahane bi arkadaş etmişti bu lafı.

:))
Pabuc dedi ki…
/Adsız (birine böyle hitap etmek ne komik oluyor)

MEhmet Okuyan'ın, öncelikle dini Kur'andan anlatması ve de samimi (çoğu zaman da kinayeli) dil kullanması sohbetlerini güzel kılıyor. Rabbim kendisinden razı olsun...
Pabuc dedi ki…
/absalom,
''oy oyyy'' derdimi anlatacak en güzel kelime ;)

Okumuyor ama ahkam kesiyor çünkü adam kendi dinini kendi kafasında icat etmiş onunla seni beni de Cehennemlik ilan ediyor ! Yoksa aklı başında biri neden Allahın kitabı dururken kendi kafasına konuşsunki yaaaani !

Bi video izlemiştim belki sen de izlemişsindir (İzlemediysen muhakkak izle https://www.youtube.com/watch?v=ZYrI6S9WWQ4) Orada gence dini öğreten Hocası çok güzel br söz söylüyor (Bizim ülkemizde olsa bunu kimse söylemezdi ona) ''Allah'ın sözü varken insana söz düşmez!!'' Ama biz Allah adına da konuşacak kadar hadsizleştik artık maalesef ...

O kadar çok şey var ki anlatacak ama senin de dediğin gibi hikaye hep aynı ve değişen bir şey yok..Peygamberi taşlayan bir neslin gelmiş hali bu sanırım...

Aklımızı koruyalım elimizde bi o kaldı ;)

Sevgiler..
Ramazan Aksoy dedi ki…
''Allah'ın sözü
varken insana söz
düşmez!!'' Muhteşem söz facede paylaşıyorum bu sözü hakkını helal et.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Öğretmenimizle Eğitim-Öğretim Üzerine Röportaj

Röportaj: Pabuç - Aslı Öğretmen
Sevgili blogger dostlarım; Bundan böyle bloğumuzda röportajlara da yer vereceğim.İlk konumuz toplum olarak geleceğimizin oluşmasında temel taşlarımızdan olan eğitim-öğretim kurumlarımız  ve sorunları. Ne yazık ki; eğitim sisteminin çarpıklığından doğan sorunlara temel çözümler getirilmez ise, geleceğimizin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın, kimlik, kişilik, kariyer sahibi olmalarını bunun yanında insanlık idealinde hizmet etmelerini esas alan müfredatların öğretim ve eğitim alanında reformların yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu reformlar  ancak zihniyet değişiminin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yaşadığımız şehirde, bir ilköğretim okulunda  öğretmenlik yapan bir öğretmenimizle, eğitime dair kısa bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı yakaladık.  Fen Bilgisi öğretmenliği yapan "Aslı Öğretmen" bizim ricamızı kırmayarak söyleşi sonrularımızı blog okuyucularımız için bize içtenlikle cevaplandırdı. Bundan ötürü kendisine teşe…

Gözlerim Dalıyor

Gözlerim dalıyor içimde var olan uzaklara.... Noktasını koyamadığım cümlelerime ve ünlemi eksik olmayan düşüncelerime...
Gözlerim dalıyor, Yaşantım içinde bir tarafa ötelediğim Hayallerime..
Gözler dalınca bir tanıdığın gelir derler büyükler, Benim gözlerim dalıyor; beni ben yapan düşüncelerime,sevinçlerime,tebessümlerime..
Gelin ve hiç gitmeyin! Yaşadıklarımın yanında siz de hep yer alın; ötelediklerim,düşüncelerim,tebessümlerim,hayallerim... Beni ben yapan hislerim...


Teşekkürler Rabbim !..

En eski günlerden başlamayacağım bu sefer zira yaş artık tamamen kemale erdi sayılır eskilerden de iyice bi uzaklaştım...
Öyle :" Bir Kasım akşamı doğmuşum..." gibi tamamen klişe şeylere de başvurmayacağım söz!.

Eskiyi yad ettikçe içimi acıtan gerçekleri hatırlıyorum onun için herkesin sürekli dile getirdiği şeyi yapıp anın içinde yaşamaya çalışıyorum, zaten hayal kurmayı yıllar önce bırakmıştım: hayatın gerçekleriyle hayallerimin uyuşmadığını fark ettiğimde..

Çok güzel bir ailem oldu büyürken ve dünyada arayıp bulamayacağım denklikte de bir sevdiceğim ve canlarım...çok şükür ,hep şükür ,sonsuza kadar şükür...

Hayat işte öyle ya da böyle geçiyor herkese ayrı mekanlar ayrı ortamlar ayrı yardımcılar ayrı düşmanlar ayrı imtihan soruları verilmiş herkes bir telaşın içinde yaşayıp gidiyor..Felsefik şeyler yazmak istemiyorum tüm roman olmaya aday hayatlara saygımı sunuyorum buradan ....Yaşayın la yaşayın son nefesinize kadar doyasıya...Gülümseyin, kızın bağırın çağırın sonra pişma…