25 Eylül 2013 Çarşamba

Ne Yazacağımı Bilmeden Başladım İşte Sonucu !


İnsan kendini anlatır mı? ''Evet''anlatır birileri anlasın da artık onunla uğraşmasın diye  mesela ! Hatta birileri anlasın da fazla şey beklemesin diye de anlatır!..E tabi anlat anlat nereye kadar dediği anda da bir susar ki pir susar ...Gerçi susmak da konuşmakta bir işe yaramaz bazen çünkü hepimizin bildiği gibi herkes nasıl isterse öyle yaftalıyor karşısındakini ! (ünlemli cümleler kurmak pek hoşuma gidiyor !!! daha mı ciddi gibi görünüyor ne!)

absalom gibi başlayayım bu cümleye ;) (absalom kim diye soran olacak olursa buyrun tanıyın sevin sayın absalom'u )

Şimdi sevgili okuyucu,
ben hayatı anlık yaşamayı seven biriyim şöyle ki;
yarın korkum her daim var ama yenmeye çalışıyorum.
Düne bağlı kalmayı hiç ama hiç sevmiyorum (dün de kalmış o güzeller güzeli günler hala yüreğimin arşiv raflarında en temiz yerlerinde duruyor, o ayrı) ama dün kim nedemişti,
kim beni üzmüştü,
kim ne pislik yapmıştı, kim neredeydi , ne yaşamıştım ne yaşayamamıştım...bla bla...Evet o zamanlar canımı bir hayli sıkmıştır olanlar/olaylar da onu peşimde sürüklemenin anlamı yok diye düşünür yoluma devam ederim.
Geçmişi geçmişte bırakır, ben bu günün sinirlendiğim olaylarına bakarım (pehh illa sinirlenecem kafaya koymuşun bir kere)

Nasılsa insanlar değişmiyor ,değişmedikleri için söylemleri de değişmiyor ,söylemleri değişmediği gibi ahlakları da değişmiyor ..e benim de elimde sihirli değneğim olmadığına göre onları değiştiremem, ne yapayım oldukları gibi kabul edip kalbimin en en en silik bölümlerin itiyorum onları ,bakıyorum keyfime ; yapacak başka bi'şey yok !

Hayatımda bir defa ''bu kişiyi affetmiyorum, aynı acıyı onunda yaşamasını görmek istiyorum''diye düşünmüştüm.Beddua etmedim ama beni çok üzen o anı yaşamasını  çok istemiştim.Ama bir süre sonra anladım ki onun böyle bir şeyi yaşamasına gerek yok! O,  bir insan için en büyük tehlikenin zaten kölesi olmuş yol olmakta, bir de o anı yaşmasına gerek yok ki ;onun derdi ona yeter (ki  derdinin umarım bir gün farkına varır) Egosu onu öyle bir eline geçirmiş ki yaptığı her haksızlık kendi hakkı gibi görünmeye başlamış..Neyse o da mazide kaldı ve bir karıncanın hayatını düzenleyen Rabbim yapılan en ufak şeyi görüyor ve hesabını soracaktır....Ben herşeyi O'na havale ediyorum, en güzelini en doğrusunu O bilir...

Herkesin farklı özellikleri var (ki ben bu özelliklerin bizi biz yapan dünyadaki renklerimiz olduğunu düşünüyorum) bazılarımız çok titiz,bazılarımız korkak,bazılarımız disiplinli, bazılarımız gamsız, bazılarımız neşeli, bazılarımız karamsar....v.b. bir birimizi böyle kabullenmek lazım ,kabullenmek rahatsız ederse de uzaklaşmak lazım! Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, bence bu büyük de bir nimet ! Düşünsenize herkes beni sevmekle yükümlü olsaydı (ayy ne sıkıcı) Mecbur mu canımm, insanlar benim gibi gamsız ,geveze,katı,çok gülen, dalgacı, anlaşılma kaygısını bir an yaşayıp sonra önemsemeyen, vefasız,tembel,üşengeç,dediğim dedik(!), meraklı (bilgiye ) birini sevmeye...Çok şükür ki değil...Ama insanlara yaratılışından dolayı saygı duymak lazım.Sevmediğimiz,kanımızın ısınmadığı kişilerden uzak kalmak da bir saygı çeşididir bence.Kaparsın çeneni , sataşmazsın  antipati duyduğun kişiye olur biter..

Aslında ne yazacaktım nerelere geldim (ben hep böyleyim sanırım)
Beni sevenleri  baş üstümde taşırım ,sevmeyenleri de ötelemem sadece kendimi onlardan uzak tutarım tıpkı sev(e)mediklerimi kendimden uzak tuttuğum gibi...Sevmiyorum diye, yanında bulunup laf sokmaya çalışmam,densiz şakalar yapmam,sürekli ona zıt görüşlerimi  söyleyip/yazıp durmam ya da seviyormuş gibi yapmam bana da yapılsın HİÇ istemem...

Yazıyı bitirsem iyi olur.
Bitirmeden önce şunu da yazayım içimde kalmasın.Mustafa Sandal'ın BU ŞARKISI içinde Gülşen vokalleri çok güzel olmuş .Sırf o vokal için dinliyorum bu şarkıyı ..Tamam gereksiz bir bilgiydi bu ama malumunuz benim sayfam olduğu için içimden ne geliyorsa paylaşıyorum işte..Rahatsızlıktan dolayı kusura bakmayın..

Bana kötülüğü olana kadar, başkalarına aşağılayıcı davranışları olmadığı sürece, kibrini rehbet edinmediği sürece,haddini bildiği sürece ,kimseye zulmetmediği sürece, Yaratanına küfretmediği sürece, egosunu tanrı edinmediği sürece,aynı fenalığı/yanlışı 5 yıldan uzun devam ettirmediği sürece (!) , kendi doğrularını tanrı edinmediği sürece, düşüncelere olmasa da insanlara saygılı olduğu sürece insanları seviyorum sevmeye de devam edeceğim...

Okuduğunuz için teşekkür ederim, var olunuz..
Share:

2 yorum:

Gökhan Tunç dedi ki...

Üstad Farjad ın kanunlarının hüküm sürdüğü bir gece daha; uykunun arzulu davetini duyulmaz kılan, sevgili özlemini doruklara taşıyan ve yalnızlığın dostane çağrısı kalbe kazıyan...
Bilinmezliğin keşfi ile başlıyor yaşamlar ve bedene kavuşacak geleceğin korunan sırlarının
hoşnutsuzluğun da devam ettiriliyor.Geriye doğru akamayan nehirlere veya kırmızı ışıklar da durmayı korkakça bulan sürücülere özenen zamanın, geçmişin kütüphanesinde depoladığı anılara kalıyor tüm yük. Ne olacak sorusunun cevabını aranıyor anılar kütüphanesinde hem de şimdinin yazıldığı anda geçmişe emanet edildiği adaletsiz düzende...
Kitaplarda kaybolur bazımız, bazımız da gündelik uğraşlarda.Kaybolmadan bulamayız kendimizi belki de,ve belki de bulduğumuz artık kendimiz değildir. Aynı şarkının tekrarında başka benle karşılaşma düşündürtüyor bunu. Bir keşkem daha olsun ;gece tembellik edip gelmeyi unutsa arada, kendimi daha az kaybeder daha az arardım o zaman...

Pabuc dedi ki...

Hep beklentilerle süslenmiş yaşamlar..Bir başkasının hayatına renk katmak niyetiyle başlayan ama gri rengi katıp olan renkleri de yutma eğilimin de bakışlar...
Olduğu yerle olmak istediği yer arasında dibi görünmek uçurumlar barındıran yaşamlar ve anlamadan bakan gözler hissetmeyen yürekler..

Bİr keşkem olsa daha en başından kendimi yaşamak isterdim ;kim ne derleri hep ardıma atarak!...Keşkelerimi korkularıma katıp tüm hatalarımla ve başıma gelecek olumsuzlukları cesaretle yüklenip yaşamak isterdim kendimi...Ve keşkelere kalmamayı isterdim.................